Tarih : 04.02.2016
GİB'de Yayım Dönemi : Eylül 2016

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı  : 62030549-120[86-2015/568]-9272      04/02/2016
Konu : Bosna Hersek'de kurulu şirkete ortak olunması sebebiyle elde edilen kar payının ne şekilde vergilendirileceği hk.  
 
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve dilekçenizde, Türkiye'de ikamet ettiğinizi; Bosna Hersek'te bulunan bir şirketten şirket ortaklığı nedeniyle kar payı elde ettiğinizi ve Bosna Hersek'te 180 günden fazla kalmadığınızı belirterek, söz konusu kar payının Türkiye'de vergilendirilip vergilendirilmeyeceği hususunda bilgi talep ettiğiniz anlaşılmakta olup, konuya ilişkin Başkanlığımız görüşüne aşağıda yer verilmektedir.
            193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Mükellefler" başlıklı 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (1) numaralı bendinde Türkiye'de yerleşmiş olan gerçek kişilerin Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış olup, anılan Kanun'un "Türkiye'de yerleşme" başlıklı 4 üncü maddesinde ise;
            "Aşağıda yazılı kimseler Türkiye'de yerleşmiş sayılır:
            1.İkametgâhı Türkiye'de bulunanlar (İkametgâh Kanunu Medeninin 19 uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir.);
            2.Bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye'de oturma süresini kesmez.)"
            hükmüne yer verilmiştir.
            Diğer taraftan, 16/02/2005 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna Hersek Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması" 01/01/2009  tarihinden itibaren uygulanmakta olup, Anlaşma'nın "Mukim" başlıklı 4 üncü maddesinde;
            "1. Bu Anlaşmanın amaçları bakımından, "Bir Akit Devletin mukimi" terimi, bu Devlet, herhangi bir politik alt bölümü veya mahalli idaresi dahil olmak üzere, o Devletin mevzuatı gereğince ev, ikametgah, kanuni merkez, yönetim yeri veya benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle mükellefiyet altına giren kişi anlamına gelir. Bununla birlikte bu terim, yalnızca o Devletteki kaynaklardan elde edilen gelir veya o Devletteki servet nedeniyle orada vergiye tabi tutulan herhangi bir kişiyi kapsamaz.
            2. 1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Akit Devlettin de mukimi olduğunda, bu kişinin durumu aşağıdaki şekilde belirlenecektir:
            a) Bu kişi, yalnızca daimi olarak kalabileceği bir evin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir. Eğer kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir evi varsa, bu kişi, yalnızca kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir (hayati menfaatlerin merkezi);
            b) Eğer kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin yer aldığı Devlet saptanamazsa veya her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir evi yoksa, bu kişi yalnızca kalmayı adet edindiği evin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;
            c) Eğer kişinin her iki Devlette de kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle bir ev söz konusu değilse, bu kişi yalnızca vatandaşı olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;
            d) Eğer kişi her iki Devletin de vatandaşı ise veya her iki Devletin de vatandaşı değilse, Akit Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşmayla çözeceklerdir.
            3. Gerçek kişi dışındaki bir kişi, 1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla her iki Akit Devletin de mukimi olduğunda, bu kişi yalnızca etkin yönetim yerinin bulunduğu Akit Devletin mukimi kabul edilecektir."
            hükümleri yer almaktadır.
            Buna göre, bir Devletin iç mevzuatında düzenlenen ev, ikametgah veya benzer yapıda herhangi bir kriter nedeniyle o Devlette vergi mükellefiyeti altına giren bir gerçek kişi, o Devletin mukimi kabul edilmektedir. Akit devletlerin iç mevzuatları gereğince kişinin aynı anda her iki Devletin de mukimi olması durumunda ortaya çıkan çifte mukimlik sorunu ise, 4 üncü maddenin ikinci fıkrasında yer alan kriterler sırasıyla uygulanmak suretiyle çözümlenecektir.
            Yine aynı Anlaşma'nın "Temettüler" başlıklı 10 uncu maddesinde;
            "1. Bir Akit Devletin mukimi olan bir şirket tarafından diğer Akit Devletin bir mukimine ödenen temettüler, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
            2.Bununla beraber söz konusu temettüler, aynı zamanda temettü ödemesini yapan şirketin mukim olduğu Akit Devlette ve bu Devletin mevzuatına göre de vergilendirilebilir; ancak, temettünün gerçek lehdarı diğer Akit Devletin mukimi ise, bu şekilde alınacak vergi aşağıdaki oranları aşmayacaktır:
            a) Gerçek lehdar, temettü ödeyen şirketin sermayesinin doğrudan doğruya en az yüzde 25 ini elinde tutan bir şirket (ortaklık hariç) ise, gayrisafi temettü tutarının yüzde 5 i;
            b) Tüm diğer durumlarda gayrisafi temettü tutarının yüzde 15 i.
            Akit Devletlerin yetkili makamları, bu sınırlamaların uygulama yöntemini karşılıklı anlaşma yoluyla belirleyeceklerdir.
            Bu fıkra, içinden temettü ödemesi yapılan kazançlar yönünden şirketin vergilendirilmesini etkilemeyecektir.
            3. Bu maddede kullanılan "temettü" terimi, hisse senetlerinden, intifa senetlerinden veya intifa haklarından, madencilik hisselerinden, kurucu hisse senetlerinden veya alacak niteliğinde olmayıp kazanca katılmayı sağlayan diğer haklardan elde edilen gelirler ile dağıtımı yapan şirketin mukim olduğu Devletin mevzuatına göre, vergileme yönünden hisse senetlerinden elde edilen gelirle aynı muameleyi gören diğer şirket haklarından elde edilen gelirleri ve Türkiye yönünden, aynı zamanda yatırım fonu ve yatırım ortaklığından elde edilen gelirleri de ifade eder.
            ...
            5. Bir Akit Devlet mukimi olan temettünün gerçek lehdarı, temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunursa veya bu diğer Devlette yer alan sabit bir yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunursa ve söz konusu temettü  elde  ediş  olayı ile bu işyeri veya sabit yer arasında önemli bir bağ bulunmaktaysa, 1 inci ve 2 nci  fıkra hükümleri uygulanmayacaktır. Bu durumda, olayına göre bu Anlaşmanın 7 nci veya 14 üncü maddesi hükümleri uygulanacaktır."
            hükümlerine yer verilmiştir.
            Öte yandan, ilgide kayıtlı dilekçenizden Türkiye'de ikamet ettiğiniz, dolayısıyla Türkiye'de mukim olduğunuz anlaşılmaktadır.
            Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, Bosna Hersek'te mukim bir şirketin Türkiye'de mukim olanlara yapacağı temettü ödemelerine ilişkin olarak her iki ülkenin de vergilendirme hakkı bulunmakta olup, ancak Türkiye'de mukim olanların temettünün gerçek lehtarı olması halinde, 10 uncu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak, Bosna Hersek'te alınabilecek vergi belirli oranları aşmayacaktır. Bununla birlikte, söz konusu maddenin 2 nci fıkrasının (a) bendinde belirtilen oran sadece şirketlere yapılan ödemeler bakımından geçerli olduğundan, tarafınıza yapılan kar payı ödemelerinin gayri safi tutarının yüzde 15 ini geçmemek üzere, Bosna Hersek'in de bu gelirlerinizden vergi alma hakkı bulunmaktadır.
            Bununla birlikte, aynı maddenin 5 inci fıkrası uyarınca, söz konusu temettünün Anlaşma'nın bir örneği ekli 5 inci maddesi çerçevesinde Bosna Hersek'te bulunan bir iş yeri veya sabit yer vasıtasıyla elde edilmesi ve temettü elde ediliş olayı ile bu iş yeri veya sabit yer arasında önemli bir bağ bulunması halinde Bosna Hersek'te yapılacak vergileme, 10 uncu maddenin 2 nci fıkrasının (b) bendinde belirtilen yüzde 15 vergi oranı dikkate alınarak değil, duruma göre 7 nci maddeye ilişkin "Ticari Kazançlar" veya 14 üncü maddeye ilişkin "Serbest Meslek Faaliyetleri" kapsamında iş yeri veya sabit yer kazançlarıyla birlikte yapılacaktır.
            Diğer taraftan, Bosna Hersek'ten elde edilen söz konusu kar payları Türkiye'de mukim olmanız sebebiyle iç mevzuat hükümlerimize göre Türkiye'de vergilendirilebilecek olup, Gelir Vergisi Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul sermaye iratları için öngörülen beyan haddinin (2015 yılı için 1.500 TL) aşılması halinde yurt dışından elde edilen kar payının tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.
            Anlaşma hükümlerine göre, Bosna Hersek'te vergi ödenmesi durumunda ödenen bu vergiler; Anlaşma'nın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi"ne ilişkin 24 üncü maddesi çerçevesinde Türkiye'de ödenecek bu gelire ilişkin vergiden mahsup edilebilecektir.
            Anlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi için İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığından alacağınız Türkiye'de tam mükellef olduğunuzu ve tüm dünya kazançları üzerinden Türkiye'de vergilendirildiğinizi gösteren bir mukimlik belgesini Bosna Hersek'teki vergi sorumlularına ibraz etmeniz gerekmektedir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.