VERGİ SİRKÜLERİ

NO: 2012/31

KONU: Gerçek Kişi Bireysel Yatırımcılar Tarafından Beyan Edilmesi Gereken Menkul Sermaye Gelirleri.

Türkiye'de yerleşik sayılan (tam mükellef) gerçek kişilerin 2011 yılında elde ettikleri menkul sermaye gelirlerinin bazıları için 1-25 Mart 2012 tarihleri arasında beyanname vermeleri gerekmektedir. Beyannamede hesaplanan gelir vergisinin Mart ve Temmuz 2012 aylarında iki eşit taksitte ödenmesi mümkündür.

Bu sirkülerimizde, tam mükellef gerçek kişilerin mevduat faizi, repo geliri, hisse senedi alım-satım kazancı, Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizi ve alım satım-kazancı gibi menkul sermaye gelirlerinin hangi koşullarda beyanname ile bildirilmeleri gerektiğine yönelik özet açıklamalarda bulunuyoruz.

Menkul sermaye gelirlerinin vergilendirilmesine yönelik ayrıntılı açıklamaların yer aldığı Menkul Sermaye Gelirlerine İlişkin 2011 ve 2012 Yılı Vergi Rehberine www.verginet.net adresindeki web sayfamızdan ya da aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz.

Download Menkul Sermaye Gelirleri Rehberi 2012 Adobe Acrobat (766 KB)

1. Genel Bilgi

Bilindiği gibi, menkul sermaye gelirlerinin beyan ve vergilendirme esasları Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesi ile önemli değişikliklere uğradı. Gelir Vergisi Kanununun söz konusu Geçici 67 inci Maddesi 2006 yılından itibaren ihraç edilen/satın alınan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlere uygulanırken, 31/12/2005 tarihi itibariyle elde bulunan menkul kıymetlerden 2006 ve sonrasında elde edilen gelirler bakımından 2005 yılında geçerli olan hükümler uygulanmakta, Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67 nci maddesi kapsamına girmeyen ve 31.12.2005 tarihi itibariyle elde bulunmayan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler içinse mevcut genel hükümler uygulanmaktadır. Bu nedenle, 2011 yılında gerçek kişi bireysel yatırımcılar tarafından elde edilen gelirler bir bakıma birkaç ayrı vergileme rejimine göre beyan ve vergilemeye tabi tutulacaktır.

Diğer taraftan, menkul sermaye gelirinin türü de vergileme yönünden önem arz etmektedir. Menkul sermaye gelirleri menkul sermaye iratları ve değer artış kazançları olmak üzere iki ayrı grup gelirden oluşur. Menkul sermaye iratlarına örnek olarak bono ve tahvil gibi menkul kıymetlere ödenen faiz, mevduat faizi, repo geliri, hisse senedi ve iştirak hisselerine dağıtılan temettü (kâr payı) gibi gelirler verilebilir. Değer artış kazançlarına örnek olarak ise hisse senedi ve iştirak hisselerinin alım-satım kazançları, her türlü bono, tahvil ve benzeri menkul kıymetlerin alım-satım kazançları verilebilir. Bu iki grup gelirin beyan ve vergileme esasları farklılık gösterir.

Menkul sermaye iratlarının bir kısmı vergi kesintisine tabi tutulur. Hisse senedi ve iştirak hisselerine dağıtılan kâr payları da dağıtan kurum bünyesinde gelir vergisi stopajına tabi tutulur.

Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67 inci maddesi kapsamına girmeyen ve 2011 yılında bu madde dışında stopaja tabi tutulan menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratlarından (örn: işyeri kira geliri) elde edilen brüt gelir toplamı 23.000 TL’yi (2012 için 25.000 TL) geçmediği sürece bu gelirlerin beyanname ile beyan edilmesi gerekmez. 23.000 TL’lik beyan sınırının hesabında varsa istisna ve bazı menkul sermaye iratları için uygulanan enflasyon indiriminden sonraki tutarlar dikkate alınır. Ancak 2011 yılı için enflasyon indiirm oranının 1’den büyük olması nedeniyle (% 126,3) söz konusu iratların belirlenmesinde enflasyon indiirmi uygulanmayacaktır. Ayrıca belirli koşulların gerçekleştiği durumda, birden fazla işverenden alınan ücret gelirlerinin de beyan sınırının hesabında dikkate alınması gerekir.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67 nci maddesi kapsamında banka ve aracı kurumlarca vergi kesintisine tabi tutulan, 1/1/2006 tarihinden sonra ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu ile diğer sermaye piyasası işlemlerinden elde edilen menkul sermaye iratları tutarı ne olursa olsun beyan edilmez. Yapılan vergi kesintisi nihai vergi olarak kalır.

Aynı şekilde, Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67 nci maddesi kapsamında kapsamında banka ve aracı kurumlarca vergi kesintisine tabi tutulan, 1/1/2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu ile Borsada işlem gören hisse senetlerinden elde edilen değer artış değer artış kazançları tutarı ne olursa olsun beyan edilmez. Yapılan vergi kesintisi nihai vergi olarak kalır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67 nci maddesi kapsamına girmeyen değer artış kazancı olarak nitelendirilen menkul sermaye gelirleri vergi kesintisine tabi tutulmaz. 1/1/2006 tarihi öncesinde iktisap edilmiş hisse senetleri ile bu tarih öncesinde ihraç edilmiş her nevi tahvil ve Hazine bonosundan 2011 yılında elde edilen alım-satım kazancının toplamının 19.000 TL’si (2012 için 20.000 TL) vergiden istisnadır. Dolayısıyla bu gelirlerin toplamı 19.000 TL’yi geçmezse beyanname verilmez, geçtiği durumda ise sadece 19.000 TL’yi aşan kısım beyan edilir.

2. Tutarı Ne Olursa Olsun Beyan Edilmeyecek Gelirler

Tam mükellef gerçek kişilerin 2011 yılında Türkiye’de elde ettikleri aşağıdaki gelirler için tutarına bakılmaksızın beyanname verilmez.

· Mevduat faizleri (döviz tevdiat hesaplarından ve Takasbank’ta değerlendirilen paralardan elde edilenler dahil, yurtdışındaki off-shore hesaplardan elde edilenler hariç)

· Menkul kıymetler yatırım fonu katılma belgeleri kâr payı (yurt dışı fon katılma belgeleri hariç)

· 31/12/2005’de elde bulunan ve üç aydan daha fazla süreyle elde tutulduktan sonra 2011’de elden çıkarılan Borsada işlem gören hisse senetlerinden elde edilen alım-satım kazançları

· 31/12/2005’de elde bulunan ve bir yıldan daha fazla süreyle elde tutulduktan sonra 2011’de elden çıkartılan, tam mükellef (kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan) kurumların hisse senetlerinden elde edilen alım-satım kazançları

· Özel finans kurumlarında (katılım bankaları/faizsiz bankacılık) açılan hesaplara ödenen kâr payları

· Repo geliri

· İvazsız (örn. veraset veya bağış yoluyla) iktisap edilen hisse senetlerinden elde edilen alım-satım kazançları

· 07.10.2001 tarihinden itibaren düzenlenen şahıs sigorta ve bireysel emeklilik poliçeleri dolayısıyla elde edilen gelirler

· 1998 ve önceki yıl kârlarının dağıtımından elde edilen kâr payları (temettü)

· Kârın, yedeklerin ve özsermaye enflasyon farklarının sermayeye ilavesi nedeniyle elde edilen kâr payları (bedelsiz hisse senetleri)

· Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasında (VOB) yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar

· 1/1/2006 tarihinden itibaren ihraç edilen her nevi tahvil ve bono (Eurobond hariç) ile Borsada işlem gören hisse senetlerinden elde edilen ve banka ve aracı kurumlarca vergi kesintisine tabi tutulan gelirler

· 1/1/2006 tarihinden itibaren iktisap edilen Borsada işlem görmeyen tam mükellef kurum hisse senetlerinin 2 yıldan sonra elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar

3. Tutarı 1.170 TL’yi Geçtiğinde Beyan Edilecek Olanlar

Aşağıdaki gelirlerin tutarları toplamı 1.170 TL’yi (2012 için 1.290 TL) geçtiğinde elde edilen gelirin tamamının beyan edilmesi gerekir (1.170 TL’lik beyan sınırı aşağıda sayılan gelirlerin her birine ayrı ayrı değil tamamının toplamına uygulanır).

· Yurt dışında elde edilen ve Türkiye’de istisna ve tevkifata konu olmayan bütün menkul ve gayrimenkul sermaye iratları (faiz, repo, temettü, kira geliri vb.)

· Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller

· İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kâr paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar

· Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri

· Her nevi alacak faizleri

· Stopaja ve istisnaya konu olmayan diğer her nevi menkul ve gayrimenkul sermaye iratları

4. Belirli Tutarı Geçtiklerinde Beyan Edilecek Gelirler

Vergi mevzuatımızda yer alan beyan sınırı, istisna ve enflasyon indirimi nedeniyle bazı menkul sermaye gelirlerinin beyan edilme zorunluluğu bunların belirli bir tutarı geçmelerine bağlıdır. Aşağıdaki belirleme bu çerçevede yapılmıştır. Bununla birlikte aşağıda sayılan gelirlerin birden fazlasının elde edildiği durumda, belirtilen tutarlardan daha az gelir elde edildiğinde de beyanname vermek gerekebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

· Brüt toplamı 46.000 TL’yi geçen; kurumlardan elde edilen kâr payları (temettü) ve iştirak hisselerinden doğan kazançlar (ltd. şirket ve iş ortaklıkları ortaklarının ve komanditerlerin kâr payları)

· Endeks veya kur farkı hariç toplamı 23.000 TL’yi geçen; yurt içinde döviz cinsinden veya herhangi bir değere endeksli ihraç edilmiş HB ve DT ile eurobond faizleri ve tam mükellef kurumlar tarafindan yurt dışında ihraç edilen eurobond faizleri

· 1/1/2006 öncesinde ihraç edilmiş ve maliyet revizesinden sonraki tutarı 19.000 TL’yi geçen; HB, DT, Eurobond ile özel sektörce ve Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı ile Özelleştirme İdarelerince çıkarılan menkul kıymetlerin döviz veya endeks cinsinden alım-satım kazançları

5. Kurumlardan Elde Edilen Kâr Paylarının Beyanı

Kurumlarca dağıtılan kâr payının yarısı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Dolayısıyla beyan sınırının aşılıp aşılmadığı hesaplanırken, elde edilen brüt (ele geçen temettü tutarı değil %15 temettü stopajı öncesi tutar) temettüün yarısı dikkate alınır. Bununla birlikte, kurumlar kâr payı dağıtırken, gelir vergisinden istisna edilen kısım da dahil olmak üzere dağıtılan kâr payının tamamı üzerinden gelir vergisi kesintisi yaparlar. Kâr payı için beyanname verecek gerçek kişi hissedar, kendisine ödenen brüt (stopaj öncesi tutar) temettü üzerinden yapılan vergi kesintisinin tamamını gelir vergisi beyannamesinde hesapladığı gelir vergisinden mahsup eder.

Bununla birlikte, 2011 yılında dağıtılan 2003 öncesi kâr payları bakımından bazı özellikler vardır.

Buna göre;

a) Kurumların 31/12/1998 ve daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde ettikleri kazançlarından dağıtılan kâr payları üzerinden temettü stopajı yapılmayacak ve bu kar payları için tutarları ne olursa olsun beyanname verilmeyecektir.

b) Kurumların 1/1/1999 – 31/12/2002 arasında sona eren hesap dönemlerinde elde ettikleri kurumlar vergisinden istisna kazançlarından dağıtılan kar payları üzerinden temettü stopajı yapılmayacak ve bu nitelikteki kar paylarının 1/9 fazlasının yarısı, 23.000 TL’ lik beyan eşiğinin hesabında vergiye tabi gelir olarak dikkate alınacaktır. Diğer yandan, beyan edilen kar payının 1/5’i beyannamede hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.

c) Yukarıda (b) paragrafında yer verilen esaslar, kurumların 2003 ve sonraki yıl kazançlarından Gelir Vergisi Kanununun Geçici 61 inci maddesine göre indirim konusu yaptıkları, 24/4/2003 tarihinden önceki teşvik belgeleri kapsamındaki yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançların dağıtımı halinde de geçerlidir.

Diğer yandan herhangi bir kurum iştirak ettiği başka bir kurumdan yukarıda (a), (b) ve (c) paragraflarında yer verilen nitelikteki kazançların dağıtımına bağlı kar payı elde eder ve bunu gerçek kişi hissedarlarına kar payı olarak dağıtırsa, gerçek kişi hissedarların elde ettikleri bu kar paylarının beyanıyla ilgili olarak yine (a), (b) ve (c)’de yer verilen esaslara göre hareket edilir.

6. Ticari ve Mesleki Kazanç Sahiplerinin Menkul Sermaye Gelirlerinin Durumu

Ticari faaliyeti bulunan bir kişinin, bu faaliyetiyle bağlantılı olarak elde ettiği menkul sermaye gelirlerinin beyan ve vergilendirilme esasları farklıdır. Bu şekilde elde edilen gelirler ticari kazancın bir unsuru sayılır ve ticari kazancın tespiti ve beyanı ile ilgili esaslara tabi olur. Örneğin, ticari faaliyet çerçevesinde sağlanan hasılatın bankada mevduat olarak değerlendirilmesinden elde edilen faiz artık menkul sermaye iradı değil ticari kazançtır.

Bununla birlikte, ticari işletme bünyesinde oluşan kârın (vergisel yükümlülükleri yerine getirildikten sonra) işletme sahibince kendi kişisel varlığına mal edildikten sonra değerlendirilmesinden elde edilen faiz, kâr payı, repo ve benzeri gelirler menkul sermaye gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesiyle ilgili esaslara tabidir.

Doktor, avukat gibi serbest meslek kazancı elde edenlerin durumu ticari kazanç sahiplerine göre farklılık gösterir. Serbest meslek faaliyeti karşılığında alınan para tahsil edildiği anda şahsileşir. Bu nedenle, serbest meslek kazancının değerlendirilmesinden kaynaklanan söz konusu gelirler serbest meslek kazancının değil menkul sermaye gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesiyle ilgili esaslara tabidir. Benzer şekilde, ticari ve mesleki kazanç sahiplerinin, kişisel malvarlıklarından elde ettikleri menkul sermaye gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesi de bu Sirkülerde yer verilen esaslara tabidir.

7. Birden Fazla İşverenden Ücret Geliri Elde Edildiği Durumda Beyan Edilecek Gelirin Hesabı

2011 yılında tek işverenden tevkifata tabi tutulmuş ücret geliri elde edenlerin bu ücretlerinin tutarı ne olursa olsun beyanname vermelerine gerek yoktur. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verildiği durumda da tek işverenden elde edilen stopaja tabi tutulmuş ücretlerin beyannameye dahil edilmesi gerekmemektedir.

Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenlerin birden sonraki işverenden elde ettikleri ücretin stopaj matrahı 23.000 TL’yi aşmadığı takdirde, ilk işverenden elde edilen ücretin tutarı ne olursa olsun bunlar için de beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu durumda stopaj yoluyla ödenen vergiler ücretin nihai vergisi olmakta ve ek bir gelir vergisi ödenmemektedir.

Bununla birlikte, birden sonraki işverenden elde edilen ücretin stopaj matrahının 23.000 TL’yi geçtiği durumda bütün işverenlerden elde edilen ücretlerin toplamının beyanname ile beyan edilerek, artan oranlı gelir vergisi tarifesine göre vergisinin hesaplanması gerekmektedir. Bu durumda, ücret gelirinin yanısıra Türkiye’de tevkifata tabi olan diğer bütün menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarının varsa istisna ve enflasyon indirimi sonrası tutarlarının beyan edilmesi gerekir (bu durumdan bağımsız olarak beyana tabi olan diğer gelirler varsa onlar da beyan edilir).

8. Aynı Beyannamede Toplanarak Beyan Edilmesi Gereken Gelirler (Gelirin Toplanması)

Ticari, zırai ve mesleki kazançlar için tutarlarına veya kâr elde edilip edilmediğine bakılmaksızın yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de vergi tevkifatına tabi tutulmuş bulunan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratlarının vergiye tabi gelir toplamının 23.000 TL’yi (2011 yılı gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimi) aştığı ve stopajın nihai vergileme olmadığı durumda bu gelirlerin tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Birden fazla işverenden elde edilen stopaja tabi tutulmuş ücretlerin bu beyan sınırının hesabında dikkate alınması için, birden sonraki işverenden/işverenlerden elde edilen ücretin tutarının 23.000 TL’yi aşması gerekir.

Diğer yandan, Türkiye’de tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarının 2011 yılındaki toplamının 1.170 TL’yi geçtiği durumda bunlar içinde beyanname verilmesi, başka gelirler nedeniyle beyanname verildiğinde bunların beyannameye dahil edilmesi gerekmektedir

Yukarıda yer verilen konuyla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.

Saygılarımızla,

Deloitte Türkiye

Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; "DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş." ve İngiltere mevzuatına gore kurulmuş olan “Deloitte Touche Tohmatsu Limited” ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte "Deloitte"), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. "Deloitte", söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. "Deloitte", söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.