Tarih : 08.05.2017
GİB'de Yayım Dönemi : Temmuz 2017

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı: 62030549-120[6-2013/433]-125274

Tarih: 08.05.2017

Konu: Finansman temini amacıyla teverruk yöntemi ile bankadan vadeli olarak satın alınan emtia sertifikasının nakde çevrilmesi karşılığı bankaya ödenecek vade farkının indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

             İlgide kayıtlı özelge talep formunda;

            - Şirketiniz tarafından "Teverruk" ya da "Uluslararası Murabaha" adı verilen finansal enstrümanla bir mal alımının finanse edilmesi eylemi de işleme dahil edilerek finansman temin edilmesinin amaçlandığı,

            - Bu kapsamda banka teverruku yöntemiyle yurt dışındaki yabancı bir bankadan vadeli olarak satın alınan metal sertifikasını peşin olarak satıp şirketinizin finansman ihtiyacının karşılandığı,

            - Banka teverruku konusundaki uygulama sürecinde;

            1) Yurt dışı banka ile şirketiniz arasında Genel Murabaha Sözleşmesi imzalandığı,

            2) Şirketinizin bankaya murabaha sözleşmesi kapsamında teverruk talebiyle başvurduğu,

            3) Teverruk talep formunun şirketiniz tarafından imzalandığı,

            4) Talep formunda şirketinizin ihtiyaç duyduğu nakit miktarı ve banka tarafından eklenecek farkla vade ve farkların belirtildiği,

            5) Şirketinizin bankaya uluslararası piyasadan alınacak emtia sertifikasının satın alınmasıyla ilgili yetki verdiği,

            6) Bankanın ilgili emtiayı uluslararası borsadan satın aldığı,

            7) Bankanın kendi adına satın almış olduğu emtiayı talep formunda anlaşılan şartlarda maliyetine kar ekleyerek şirketinize vadeli olarak sattığı,

            8) Bankanın ilgili emtiaya ait sertifikayı aracılar vasıtasıyla borsada peşin olarak satıp nakde çevirerek parayı şirketiniz hesabına aktardığı

            belirtilmiş olup, vadeli olarak uluslararası borsalardan aracılar vasıtasıyla satın alınan emtia sertifikasının peşin olarak satılması sonucunda, vadeli alıp peşin satımdan dolayı oluşan zararın, alım satımın doğduğu bu dönemde gider yazılıp yazılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

            Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, "Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

            1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

            2- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

            Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur."

            hükmüne yer verilmiştir.

            Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ve "dönemsellik ilkesi" olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesinde ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikali sağlanmaktadır.

            Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketin finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla "teverruk" ya da "uluslararası murabaha" yöntemiyle bankadan vadeli olarak satın alınan emtia sertifikasının, peşin olarak satılarak nakde çevrilmesi karşılığı bankaya ödenecek vade farkı tutarlarının, vade farklarının tahakkuk ettiği dönemlerde kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.