Tarih : 06.10.2016
GİB'de Yayım Dönemi : Ocak 2017

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı: 64597866-125[6-2015]-17781

06.10.2016

Konu: Ek garanti satış gelirleri ile bunlara ilişkin prim ödemelerinin hangi dönem kurum kazancının tespitinde dikkate alınacağı.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin satışını gerçekleştirdiği beyaz eşya, televizyon, bilgisayar gibi elektronik ürünlerde mevcut garantiye ilaveten ek garanti paketi satışı yaptığı ve söz konusu ek garanti paketinin elektronik ürünün satış tarihinde devreye giren 1 yıllık Kazaen Zarara Uğrama ve Hırsızlık Garantisi ile elektronik ürün üreticisinin vermiş olduğu yasal garanti süresinin bitiş tarihi itibariyle devreye giren ve isteğe göre 1 yıl, 2 yıl veya 3 yıl süreyle verilen uzatılmış garantilerden oluştuğu, söz konusu satışların elektronik ürünlerin satışı anında ürün satış faturası ile birlikte “Genişletilmiş Garanti” adı altında müşterilerinize faturalandırıldığı belirtilerek, ek garanti paketi satışlarından kaynaklanan risklerinizin şirketinizle …A.Ş. (… A.Ş.) arasında imzalanan Ek Garanti Sözleşmesi ile sigorta şirketine devredildiği, ek garanti süresinde herhangi bir hasar oluşması durumunda bütün maliyetlerin sigorta şirketi tarafından üstlenildiği ve sigorta şirketinin aylık ek garanti paket satışlarınızı dikkate alarak, her ay prim tutarlarını şirketinize dekont ettiği belirtilerek, şirketinizin ek garanti paketi satışlarından elde ettiği gelirler ile sigorta şirketine ödenen prim tutarlarının hangi dönemin kurum kazancının tespitinde dikkate alınacağı ile ek garanti satış gelirleri ve sigorta prim tutarlarının tamamının ürün satışıyla birlikte gelir/gider hesaplarına intikal ettirilip ettirilemeyeceği konularında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, ikinci fıkrasında ise safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde yer alan “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

            1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

            2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

            Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.” hükmü uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

            Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.

            Anılan bent hükmü uyarınca, yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün bulunmamaktadır.

            Diğer taraftan, ticari kazancın tespitinde geçerli olan iki temel ilke "dönemsellik" ve "tahakkuk esası" ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar veya mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin eksiksiz tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Ticari kazancın elde edilmesi, tahakkuk esasına bağlanmış bulunduğundan; bir gelir unsurunun özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.

            Buna göre, şirketiniz tarafından satışı gerçekleştirilen elektronik ürünlerin satışı anında ürün satış faturası ile birlikte “Genişletilmiş Garanti” adı altında müşterilere satılan ek garanti paketlerinden elde edilen gelirlerin ek garanti paketlerinin satışının yapıldığı dönemin geliri olarak dikkate alınması, sigorta şirketine ödenen prim tutarlarının ise dönemsellik ilkesi gereğince prim ödemelerinin yapıldığı dönem kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.