Numara : 28
Tarih : 24.2.2012

VERGİ SİRKÜLERİ

NO: 2012/28

KONU: Turizm Sektöründe ATİK'lerle İlgili Yüklenilen KDV'nin İadesi Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı Yayımlandı.

1. Yasal Düzenleme:

Bilindiği gibi, 4.6.2008 tarihli 5766 sayılı Kanun ile KDV Kanunu’nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle, Bakanlar Kurulu, vergi oranları indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibariyle amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen KDV’nin iade hakkını kaldırmaya yetkili kılınmış, nakden veya mahsuben iade edilecek vergilerde uyulması gereken usul ve esasları belirleme konusunda ise Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiştir.

Bakanlar Kurulu, Kanunun kendisine tanıdığı bu yetkiyi kullanarak, 2008/13903 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 24.12.2007 günlü, 2007/13033 sayılı Kararnamenin eki (II) sayılı listenin “B) Diğer Mal ve Hizmetler” bölümünün 25. sırasında sayılan konaklama tesislerini işleten mükelleflerin, bu kararın yürürlüğe girdiği 19.7.2008 tarihinden sonra, indirimli orana tabi konaklama hizmetleri işlemlerinden doğan iade hesabına, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen vergilerden pay verilmeyeceğini, bunların iade hesabına dahil edilmeyeceğini kararlaştırmıştır. Bu karara göre, otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerini işletenler, indirimli oranlı satışlarından kaynaklanan iade hesaplarına 20.7.2008 tarihinden itibaren bina, tesis, makine vb. gibi amortismana tabi iktisadi kıymetlerin alımı için ödenen katma değer vergisini dahil edemeyecekler, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin katma değer vergilerini sadece indirim yoluyla giderebileceklerdir.

Bununla birlikte, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının son cümlesi, 5838 Sayılı Kanunun 12’nci maddesiyle 28.2.2009 tarihinden itibaren “Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal veya hizmet gurupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya tamamen ya da amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya; Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiştir.

2. Yapılan Düzenlemeye İptal Davası Açılması

Katma Değer Vergisi Kanununun 29/2 nci maddesine, 5766 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle eklenen son cümleyle yapılan düzenleme sonucu Bakanlar Kuruluna verilen, vergi oranı indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırma yetkisinin, Anayasa’nın 73 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında sayılan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkilerinden olmadığı, dolayısıyla bu düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, konu hakkında Danıştay nezdinde iptal davası açılmıştır.

3. Danıştay’ın Kararı

Konuyu inceleyen Danıştay 4. Dairesi, 5766 sayılı Kanun ile değiştirilen Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya; Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. cümlesinin iptali için yürürlüğün durdurulması istemli olarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına 21.10.2009 tarihinde karar vermiştir.

4. Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi öncelikle kendisine yapılan iptal başvurunun iki bölümden oluştuğunu; bunlardan birinci bölümün, Bakanlar Kurulu’na, ikinci bölümün ise Maliye Bakanlığı’na yetki verilmesine ilişkin olduğunu belirterek, 5766 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen son cümlesinin, “… Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir” bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddine; ayrıca 5766 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen son cümlesinin “Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya;” bölümünün yürürlüğün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından reddine 17.11.2011 tarihinde karar vermiştir.

Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, Katma Değer Vergisi Kanun’un 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 5766 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen son cümlesinin “Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya;” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 17.11.2011 gününde karar vermiştir.

5. Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrasında Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı’na konu edilen düzenlemenin yukarıda da belirtildiği üzere 5838 sayılı Kanun ile değiştirilmiş olması ve bu nedenle yürürlükte olmamasından dolayı, iptal kararının hukuksal bir sonuç doğurmayacağına yönelik görüşler bulunmaktadır.

Bu görüş uyarınca, her ne kadar 5838 sayılı Kanun’la değiştirilen mevcut yasal düzenlemenin Anayasaya aykırılığına Karar’da değinilmiş olsa da söz konusu düzenleme iptal edilmediğinden yürürlüktedir.

Maliye Bakanlığı, yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde, indirimli orana tabi işlemlerde iade edilecek verginin hesabına amortismana tabi iktisadi kıymetlere ait katma değer vergisinin dahil edilmemesi uygulamasını devam ettirebilir; ancak Maliye Bakanlığı’ndan, Anayasaya aykırı olduğu anlaşılan bu düzenlemenin değiştirilerek, turizm sektöründe KDV iadesinin hesabına ATİK’e ait KDV’nin de dahil edilmesini olanaklı hale getirmesi beklenmektedir.

Karar’a ilişkin değinilecek diğer bir husus ise, Anayasa’nın 153 üncü maddesine ilişkindir. Bilindiği gibi, anılan maddede Anayasa Mahkemesi Kararları’nın, aksine bir hüküm olmadıkça, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceği ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının "geriye yürümezlik" ilkesi gereği Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten önceki olaylara uygulanamayacağı hüküm altına alınmaktadır.

Bu bağlamda söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararı’nın, 2008/13903 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın yürürlük tarihi olan 20/07/2008 tarihinden 5838 Sayılı Kanunun yayım tarihi olan 28/02/2009 tarihine kadar; otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerini işleten ve KDV iadesinin hesabına ATİK’e ait KDV’nin dahil edilmesi için ihtirazı kayıtla beyanname vermek suretiyle konuyu yargıya taşımış olup, halen davaları süren mükelleflere, açtıkları davaların lehlerine karar çıkması açısından avantaj sağlayabileceği söylenebilir.

İlgili Anayasa Mahkemesi Kararı’na aşağıdaki bağlantı yoluyla ulaşabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/11, K: 2011/153 Sayılı Kararı (25/10/1984 Tarihli ve 3065 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 4/6/2008 Tarihli ve 5766 Sayılı Kanun ile İlgili)

Yukarıda yer verilen konuyla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.

Saygılarımızla,

Deloitte Türkiye

Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; "DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş." ve İngiltere mevzuatına gore kurulmuş olan “Deloitte Touche Tohmatsu Limited” ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte "Deloitte"), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. "Deloitte", söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. "Deloitte", söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz