Tarih : 27.02.2015
GİB'de Yayım Dönemi : Nisan 2016

T.C.

GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI

KONYA VERGİ   DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef   Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

31435689-125[8-2013/811]-27

27/02/2015

Konu

:

Katılım bankalarına finansman desteği karşılığı ödenen kar payının gider yazılması.

İlgide kayıtlı dilekçenizde; Başkanlığımız … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … sicil numaralı mükellefi olduğunuzu, alüminyum levha, plaka ve rulo imalatı ile iştigal ettiğinizi, finansman ihtiyacınızı katılım bankaları ile finansman desteği anlaşması (murabaha) yaparak çözmeye çalıştığınızı, yapılan bu anlaşmalarda katılım bankasının, hammadde alışını yaptığınız yere fatura karşılığı ödeme yaptığını, şirketinizin de katılım bankasına anlaşılan kar marjı üzerinden geri ödeme yaptığını, yapılan işlemin bir kredi alışverişi olarak değil de ortak proje yürütülmesi şeklinde olduğunu belirterek, katılım bankalarına yapmış olduğunuz geri ödemeler eşit taksitli olmadığından, projeye ilişkin kar paylarının ödemeye bağlı mı gider yazılacağı, yoksa her bir yıla isabet eden tutarın kar payı oranında hesaplanarak ilgili yıllarda mı gider yazılacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:    

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde; “Bilanço  esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

            1-İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

            2-İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

            Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.” hükmüne yer verilmiştir.  

             Murabaha, peşin mal alıp, vadeli satma yoluyla fon kullandırma şekli olup kısa vadeli getiri imkanı sağlamaktadır. Murabahada, faizsiz banka, müşterinin istemiş olduğu malı satın almakta ve satın alma fiyatına birtakım maliyetleri ve karı ekleyerek ileri bir tarihte müşteriye satmaktadır. Ancak, özelge talep formu eklerinin tetkikinden şirket tarafından satın alınan hammaddenin finansmanının katılım bankası tarafından sağlandığı ve faturanın da tedarikçi tarafından şirket adına düzenlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre, olayda gerçek mahiyet itibariyle katılım bankası şirketin hammadde alımına finansman desteği sağlamaktadır.

            VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde maliyet bedelinin, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği hükmüne yer verilmiştir.

            Bu hüküm uyarınca, giderin maliyet bedeline intikal ettirilebilmesi için iktisadi bir kıymetin edinilmesi veya değerinin artırılması için yapılan ödemeler ile bunlara benzer ek diğer giderlerden olması gerekmektedir.

            Aynı Kanunun 274 üncü maddesinde, satın alınan veya imal edilen emtianın maliyet bedeli ile değerleneceği; 275 inci maddesinde de satışa hazır durumda olmamakla birlikte üretimde kullanılmak üzere alınan ham ve yardımcı maddeler ile malzemeler ve üretilen yarı mamul ve mamullerin emtia kapsamında değerlendirileceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu madde hükmüne göre, imal edilen emtianın maliyet bedeline, mamulün vücuda getirilmesinde sarf olunan iptidai ve hammaddelerin bedeli, mamule isabet eden işçilik, genel imal giderlerinden mamule düşen hisse, genel idare giderlerinden mamule düşen hisse, ambalajlı olarak piyasaya arz edilmesi zaruri olan mamullerde ambalaj malzemesinin bedeli girmektedir.

            238 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "B-Dönem Sonu Stoklarının Değerlemesi İle İlgili Hususlar" başlıklı bölümünde, işletmelerin finansman temini maksadıyla bankalardan veya benzeri kredi müesseselerinden aldıkları krediler için ödedikleri faiz ve komisyon giderlerinden dönem sonu stoklarına pay vermelerinin zorunlu bulunmadığı, mükelleflerin söz konusu ödemelerini doğrudan gider olarak kaydedebilecekleri gibi, diledikleri takdirde stokta bulunan emtiaya isabet eden kısmı maliyete dahil edebilecekleri açıklanmıştır.

            Bu açıklamalar dikkate alındığında şirketiniz tarafından mamul haline getirilmek üzere satın alınan hammadde, yardımcı madde ve malzemeler ile üretilen yarı mamul ve mamullerin Kanunun 275 inci maddesi uyarınca emtia kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

            Sözü edilen tebliğde, satın alınan emtianın maliyet bedeline ilişkin açıklamalar yer almakla birlikte, emtia kapsamında değerlendirilen hammaddenin mükellef tarafından işlenmesi ve mamul haline getirilerek depolanması aşamasında, hammaddenin temini maksadıyla katılım bankasından alınan finansman desteği de dahil olmak üzere kredilere ait kur farkı, faiz ve/veya katılım bankasına ödenen kar paylarının emtianın maliyet bedeli ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu hammaddenin depolanması aşamasından, diğer bir ifadeyle stoklara girdiği tarihten sonra ortaya çıkan kur farkı, faiz, katılım bankasına ödenen kar payları ve komisyon giderlerinin ise maliyetle ilişkilendirilmesi veya doğrudan gider yazılabilmesi de mümkün bulunmaktadır.

            Anılan Kanunun 281 inci maddesinde alacakların mukayyet değerleriyle değerleneceği, mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacakların değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacağı hükmü yer almaktadır.           

            Mezkur Kanunun 285 nci maddesinde borçların mukayyet değerleriyle değerleneceği, mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit borçların değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacağı hükmü bulunmaktadır.

            369 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 3-Alacak ve Borçların Değerlemesi başlıklı bölümünde, vadeli mevduat sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve borçların hesap dönemi sonuna kadar hesaplanacak faiziyle birlikte dikkate alınacağı açıklanmıştır.

            Bu itibarla, şirketinizce satın alınan hammaddenin finansmanı için katılım bankasınca sağlanan finansman desteğinin dönem sonlarında kredi sözleşmelerine müstenit borçların değerlemesi gibi değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınması gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.