Tarih : 04.01.2017
GİB'de Yayım Dönemi : Ocak 2017

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: 38418978-125[6-15/36]-2997

04.01.2017

Konu: Ticari alacaklarını sigorta ettiren işletmenin sigorta miktarını aşan ek prim tutarını dönemsellik ilkesi gereği gider yazması hk.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;
 
- Şirketinizin yurt içi ve yurt dışı satışlarından kaynaklanan ticari alacaklarının bir kısmının riskli müşteriler için sigortalandığı ve sigorta döneminin 01.07.2014 - 01.07.2015 olduğu,
 
- Poliçe düzenlenirken, şirketiniz tarafından tahmini belirlenen cironun %80'i dikkate alınarak asgari prim tutarının tespit edildiği, dönemsellik ilkesi gereği poliçe tutarının 6 aylık kısmının 2014; kalan 6 aylık kısmının ise 2015 yılında gider yazıldığı,
 
- Sigorta şirketinin, poliçe süresinin sonu olan 01.07.2015 tarihinde, dönem içinde yapılan sigortaya konu satış toplamı ilk başta belirlenen cironun %80'ini geçtiğinden, aradaki ciro farkını prim oranı ile çarparak, ek prim tutarını 01.10.2015 tarihinde düzenlenen zeyilname ile tarafınıza gönderdiği,
 
- Zeyilnameye konu ek prim tutarının, Ocak-Haziran/2015 arası altı aylık döneme isabet eden ciro üzerinden hesaplandığı, çünkü poliçe ilk düzenlendiğinde başlangıçta belirlenen tahmini cironun %80'inin Aralık/2014 sonunda gerçekleştiği, dolayısıyla Ocak-Haziran/2015 arası için ek prim isteme hakkının doğduğu
 
belirtilmiş ve ek poliçe tutarının 2015 yılında gider yazılıp yazılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.
 
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
 
Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde; bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır.
 
Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası" ve "dönemsellik" olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. Ayrıca "Dönemsellik" kavramı gereği işletmeler, gelir ve giderlerini tahakkuk esasına göre muhasebeleştirmek, hasılat, gelir ve karlarını aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırmak durumundadırlar. Bu ilke uyarınca, gelir ve giderlerin ilgili oldukları dönemde kaydedilmesi gerekir.
 
Şirketiniz ile sigorta firması arasında imzalanan poliçede, sigortalının beyan edeceği ciro üzerinden net fiyatla prim ayarlaması yapılacağı ve varsa ilave primin zeyilname çerçevesinde tahakkuk ettirileceği ifade edilmiş olup, 01.10.2015 tarihinde de Ocak-Haziran/2015 dönemi için işletmenizin tahmini cirosunun %80'ini geçen brüt tutar dolayısıyla sigorta firması tarafından zeyilname düzenlenerek ek primin istenildiği anlaşılmıştır.
 
Buna göre, 01.07.2014 - 01.07.2015 dönemini kapsayan sigorta poliçesinde, ilave sigorta priminin poliçe dönemi içerisinde mahiyet ve tutar itibarıyla hesaplanamaması ve poliçe dönemini takip eden üçer aylık döneme ilişkin zeyilname ile belirlenmesi nedeniyle, söz konusu zeyilnamenin düzenlendiği tarihte ek primin tahakkuk ettiğinin kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla söz konusu ek prim tutarlarının tahakkuk ettiği tarih itibarıyla kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı tabiidir.
 
Bilgi edinilmesini rica ederim.
 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.