Numara : 11
Tarih : 13.4.2001
VERGİ  SİRKÜLERİ
NO: 2001/11
 
KONU
 
Repo ve Vadeli Mevduat Değerlemesinde Son Durum
 
 
Bildiğiniz gibi 67 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde repoların ve vadeli mevduatların değerlemesine ilişkin olarak yapılan düzenlemeler Danıştay’ca iptal edilmiştir. Maliye Bakanlığı’nın iptal kararlarının temyizi başvuruları henüz sonuçlanmamıştır. Bu çerçevede, içinde bulunduğumuz kurumlar vergisi beyannamesi verilme dönemi ve yaklaşan geçici vergi dönemini dikkate alarak konuyla ilgili açıklama ve önerilerde bulunma gereği duyduk.
 
1.  Repo Değerlemesi
67 nolu Tebliğdeki belirlemeler çerçevesinde; gerek bankalar gerekse aracı kurumlar nezdinde yapılan repo işlemlerinde, bu işlemlere konu olan menkul kıymetlerin mülkiyetinin repo süresince banka veya aracı kurumlarda bulunduğu kabul edilmektedir. Bu çerçevede, menkul kıymetlerin değerlemesinin VUK Md. 279’a uygun olarak bankalar veya aracı kurumlar tarfından yapılması gerekir. Repo yapan kurumlar ise, vadenin sonraki hesap dönemine sarktığı durumlarda, reponun başlangıcından dönem sonuna kadar geçen süreye isabet eden repo faizini tahakkuk esasında gelir yazacaklardır.
 
Bu anlayış, bir bankanın başvurusu üzerine Danıştayca kabul görmemiş ve repoya bağlanan menkul kıymetin mülkiyetinin bankada değil parasını bankada repoya bağlayan kurumda olduğu, dolayısıyla değerlemenin kurum tarafından yapılması gerektiği kararı verilmiştir. Bu karara karşı Maliye Bakanlığının temyiz başvurusu henüz sonuçlanmamıştır.
 
Danıştayın bu değerlendirmesi doğrultusunda işlem yapılması, repo yapan kurumların repoya bağlı menkul kıymetin alış bedeli ile değerleme günündeki değeri arasındaki farkı duruma göre gelir veya gider yazmalarını gerektirmektedir. Bu şekilde hesaplanan gelirin, bazen repo faizinden fazla bazen  de repo faizinden az olması mümkündür. Bilindiği gibi, Hazine bonosu ve Devlet tahvilleri borsa rayici ile değerlenmekte, borsa rayicinin bulunmadığı durumlarda ise iç verim oranına göre hesaplanan değerleme günündeki getirisi dikkate alınarak değerlenmektedir. Dolayısıyla değerleme günündeki borsa rayicine göre hesaplanan menkul kıymet değerinden kaynaklanan gelir ile repo faizine göre hesaplanan gelir arasında farklılık olabilecektir.

Önerimiz, söz konusu dava kesin olarak karara bağlanıncaya kadar, repo değerlemesinin 67 nolu Tebliğde belirtildiği şekilde yapılması, repo faizinin dönem sonu itibariyle tahakkuk etmiş kısmının gelir yazılmasıdır. Özellikle, Danıştay kararı doğrultusunda yapılan  değerlemede, repo faizi esas alınarak gelir yazılan tutardan daha az bir gelir yazılırsa vergi inceleme elemanlarınca eleştiriler yapılacak, cezalı ve faizli ek vergi ödeme söz konusu olacaktır. Danıştay kararına göre yapılan değerlemede repo faizine kıyasla daha fazla gelir yazıldığı durumda ise gereksiz yere erken vergi ödenecektir.
 
Bu durumda, gerek kurumlar vergisi beyannamesi gerekse geçici vergi beyannamelerinin verileceği tarihe kadar repo faizi tahsil edilmişse, bu faizden yapılan stopajın, beyannameye dahil edilen gelire isabet eden kısmının beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilmesi mümkündür. Ancak, değerleme Danıştay kararı doğrultusunda yapılırsa kıst stopaj mahsubu da yapılmayacaktır.
 
2.  Vadeli Mevduat Değerlemesi
67 nolu Tebliğ, vadesi sonraki hesap dönemine sarkan mevduat faizleri için de dönem sonu itibariyle  tahakkuk esasında kıst gelir yazılacağı düzenlemesini yapmıştır. Bu düzenleme de Danıştayca iptal edilmiş, Maliye Bakanlığının temyiz başvurusu ise henüz sonuçlanmamıştır.
 
Söz konusu dava kesin olarak karara bağlanıncaya kadar, vadeli mevduat faizleri için, 67 nolu Tebliğ çerçevesinde işlem yapılması mümkündür. Bu durumda, gerek kurumlar vergisi beyannamesi gerekse geçici vergi beyannamelerinin verileceği tarihe kadar vadeli mevduat faizi tahsil edilmişse, bu faizden yapılan stopajın, beyannameye dahil edilen gelire isabet eden kısmı beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilebilecektir.
 
Bununla birlikte, Bakanlığın söz konusu düzenlemesinin davanın kesin karara bağlanması aşamasında kabul görmeyeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, bugün itibariyle, mevcut iptal kararı da dikkate alınarak, vadeli mevduatın kıst getirisinin beyan edilmemesi de mümkündür. Bu durumda, doğal olarak, kıst esasında stopaj mahsubu da yapılmayacaktır.
 
Saygılarımızla,
 
DRT Denetim Revizyon Tasdik
Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.