Tarih : 24.04.2014
GİB'de Yayım Dönemi : Mart 2015

Başlık: Aralık ayını da içeren ve ocak ayında faturası düzenlenen kira ödemelerinin giderleştirileceği dönem hk.
Tarih: 24/04/2014
Sayı: 62030549-125[8-2013/237]-1185
Kapsam 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kiralama dönemi aralık ayı içerisinde başlayan ve bir sonraki hesap dönemine sarkan iktisadi kıymetlere ilişkin kiralamalarınızda, faturanın kiralamaya ait aylık müddetin bitimi itibariyle ocak ayı içerisinde düzenlenmekte olduğu, kira sözleşmesinde de dönem sonu itibariyle kira tutarının ilgili döneme isabet eden kısmının mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmiş ve kiralayan tarafından semeni oluşturan kira bedelinin hak edildiğinin hüküm altına alındığı belirtilerek söz konusu ödemelerin geçmiş hesap dönemine isabet eden kısmının ilgili hesap döneminde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı ile kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

             Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38'inci maddesinde ise; bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise bu farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanun'un 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır.

             Bu hükümlere göre kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanunu'nun indirilecek giderlere ilişkin 8 inci ve 10 uncu maddeleri ile kabul edilmeyen indirimlere ilişkin 11 nci maddenin  yanı sıra Gelir Vergisi  Kanununun 40 ıncı maddesi de dikkate alınacaktır.

            Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ve "dönemsellik ilkesi" olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi gereğince işletmenin sürekli kabul edilen ömrü belli dönemlere bölünür ve her dönemin faaliyet sonuçları diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanır. Gelir ve giderler tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilerek hasılat, gelir ve karlar aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılır.

            Tahakkuk, gelir ve giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesini ifade eder. Tahakkuk esasında, geliri doğuran muamelelerin eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması, gelirin elde edilmiş sayılması için yeterlidir. Diğer bir ifade ile tahakkuk esasında vergilendirme yapılabilmesi için, alacak hakkının doğmuş olması gerekir. Gerek hasılat gerekse giderlerin hangi hesap dönemine ilişkin olduğunun tespiti açısından hasılatın tahsil edilip edilmediğinin, giderlerin ise ödenmiş olup olmadığının bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

            Buna göre, kiralama dönemi aralık ayı içerisinde başlayan ve bir sonraki hesap dönemine sarkan iktisadi kıymetlere ilişkin kiralamalarınızda; giderin dönem sonu itibarıyla miktar ve mahiyet olarak kesinleşmiş olması ve dönemsellik ilkesi gereğince, faturası ocak ayında düzenlenmiş olsa dahi kira tutarının aralık ayına isabet eden kısmının ilgili olduğu hesap dönemine ait kurum kazancının tespitinde dikkate alınabileceği tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.