Numara : 21
Tarih : 3.4.2007
VERGİ  SİRKÜLERİ
 

NO: 2007/21

 
KONU
Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu Çerçevesinde Repo, Menkul Kıymet, Alacak ve Borçların Değerlemesine İlişkin 369 Sıra Nolu VUK Genel Tebliği
 
 
Bugünkü Resmi Gazetede (S: 26482) yayımlanmış olan 369 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 1/1/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile uygulama birliğinin sağlanması amacıyla repo ve ters repo işlemleri, menkul kıymetler ile alacak ve borçların değerlemesine ilişkin aşağıdaki açıklamalarda bulunulmuştur.
  
1.Repo ve Ters Repo İşlemlerinde Değerleme 
  
Bilindiği gibi, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (14) numaralı bent  hükmüne göre, her nevi tahvil ve Hazine bonoları, Toplu Konut İdaresi ile Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile iktisabı veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler, diğer bir deyişle repo ve ters repo işlemlerinden elde edilen gelirler, menkul sermaye iradı olarak sayılmıştır.
  
Geri alım taahhüdü ile menkul kıymet satışı (repo) ve geri satım taahhüdü ile menkul kıymet alımı (ters repo) işlemleri esas itibarıyla günün faiz koşullarında bir borç para alış veriş işlemi olup geri alım ve satım işlemine konu edilen menkul kıymetler bu işlemlerde bir nevi teminat unsuru olarak kullanılmaktadır. Zira repo ve ters repo işlemlerinde kullanılan faiz oranı, menkul kıymet üzerindeki faiz oranından bağımsız olarak günün piyasa koşullarına göre belirlenmekte, repo ve ters repoya konu menkul kıymetler üzerindeki gelirler repo ve ters repo yoluyla borç para veren tarafa aktarılmamakta ve dolayısıyla repo ve ters repo yoluyla borç para alanlar bu işlemlerden elde ettikleri vergiye tabi kazançlarını bu işlemlere konu olan menkul kıymetlerin piyasa değerlerinden bağımsız olarak belirlemektedirler.
  
Bu durumda, repo ve ters repoya konu edilen menkul kıymetlerin, her zaman menkul kıymeti geri almakla yükümlü olan tarafından, Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi çerçevesinde değerleme işlemine tabi tutulması gerekmektedir.
Vadesi değerleme gününden sonra olan repo ve ters repo işlemleri ile ilgili olarak, değerleme gününe kadar tahakkuk eden faiz tutarları, repoya taraf olanlarca ticari kazancın elde edilmesi ile ilgili Gelir Vergisi Kanununun 38 ve 39, Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde gelir veya gider olarak dikkate alınacaktır.
 
2.Menkul Kıymetlerin Değerlemesinde Borsa Rayici
  
Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesinde hisse senetleri ile portföyünün en az %51’i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri dışında kalan menkul kıymetlerin borsa rayici ile değerleneceği hükmü yer almaktadır. Söz konusu madde uyarınca; borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı olarak oluştuğu anlaşılırsa, borsa rayici yerine menkul kıymetin alış bedeline, değerleme gününe kadar oluşan gelirin eklenmesi suretiyle bulunacak tutar esas alınacaktır.
Anılan Kanunun 263 üncü maddesinde, borsa rayicinin oluşumunda normal dalgalanmalar dışında bariz kararsızlıklar görülen hallerde değerlemeye isabet eden 30 gün içindeki ortalama rayici, borsa rayici olarak esas aldırmaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hükmü bulunmaktadır.
  
Buna göre Maliye Bakanlığınca aksi yönde bir düzenleme yapılmadığı sürece, borsada son muamele gününde oluşan rayiç esas alınmak suretiyle değerleme yapılacaktır. Ancak daha sonra yapılacak vergi incelemeleri ile borsada oluşturulan rayicin muvazaalı olduğu anlaşılırsa Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli tarhiyatlar yapılacaktır.
   
3.Alacak ve Borçların Değerlemesi
  
3.1.Alacakların Değerlemesi
 
Vergi Usul Kanununun 281 inci maddesinde yer alan hükme göre alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenecektir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar ise değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacaktır.
  
Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi uygulanacaktır.
   
Bankalar ve bankerler ile sigorta şirketleri alacaklarını, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi veya kendi muamelelerinde uyguladıkları faiz haddi ile değerleme günü kıymetine irca edeceklerdir.
   
Örnek: Hesap dönemi takvim yılı olan (A) Ltd.Şti.’nin (B) Bankasına 13/11/2006 tarihinde 6 ay vadeli mevduat hesabı açtırması halinde, mevduat sözleşmesinden kaynaklanan alacak, hesap dönemi sonuna kadar hesaplanacak faiziyle birlikte dikkate alınacaktır.
  
3.2.Borçların Değerlemesi
  
Vergi Usul Kanununun 285 inci maddesinde yer alan hükme göre borçlar mukayyet değerleriyle değerlenecektir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacaktır.
  
Vadesi gelmemiş olan senede bağlı borçlar değerleme günü kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde senette faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddinde bir faiz uygulanacaktır.
   
Banka ve bankerler ile sigorta şirketleri borçlarını, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına resmi iskonto haddi veya kendi muamelelerinde uyguladıkları faiz haddiyle, değerleme günü kıymetine irca edeceklerdir.
    
Alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar.
    
Örnek: Alacakların değerlemesine ilişkin yukarıda belirtilen örnekteki (B) Bankası da 13/11/2006 tarihinde açılan 6 ay vadeli mevduat hesabı için mevduat sözleşmesinden kaynaklanan borcunu hesap dönemi sonuna kadar (31/12/2006) hesapladığı faiziyle birlikte dikkate alacaktır.
 
 
Yukarıda yer verilen konuyla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.
 
 
Saygılarımızla,
 
DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve
Bağımsız Denetim A.Ş