Tarih : 18.02.2016
GİB'de Yayım Dönemi : Eylül 2016

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı : 62030549-125[30-2014/253]-13805       18/02/2016
Konu : Yurt dışından alınan hizmetlerin KV ve KDV karşısındaki durumu. 
 
 
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, yurt içi ve yurt dışı müşterilerinize sahibi olduğunuz web sitelerinden reklam ve tanıtım hizmeti verdiğiniz belirtilerek söz konusu hizmetlerin yapılabilmesi amacıyla yurt dışından temin edilen hizmetlerin vergilendirilmesi hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.


            KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3'üncü maddesinin ikinci fıkrasında; birinci maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayanların, yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında ise dar mükellefiyet mevzuuna giren kurum kazancının hangi kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye'de bir işyeri  olan veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançların, dar mükellefiyet konusuna giren kurum kazancı olarak vergilendirileceği hükmüne yer verilmiştir. Aynı fıkranın dördüncü fıkrasında da, bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimi temsilci bulundurulması konularında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.
            Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 30'uncu maddesinde, dar mükellefiyete tabi kurumların bu fıkranın bentlerinde yer alan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslarda dâhil nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından %15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılması öngörülmüş ve kesinti oranları  03/02/2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Ancak, anılan maddede ticari kazanç kapsamındaki ödemeler üzerinden tevkifat yapılmasına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
           ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI YÖNÜNDEN:
            Türkiye-İrlanda Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01/01/2011, Türkiye-Avustralya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01/01/2014, Türkiye-ABD Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01/01/1998 tarihlerinden itibaren uygulanmaktadır. Bu tarihlerden önceki dönemlerde elde edilen gelirler için vergilendirmenin tamamen iç mevzuat hükümlerimiz esas alınarak yapılacağı tabiidir.
            Şirketiniz tarafından yurt içi ve yurt dışı müşterilerinize sahibi olduğunuz web sitelerinden reklam ve tanıtım hizmeti verebilmek amacıyla temin edilen hizmetler karşılığında İrlanda, Avustralya ve ABD mukimi şirketlere yapılan ödemelerin, temin edilen bu hizmetlerin sınai, ticari veya bilimsel tecrübeye dayalı bilgi birikimine veya sınai, ticari veya bilimsel teçhizatın kullanımı ya da kullanım hakkına yönelik olan ve ilgili Anlaşmaların birer örneği ekli 12 nci maddeleri kapsamında ele alınan gayrimaddi hak niteliğinde hizmetler olmaması koşulu ile, söz konusu Anlaşmaların birer örneği ekli "İşyeri"ni düzenleyen 5 inci ve "Ticari Kazançlar"ı düzenleyen 7 nci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.         
            Söz konusu Anlaşmaların "Ticari Kazançlar"ı düzenleyen 7 inci maddelerinin 1 inci fıkraları uyarınca, İrlanda, Avustralya ve ABD mukimi şirketlerin Türkiye'de, ilgili Anlaşmaların "İşyeri"ne ilişkin 5 inci maddeleri kapsamında, bu gelirlerin elde edilmesi ile bağlantılı bir işyerine sahip olmaksızın elde edecekleri gelirleri vergileme hakkı mukim oldukları ülkelere aittir. İrlanda, Avustralya ve ABD mukimi şirketlerin Türkiye'de ilgili Anlaşmaların 5 inci maddeleri kapsamında, bu gelirlerin elde edilmesi ile bağlantılı bir işyerine sahip olmaları durumunda Türkiye'nin de bu işyerlerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere bu kazançları vergileme hakkı bulunmaktadır.
             Diğer taraftan, söz konusu hizmetlerin ilgili Anlaşmaların birer örneği ekli "Gayrimaddi Hak Bedelleri" başlıklı 12 inci maddeleri çerçevesinde gayrimaddi hak niteliğinde bir hizmet olması durumunda, şirketiniz tarafından anılan hizmet karşılığında yapılan ödemeler üzerinden Türkiye'de vergi kesintisi yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda, İrlanda ve Avustralya mukimi firmalara yapılan Türkiye kaynaklı ödemeler üzerinden alınacak vergi, gayrimaddi hak bedeli gayrisafi tutarının %10'unu, ABD mukimi firmalara yapılacak Türkiye kaynaklı ödemeler üzerinden alınacak vergi ise bu ödemelerin sınai, ticari veya bilimsel teçhizatın kullanımı veya kullanım hakkı karşılığında yapılması durumda gayrimaddi hak bedeli gayrisafi tutarının % 5'ini, maddede belirtilen diğer gayrimaddi haklar karşılığında yapılması durumda ise %10'unu  aşmayacaktır. Söz konusu ödemelere iç mevzuatımızda daha düşük bir oranın uygulanması halinde iç mevzuatımızda belirlenen bu düşük oranın uygulanacağı tabiidir.
             Yukarıda belirtilen ülkelerde mukim şirketlerin ilgili Anlaşma hükümleri çerçevesinde Türkiye'de vergi ödemeleri durumunda Türkiye'de ödenen vergiler, ilgili Anlaşmaların "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi"ne ilişkin maddeleri çerçevesinde İrlanda, Avustralya ve ABD'de mahsup edilebilecektir.
            Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için İrlanda, Avustralya ve ABD mukimi söz konusu teşebbüslerin İrlanda, Avustralya ve ABD'de tam mükellef olduğunu ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkelerde vergilendirildiğini İrlanda, Avustralya ve ABD yetkili makamlarından alacağı bir belge (mukimlik belgesi) ile kanıtlamaları ve bu belgenin aslı ile birlikte Noterce veya İrlanda, Avustralya ve ABD'deki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilmiş Türkçe tercümesinin bir örneğini ilgili vergi dairesine veya kendilerine yapılan ödeme üzerinden vergi sorumlularınca vergi tevkifatı yapılması durumunda ise vergi sorumlularına ibraz etmesi gerekmektedir.
            Diğer taraftan, bahse konu ülkeler dışında kalan ülkelerin mukimlerinden hizmet alınmasına ilişkin olarak bilgi talep edilmesi halinde söz konusu talebin başvurulan ülkeler yönünden ayrıca değerlendirilmesi gerekeceği tabiidir.
            KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN:
            Katma Değer Vergisi Kanununun;
            - 1/1 inci maddesinde Türkiye'de ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/2 nci maddesinde ise her türlü mal ve hizmet ithalinin KDV ye tabi olduğu,
            - 6/b maddesinde, işlemlerin Türkiye'de yapılmasının, hizmetin Türkiye'de yapılmasını veya hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını ifade ettiği,
            - 9'uncu maddesinde ise mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği, hüküm altına alınmıştır.
            26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren KDV Genel Uygulama Tebliğinin "I/C-2.1.2.1. İkametgâhı, İşyeri, Kanuni Merkezi ve İş Merkezi Türkiye'de Bulunmayanlar Tarafından Yapılan İşlemler" Bölümünde; "3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre bir hizmetin KDV nin konusuna girebilmesi için Türkiye'de ifa edilmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun (6/b) maddesinde ise Türkiye'de yapılan veya faydalanılan hizmetlerin Türkiye'de ifa edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
            Buna göre, ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanların Türkiye'de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı ancak Türkiye'de faydalanılan hizmetler KDV ye tabi olacaktır.
            Bu gibi hizmet ifalarında mükellef, esas olarak hizmeti ifa eden olmakla birlikte, Türkiye'de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmadığından, KDV nin tamamı, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir." denilmektedir.
            Ayrıca KDV Kanunun'un 26'ıncı maddesinde, bedelin döviz ile hesaplanması halinde, dövizin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk Parasına çevrileceği de hükme bağlanmıştır.
            Buna göre, şirketiniz tarafından yurt dışından alınan hizmetten Türkiye'de yararlanıldığından bu hizmet ifası KDV'ye tabi olacaktır. Söz konusu firmanın Türkiye'de ikametgâhı, iş yeri, kanuni merkezi veya iş merkezinin bulunması halinde, yurt dışındaki satıcı firma tarafından hizmet bedeli üzerinden hesaplanacak verginin düzenlenen faturada gösterilmesi ve 1 No'lu KDV Beyannamesi ile beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir.
            Öte yandan, verginin mükellefi yurt dışındaki satıcı firma olmakla birlikte, söz konusu firmanın Türkiye'de ikametgâhı, iş yeri, kanuni merkezi veya iş merkezinin bulunmaması halinde hizmet bedeli üzerinden hesaplanacak verginin, Kanun'un 9/1 inci maddesi gereğince şirketiniz tarafından 2 No'lu KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.