Numara : 111
Tarih : 3.7.2008
VERGİ SİRKÜLERİ
 
NO: 2008/111
 
KONU: Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu
 
26.06.2008 tarih ve 26921 sayılı Resmi Gazete’de Seri A, 2 Sıra No’lu “Tahsilat Genel Tebliği” yayınlanarak, 5766 sayılı kanun ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunda (AATUHK) yapılan değişiklikler açıklanmıştır.
  
Bu sirkülerimizin konusu, 6183 sayılı AATUHK’nun mükerrer 35. maddesinde “kanuni temsilcilerin sorumlulukları” hakkında yapılan değişikliğin söz konusu Seri A, 2 Nolu Tahsilat Genel Tebliğinde yer alan açıklamalarıdır.
 
1. Amme Alacağının Doğduğu ve Ödenmesi Gerektiği Zamanlarda Kanuni Temsilci Veya Teşekkülü İdare Edenlerin Farklı Şahıslar Olmaları Halinde Bu Şahıslar, Amme Alacağının Ödenmesinden Müteselsilen Sorumlu Tutulur.
 
5766 sayılı yasa ile AATUHK’nun mükerrer 35. maddesinde yer alan değişiklik tebliğde, “Bu hükme göre, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenler olması halinde söz konusu kişiler, amme alacağından müteselsilen sorumlu tutularak, Kanunun mükerrer 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takip edilecektir." şeklinde açıklanmıştır.
 
Ancak, tebliğde, verginin doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamana ilişkin herhangi bir açıklama yer almamaktadır.
 
Vergi Usul Kanunu’nun 19’uncu maddesine göre, vergi alacağı, vergi kanunları’nın vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar. Vergi alacağı, mükellefler bakımından vergi borcunu teşkil eder. Bu borç tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil aşamalarından geçerek bir zaman dilimini kapsar.
 
Kanun koyucu bu zaman dilimi içinde değişen yöneticileri de müteselsilen sorumlu tutarak alacağın tahsilini garanti altına almayı hedeflemiştir.
 
2. Kanuni Temsilciler Hakkında Takibat Yapılabilmesi İçin Amme Alacağının Amme Borçlusundan Tamamen veya Kısmen Tahsil Edilmemesi veya Tahsil Edilemeyeceğinin Anlaşılması Gerekir
 
5766 sayılı Kanunla 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle;
 
-    Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; "Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,"
-    Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; "Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,"
 
ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.
 
Amme borçlusu nezdinde sürdürülen takip işlemleri sonucunda tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan tanımlardaki hususlar dikkate alınmak suretiyle yapılacak işlemlere dayanılarak tespit edilecek ve maddede belirtilen hallerden herhangi birinin varlığı halinde kanuni temsilciler hakkında takip yapılabilmesi için yeterli şartların oluştuğu kabul edilerek, takip işlemlerine kanuni temsilciler adına 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emri tebliği suretiyle başlanılacaktır.
 
2.1. Amme Borçlusunun Kanuni Temsilcisi Birden Fazla Olursa Amme Alacağının Tamamı için Her Birine Ayrı Ayrı Ödeme Emri Gönderilir
 
Amme borçlusunun birden fazla kanuni temsilcisi bulunduğu takdirde, ilgili kanunlara göre kanuni temsilcilerin sorumluluk şekline bakılacak ve müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar hakkında tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tamamı için her birine ayrı ayrı ödeme emri düzenlenmek suretiyle takibe geçilecektir."
 
3. Vergi Usul Kanunu Kapsamına Giren Amme Alacakları Dahil Olmak Üzere Tüm Amme Alacakları İçin AATUHK’nun Mükerrer 35. Maddesi  Uyarınca Takip Yapılabilecektir.
 
5766 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine "Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz." hükmü eklenmiştir.
 
Bu hükme göre, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde, kanuni temsilcilerin sorumluluklarına ilişkin hükümlerin düzenlenmiş olması, Vergi Usul Kanunu kapsamındaki amme alacaklarının takibinin 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine göre yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla Vergi Usul Kanunu kapsamına giren amme alacakları dahil olmak üzere tüm amme alacakları için mükerrer 35 inci madde uyarınca takip yapılması mümkün bulunmaktadır."
 
4. 5766 Sayılı Kanun ile 6183 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler ve Eklenen Hükümler 6.6.2008 Tarihi İtibariyle Tahsil Edilmemiş Bulunan Amme Alacakları Hakkında da Uygulanacaktır.
 
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 nci maddesinde 5766 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin usul hükümlerine yönelik olması ve 5766 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmü gereğince 5766 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları için de uygulanacaktır."
 
 
 
Yukarıda yer verilen konuyla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.
 
 
Saygılarımızla,
 
Deloitte Türkiye


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; "DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş." ve "Deloitte Touche Tohmatsu" (bir Swiss Verein'i) ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte "Deloitte"), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. "Deloitte", söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. "Deloitte", söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.