Numara : 85
Tarih : 1.10.2010

VERGİ SİRKÜLERİ

NO: 2010/85

KONU Yatırım İndirimi Hakkında Genel Tebliğ Yayımlandı.

01 Ekim 2010 tarihli ve 27716 sayılı Resmi Gazete’de 276 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği yayımlandı.

Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve 2006/95 Esas, 2009/144 sayılı kararıyla yapılan iptaller sonrasında 6009 sayılı Kanun’un 5'inci maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu'nun yatırım indirimi istisnasına ilişkin geçici 69’uncu maddesinde bazı değişiklikler yapılmış ve bu değişiklikler sitemizde yayınladığımız yazılarda (sirküler-makale) mercek altına alınmıştı.

Bu kez Maliye Bakanlığı, 276 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’ni yayımlayarak 6009 sayılı Kanun’la konuya ilişkin yapılan düzenlemeler hakkında açıklamalarda bulunmuştur.

1. İndirime konu yatırım indirimi istisnasının hesaplanması ne şekilde olacaktır?

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2005 tarihi itibariyle mevcut olup, kazancın yetersiz olması nedeniyle indiremedikleri devreden yatırım indirimi istisnası tutarlarını (2006, 2007 ve 2008 yıllarında yararlandıkları tutarlardan kalan kısmı), 31/12/2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri (bu Kanunun geçici 61 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan vergi oranına ilişkin hüküm dâhil) çerçevesinde 2010 ve müteakip yıllarının kazançlarından indirebilecektir.

Ancak, vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapılacak tutar, ilgili kazancın % 25’ini aşamayacaktır.

İlgili dönemde yatırım indirimi istisnası uygulanacak kazanç tutarı ise yatırım indirimi uygulanmadan önceki zarar mahsubu ile tüm indirim ve istisnalar düşüldükten sonraki kazanç tutarının %25’ini aşamayacaktır.

2. Yatırım indirimi uygulayan mükelleflerin kazançlarına uygulanacak vergi oranı nedir?

İlgili dönemler itibarıyla yatırım indirimi istisnası uygulayan mükelleflerin, istisna uygulaması sonucu kalan kazançları üzerinden yürürlükteki vergi oranına göre vergi hesaplanacaktır.

Dolayısıyla, yatırım indirimi istisnası uygulaması sonucunda kalan kazanç tutarına gelir vergisi mükellefleri, yatırım indirimi istisnası uygulayacakları dönemde yürürlükte bulunan vergi tarifesini, kurumlar vergisi mükellefleri ise 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinde yer alan %20 kurumlar vergisi oranını uygulamak suretiyle yatırım indirimi istisnasından yararlandıkları dönemlere ait gelir veya kurumlar vergilerini hesaplayacaklardır.

Diğer taraftan, 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırımlar için yatırım indirimi istisnasından yararlanılması halinde, Gelir Vergisi Kanununun geçici 61’nci maddesi uyarınca yatırım indiriminden yararlanan kazançlar üzerinden dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8 oranında vergi kesintisi yapılacaktır.

3. 2010 hesap dönemi I. ve II. geçici vergi dönemlerinde uygulanan yatırım indirimi istisnası uygulaması sonucunda yapılacak işlemler nelerdir?

Anayasa Mahkemesince verilen 15/10/2009 tarihli ve 2006/95 Esas, 2009/144 Karar sayılı Karar sonrasında, 2010 hesap döneminin I. ve II. geçici vergi dönemlerinde, yatırım indirimi istisnasından yararlanan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, geçici vergi beyannamelerinde beyan etmiş oldukları kazançlarının tamamı üzerinden yatırım indirimi istisnasından yararlanıp, istisna uygulaması sonucunda kalan kazanç tutarı üzerinden ise 31/12/2005 tarihinde yürürlükte bulunan vergi oranları üzerinden vergilendirilmiş bulunmaktadırlar.

Anılan dönemlerde bu şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanan mükelleflerin ilgili geçici vergi beyanlarını düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır.

Söz konusu mükellefler, 2010 hesap döneminin III. geçici vergi dönemiyle birlikte, bu dönemde beyan etmiş oldukları kazancın %25’i üzerinden %20 kurumlar vergisi uygulamak suretiyle yatırım indirimi istisnasından yararlanabileceklerdir.

4. Kazancın bulunmasına rağmen herhangi bir dönemde yatırım indiriminden yararlanılmaması durumu

Yatırım indirimi istisnasından, kazancın elverişli olduğu yılda yararlanılabilmekte, ilgili yıl kazancı elverişli olduğu halde yatırım indirimi istisnasından yararlanılamaması halinde, mükelleflerce yararlanılmayan bu indirim tutarlarının daha sonraki yıllara ait kazançlarından indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bu nedenle, mükelleflerin önceki yıllarda (2006, 2007 ve 2008) kendi istekleriyle yararlanmadıkları yatırım indirimi istisnası tutarlarını, yatırım indirimi uygulamasının tercih edildiği diğer yıllarda indirim konusu yapabilmeleri mümkün değildir. Kazanç yetersizliği nedeniyle indirimi fiilen mümkün olmayan kısım ise devam eden dönemlerde indirilebilecektir.

Ancak, 2009 hesap dönemine ilişkin olarak kazanç beyan etmekle birlikte önceki yıllardan devreden yatırım indirimi istisnası tutarlarından yararlanamayan mükelleflerin, bu kazanç tutarlarına isabet eden yatırım indirimi tutarlarını, endekslemiş değerleri ile birlikte daha sonraki dönemlerin kazançlarından indirebilmeleri mümkün bulunmaktadır.

5. 1 Ocak 2006 - 8 Nisan 2006 tarihleri arasında Gelir Vergisi Kanununun mülga 19’uncu maddesi kapsamında yapılan yatırımlar için yatırım indirimi istisnası uygulaması

5479 sayılı kanunun 08.04.2006 tarihli olmasına karşın Yatırım İndirimini 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere geriye doğru yürürlükten kaldırması da Anayasa aykırı görüldüğünden 01.01.2006-08.04.2006 tarihleri arasında başlayan yatırımlara da indirim hakkı getirilmiş bulunmaktadır.Ancak 01.01.2006-08.04.2006 tarihleri arasında başlayan yatırımlarla ilgili olarak 08.04.2006 tarihinden sonra yapılan ve başlanmış yatırımın devamı mahiyetindeki harcamaların yatırım indirimi hesabında dikkate alınmayacağı tebliğde belirtilmiştir.Tebliğin bu yönü itibariyle Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini tam olarak gözetmediğini söylemek mümkün bulunmaktadır.

Tebliğde 1/1/2006-8/4/2006 tarihleri arasında Gelir Vergisi Kanununun mülga 19 uncu maddesi kapsamında yeni başlayan ve bu tarihler arasında yapılan yatırımlar nedeniyle hesaplanan yatırım indirimi tutarları da yatırım indirimi istisnasından yararlanabileceği,bu kapsamda olan yatırım harcamaları nedeniyle hesaplanan yatırım indirimi istisnası tutarlarının, ilgili dönemlerde kazancın bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 2010 hesap döneminden itibaren endekslenmiş değerleri ile birlikte indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir.

Ancak yine tebliğde 8/4/2006 tarihinden sonra yeni başlayan yatırımlar nedeniyle yapılan harcamaların ya da 1/1/2006-8/4/2006 tarihinde başlamakla birlikte bu süre içinde tamamlanmayıp devam eden yatırımlar için 8/4/2006 tarihinden sonra yapılan harcamaların, yatırım indiriminden yararlanması mümkün olmadığıda vurğulanmıştır.

İlgili Genel Tebliğe aşağıdaki bağlantı yoluyla ulaşabilirsiniz.

276 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği

Saygılarımızla,

Deloitte Türkiye

Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; "DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş." ve " Member of Deloitte Touche Tohmatsu Limited " (bir Swiss Verein'i) ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte "Deloitte"), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. "Deloitte", söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. "Deloitte", söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.