Numara : 137
Tarih : 19.11.2009

VERGİ SİRKÜLERİ

NO: 2009/137

KONU: Anayasa Mahkemesinin Ücretlerin Vergilendirilmesine Yönelik İptal Kararı ve Beklentiler

Hatırlanacağı üzere 2009-128 sayılı sirkülerimizde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararına konu olan bazı düzenlemeler hakkında hatırlatmalarda bulunmuştuk. Söz konusu düzenlemelerden biri de Gelir Vergisi Kanunu'nun 103'üncü maddesinde yer alan vergi tarifesindeki yüzde 35’lik orana ücretlilerin de tabi olması hükmünün iptal edilmesi ve iptal kararının da Resmi Gazete'de yayımından 6 ay sonra yürürlüğe girecek olması idi.

İptal kararlarının hemen akabinde Gelir İdaresi Başkanlığı da internet sitesi aracılığıyla konuya ilişkin bir duyuru yayınlamış ve söz konusu duyuruda;

Anayasa Mahkemesince Gelir Vergisi Kanunu'nun 103'üncü maddesinde yer alan vergi tarifesindeki yüzde 35'lik orana ücretlilerin de tabi olması hükmü iptal edilmiş olmasına ilişkin olarak;

“Mahkemenin gerekçeli kararı beklenilmekle birlikte, iptal hükümlerinin Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak takip eden altıncı ayın sonunda yürürlüğe girecek olması nedeniyle anılan hükümlerle ilgili uygulamalar, söz konusu süre içinde yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar aynen devam edecektir.”

açıklamasına yer vermiştir.

İptal kararı yürürlüge girmeden ve dahası henüz Mahkemenin gerekçeli kararı dahi yayınlanmadan, ancak Mahkemenin kararıda göz önünde bulundurularak bir hak kaybına uğranılmaması için bu aşamada neler yapılabilineceği konusunda aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.

Bilindiği üzere Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına dair Anayasanın 153 ve 152'nci maddeleri şu şekildedir:

MADDE 153. – Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.

İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

İptal kararları geriye yürümez.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.

MADDE 152 – Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.

Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.

Söz konusu maddelere bakıldığında;

  • Mahkemenin bir hükmü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği,
  • Alt Mahkemelerde davanın görülmesi aşamasında ,esas hakkında ki karar kesinleşinceye kadar Anayasa Mahkemesi kararının gelmesi durumunda mahkemelerin buna uymak zorunda olduğu,

belirtilmiştir.

Diğer taraftan Anayasanın 153/5. maddesine göre Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümez olup bu genel bir kuraldır. Diğer bir deyişle iptal kararından önce yapılmış tamamlanmış işlemlerin geçersiz olduğu ileri sürülemeyecektir.

Ancak geriye yürümezlik ilkesinin aşagıda verilen örnek kararlardada görüleceği üzere zaman zaman mahkemelerde çok katı bir şekilde uyğulanmadığıda bilinen bir gerçektir.

Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

BEŞİNCİ DAİRE

1992

3872

1992

1219

23/12/1992

KARAR METNİ

ANAYASA MAHKEMESİNCE İPTAL EDİLEN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME HÜKMÜNE DA-
YANAN DÜZENLEYİCİ İŞLEMİN HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUN KALDIĞI VE İPTAL KA
RARININ HENÜZ RESMİ GAZETE'DE YAYINLANMAMASININ YARGI MERCİLERİNİN BAK
MAKTA OLDUKLARI UYUŞMAZLIKLARDA HUKUKA VE ANAYASAYA AYKIRI BULUNARAK
İPTAL EDİLMİŞ KURALLARIN UYGULANMASINI VE UYUŞMAZLIKLARIN BU KURALLARA
GÖRE ÇÖZÜMLENMESİNİ GEREKTİRMEYECEĞİ HK.

Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

ONUNCU DAİRE

2000

5129

2000

3903

11/10/2000

KARAR METNİ

1-SAYIŞTAY UZMAN DENETÇİSİ OLARAK GÖREV YAPMAKTA İKEN EMEKLİYE AYRILAN DAVACININ MAKAM TAZMİNATI GÖSTERGESİNİN DÜŞÜRÜLMESİNE İLİŞKİN İŞLEMİN DAYANAĞI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME HÜKMÜNÜN ANAYASA MAHKEMESİ KARARIYLA İPTAL EDİLMESİ DOLAYISIYLA DAVA KONUSU İŞLEMİN YASAL DAYANAĞI KALMADIĞI HK.
2-ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ TARİHİN ERTELENMİŞ OLMASININ, YARGI YERLERİNİN ÇÖZÜMLEMEKTE OLDUKLARI UYUŞMAZLIKLARDA ANAYASAYA AYKIRI BULUNARAK İPTAL EDİLEN YASA KURALLARINI UYGULAMASI SONUCUNA YOL AÇMAYACAĞI HK.

Dairesi

Karar Yılı

Karar No

Esas Yılı

Esas No

Karar Tarihi

BEŞİNCİ DAİRE

1989

1919

1989

779

13/11/1989

KARAR METNİ

ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARLARININ GERİYE YÜRÜMEZLİĞİ İLKESİNİN ELDEKİ DAVALARA UYGULANAMAYACAĞI HK.

Konuya ilişkin Anayasanın 152’nci maddesinin ilk fıkrası şöyledir:

“Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır”

Maddenin üçüncü fıkrasında ise “...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak zorundadır” hükmü yer almıştır.

Yukarıda belirtilen örnek kararlar ve Anayasanın 152’nci madde hükmü birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemelerin, henüz yürürkük kazanmamış iptal kararları açısından da bu kararlara riayet etme durumunda olduklarını söylemek mümkündür.

Bu durumda:

Bundan böyle verilecek muhtasar beyannamelerin ücretlerin vergilendirilmesi açısından Anayasa Mahkemesinin kararı gerekçe gösterilerek ihtirazi kayıtla verilmesi ve dava konusu yapılması seçeneği düşünülebilinir.

İhtirazi kayıtta tahakkuk işlemi tekemmül ettikten sonra ihtirazi kayıt talebi kabul edilmeyeceği göz önünde bulundurularak verilecek beyannamelerin ihtirazi kayıt düşünülerek tahakkuklarının alınması ve verilen beyannameye karşı Vergi Usul Kanunu’nun 377’nci ve İYUK’nin 7’nci maddesi gereğince vergi mahkemelerinde 30 gün içerisinde dava açılması gerektiği tabidir.

İhtirazi kayıt ancak vergi mahkemelerine dava açılması ile hukuksal nitelik arzedecek olup bu süreçte dava açılmaması idarenin eylemini kabul etme sayılır ki bu nedenle ihtirazi kayıtla verilen beyanname tek başına bir anlam ifade etmez.

Öte yandan her ay için ihtirazi kayıtla verilen beyanname için ayrı ayrı dava açılması gerektiği ve açılacak davalar neticesinde, davaların kazanılmasına bağlı olarak bundan böyle ödenecek ücret stopajları açısından bir geri kazanım olması durumunda dahi, bu tutarın personele ödenmesi gerekeceği bilinmelidir.

Ayrıca Mahkemelerin bu tür davaları vergi sorumlusu sıfatıyla işverenlerin açmasına müsade edebileceği gibi davaların doğrudan ilgili ücretli tarafından açılmasını isteme durumu da söz konusu olabilecektir.

Yukarıda yer verilen konuyla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.

Saygılarımızla,

Deloitte Türkiye

Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; "DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş." ve "Deloitte Touche Tohmatsu" (bir Swiss Verein'i) ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte "Deloitte"), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. "Deloitte", söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. "Deloitte", söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.