VERGİ SİRKÜLERİ

NO: 2009/97

KONU: Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Resmi Gazete’de Yayımlandı.

Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 3 Temmuz 2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. Kanun’la, ekonomik faaliyetlerin gelişiminin vergisel açıdan teşvik edilmesi ve bilişim alanlarında meydana gelen ilerlemelerin hukuki düzenlemeler içerisinde yer alması sağlanarak uygulamaların daha çağdaş hale gelmesi amaçlanmaktadır.

Kanun ile aşağıda detayları verilen ana kanunlarda önemli değişiklikler yapılmıştır.

1. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda Öngörülen Düzenlemeler

1.1. İşe başlatmama tazminatının Gelir Vergisine tabi olmadığı, tabi tutmuş olanlar açısından bu verginin red ve iade edilebileceği ortaya koyulmuştur.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25 inci maddesinin (1) numaralı bendinde yer alan “ve işsizlik sebebiyle verilen tazminat” ibaresi “ve işsizlik sebebiyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat” şeklinde değiştirilmiştir.Yapılan bu değişiklik ile, İş Kanunu’nun 21 inci maddesinde yer alan “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.” hükmündeki işe başlatmama tazminatının gelir vergisinden istisna olduğu hususuna açıklık getirilmektedir.

Öte yandan burada dikkat edilmesi gereken ikinci bir husus ise, işverence geçerli sebep gösterilmeyerek iş akdi fesh edilen işçiye, işçinin açtığı davanın sonuçlanmasına kadar geçen süre için en çok dört aylık ücretine kadar yapılacak ödemelerin (ücret olarak kabul edilerek) gelir vergisine ve sigorta primine tabi tutulacak olmasıdır.

Ayrıca 5904 sayılı Kanun’la Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 77 inci maddeyle, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlerle ilgili olarak 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi uyarınca işverenlerce işçiye ödenen işe başlatmama tazminatlarının, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan dönemlere ilişkin işe başlatmama tazminatı gelir vergisi tevkifatına tabi tutulan mükelleflerin; tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca tahsil edilen gelir vergisinin red ve iade işlemlerinin yapılacağı hükme bağlanmıştır. Red ve iade işlemlerinin usul ve esaslarını belirleme konusunda Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiş olup, Bakanlığın bu konuda bir genel tebliğ yayınlayacağı tahmin edilmektedir.

1.2. Ücretlerin vergilendirilmesinde, teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnaların asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra tatbik edilecektir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere “ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınır” fıkrası eklenmiştir. Böylece asgari geçim indirimi uygulamasında, varsa diğer teşviklerin asgari geçim indirimi sonrasında dikkate alınması temel prensip olarak ön görülmektedir.

1.3.Türkiye Kızılay Derneğine yapılan bağışlar

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen bent ile iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamının gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirilebilmesi mümkün kılınmıştır.

1.4. Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlar 31.12.2014 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 76 ncı maddeyle tarım ürünleri ticaretini kolaylaştırmak ve geliştirmek üzere oluşturulan tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin teşvik edilmesi amacıyla, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin alım-satımından elde edilen kazançların 31.12.2014 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir.

Bu kazançlar üzerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi çerçevesinde tevkifat yapılmayacak, beyanname verilmeyecek ve bu kazançlar verilecek beyannamelere dahil edilmeyecektir.

2. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda Gerçekleştirilen Düzenlemeler

2.1 Türkiye Kızılay Derneğine yapılan bağışlar

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen bent ile iktisadi işletmeleri hariç olmak üzere, Türkiye Kızılay Derneğine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış veya yardımların tamamının kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirilebilmesi mümkün kılınmaktadır.

2.2 Tasfiye kurumuna yönelik vergi ve cezalarla ilgili düzenlemeler

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17 inci maddesinde gerçekleştirilen düzenlemeler ile tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş kurumların, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak yapılacak tarhiyat ve kesilecek vergi cezaları dahil her türlü vergi tarhiyatının tasfiye dönemi için tasfiye memurları adına, tasfiye öncesi dönemler için müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Limited şirket ortaklarının bu kapsamda doğacak kamu alacakları ile ilgili sorumlulukları, şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında, tasfiye memurlarının sorumlulukları ise, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olacaktır.

2.3 Ekonomik kriz dönemine mahsus KOBİ’lere yönelik düzenlemeler

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 5 inci madde ile KOBİ’lere yönelik olmak üzere Kurumlar Vergisi Kanunu’nun devir hükümlerine bakılmaksızın, vergisiz birleşme ve belli bir süre indirimli kurumlar vergisi uygulama olanağı ön görülmektedir.

Maddenin uygulanmasında KOBİ, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurulmuş olup 2008 yılının Aralık ayına ilişkin olarak verilen sigorta bildirgesine göre 10 - 250 işçi çalıştıran ve 2008 hesap döneminin sonu itibarıyla yıllık net satışlar toplamı 25 milyon lirayı geçmeyen veya aktif toplamı 25 milyon liradan az olan ticari işletmeler olarak tanımlanmaktadır ve vergisiz birleşme olanağı sadece KOBİ’lerin 31.12.2009 tarihine kadar yapacakları birleşmeler için öngörülmüştür.

Kanuna göre birleşmeden doğan kazancın vergiden müstesna tutulabilmesi için;

- Birleşilen kurum tarafından münfesih kurumun birleşme tarihindeki sabit kıymetlerinin rayiç bedelle, diğer kıymetlerinin ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununun değerleme hükümlerine göre değerlemek suretiyle bir bütün halinde devralınması ve bilançosuna kaydedilmesi,

- Birleşmeden doğan kazançların tamamının birleşme tarihi itibarıyla birleşilen şirketin sermayesine eklenmesi,

- Birleşilen kurumun, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini; münfesih kurumun, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde birleşme nedeniyle vereceği kurumlar vergisi beyannamesine ekli bir taahhütnameyle taahhüt etmesi,

- Birleşme sonrasında üç yıl süreyle aylık ortalama bazda birleşilen kurum ile münfesih kurum tarafından, 01.04.2009 tarihinden önce verilen son aya ilişkin sigorta bildirgelerine göre istihdam edilenlerin toplamından az olmamak üzere aylık istihdam sağlanması,

gerekmektedir.

Bu koşulların yanısıra

- Birleşilen kurumun belirli bir süre tasfiye edilmesi, devir, bölünme, hisse değişimi ve sermaye azaltımı işlemlerine tabi tutulması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin, gecikme faizi ile birlikte birleşilen kurumdan tahsil edilmesi,

- Birleşen kurumların birleşme tarihi itibariyle öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarının, kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi,

- Devralınan amortismana tabi iktisadi kıymetler için, faydalı ömürleri dikkate alınarak kalan süre için amortisman ayrılabilmesi,

- Devralınan varlıkların, devir bedelinden düşük bir bedelle satılması durumunda oluşan zararların, kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılmaması,

- Kapsamdaki birleşmelerin, Katma Değer Vergisi Kanunu bakımından, devir ve bölünme işlemleri gibi değerlendirilmesi,

öngörülmektedir.

Yine ayrıca,

- Birleşme nedeniyle infisah eden kurumun, birleşme tarihinde sona eren hesap döneminde elde ettiği kazançları ile

- Birleşilen kurumun birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere, üç hesap döneminde elde ettiği kazançlara,

indirimli kurumlar vergisi uygulama olanağı getirilmektedir.

Bakanlar Kurulu, bu düzenlemeden yararlanan işletmeleri için kurumlar vergisi oranını, % 75’e kadar indirimli uygulatmaya yetkilidir. Dolayısıyla uygulanacak Kurumlar Vergisi oranı % 5’e kadar indirilebilir.

5904 sayılı Kanun’un geçici 2 inci maddesiyle, yine bu Kanun’la Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 5 inici maddenin uygulaması hakkında düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemede, birleşen veya birleşilen şirketlere ilişkili kişi sayılanlar tarafından istihdamın veya faaliyetin kaydırılması gibi sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılan işlemlerin bulunması halinde, anılan maddedeki teşviklerden yararlanılamayacağı hükmü yer almaktadır. Bu madde aynı zamanda Vergi Usul Kanunu 3.maddede belirtilen özün önceliği prensibini tekrarlamaktadır.

2.4 İndirimli kurumlar vergisi teşvikiyle ilgili düzenleme

Kanun’un geçici 2 inci maddesi ayrıca Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan ve indirimli kurumlar vergisi teşvikini düzenleyen 32/A maddesi kapsamında olup, 31/12/2010 tarihine kadar başlayan yatırımlar için söz konusu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde geçen “% 25” ve “% 45” oranlarının, sırasıyla “% 60” ve “% 70” olarak uygulanacağını belirtmektedir. Yine aynı madde uyarınca, Çanakkale ilinin Gökçeada ve Bozcaada ilçelerine il genelinden farklı bir gruplandırma yapmaya ve sektörel öncelik belirlemeye Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir.

3. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Öngörülen Düzenlemeler

3.1 Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin KDV durumu

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda gerçekleştirilen düzenlemeler ile ;

- Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi, ticari, sınai veya zirai faaliyet çerçevesinde olup olmadığına bakılmaksızın KDV’nin konusuna girmektedir.

- Ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde, bu işlemlere ait KDV’nin lisanslı depo işleticileri tarafından sorumlu sıfatıyla ödenmesi düzenlenmektedir.

- Ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depodan çekilmesi işlemlerinde vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği hükme bağlanmaktadır.

- Ürün senetlerinin, işlem gördüğü borsalar aracılığıyla ilk teslimi KDV’den istisna tutulmak suretiyle bu kapsamdaki işlemlerin KDV’den tamamen arındırılması amaçlanmaktadır.

- Ürün senetlerinin, işlem gördüğü borsalardaki ilk teslimi ile senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi dışındaki teslimlerinin KDV’den istisna tutulması amaçlanmakta ayrıca, bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemlerle ilgili olarak yüklenilen vergilerin indirimine imkan tanınmaktadır.

- Ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara tesliminde KDV matrahı, ürünün çekildiği tarihte senedin işlem gördüğü borsada oluşan değeri olarak belirlenmekte ve özel matrah şekline göre vergilendirilmesi amaçlanmaktadır.

3.2 Yapı kooperatiflerince konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri istisna kapsamından çıkartılıyor.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda gerçekleştirilen düzenlemeler ile, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce, bina inşaat ruhsatı almış olan yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimleri hariç, konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri istisna kapsamından çıkartılmıştır.

3.3 Katma Değer Vergisi Kanunu hakkında yapılan diğer düzenlemeler.

- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine ikinci paragraftan sonra gelmek üzere, aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“14/7/2004 tarihli ve 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan sinematografik eserlere ilişkin yabancı yapımcılar tarafından satın alınacak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde yer alan ve ilgili yılda uygulanmakta olan haddin üzerindeki mal ve hizmetler nedeniyle ödenen katma değer vergisi yapımcılara iade olunur.”

- Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listede yer alan malların (taşıtlar) Başbakanlık merkez teşkilatına teslimi katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin:

a) İkinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “özel okullar tarafından ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10’unu” ibaresi “özel okullarca bedelsiz verilen eğitim, öğretim hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10’unu, 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun ile 30/4/1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10’unu,” şeklinde değiştirilerek, öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde, ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10’unu geçmemek üzere verilen bedelsiz hizmet ifaları, katma değer vergisinden istisna tutulmuştur.

4. 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda Yapılan Düzenlemeler

ÖTV Kanununa ekli (IV) sayılı listedeki 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı malların (cep telefonları) ithalinde veya yurt içinde üreticileri tarafından tesliminde (IV) sayılı listedeki orana göre hesaplanacak olan vergi tutarının, her bir adet mal için 40 TL olarak hesaplanacak asgari maktu vergiden düşük olması halinde, her bir adet mal için 31.12.2013 tarihine kadar 40 TL vergi ödenmesi öngörülmektedir.

5. 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununda Öngörülen Düzenlemeler

Damga Vergisi Kanununa ekli Damga Vergisinden istisna kağıtlara ait (2) sayılı tablonun “IV-Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne eklenen fıkra ile tarım ürünleri lisanslı depoculuk sisteminin teşvik edilmesi amacıyla, mudi ile lisanslı depo işletmesi arasında düzenlenen sözleşmelerin ve ürün senedinin damga vergisinden istisna tutulması öngörülmektedir.

6. 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda Öngörülen Düzenlemeler

6.1 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) fıkrasında yer alan “bir yıldan” ibaresi, 3 Temmuz 2009 tarihinden geçerli olmak üzere “on sekiz aydan” şeklinde değiştirilmiştir.

6.2 Vergi Usul Kanunun mükerrer 355 maddesi uyarınca kesilen Özel Usulsüzlük cezalarında 01.08.2009 tarihinden geçerli olmak üzere indirime gidilmiştir.

Bilgi vermekten çekinenler ile VUK ‘un 256, 257 ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yükümlülükleri (defter belge ibrazı,incelemelerde izahat vermek,inceleme elemanının işyerinin her tarafını gezip görmesini sağlamak, envanter çalışmalarında yardımcı olmak vs) yerine getirmeyenler için öngörülen cezalarda önemli indirimlere gidilmiştir.

Değişiklik öncesi 388 Sıra nolu VUK genel tebliği gereği 2009 yılı için uygulanmakta olan tutarlar ve 1 Ağustos 2009 tarihinden geçerli olacak yeni tutarlar aşağıdaki gibidir.

Mükellef grubu

Eski Ceza Miktarları

5904 S. Kanun ile belirlenen 01.08.2009 tarihinden geçerli ceza tutarları

Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı

1.600 TL

1.000 TL

İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler

760 TL

500 TL

Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar

350 TL

250 TL

Ayrıca yapılan düzenleme ile ceza uygulamalarında, ceza hükümlerinin uyğulanması cihedine gidileceğinin ilğililere yazılı olarak bildirilmesi şartı da esnetilerek ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmayacağı belirtilmiştir.

6.3 Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formlarda da verilme zamanına bağlı kademeli ceza uygulamasına geçilmiştir.

Yapılan düzenleme ile 01.08.2009 tarihinden geçerli olmak üzere düzeltme amacıyla verilecek bildirim ve formların belirlenen normal verilme süresinin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilmeyecek, takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/2 oranında uygulanacaktır.

Söz konusu kademeli ceza tatbiki düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formlar için geçerli olup zamanında verilmemiş bildirim ve formlar için bu anlamda bir kolaylık bulunmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

6.4 Elektronik ortamda beyanname ile bildirim ve form verme mecburiyetine uymayanlara VUK mükerrer 355. maddesine göre ceza kesilmesi halinde, 352 nci maddenin birinci derece usulsüzlüklerle ilgili (1) numaralı bendi ile ikinci derece usulsüzlüklerle ilgili (7) numaralı bendi uyarınca ayrıca ceza kesilemeyecek.

Yapılan düzenleme ile elektronik ortamda verilmesi gereken beyanname, bildirim ve formların verilmemesine bağlı olarak mükerrer 355 maddeye göre özel usulsüzlük ceza kesilmesi durumunda fiilin ayrıca 352 nci maddeye göre Usulsuzlük de olduğu gerekçesiyle ikinci kez cezalandırılmasının önüne geçilmektedir. Fiil dolayısıyla özel usulsüzlük cezasının kesilmediği durumlarda 352. Maddeye baglı usulsüzlük cezalarını n kesileceği tabidir.

7. 6183 Sayılı Kanunda Gerçekleştirilen Düzenlemeler

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu 77 inci ve 88 inci maddelerinde gerçekleşecek düzenlemeler ile resmi sicile kayıtlı menkul malların haczi için tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin, bu kayıtların tutulduğu kurumlara elektronik ortamda tebliğ edilebilmesine ve bu bildirilere verilecek cevapların da elektronik ortamda alınabilmesine olanak sağlanmakta, elektronik ortamda yapılacak tebligatlar ve bu tebligatlara verilecek cevapların elektronik ortamda alınmasına ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmekte, kamu alacaklarının takibi için tahsil dairelerince gayrimenkullerin kayıtlı oldukları sicillere işlenmek üzere tebliğ edilecek haciz bildirilerinin elektronik ortamda da tebliğ edilmesini ve cevapların elektronik ortamda alınmasını sağlamak amacıyla Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

8. 5746 Sayılı Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunda Gerçekleştirilen Düzenlemeler

8.1 5746 sayılı Kanunda bahsi geçen “Kamu Personeli” ibaresinin ne ifade ettiği açıklanmıştır.

28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (ğ) bendi (h) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.

“ğ) Kamu personeli: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinde, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda, üyelerinin tamamı köylerden oluşan birlikler dışındaki mahalli idare birliklerinde, döner sermayeli kuruluşlarda, kanunla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındaki özel bütçeli kamu idarelerinde çalışan memurlar ile diğer kamu görevlilerini ve diğer personeli (Bu kamu görevlilerinin ilgili mevzuat kapsamında sahip oldukları özlük haklarına sahip olmayanlardan geçici olarak ve proje süresiyle sınırlı olarak istihdam edilenler bu Kanun uygulamasında kamu personeli sayılmaz.),”

8.2 5746 sayılı kanunun indirim, istisna, destek ve teşvik unsurları hakkında açıklamaların yer aldığı 3 üncü maddesinde yapılan değişiklik.

5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, ikinci, üçüncü ve yedinci fıkralarında yer alan “kanunla kurulan vakıflar” ibareleri, “kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar” şeklinde değiştirilmiştir.

9. 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununda Öngörülen Düzenlemeler

6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 404 üncü maddesine eklenecek fıkra ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesine göre yapılacak bölünmelerde, ayın karşılığı olan hisse senetlerinin şirketin tescilinden itibaren iki yıl geçmeden başkalarına devri yasağı hükmünün uygulanmayacağı öngörülmektedir.

Yukarıda Kanunun belli başlı 9 kanuna getirdiği düzenlemeleri açıklamaya çalıştık. Kanunda ayrıca sirkülerimiz kapsamında detaylandırılmayan aşağıdaki kanunlara ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

- 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun

- 1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanun

- 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu

- 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunu

- 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu

- 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu

- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu

- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu

- 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu

5904 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun


Yukarıda yer verilen konuyla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.

Saygılarımızla,

Deloitte Türkiye.

Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; "DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş." ve "Deloitte Touche Tohmatsu" (bir Swiss Verein'i) ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte "Deloitte"), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. "Deloitte", söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. "Deloitte", söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.