Dijital Dönüşümde Vergi!

Dördüncü Endüstri Devrimi'nin bir parçası olarak görülen "dijital dönüşüm" bir taraftan kişileri, markaları, kurumları ve devletleri etkisi altına alırken diğer taraftan da bildiğimiz kavramlara yepyeni anlamlar katmaktadır.

Peki, sıkça duyduğumuz dijital iş yeri, dijital vergilendirme ve bunların getirdiği bir takım yükümlülükler hakkında ne kadar fikir sahibiyiz?

Dijital Vergi sayfasında, hazırladığımız Türkçe ve İngilizce makalelerle bu konulara kısaca değinmekteyiz.


Uluslararası Şirketlerin Türkiye'de İşyeri Oluşturmaksızın Yaptığı Elektronik Ticarette KDV Uygulamaları

Erdal Dinçtürk | Deloitte, Vergi Ortağı

Dar mükellef kurumların Türkiye’de mükellefiyet tesis ettirmeksizin yaptığı dijital ürün ve hizmet teslimlerinin vergilendirilmesi 464 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 1.7.2016 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesiyle pek çok uluslararası şirketi ilgilendiren bir boyut kazanmıştır.

Katma Değer Vergisi Kanunu genel olarak vergilendirmeyi mal teslimleri ve hizmet ifaları çerçevesinde değerlendirmiştir. Türkiye’de vergi mükellefi olmayan dar mükelleflerden satın alınan malların KDV’si ithalat sırasında beyan edilip ödenmektedir. E-ticaret kapsamında internet üzerinden mal satın alan bireysel tüketiciler içinse (B2C) gümrük vergileri dağıtımı yapan şirket tarafından beyan edilip ödenmektedir. Dolayısıyla dar mükellef kurumlardan e-ticaret kapsamında satın alınan malların KDV beyanı ve ödemesi mevcut sistemde zaten yapılabilmektedir.

Türkiye’de vergi mükellefi olmayan dar mükelleflerden Türkiye’de KDV mükelleflerine yapılan (B2B) dijital ürün ve hizmet satışlarında ise vergilendirme bu hizmetlerden Türkiye’de faydalanılması kaydıyla sorumlu sıfatıyla yapılmaktadır. Hizmeti satın alan KDV mükellefi hizmet bedeli üzerinden sorumlu sıfatıyla KDV’yi ödemekte ve aynı zamanda bu KDV’yi aylık KDV beyanlarında indirim konusu yapmaktadır.

Ancak asıl sorun bireysel tüketicilere yapılan dijital ürün ve hizmet satışlarında ortaya çıkmaktadır. Aslında yasal olarak bu durumlarda da Türkiye’de hizmeti satın alan bireysel tüketici, satın aldığı malın KDV’sini sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemekle yükümlüdür. Bununla birlikte günümüz ekonomisinde milyonlarca kişinin internet üzerinden dijital ürün ve hizmet satın aldığı düşünüldüğünde sorumlu sıfatıyla KDV beyanı yöntemiyle milyonlarca kişiden (hem de beyanname alınarak) KDV toplanmasının pratikte pek mümkün olmadığı aşikârdır.

Bu kapsamda uluslararası şirketlerin Türkiye’de mükellefiyet oluşturmaksızın doğrudan bireysel tüketicilere sattıkları dijital içerik çeşitleri genellikle şunlar olmaktadır:

  • Elektronik Kitap,
  • Bilgisayarlara ya da akıllı telefonlara indirilen içerikler ve uygulamalar,
  • Ücret karşılığı internet üzerinden oynanan oyunlar ya da oyunlar için satın alınan içerikler,
  • Internet üzerinden oynanan bahis oyunları,
  • Internet üzerinden izlenen televizyon ya da filmler, radyo yayınları,
  • Internet üzerinden dinlenen müzikler,
  • Internet üzerinden satın alınan online eğitimler,
  • İnternetten indirilen görseller.

Satın alınan bu içeriklere baktığımızda bunlardan pek çoğu Türkiye’de bir vergi mükellefinden de satın alınabilir niteliktedir. Bu durumda genel olarak KDV oranının %18 olduğunu varsayarsak Türkiye’de vergi mükellefi olmaksızın internet üzerinden satış yapan bu dar mükellef kuruluşlar Türkiye’de vergi mükellefi olanlara göre %18’lik bir maliyet avantajı taşımaktadır.

464 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile getirilen bilgi verme zorunluluğu kayıt dışı dijital içerik ve hizmet satışlarının kayıt altına alınmasını amaçlamaktadır.

Ancak mevcut KDV Kanunu’na göre bu dijital içerik ve hizmet satışlarından KDV tahsili teorik olarak mümkün olsa da pratik olarak imkânsızdır. Bu sebeple mevzuatta bu yönde değişiklik yapılması gerekir.

Avrupa Birliğinde Uygulama Nasıl? 

Avrupa Birliği mevzuatını incelediğimizde internet üzerinden yapılan hizmet satışlarına ilişkin KDV’nin beyanı ve ödenmesi detaylı olarak açıklanmıştır. Öncelikle Avrupa Birliği KDV direktiflerine göre Avrupa birliği ülkelerinde vergi mükellefiyeti bulunmayan dar mükellef kuruluşlar sadece KDV bakımından mükellefiyet tesis ettirebilmektedirler.

2006/112/EC sayılı kararla herhangi bir Avrupa Birliği Ülkesinde verilen iletişim hizmetleri, radyo ve televizyon yayınları ve internet üzerinden verilen hizmetler, hizmetin satın alındığı ülkede KDV mükellefiyeti gerektirmektedir. Bu mükellefler aylık elde ettikleri gelirleri beyan etmekte ve bu gelirler üzerinden hesapladıkları KDV’yi ilgili ülkeye ödemektedirler.

Hatta Avrupa Birliği Komisyonu bu tarz global şirketlerin istedikleri bir Avrupa Birliği ülkesinde mükellefiyet tesis ettirebilmelerini ve tüm AB ülkelerinden elde ettikleri geliri bu ülkeye beyan edebilmeleri konusunda çalışma yürütmektedirler (mini one stop shop).

Bu çalışmanın amacı internet üzerinden yapılan içerik ve hizmet satışlarında uluslararası şirketlerin henüz yaklaşık %20’sinin vergi mükellefi olması ve bu oranın artırılmasıdır. Avrupa birliği ülkelerinin bireysel tüketicilere yapılan satışlardan elde edilen gelirle ilgili bilgileri bankalardan ve aracı kuruluşlardan istemesi kişisel bilgilerin gizliliği mevzuatı açısından mümkün değildir. Bu sebeple vergi beyanını kolaylaştırarak daha fazla vergi toplamanın yollarını aramaktadırlar.

Önerimiz.

454 sayılı VUK Genel Tebliğine göre 1.1.2016 sonrasında internet üzerinden içerik ve hizmet satan uluslararası şirketlerin Türkiye’den elde ettikleri gelirler biliniyor olacağından bu tarz gelirler üzerinden KDV tahsilatı artık daha kolay olacaktır. Ancak bu tahsilatı yapabilmek için ya Avrupa Birliği KDV direktiflerine paralel olarak hizmet satan uluslararası şirketlerin sadece KDV için mükellefiyet tesis ettirmesi mümkün kılınmalı ya da yurtdışına ödemeye aracılık eden kuruluşlara (bankalar vb.) bu ödemeler üzerinden sorumlu sıfatıyla KDV ödenmesi yükümlülüğü getirilmelidir.