Tarih : 22.02.2016
GİB'de Yayım Dönemi : Eylül 2016

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı  : 62030549-120[75-2015/796]-14593        22/02/2016
Konu : Almanya mukiminin Türkiye'deki bankalarda bulunan mevduat varlıklarının vergilendirilmesi. 
 
 
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Almanya'da ikamet ettiğiniz, sadece yazın Bodrum'da (Muğla) bulunan yazlık dairenizde tatil amaçlı birkaç ay kaldığınız, 2013 yılında gayrimenkullerinizi satarak .. Vergi Dairesi Müdürlüğündeki mükellefiyetinizi kapattığınız, Türkiye'de tam mükellefiyete tabi mükellef olmanız gereken bir durumun kalmadığı, bütün gelirlerinizin Almanya'da vergilendirildiği ancak mevduat varlıklarınızı Türkiye'deki bankalarda değerlendirdiğiniz, bankaların söz konusu mevduat varlıklarınız üzerinden tam mükellef statüsünde gelir vergisi kesintisi yaptığı, Almanya'daki Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Türkiye'de kesintiye tabi tutulan mevduat varlıkları üzerinden tekrar vergilendirme yapıldığı belirtilerek elde ettiğiniz faiz gelirlerinin iki ülke arasında düzenlenen Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması kapsamında dar mükellef olarak vergilendirilip vergilendirilmeyeceği hususunda bilgi talep edilmekte olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmaktadır.
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinde;
            " Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilebilirler.
            1. Türkiye'de yerleşmiş olanlar;
            2. Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye'de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Gelir Vergisi'ne veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)"
            hükmü yer almaktadır.
            Anılan Kanunun 4 üncü maddesinde ise; ikametgahı Türkiye'de bulunanlar ile takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye'de yerleşmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
            Gelir Vergisi Kanununun 6 ıncı maddesinde; Türkiye'de yerleşik olmayan gerçek kişilerin (dar mükellefler) sadece Türkiye içinde elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirileceği hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanunun 7 nci maddesinde de menkul sermaye iradının elde edilmesi, sermayenin Türkiye'de yatırılmış olması şartına bağlanmıştır.
            Ayrıca, 210 Seri No.lu Gelir Vergisi genel Tebliğinde; "Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin (2) numaralı bendinde belirtilenler hariç olmak üzere, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirilmeleri gerekmektedir. Bu vatandaşlarımızdan kesin dönüş yaparak Türkiye'ye yerleşenler ile bir takvim yılı içinde altı aydan daha fazla süreyle Türkiye'de oturanlar ise tam mükellefiyet esasında vergilendirileceklerdir." açıklamalarına yer verilmiştir.
            Anılan Kanunun geçici 67 nci maddesinde de; menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elde tutulması ve elden çıkarılmasından sağlanan gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve katılım bankalarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında; bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmış, 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kara ile de geçici 67 nci maddenin (4) numaralı fıkrası kapsamındaki bazı tevkifat oranları, hesabın vadesine ve türüne göre % 10 ile % 18 arasında değişen oranlarda uygulanmak üzere yeniden tespit edilmiştir.
            Konuya ilişkin açıklamaların yer aldığı 257 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "10. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının uygulanması" başlıklı bölümünde; "Ülkemiz ile yapılan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının hükümlerinden yararlanmak suretiyle Türkiye'de elde ettiği kazanca tevkifat uygulanmamasını veya düşük oranda tevkifat uygulanmasın talep eden diğer ülke mukiminin, Anlaşmaya taraf devlette o dönemde mukim olarak tam mükellefiyet esasında tüm dünya kazançları üzerinden vergilendirildiğini belirten, Anlaşmanın 3'üncü maddesinde tanımlanan yetkili makam tarafından düzenlenerek imzalanmış mukimlik belgesinin aslını ve tercüme bürolarınca tercüme edilmiş örneğini tevkifat uygulamasından önce ilgili vergi dairesine, banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla veya doğrudan ibraz etmesi gerekmektedir. Tevkifat uygulanmasından önce bu belgenin ibraz edilmemesi halinde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının hükümleri dikkate alınmadan % 15 oranı uygulanmak suretiyle tevkifat yapılacaktır. Ancak bu durumda dahi sonradan söz konusu Mukimlik Belgesinin ibrazı ile Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması hükümleri ve iç mevzuatımız hükümleri doğrultusunda yersiz olarak tevkif suretiyle alınan verginin iadesi talep edilebilecektir." açıklamalarına yer verilmiştir.
            Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; Türkiye'de ikametgahınızın bulunmaması ve gelirin elde edildiği takvim yılı içerisinde altı aydan fazla süreyle Türkiye'de bulunmamanız kaydıyla Gelir Vergisi Kanununun 6 ncı maddesine göre dar mükellef olarak vergilendirilmeniz gerekmekte olup, Türkiye'deki bankalarda bulunan mevduat hesaplarınızdan elde ettiğiniz faiz gelirlerinin geçici 67 nci madde kapsamında nihai olarak tevkifat yoluyla vergilendirilmesi gerekmektedir.
            Diğer taraftan, ilgili ülkenin yetkili makamları tarafından düzenlenerek imzalanmış mukimlik belgesinin aslı ve tercüme bürolarınca tercüme edilmiş örneğinin banka ve aracı kurum vasıtasıyla veya doğrudan … Vergi Dairesi Müdürlüğüne ibraz edilmesi halinde, söz konusu faiz gelirine, Ülkemiz ile yapılan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasında yer alan tevkifat oranının uygulanması mümkün bulunmaktadır.
            Diğer taraftan, "Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması" 01.01.2011 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.
             Söz konusu Anlaşmanın "Mukim" başlıklı 4 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları;
            "1. Bu Anlaşmanın amaçları bakımından, "bir Akit Devletin mukimi" terimi, bu Devlet, eyalet ve herhangi bir politik alt bölümü veya mahalli idaresi de dahil olmak üzere, o Devletin mevzuatı gereğince ev, ikametgah, kanuni ana merkez, yönetim yeri veya benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle burada vergiye tabi olan herhangi bir kişi anlamına gelir. Ancak bu terim, yalnızca o Devletteki kaynaklardan elde edilen gelir nedeniyle, o Devlette vergiye tabi tutulan herhangi bir kişiyi kapsamaz.
            2. 1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Akit Devletin de mukimi olduğunda, bu kişinin durumu aşağıdaki şekilde belirlenecektir:
            a) bu kişi, yalnızca daimi olarak kalabileceği bir evin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir. Eğer bu kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir evi varsa, bu kişi, yalnızca kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu (hayati menfaatlerin merkezi olan) Devletin bir mukimi kabul edilecektir;
            b) eğer kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin yer aldığı Devlet belirlenemez ise veya her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir evi yoksa bu kişi yalnızca kalmayı adet edindiği evin bulunduğu Devletin bir mukimi kabul edilecektir;
            c) eğer kişinin her iki Devlette de kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle bir ev söz konusu değilse, bu kişi yalnızca vatandaşı olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;
            d) eğer kişi her iki Devletin de vatandaşı ise veya her iki Devletin de vatandaşı değil ise, Akit Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşma yoluyla çözeceklerdir." açıklamalarına yer vermektedir.
            Anlaşmanın 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrası bir kişinin bir Akit devletin mukimi olup olmadığı hususunun o Akit Devletin iç mevzuat hükümlerine göre belirleneceğini hüküm altına almaktadır. Gerçek kişilerin Anlaşmaya taraf devletlerin her ikisinde de, bu devletlerin iç mevzuatları uyarınca mukim olarak kabul edilmeleri durumunda ortaya çıkan çifte mukimlik sorunu ise bu maddenin 2 nci fıkrası kapsamında çözümlenecektir.
            Diğer taraftan, Anlaşmanın "Faiz" başlığı altında düzenlenen 11 inci maddesinin 1 inci ve 2 nci fıkraları ise;
            "1. Bir Akit Devlette doğan ve diğer Akit Devletin bir mukimine ödenen faiz, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
            2. Bununla beraber söz konusu faiz, elde edildiği Akit Devlette ve o Devletin mevzuatına göre de vergilendirilebilir; ancak faizin gerçek lehdarı diğer Akit Devletin bir mukimi ise, bu şekilde alınacak vergi faizin gayrisafi tutarının yüzde 10 unu aşmayacaktır."
            Bu hüküm çerçevesinde Almanya mukimi olmanız ve mukimlik belgenizi ibraz etmeniz durumunda Türkiye'de doğan faiz gelirleriniz, anılan maddenin 1 inci fıkrası hükmü çerçevesinde Almanya'da vergilendirilecek; ancak, Türkiye'de doğmuş bir faiz geliri olduğundan, 2 nci fıkra hükümlerine göre faiz tutarının % 10'unu aşmayacak şekilde Türkiye'de de vergiye tabi tutulabilecektir.
            Bu şekilde Türkiye'de ödenen vergi ise, Anlaşmanın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi" başlıklı 22 nci maddesi hükümlerine göre Almanya'da ödenecek vergiden mahsup edilecektir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.