Tarih : 11.06.2015
GİB'de Yayım Dönemi : Nisan 2016

T.C.

GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef   Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

62030549-125[6-2013/486]-60325

11/06/2015

Konu

:

Vakfa ait sağlık alanında faaliyet gösteren   işletmelerin, şube olmaksızın kar/zarar konsolidasyonu ile tek K.V., tek K.G.V.   ve tek K.D.V Beyannamesi verip veremeyeceği.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Vakfınıza ait dört iktisadi işletmenin olduğu ve bu iktisadi işletmelerin İstanbul'da "… İktisadi İşletmesi" unvanı ile İstanbul Ticaret Siciline, Tekirdağ'da "… İktisadi İşletmesi" unvanı ile Tekirdağ Ticaret Siciline, "… İktisadi İşletmesi" unvanı ile Malkara Ticaret Siciline ve "… Merkezi İktisadi İşletmesi" unvanı ile de Çerkezköy Ticaret Siciline kayıtlı olduğu belirtilmiş olup, bu iktisadi işletmelerin şube oluşumuna gitmeksizin, kar ve zarar konsolidasyonu ile tek kurumlar vergisi beyannamesi, tek kurum geçici beyannamesi ve tek KDV beyannamesi verip veremeyeceği hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmaktadır.

         

            Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden

 

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu ve kurum kazancının, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluştuğu hüküm altına alınmıştır.

           

            Aynı Kanunun 2 nci maddesinde;

           

            "...

           

            (5) Dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler: Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıfların iktisadî işletmeleridir. Bu Kanunun uygulanmasında sendikalar dernek; cemaatler ise vakıf sayılır.

           

            (6) İktisadî kamu kuruluşları ile dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemez. Mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi bunların iktisadî niteliğini değiştirmez.

           

            ..."

           

            hükümlerine yer verilmiştir.

           

            Aynı Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "Her mükellef vergiye tâbi kazancının tamamı için bir beyanname verir. Ancak, tüzel kişiliği bulunmayan iktisadî kamu kuruluşları ile dernek ve vakıflara ait iktisadî işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu kamu tüzel kişileri ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir."  hükümleri yer almakta olup 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise; "Kurumlar vergisi mükelleflerince, (dar mükellefiyete tâbi kurumlarda ticarî ve ziraî kazançlarla sınırlı olarak) câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenir. Tam mükellef kurumlar için geçerli olan esaslar, dar mükellef kurumlara da aynen uygulanır."  hükümlerine yer verilmiştir.

 

            Öte yandan, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "14.1. Beyannamenin verilmesi" başlıklı bölümünde;

           

            "....

           

            İktisadi işletmelerin ortak yönetimi veya sermayesi olsa dahi faaliyetlerinin bağımsız ve farklı olması halinde ayrı ayrı mükellefiyet tesis ettirilmesi gerekmektedir. Aynı faaliyet alanında farklı işyerlerinde faaliyette bulunulması halinde ise tek mükellefiyet tesis ettirilmesi mümkündür. Ancak, farklı yönetim, sermaye ya da organizasyonu olan işletmelerin ayrı ayrı iktisadi işletme kabul edileceği tabiidir.

           

            Örneğin; bir derneğe bağlı maden suyu işletmesi ile birlikte, özel poliklinik işletmesinin bulunması halinde bunların sermaye veya yönetiminin ayrı olup olmadığına bakılmaksızın, her biri için ayrı ayrı kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesi gerekmektedir.

           

            Diğer yandan, bir vakfa ait farklı illerde özel okul işletmelerinin bulunması halinde tüm okullar için tek bir iktisadi işletme üzerinden kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilebilecektir.

           

            Aynı faaliyet alanında farklı işyerlerinde faaliyette bulunulması nedeniyle her bir işyerinin ayrı bir iktisadi işletme kabul edilerek tesis edilen mükellefiyet kayıtları, talep edilmesi halinde 1/1/2012 tarihinden itibaren terkin edilecek ve tek mükellefiyet kaydı açılacaktır."

           

            açıklamalarına yer verilmiştir.

           

            Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar uyarınca diyaliz merkezi olarak faaliyet gösteren üç iktisadi işletmeniz; "… İşletmesi", "… İktisadi İşletmesi" ve "… İktisadi İşletmesi" için tek bir iktisadi işletme üzerinden kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesi, kâr ve zarar konsolidasyonu ile bu iktisadi işletmenin kazancının, ilgili oldukları dönem itibarıyla tek bir kurumlar vergisi beyannamesiyle ve tek geçici vergi beyannamesiyle beyan edilmesi mümkündür. Ancak, farklı yönetim, sermaye ya da organizasyonu olan iktisadi işletmeler ayrı ayrı iktisadi işletme kabul edileceğinden  "… Hastanesi ve … İktisadi İşletmesi" için ayrı bir kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edileceği tabiidir.

            

            Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden

           

            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

 

            -1/1 inci maddesinde; Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,

 

            -17/4-c maddesinde, Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde belirtilen işlemler ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemlerinin (Bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (a) bendi hükmü uygulanmayacağı, işlem sonunda faaliyetini bırakan, bölünen veya infisah eden mükelleflerce yüklenilen ve indirilemeyen vergiler, faaliyete başlayan veya devir ve bölünme sonrasında devredilen veya bölünen kurumların varlıklarını devralan mükellefler tarafından mükerrer indirime yol açmayacak şekilde indirim konusu yapılır.) KDV 'den istisna olduğu,

 

            hüküm altına alınmıştır.

 

            Buna göre, diyaliz merkezi olarak faaliyet gösteren üç iktisadi işletmeniz; "… İşletmesi", "… İktisadi İşletmesi" ve "… İktisadi İşletmesi" için tek bir KDV mükellefiyeti tesis ettirilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

            Bu durumda, faaliyetlerine son verilerek mükellefiyetleri terkin edilen iktisadi işletmelere ait yüklenilen ve indirim yolu ile giderilemeyen KDV'lerin, mükerrer indirime yol açmayacak şekilde indirim hesaplarına alınması mümkündür.          

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.