Numara : 23
Tarih : 28.3.2003
VERGİ  SİRKÜLERİ
NO: 2003/23

KONU
 
Vergi Barışı Kanunu İç Genelgesi: Seri No: 2003/2
 

Maliye Bakanlığı yayımlamış olduğu 2003/2 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu İç Genelgesi ile 4811 sayılı Kanunun uygulamasıyla ilgili tereddüt yaşanan pek çok konuya açıklık getirmiştir.

Söz konusu Genelge yayımlandığı şekliyle Sirkülerimizle birlikte aşağıda sunulmaktadır. Genelgede yer verilen konulardan dikkatinize özellikle sunmak istediklerimize aşağıda yer verilmiştir.

1) İtiraz ve Temyiz Konusu Davalarda “
27/2/2003’ten Önce Verilen En Son Karar” İfadesinin Anlamı
4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında; 27/2/2003 itibariyle Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay’da itiraz/temyiz edilen veya itiraz/temyiz süresi geçmemiş olan vergi tarhiyatları (ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere ilişkin olanlar dahil) için Vergi Barışından yararlanma esaslarında yer alan “27/2/2003’ten önce verilen en son karar” ibaresi “27/2/2003’ten önce Vergi İdaresine tebliğ edilen en son karar olarak uygulanacaktır.

Buna göre mükellefler, kendilerine tebliğ edilen en son karara göre değil Vergi İdaresine tebliğ edilen en son yargı kararına göre Vergi Barışından yararlanma koşullarını belirleyeceklerdir.

Bilindiği gibi, 27/2/2003’ten önce verilen en son kararın terkin, tasdik, tadilen tasdik, bozma ve kısmen bozma kısmen onama olmasına göre değişen tutarda ödeme yapılması gerekmektedir. Bazı durumlarda, en son verilen karar vergi dairesine tebliğ edildiği halde henüz müekellefe tebliğ edilmemiş olabilir. Dolayısıyla mükellefe tebliğ edilen kararın niteliği ile vergi dairesine tebliğ edilen kararın niteliği birbirinden farklı olabilir.  Bu nedenle, Vergi Barışından yararlanılması halinde ödenecek toplam tutarın doğru olarak tespiti için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairesine başvurarak 27/2/2003’ten önce verilen en son kararın niteliği hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.

2) İhtirazi Kayıtla Verilen Beyannamelere Göre Tarhedilen Vergiler Dava Konusu Yapıldıysa Ödenen Vergilerin Red ve İadesi Mümkündür
İhtirazi kayıtla verilen beyannamelere göre tarhedilen ve dava konusu yapılan vergiler de 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun 3 üncü maddesindeki düzenlemeden yararlanacaktır. Buna göre, dava konusu yapılan ancak 27/2/2003 itibariyle herhangi bir karara bağlanmayan söz konusu vergiler ödenmiş ise davadan vazgeçilerek yarısının iade alınması mümkün olabilecektir. Benzer şekilde, 27/2/2003 itibariyle söz konusu dava konusu vergi hakkında verilen en son kararın terkin, tasdik, tadilen tasdik, bozma veya kısmen bozma kısmen onama olması durumuna göre, 2003/16 sayılı Vergi Sirkülerimizde açıklanan çerçevede uygulama yapılabilecektir.

3) 1998 Yılı Kurumlar Vergisi Matrahını Artıranlar, Kurum Kazancından İndirilen Stopaja Tabi İstisna Kazanç Dışındaki Muhtasar Beyanı İçin Matrah Artırımında Bulunmayacaklardır
Bilindiği gibi, 1998 yılı kurumlar vergisi uygulamasında, kurum kazancından hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısım menkul sermaye iradı sayılarak GVK Madde 94’e göre gelir vergisi stopajına tabi tutuluyordu. Bu şekilde stopaja tabi tutulan menkul sermaye iradı içinde kurumlar vergisi istisnasından yararlanan bazı kazançlar da bulunmaktaydı.

4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (6) numaralı fıkrası hükmü çerçevesinde, 1998 yılı kurumlar vergisi matrahını artırarak Vergi Barışından yararlanmak isteyen kurumlar sadece kurum kazancından indirdikleri istisna kazanç için uygulanan stopaj tutarını artırmak zorundadırlar. Dolayısıyla 1998 yılında istisna kazanç indirimi yapmayanlar sadece kurumlar vergisi matrahını artırarak Vergi Barışından yararlanabileceklerdir.

Saygılarımızla,
 
DRT Denetim Revizyon Tasdik
Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

T.C
MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü

SAYI : B.07.0.GEL.0.36/3629-1
KONU :
VERGİ BARIŞI KANUNU
İÇ GENELGESİ
SERİ NO: 2003/2

.................. VALİLİĞİ
(Defterdarlık: Gelir Müdürlüğüne)
 
4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu ile ilgili olarak Bakanlığımıza intikal eden olaylar hakkında aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.

A- CEBREN TAHSİL EDİLEN PARALARIN MAHSUBU

4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tatbik edilen hacizlere dayanılarak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra cebren yapılan tahsilatların; mükelleflerin Kanun hükmünden yararlanmak üzere süresinde başvuruda bulunması halinde, başvuru tarihine bakılmaksızın, Kanun hükmüne göre ödenmesi gereken tutara karşılık ilk taksitten başlamak üzere ödenecek taksitlere mahsup edilmesi, fazla bir tutarın bulunması halinde ise 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine göre red ve iadesi gerekmektedir.

B- KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDAKİ KAMU ALACAKLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

1- 4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen ve Kanunun bu maddesi hükmünden yararlanılacak tutarın tespiti için öngörülen “... Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın...” ibaresi, Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) taraf olan idareye tebliğ edilen yargı kararlarını ifade etmektedir.

2- 4811 sayılı Kanunun kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacaklarına ilişkin 3 üncü maddesi hükmünden yararlanmak için öngörülen başvuru süresinin son günü 31/3/2003 tarihi olduğundan, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan tarhiyatlar için de söz konusu maddeden yararlanılmak üzere 31/3/2003 tarihine kadar başvuruda bulunulması mümkündür.

3- 4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (6) numaralı fıkrasında, “Bu madde hükmü, ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere karşı açılan davalar hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, Kanunun 20 nci maddesinde dava konusu olan tarhiyatlara karşılık bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ödeme yapılmış olması halinde ödenen bu tutarların, vergi mahkemesinde devam eden davalar için 3 üncü maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular ile vergi mahkemesince verilmiş terkin kararları üzerine iadesi öngörülmüş olup Kanunun 3 üncü maddesi, ihtirazi kayıtla verilen beyanlar üzerine oluşan davaları da “kesinleşmemiş ve dava safhasında kamu alacağı” olarak değerlendirdiğinden, 20 nci maddenin bu hükmünün bu beyannameler ile ilgili yapılan ödemelerde de dikkate alınması ve maddede öngörülen koşullar çerçevesinde red ve iade yapılması mümkün bulunmaktadır.

4- 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan tarhiyatlara karşılık bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ödenen tutarlar da 3 üncü ve 20 nci madde hükümlerine göre nakden ya da mahsuben iade edilebilecektir.

5- 4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tarhiyata ilişkin verilmiş en son kararın tadilen tasdik kararı olması halinde, ödenecek tutarın hesaplanmasında tasdik edilen kısım esas alınacaktır.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tadilen tasdik kararı üzerine yapılan tahsilatlar red ve iade edilmeyecektir.

Yargı merciilerince verilen tadilen tasdik kararı üzerine tahsili gereken kamu alacakları, Kanunun yürürlük tarihinden önce tahsil edilmiş olabilir. Taraflarca dava devam ettiriliyor ise mükelleflerce davadan vazgeçilmesi halinde, idarece de açılmış bulunan davalardan vazgeçilecektir.

C- VERGİ ASLINA BAĞLI OLMAYAN CEZALARLA İLGİLİ İŞLEMLER

4811 sayılı Kanunun 3 ve 5 inci maddelerine göre tahsilinden ve/veya kesilmesinden vazgeçilen özel usulsüzlük cezalarının, Kanuna göre tamamının tahsilinden vazgeçildiğinden, bu cezaların kesilmesine dayanak olan tespitlerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre işyeri kapatma cezası uygulamasında da dikkate alınmaması gerekmektedir.

D- 492 SAYILI HARÇLAR KANUNUNA GÖRE ALINAN HARÇLARA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

1- (1) sayılı tarife (Yargı Harçları) kapsamında yer alan harçlar:

492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarife kapsamında yer alan ve bu Kanunun 27 ve 28 inci maddelerinde belirlenen ödeme süresi içinde ödenmemesi nedeniyle aynı Kanunun 37 nci maddesine göre vergi dairesince tahsil olunacak maktu ve nispi harçların, 31/8/2002 tarihinden önce tahakkuk edenleri için 4811 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Bu kapsam dışında kalan yargı harçları için 4811 sayılı Kanun Hükümleri uygulanmayacaktır.

2- (4) sayılı tarife (Tapu ve Kadastro Harçları) Kapsamında yer alan harçlar:

2001 ve önceki yıllarda inşaatı biten ve 4811 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin 13/a bendine göre harcı ödenmemiş ve bu tarih itibarıyla tapuda cins değişikliği işlemi gerçekleştirilmemiş binalara ait, tarifenin 13/a bendine göre hesaplanacak harç ile (4) sayılı tarifenin sonunda yer alan hükme göre 13/a bendine göre hesaplanan harcın % 50’si tutarındaki harç için bu Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Ancak, 492 sayılı Harçlar Kanununun 127 nci maddesinde yer alan “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça harçların tamamı peşin olarak ödenmeden harca mevzu olan işlem yapılmaz.” hükmüne göre 4811 sayılı Kanundan yararlanılarak taksitler halinde ödenecek harcın tamamı tahsil edilmeden tapuda işlem yapılmasına izin verilmeyeceği tabiidir. Harcın taksit süresi beklenmeden defaten ödenmesi veya borcun banka teminat mektubuna ya da Hazine tahvil ve bonosuna bağlanması halinde harca ilişkin ilişiksiz belgesi düzenlenebilecektir.

Diğer taraftan, 2001 ve önceki yıllarda biten inşaatlara ilişkin 2 Nolu Harç Beyannamelerinin 4811 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre 31/3/2003 tarihine kadar verilmesi mümkündür.

3- 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin 20/a bendine göre 31/8/2002 tarihinden önce gerçekleşen işlemlerde harç ziyaı bulunması halinde bu Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.

Kanun kapsamına giren işlemlere ilişkin 27/2/2003 tarihinden (bu tarih dahil) önce vergi dairelerine intikal eden 1 Nolu Bilgi Formları üzerine yapılacak ikmalen tarhiyatlar, 4811 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünden, söz konusu bilgi formları vergi dairelerine intikal etmeden önce mükelleflerin başvurusu üzerine ise 4811 sayılı Kanunun 6/1-a maddesi hükmünden yararlanılması mümkündür.

E- MATRAH/VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

1- 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 1998, 1999, 2000 ve 2001 takvim yılları için matrah artırımında bulunabileceği, artırılan bu matrahların % 30 oranında vergilendirileceği belirlenmiş bulunmaktadır.

Anılan madde hükmüne göre yıllık gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara ait yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni süresinde vermiş, bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde ödemiş olmaları ve bu vergi türleri için bu Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla, bu madde hükmüne göre artırdıkları matrahlar üzerinden % 30 yerine % 25 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi belirlenecektir. % 25 oranının belirlenmesinde maddede öngörülen şartların her yıl için ayrı ayrı dikkate alınması gerekmektedir.

2- 2003/1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu İç Genelgesinin (E) bölümünün 3 üncü maddesi yeniden değerlendirilmiş ve aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.

4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasında, kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri yıllık beyannamede kurum kazancından indirilen ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazanç ve iratlarının da bulunması halinde, bu kazanç ve iratlar üzerinden tevkif edilen vergilerin de 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen nispetlerde artırılarak ödenmesi öngörülmüştür.

Bu düzenleme mükelleflerin kurum kazancından indirdikleri ve ilgili dönem muhtasar beyanname ile beyan ettikleri istisna kazançlara ilişkin tevkifat tutarının artırılmasına yönelik olup, kâr payları üzerinden tevkif edilen vergileri kapsamamaktadır. Bu nedenle 1998 yılı için kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunan mükelleflerin, dağıtılsın dağıtılmasın kâr payları üzerinden yaptıkları tevkifat tutarlarını artırmalarına gerek bulunmamaktadır. Bir başka ifade ile, bu mükellefler 1998 yılı için sadece kurumlar vergisi matrahlarını artırmak suretiyle Kanundan yararlanacaklardır.

2003/1 Seri Nolu İç Genelgenin E/3 bölümünde yer alan açıklama, sadece istisna kazançlara yönelik olarak Gelir Vergisi Kanununun 94/6 ncı maddesi uyarınca yapılan tevkifatlar açısından geçerli olacaktır. Buna göre, 1998 yılı için kurumlar vergisi matrah artırımında bulunan mükelleflerden istisna kazancı olanlar, 1998 yılına ilişkin beyan ettikleri stopaj matrahını istisna kazançlara ait olan ve olmayan şeklinde ayrıştırarak sadece istisna kazançlara ilişkin tevkifat tutarını artırmakla yetineceklerdir.

3- Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b/iii) alt bendine göre yapılan gelir vergisi tevkifatı için ilgili yıllarda 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre vergi artırımında bulunmalarına gerek yoktur. Bu kurumlar sadece kurumlar vergisi matrahlarını artırmak suretiyle bu Kanundan yararlanabileceklerdir.

4- Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılan devirlerde, devir olan kurumun tüm hak ve yükümlülükleri devir alan kuruma intikal ettiğinden, devir suretiyle infisah olan ve ticaret sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları kapatılan kurumlar adına, devir alan kurumlar tarafından matrah artırımında bulunulması ve 4811 sayılı Kanunun öngördüğü imkanlardan yararlanılması mümkündür.

5- 4811 sayılı Kanuna göre matrah/vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili vergi dairelerine vermiş oldukları bildirimlerde yer alan bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için done olarak kullanılmayacaktır.

E- DİĞER HUSUSLAR

1- 4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi, ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış tarhiyatlarla ilgili olarak Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri veya Danıştay nezdinde açılmış olan davaları kapsamakta, maddede öngörülen koşullara paralel olarak Kanundan yararlanmaya ilişkin düzenlemeleri içermektedir.

Bu itibarla, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tahakkuk ederek kesinleşen alacakların 6183 sayılı Kanunun hükümlerine göre takip ve tahsili için düzenlenen ve tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali talebiyle dava açılmış olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla henüz karar verilmemiş olan Kanun kapsamındaki alacaklar için Kanunun kesinleşmiş kamu alacaklarına ilişkin 2 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Ancak, 1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliğinin III/E-5 numaralı bölümünde de belirtildiği gibi, ödeme emri tebliği üzerine açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce dava konusu ödeme emri ile istenilen kamu alacağının tarhiyatına ilişkin olarak verilen ve Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihi itibarıyla devam eden davalara konu kamu alacakları, Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir.

2- 1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliğinin kesinleşmiş kamu alacaklarına ilişkin II-E/1 bölümünde, kesinleşmiş alacaklara ilişkin hükümlerden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişilerin sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanabilecekleri açıklanmıştır.

Buna göre, limited şirket ortakları tarafından 4811 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulduğu takdirde, Kanun kapsamında ödemeleri gereken borçlarının tespitinin, 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde 4369 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, değişikliğe ilişkin Kanunun yürürlüğe girdiği 29/7/1998 tarihinden önceki dönemlere ilişkin sorumlulukları koydukları sermaye miktarları, bu tarihten sonraki dönemler için de sermaye hisseleri oranları dikkate alınmak suretiyle yapılacağı tabiidir.

3- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca yapılan katma değer vergisi iadelerinden haksız yere alınanlar için tarh ve tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ve bu vergiye bağlı vergi cezaları da 4811 sayılı Kanun kapsamındadır.

4- Özel gider indirimi uygulaması nedeniyle gerek ilgililer gerekse işverenler adına tarh ve tahakkuk ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı vergi cezaları 4811 sayılı Kanun kapsamına girmektedir.

5- 4811 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamına giren vergilerin madde hükmüne göre ödenmesi halinde bu vergilere bağlı vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilmektedir.

Kanunun 16 ncı maddesine göre 10.000.000.- lirayı aşmayan vergilerin madde hükmüne göre terkin edilmesinin Kanun kapsamında ödeme olarak kabulü ve bu vergilere bağlı vergi cezalarının da terkini uygun görülmüştür.

6-Vergi dairelerinden iade alacağı bulunan mükelleflerin bu alacaklarını, 4811 sayılı Kanuna göre taksitlendirilen borçlarına mahsup yoluyla ödeyebilmeleri için alacağın nakden iade edilebilir aşamada bulunması ve taksit ödeme süresi içerisinde mahsup işleminin yapılması gerekmektedir.

7- Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükmüne göre, borçları taksitlendirilen mükelleflerin bu borçlarını defaten ödemeleri mümkündür. Bu takdirde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten defaten ödeme yaptıkları ayın sonuna kadar Kanundan yararlandıkları vergi türünden tahakkuk eden vergilerden vadesi gelenleri, süresinde ödemiş olmaları şartıyla, bu mükellefler hakkında defaten ödeme yaptıkları aya veya sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin tahakkuk eden ya da vadesi ödemenin yapıldığı aydan sonra olan vergileri için Kanunun 3 üncü maddesinin (7) numaralı fıkrası hükmü uygulanmayacaktır.

8- 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/2/2003 tarihinden önce vergi dairesine intikal etmiş olmakla birlikte ilgilisine bu tarihe kadar tebliğ edilememiş trafik ceza tutanaklarından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre 27/2/2003 tarihi itibariyle üç katına ulaşmış tutarı 200 milyon lirayı aşmayanlar da 4811 sayılı Kanun kapsamında terkin edilecektir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Maliye Bakanı