Tarih : 03.06.2016
GİB'de Yayım Dönemi : Eylül 2016

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı : 62030549-125[30-2015/226]-72250       03/06/2016
Konu : Geçici süre ile yurtdışında görevlendirilen personelden yurtdışında kesilen vergilerin iadesi 
 
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Başkanlığımız … Vergi Dairesi Müdürlüğü … vergi kimlik numarasında kayıtlı ... unvanlı şirketinizin Kasım/2014 tarihine kadar mükellefiyeti bulunduğundan, 2014 takvim yılı başından itibaren şirketinizin bir personelini Çin Halk Cumhuriyeti'nde geçici süre ile görevlendirdiğinden, söz konusu personelin Çin Halk Cumhuriyetinde çalıştığı süre içerisinde şirketiniz ile olan iş akdinin devam ettiğinden, kendisinin geçici görevli olduğu süre boyunca ücretinin tamamının şirketinizce ödendiğinden, söz konusu ödemelerin gelir vergisi tevkifatına tabi tutulduğundan ve aynı ücretler üzerinden Çin Halk Cumhuriyeti'nde de vergilendirme yapıldığından bahisle, yurtdışında kesilen vergilerin iade edilip edilmeyeceği ile iade edilecek ise söz konusu iadenin nasıl yapılacağı hususunda görüş talep edilmekte olup konuya ilişkin Başkanlığımız görüşü aşağıda yer almaktadır.
 
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1 inci maddesinde;
 
            "Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır." denilmiş, aynı kanunun 3 üncü Maddesinde ise "Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler:
 
            1. Türkiye'de yerleşmiş olanlar;
            2. Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye'de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısiyle yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısiyle Gelir Vergisi'ne veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)"
            hükmüne yer verilmiştir.
            Öte yandan, aynı kanunun 4 üncü maddesinde ise, ikametgahı Türkiye'de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye'de yerleşmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
            Bu kapsamda, şirketiniz personelinin geçici bir süre ile yurtdışında görevlendirilmesi ve bu süre içerisinde ücretinin Türkiye'den ödenmesi nedeniyle işçi-işveren ilişkisinin devam etmekte olduğu görülmektedir. Bu durumda, söz konusu çalışanın Gelir Vergisi Kanunu'nun 3 üncü maddesinin 2 numaralı bendi uyarınca tam mükellef sayılması, Türkiye içinde ve dışında elde ettiği tüm kazanç ve iratları üzerinden Türkiye'de gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
            Yine Gelir Vergisi Kanunu'nun 61 inci maddesinde ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin 1 inci bendi ile hizmet erbabına ödenecek ücretlerin 103 ve 104 üncü maddeleri kapsamında gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
            Öte yandan, "Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması" 01.01.1998 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.
            Söz konusu Anlaşmanın "Kişilere İlişkin Kapsam" başlıklı 1 inci maddesinde, Anlaşmanın Akit Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan kişilere uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kişiler tarafından diğer Akit Devletten elde edilen kazançların hangi ülkede vergilendirileceğinin tespit edilebilmesi için öncelikle bu kişilerin hangi ülkede mukim olduklarının bilinmesi gerekmektedir.
            Anlaşmanın "Mukim" başlıklı 4 üncü maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları;
            "1.Bu Anlaşmanın amaçları bakımından "bir Akit Devletin mukimi" terimi, o Akit Devletin mevzuatı gereğince ev, ikametgah, kanuni merkez veya benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefiyeti altına giren herhangi bir kişi anlamına gelir.
            2.  1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Akit Devlette de mukim olduğunda, bu kişinin statüsü aşağıdaki şekilde belirlenecektir:
            a) Bu kişi, daimi olarak kalabileceği bir meskenin bulunduğu Akit Devletin mukimi kabul edilecektir. Eğer bu kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni varsa, bu kişi, kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu (hayati menfaatlerin merkezi olan); Akit Devletin mukimi kabul edilecektir
            b)Eğer kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin yer aldığı Devlet saptanamazsa veya kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni yoksa bu kişi kalmayı adet edindiği evin bulunduğu Akit Devletin mukim kabul edilecektir;
            c) Eğer kişinin her iki Akit Devlette de kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya aksine her iki Akit Devlette de böyle bir ev sözkonusu değilse, bu kişi vatandaşı bulunduğu Akit Devletin mukimi kabul edilecektir;
            d)Eğer kişi her iki Akit Devletin de vatandaşıysa veya aksine her ikisinde de Devletin de vatandaşı değilse, Akit Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşmayla çözeceklerdir. "
            hükümlerini öngörmektedir.
            Buna göre, bir devletin iç mevzuatında öngörülen ev, ikametgah veya benzer yapıda herhangi bir kriter nedeniyle o devlette vergi mükellefiyeti altına giren bir gerçek kişi, o devletin mukimi kabul edilmektedir. Akit Devletlerin iç mevzuatları gereğince kişinin aynı anda her iki devletin de mukimi olması durumunda ortaya çıkan çifte mukimlik sorunu ise 2 nci fıkrada yer alan kriterler sırasıyla uygulanmak suretiyle çözümlenecektir.
            Bu kapsamda, bahse konu personelin Türkiye'nin yanı sıra, Çin Halk Cumhuriyeti iç mevzuatınca bu ülkenin de mukimi olduğunun kabul edilmesi durumunda kişinin mukimi olduğu devlet, Anlaşmanın 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan kriterlerden önce yer alana öncelik verilmek suretiyle belirlenecektir.
            Buna göre, söz konusu personel iç mevzuatımız hükümleri çerçevesinde Türkiye mukimi olarak kabul edilecek ve tüm dünya gelirleri üzerinden Türkiye'de vergiye tabi olacaktır.
            Diğer taraftan Anlaşmanın "Bağımlı Faaliyetler" başlıklı 15 inci maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları;
            "1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet akdi dolayısıyla elde ettiği maaş, ücret ve diğer benzeri menfaatler bu hizmet diğer Devlette ifa edilmedikçe, yalnızca ilk bahsedilen Akit Devlette vergilendirilebilecektir. Eğer hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir diğer Akit Devlette vergilendirilebilir.
            2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer:
            a) Gelir elde eden kişi bu diğer Akit Devlette ilgili takvim yılı içinde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve
            b) Ödeme bu diğer Akit Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve
            c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden yapılmazsa,
            yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir."
            hükümlerini öngörmektedir.
Anlaşmanın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi"ni düzenleyen 23 üncü maddesinde ise;
" 1. Türkiye mukim olanlar için çifte vergilendirme aşağıdaki şekilde önlenecektir.
Bir Türkiye mukimi, bu Anlaşma hükümleri uyarınca hem Çin'de hem de Türkiye'de vergilendirilebilen bir gelir elde ettiğinde, Türkiye, Türk vergi mevzuatının yabancı vergilerin mahsubuna ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere, bu kişinin gelirine isabet eden vergiden, Çin'de aynı gelir üzerinden ödenen verginin mahsubuna müsaade edecektir. Bununla beraber söz konusu mahsup, Çin'de vergilendirilebilen gelir için, mahsuptan önce Türkiye'de hesaplanan vergi miktarını aşmayacaktır."  
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Türkiye'de mukim durumunda olan söz konusu personelin Çin'de ifa ettiği hizmetler bakımından 15 inci maddesinin 2 nci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan üç koşulun bir arada gerçekleşmesi durumunda vergileme hakkı yalnızca Türkiye'ye ait olacak; birinin ihlal edilmesi halinde ise Anlaşmanın 15 inci maddesinin 1 inci fıkrasının son cümlesi uyarınca söz konusu ücret gelirlerinden Çin Halk Cumhuriyeti'nin de vergileme hakkı doğacaktır. Böyle bir durumda ortaya çıkan çifte vergilendirme ise, Anlaşmanın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi" başlıklı 23 üncü maddesi hükümlerince önlenecek olup, anılan madde çerçevesinde ücret gelirleri için Çin Halk Cumhuriyeti'nde ödenen vergi tutarı Türkiye'de bu türden gelirlere ilişkin ödenecek vergiden mahsup edilebilecek, bununla beraber bu mahsup, söz konusu gelir için mahsuptan önce hesaplanan Türkiye'deki vergiyi aşmayacaktır.
Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu'nun 123 üncü maddesi uyarınca tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergileri, Türkiye'de tarh edilen Gelir Vergisi'nin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından anılan maddede açıklanan usul ve şekle uyulmak kaydıyla indirebilmelerine imkan veren hükümleri de Anlaşmanın 23 üncü maddesince saklı tutulmaktadır. 
Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için, Türk yetkili makamlarından alınacak ve kendisinin Türkiye'de mukim olduğunu gösterir bir belgenin (mukimlik belgesi) Çin Halk Cumhuriyeti yetkili makamlarına ibraz edilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.