Tarih : 02.06.2016
GİB'de Yayım Dönemi : Eylül 2016

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı : 62030549-125[30-2015/283]-72085       02/06/2016
Konu : Fransa mukimi firmanın Türkiye'de mukim bir firmaya vermiş olduğu krediye ilişkin doğan faizin vergilendirilmesi. 
 
İlgide kayıtlı özelge talep formlarında, müvekkili olduğunuz Fransa mukimi firmanın, Fransa'da kurulu bulunan ve Fransa'da bankacılık ve sigorta sektörünü denetlemek ve gözetmekle görevli olan … tarafından kendisine verilen izin kapsamında bankacılık hizmetleri vermeye yetkili olduğu ve üçüncü kişilere kredi sağladığı, …/İstanbul adresinde mukim … İstanbul Şubesi aracılığı ile Türkiye'de bankacılık sektöründe faaliyette bulunduğu, …. ile … tarihinde yapılan kredi sözleşmesi uyarınca adı geçen kuruma 2 yıl vadeli kredi verildiği, kredi işlemine ilişkin sürecin Fransa'da bulunan genel merkez tarafından yürütüldüğü, … İstanbul Şubesinin hiç bir şekilde kredi işlemine taraf olmadığı gibi söz konusu işlemin hiç bir aşamasında rolü, fonksiyonu ve çalışmasının da bulunmadığı belirtilerek, verilen kredi karşılığında …'nin yapacağı faiz ödemelerinden vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı, yapılması durumunda Fransa'da ödenecek vergilerden mahsup edilip edilmeyeceği ve elde edilen faiz geliri dolayısıyla … İstanbul Şubesinin daimi temsilci olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, bu nedenle işyeri oluştuğunun kabul edilip edilmeyeceği ve İstanbul Şubesine pay verilmesi gerekip gerekmediği ile faiz ödemelerinin banka ve sigorta muameleleri vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi ve kaynak kullanımını destekleme fonuna tabi olup olmadığı hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup, konuya ilişkin Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kurumlardan, kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanların, dar mükellef esasında sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmış, dördüncü fıkrasında ise bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimi temsilci bulundurulması konularında 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin (6) numaralı bendinde ise kaynağı ne olursa olsun her nevi alacak faizlerinin (Adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla cari hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzel kişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil) menkul sermaye iradı sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun dar mükellefiyette vergi kesintisinin düzenlendiği 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumların Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından %15 oranında vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmış, anılan fıkranın (ç) bendinde de Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere menkul sermaye iratları üzerinden vergi kesintisi yapılması hüküm altına alınmıştır.

Anılan maddenin sekizinci fıkrası ile Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye istinaden yayımlanan 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kesinti oranı, yabancı devletler, uluslararası kurumlar veya yabancı bankalardan ya da bulunduğu ülkede mutad olarak kredi vermeye yetkilendirilmiş olup sadece ilişkili bulunduğu kurumlara değil tüm gerçek ve tüzel kişilere kredi veren kurumlardan alınan her türlü krediler için ödenecek faizlerden (katılım bankalarının kendi usullerine göre yurt dışından sağladıkları fonlar ve benzeri kaynaklar için ödedikleri kar payları dahil) %0, diğerlerinden %10 olarak belirlenmiştir.

ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI YÖNÜNDEN:

"Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması" 01.01.1990 tarihinden itibaren uygulanmakta olup, Anlaşmanın "İşyeri"ne ilişkin 5 inci maddesinde işyerinin tanımı yapılarak hangi hallerde diğer Devlette bir işyerinin oluşup oluşmayacağı hususlarına açıklık getirilmiştir. Söz konusu maddenin, diğer Devlette işyeri oluşturma kriterlerinden biri olan "daimi temsilcilik" müessesesinin düzenlendiği 5'inci fıkrasında;
"5. 1 inci ve 2 nci fıkra hükümleriyle bağlı kalınmaksızın, bir kişi - 6 ncı fıkra hükmünün uygulanacağı bağımsız nitelikte acente dışında - bir Akit Devlette diğer Akit Devletin teşebbüsü namına hareket ederse, aşağıdaki şartlarla bu teşebbüs, ilk bahsedilen Devlette bu kişinin gerçekleştirdiği her türlü faaliyet dolayısıyla bir işyerine sahip kabul edilecektir:
a) Eğer bu kişi, işe ilişkin sabit bir yerden yürütülebilecek 4 üncü fıkrada belirtilen türden faaliyetlerle sınırlı olmamak üzere, o Devlette teşebbüs adına mukavele akdetme yetkisine sahip olur ve bu yetkisini mutaden kullanırsa işyerinin varlığı kabul edilecektir. Ancak anılan fıkra hükmü çerçevesinde işe ilişkin sabit bir yerden yürütülen faaliyetler, bu yeri bir işyeri haline getirmeyecektir; veya
b) Eğer bu kişi, böyle bir yetkisi olmamasına rağmen, teşebbüs adına düzenli olarak sevk ettiği mallardan veya ticari eşyadan ilk bahsedilen Devlette mutaden mal veya ticari eşya stoku bulundurursa, işyerinin varlığı kabul edilecektir." denilmiş,
"Faiz" başlıklı 11 inci maddesinde ise;
"1. Bir Akit Devlette doğan ve diğer Akit Devlet mukimine ödenen faiz, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
2. Bununla beraber, bu faiz elde edildiği Akit Devlette ve o Devletin mevzuatına göre de vergilendirilebilir; ancak kendisine ödemede bulunulan kişi faizin gerçek lehdarı ise bu şekilde alınacak vergi, faizin gayrisafi tutarının yüzde 15'ini aşmayacaktır.
...
4. Bu maddede kullanılan "faiz" terimi, ipotek garantisine bağlı olsun olmasın veya kazancı paylaşma hakkını tanısın tanımasın, devlet tahvillerinden, tahvillerden veya bonolardan ve her nevi alacaktan doğan gelir ile bu gelirin elde edildiği Devletin vergi mevzuatına göre ikrazat geliri sayılan diğer bütün gelirleri kapsar.
5. Bir Akit Devlet mukimi olan gerçek faiz lehdarı, faizin elde edildiği diğer Akit Devlette sahip olduğu bir işyeri vasıtasıyla ticari veya sınai faaliyette bulunursa veya bir Türkiye mukimi, Fransa'da bulunan bir sabit yeri kullanarak Fransa'da serbest meslek faaliyetinde bulunursa ve sözkonusu faizin ödendiği alacak ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunmaktaysa, bu maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkra hükümleri uygulama dışı kalacaktır. Bu durumda olayına göre bu Anlaşmanın 7 nci veya 14 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.
..."
hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, söz konusu Anlaşma'nın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi" başlıklı 23 üncü maddesinde;
"Çifte vergilendirme aşağıdaki şekilde önlenecektir.
...
2. Fransa'da:
a) Bir Fransa mukimi bu Anlaşma hükümleri uyarınca Türkiye'de ve Fransa'da vergilendirilebilen bir gelir elde ettiğinde, Fransa bu mukimin gelirine isabet eden vergiden, Türkiye'de ödenen gelir vergisinin mahsubuna müsaade edecektir.
Bununla beraber, sözkonusu mahsup, mahsupdan önce hesaplanan ve Türkiye'de vergilendirilebilen gelire isabet eden gelir vergisi miktarını aşmayacaktır.
b) a) bendinin amaçları bakımından "Türkiye'de ödenen gelir vergisi" terimi, Türk vergi mevzuatı gereğince ödenmesi gereken; fakat Türkiye'nin ekonomik kalkınmasını hızlandırmaya yönelik teşvik mevzuatı hükümleri gereğince muafiyete, istisnaya veya indirime tabi tutulan herhangi bir vergi miktarını kapsamaktadır.
Bundan önceki cümleye bakılmaksızın, Türkiye'de gelir üzerinden ödenen vergi:
i) 10 uncu maddenin 2 nci fıkrasının a) bendinde bahsedilen temettülerde yüzde 15 oranında;
ii) 10 uncu maddenin 2 nci fıkrasının b) bendinde bahsedilen temettülerde yüzde 20 oranında;
iii) 11 inci maddenin 2 nci fıkrasında bahsedilen faizlerde yüzde 15 oranında;
iv) 12 nci maddenin 2 nci fıkrasında bahsedilen gayrimaddi hak bedellerinde yüzde 10 oranında,
hesaplanacaktır.
Bununla beraber, Türkiye'de mukim olmayan kişilerin, Türkiye'de elde ettiği temettü, faiz ve gayrimaddi hak bedellerine Türk vergi kanununa göre uygulanan vergi oranları, bu bentte bahsedilen oranların altına düşürülürse, bu bendin amaçları yönünden, bu düşük oranlar uygulanacaktır."
hükümleri yer almaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, …'ye verilen kredi ile ilgili işlemlerin tamamının ... tarafından gerçekleştirilmesi, İstanbul Şubesinin hiç bir şekilde kredi işlemine taraf olmaması ve söz konusu işlemin gerçekleştirilmesi aşamalarında hiç bir katkısının bulunmaması halinde, söz konusu kredi işleminin Anlaşmanın "Faiz"e ilişkin 11 inci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi ve Türkiye'de, maddenin 2 nci fıkrasında öngörüldüğü şekilde en fazla % 15 oranında vergilendirilmesi gerekmektedir. Ancak, söz konusu ödemeler için iç mevzuatımızda daha düşük oranların öngörülmesi halinde, ödemelere bu düşük oranların uygulanacağı tabiidir.
Kredi işleminin Türkiye'deki şube vasıtasıyla gerçekleştirilmesi durumunda ise söz konusu kredi işleminden kaynaklanan gelirin, Anlaşmanın "Ticari Kazançlar"a ilişkin 7 nci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi ve bu şubeye atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere Türkiye'de iç mevzuatımızın öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, ...'nın ilişkili bulunduğu kurumlara değil tüm gerçek ve tüzel kişilere kredi veren bir kurum olması ve ilgili ülke mevzuatı gereğince kredi vermeye yetkili kuruluş olduğunun tevsiki şartıyla ödenen faizler üzerinden 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca % 0 oranında, aksi halde % 10 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmekte olup, Bakanlar Kurulu Kararı gereğince tespit edilen vergi oranları Türkiye'de ekonomik kalkınmanın hızlandırılmasına yönelik teşvik amacıyla gerçekleştirilen bir vergi indirimidir.
Bu durumda, Fransa mukimi kurum söz konusu faiz geliri dolayısıyla 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca Türkiye'de duruma göre %0 veya %10 oranında vergilendirilecek; ancak, Anlaşmanın 23'üncü maddesinin 2/b(iii) bendi gereğince Türkiye'de %15 oranında vergi ödemiş olarak kabul edilecektir. Türkiye'de ödenmiş olduğu kabul edilen %15 oranındaki vergi ise söz konusu kurumun toplam gelirleri nedeniyle Fransa'da ödeyeceği vergilerden mahsup edilebilecektir.

DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu; (2) sayılı tablonun "IV.Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün 6322 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle değişik 23 üncü fıkrasında, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin kağıtlar ile bu kağıtlar üzerine konulacak şerhlerin (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinden istisna edileceği hükmü bulunmaktadır.
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 17/a maddesinde, Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından temin ettikleri kredileri bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla kullanmaları gerektiği belirtilmektedir.
Bu çerçevede, yurt dışında yerleşik kredi kuruluşlarından bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla temin edilen kredi işlemleri nedeniyle düzenlenen kağıtlara damga vergisi istisnası uygulanması mümkün bulunmaktadır. Dolayısıyla şirketlerin yurt dışında yerleşik kredi kuruluşlarından kullanacağı kredilerin bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla temin edilmesi gerekmektedir.
Ancak, özellikle söz konusu istisna hükümlerinde bahsedilen "yurt dışı kredi kuruluşları ile uluslararası kurumlar" ifadesinden, hangi kurum ve kuruluşların anlaşılması gerektiği ile bunlara dair tespitin nasıl yapılacağı hususlarının belirlenmesi gerekmektedir.
Konu ile ilgili olarak Başkanlığımız ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası arasında yapılan yazışmalar neticesinde, anılan Banka tarafından 20/06/2005 tarih ve 2005/YB-16 sayılı genelge yayımlanarak tüm bankalara ve özel finans kurumlarına gönderilmiştir. Söz konusu genelgede;
"Yurt dışı kredi kuruluşları ifadesinden; bu kuruluşların mukimi bulundukları ülkenin mevzuatına göre mali (finansal) kaynak sağlamaya yetkili olan ve esas faaliyet konularından birisi de kredi vermek olan kuruluşların; uluslararası kurumlar ifadesinden ise gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarının veya bir ülkenin yeniden yapılandırılmasının finansmanının temini amacıyla bu ülkelere kredi veren Dünya Bankası (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), Uluslararası Para Fonu, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ve benzeri kuruluşların anlaşılması gerekmektedir.
Bankalar ve özel finans kuruluşlarınca; kullanımına aracılık edilen kredilerin yurt dışı kredi kuruluşlarından sağlandığının belirtildiği durumlarda, kredi kuruluşunun yurt dışı kredi kuruluşu olup olmadığı konusunda karar verilememesi halinde, borç alan kuruluştan, kredi aldığı kuruluşun kendi ülke mevzuatına göre kredi vermeye yetkili kuruluş olduğunun, diğer bir ifadeyle, yurt dışı kredi kuruluşunun faaliyette bulunduğu ülke mevzuatına göre ödünç para verme işi ile uğraştığının, borç vermeye yetkili olduğunun tevsiki istenecektir. Söz konusu tevsik işlemi için kredi veren kuruluşun kendi ülke resmi makamlarından almış olduğu, kredi kullandırmaya yetkili olduğuna dair belgenin, bu ülkede bulunan ülkemizin büyükelçilikleri veya konsoloslukları ya da ekonomi müşavirleri tarafından onaylanmış örneğini işleme aracılık eden bankaya ibraz etmeleri gerekmektedir."
şeklinde açıklama yapılmıştır.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yurt dışı kredi kuruluşları ile ilgili olarak "Berne Union'a Üye ve Gözlemci Kuruluşların Listesi"nin yurt dışı kredi kuruluşlarının tespitinde kullanılmasının uygun olacağını bildirmiştir.
Bu çerçevede, yurt dışı kredi kuruluşları ile uluslararası kurumlardan sağlanan kredilerin temini, teminatı ve geri ödenmesine ilişkin olarak yapılan işlemlerle ilgili düzenlenen kağıtlara damga vergisi istisnası uygulanabilmesi için kredi kuruluşunun, Berne Union'a Üye ve Gözlemci Kuruluşların Listesi'nde yer alması veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası genelgesinde belirtilen esaslar çerçevesinde, yurt dışı kredi kuruluşu olduğunun tevsik edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, damga vergisi istisnası uygulanması için bir diğer koşul da, krediye ilişkin düzenlenen kağıdın münhasıran verilen kredinin alınması, teminatı veya geri ödenmesi amacıyla düzenlenmiş olması ve bu kağıtta kredi borcu dışındaki genel mahiyetteki borçlarla ilgili belirlemelere yer verilmemesidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, … tarafından kullandırılacak kredi ile ilgili olarak ...'nin Berne Union'a Üye ve Gözlemci Kuruluşların Listesi'nde yer almaması halinde, söz konusu kuruluşun yurt dışı kredi kuruluşu olduğunun tevsik edilmesi ve münhasıran verilen kredinin de ayni kredi olmaması kaydıyla damga vergisi istisnasının uygulanması mümkün bulunmaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN;
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu'nun;
1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,

17/4-e maddesinde, banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) kapsamına giren işlemler ve sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 7 nci maddesinin (24) numaralı bendinde belirtilen kurumların kredi teminatı sağlama işlemlerinin KDV'den istisna tutulduğu hükme bağlanmıştır.

KDV Kanununun uygulanmasına ilişkin olarak yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin (II/F-4.5.1.) bölümünde;

"Banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusunu, banka ve sigorta şirketlerinin Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine aldıkları paralar oluşturmakta; bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine almış oldukları paralar da aynı verginin kapsamına girmektedir. Bu işlemler Kanunun (17/4-e) maddesi ile KDV'den istisna edilmiştir.

Ayrıca, Türkiye'de banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmamış olan yurt dışı kredi işlemlerinin mahiyet itibarıyla banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olan yurt içi bankacılık hizmetlerinden farksız olduğu açıktır. Dolayısıyla, yurt dışı kredi işlemlerinde de Kanunun (17/4-e) maddesi hükmü uyarınca KDV hesaplanmaz."

ifadesine yer verilmiştir.

Bu açıklamalara göre, Fransa'da mukim ... isimli bankanın yerleşik bulunduğu ülke mevzuatına göre kredi vermeye yetkili kuruluş olması durumunda, bu bankanın ... ile yapılan sözleşmeye istinaden gerçekleştirdiği kredi işlemleri katma değer vergisine tabi olmayacaktır.

BANKA VE SİGORTA MUAMELELERİ VERGİSİ YÖNÜNDEN:

6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 28 inci maddesinde, "Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir." hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde, BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği; matrahı belirleyen 31 inci maddesinde ise BSMV matrahının 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olduğu hükme bağlanmıştır.

Buna göre, Türkiye'deki bankaların ve yurt dışında mukim bankaların yurt içindeki şubelerinin yurt içindeki veya yurt dışındaki kişi ve kuruluşlara kullandırdığı krediler nedeniyle lehine aldığı paralar BSMV'ye tabi bulunmaktadır. Yurt dışında faaliyet gösteren bankalar veya Türkiye'deki bankaların yurt dışı şubeleri tarafından Türkiye'de yerleşik kişi ve kuruluşlara kredi kullandırılması halinde, bankacılık hizmetlerinin tamamen Türkiye hudutları haricinde yapılması nedeniyle kanunların mülkiliği prensibi açısından Türkiye hudutları içinde vergiyi doğuran olay meydana gelmediğinden kredi verme işlemi dolayısıyla yurt dışındaki bankalarca lehe alınan paralar BSMV'nin konusuna girmemektedir.

Ancak, yurt dışındaki bankaların Türkiye'de bulunan şubelerine ait paraların Türkiye'de bulunan kişilere kredi olarak kullandırılmasına aracılık etmeleri halinde, bu işlemler dolayısıyla BSMV hesaplanması gerekmektedir.

KAYNAK KULLANIMINI DESTEKLEME FONU YÖNÜNDEN:

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin "Fon'a Yapılacak Kesintiler" başlıklı 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerinin yurt dışından sağladıkları kredilerde % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı belirtilmiştir.

Buna göre yurt içinde mukim banka tarafından yurt dışından sağlanan kredi dolayısıyla % 0 oranında KKDF hesaplanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.