VERGİ SİRKÜLERİ
 
NO: 2008/83

KONU: 5766 Sayılı Kanun İle Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da (AATUHK) Yapılan Değişiklikler 

Toplam 17 adet Kanun’da değişiklik yapan 5766 sayılı “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 06.06.2008 tarih ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
 
Bu sirkülerimizin konusunu 6183 sayılı (AATUHK)’da yapılan değişiklikler oluşturmaktadır. Yapılan değişiklikler aşağıdaki gibidir.
 
1. AATUHK’nun Kanundaki Terimler” Başlıklı  3’üncü Maddesinde Yer Alan Bazı Tanımlar Hakkında Yapılan Düzenlemeler
 
1.1. Temel Ceza Kanunlarında yapılan düzenlemelere göre, suç için öngörülen para cezaları “adli para cezası”, kabahatler için öngörülen ise “idari para cezası” olarak ayrıma tabi tutulmuştur. Bu değişikliğe paralel olarak 5766 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile AATUH Kanun’un 3’üncü maddesinde yer alan “Amme, tazminat, inzibati mahiyette olsun olmasın bütün para cezalarını” ibaresi, “Adli ve İdari para cezalarını” şeklinde değiştirilerek Ceza Kanunu’na uyum sağlanmıştır.
 
1.2. “Tahsil Edilemeyen Amme Alacağı” terimi ile “Tahsil Edilemeyeceği Anlaşılan Amme Alacağı” terimelerinin tarifleri 3’üncü maddeye ilave edilmiştir.
 
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin sorumluluğu kapsamında; AATUHK’nun kamu alacağından sorumlu tuttuğu kanuni temsilcilere yönelik hükümlerinde, bu şahıslar hakkında takip işlemlerine başlanılmadan önce amme alacağının asıl borçlusundan tahsil edilmemiş veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması şartı bulunmaktadır. 5766 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile Kanun’un 3’üncü maddesine eklenen tarifler aşağıdaki gibidir.
     
“Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi:
 
Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,
 
Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi:
 

Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını”
 
ifade etmekte olup madde hükmü 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
 
2. Amme Alacağı Ödenmeden Bazı Kamu İşlemleri Yapılamayacağına İlişkin Olarak Maliye Bakanlığına Yetki Verilmiştir.
 
5766 sayılı Kanun’un 2’inci maddesi ile AATUHK’nun 22’inci maddesinden sonra gelmek üzere 22/A maddesi eklenmiştir. Söz konusu madde, bazı ödeme, destek, teşvik ve kamusal hizmetlerden yararlanmak için kamu borcu bulunmaması şartı getirilmesi konusunda Maliye Bakanlığına yetki vermiştir.
 
Buna göre Bakanlık;
 
2.1 Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğu getirmeye,
2.2 Zorunluluk kapsamına girecek amme alacaklarını tür, tutar ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye,
2.3 Zorunluluk getirilen işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve
2.4 Maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ,
 
yetkili kılınmıştır.
 
Maddeye göre, amme borcu bulunmaması şartı getirilebilecek ödeme, teşvik, destek ve kamu hizmetleri aşağıdaki gibidir.
 
  • Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumların bu Kanun kapsamında hak sahiplerine yapacakları ödemeler,
  • Kanun, kararname ve diğer mevzuatla nakdi olarak sağlanan Devlet yardımları,
  • Teşvikler ve destekler nedeniyle yapılacak ödemeler,
  • Harçlar Kanunu’na ekli tarifelerde yer alan ticaret sicil harçlarından kayıt ve tescil harçları, noter harçlarından senet, mukavelename ve kağıtlardan alınan harçlar, tapu ve kadastro harçlarından tapu işlemlerine ilişkin alınan harçlar, gemi ve liman harçları ile diploma harçları hariç olmak üzere (8) sayılı tarifeye konu harçlar ve trafik harçlarına mevzu işlemler,
  • Belediye Gelirleri Kanunu’nda yer alan bina inşaat harcı ve yapı kullanma izin harcına konu işlemler,
amme borcu bulunmadığına dair belge aranılarak yerine getirilebilecektir.
 
Yeni maddeye göre, borcu olmadığına ilişkin belgeyi aramaksızın işlem tesis eden kurum ve kuruluşlara 2000.- YTL idari para cezası öngörülmüş olup, bu ceza ilgilisine tebliğinden itibaren 1 ay içinde ödenecektir.
 
Bu cezaya karşı tebliğ tarihini takip eden 30 gün içinde dava açılabilecektir.
 
Yeni madde hükmü 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
 
3. Limited Şirketlerde Hissesini Devreden Ortak ve Yeni Devir Alan Ortak Devir Tarihinden Önceki Borçlardan Müteselsil Olarak Sorumlu Olacaktır.
 
5766 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi ile AATUHK’nun 35’inci maddesinde aşağdaki değişiklikler yapılarak, limited şirket hissesini devir alan ortağa müteselsilen devir tarihinden önceki borçların sorumluluğu yüklenmiştir.
 
6183 sayılı Kanun’un 35’inci maddesinde yer alan “şirketten tahsil imkanı bulunmayan” ibaresi “şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
 
“Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
         
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.”
 
Yukarıdaki madde hükmü 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
 
4. Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu İle İlgili Düzenleme
 
5766 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi ile 6183 sayılı AATUHK’nun “Kanuni Temsilciliklerin Sorumluluğu” başlığı altındaki mükerrer  35’inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
 
“Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.
 
Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”
 
Vergi Usul Kanunu’nun 19’uncu maddesine göre, vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar. Vergi alacağı, mükellefler bakımından vergi borcunu teşkil eder. Bu borç tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil aşamalarından geçerek bir zaman dilimini kapsar.
 
Kanun koyucu bu zaman dilimi içinde değişen yöneticileri de müteselsilen sorumlu tutarak alacağın tahsilini garanti altına almayı hedeflemiştir.
 
5. Yurt Dışına Çıkış Yasağı Hakkında Düzenleme (Sınır 100.000.- YTL ve üzeri)
 
5766 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi ile 6183 sayılı AATUHK’nun 36’ıncı maddesinden sonra gelmek üzere 36/A maddesi eklenerek, amme borçlusu mükelleflere konan yurt dışı çıkış yasağı ile ilgili hüküm 6183 sayılı Kanun’un bünyesine alınmıştır.
Kanun metni aynen aşağıdaki gibidir.
 
“Yurt dışı çıkış tahdidi:
         
MADDE 36/A – Devlete ait olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bunlara ait zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğ tarihini takip eden yedi gün içerisinde ödemeyen ya da bu Kanun hükümleri uyarınca hakkında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçlusunun yurt dışına çıkışı, alacaklı tahsil dairesinin talebi halinde ilgili makamlarca engellenir.
         
Yurt dışı çıkış tahdidi, yüzbin Yeni Türk Lirası ve üzerinde olan teminat altına alınmamış amme alacağı için uygulanır. Bakanlar Kurulu, bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye ve yeniden kanuni tutarına getirmeye yetkilidir.
         
Amme alacağına karşılık teminat alınması, alacağın tecil edilmesi, borçlunun aciz halinin tespit edilmesi, yargı mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar verilmesi veya takibin kanunen durdurulması gereken diğer hallerde yurt dışı çıkış tahdidi, alacaklı tahsil dairesinin talebi üzerine ilgili makamlarca kaldırılır.
         
Amme borçlusu hakkında uygulanan yurt dışı çıkış tahdidi, hastalık, iş bağlantısı gibi hallerde alacaklı tahsil dairesinin uygun görmesi ve bildirimi üzerine ilgili makamlar tarafından kaldırılır. Bu fıkraya göre yurt dışı çıkış tahdidinin kaldırılmış olması yeniden tatbikine mani değildir.
         
Amme borçlusuyla birlikte amme alacağının ödenmesinden sorumlu olan ve bu Kanuna göre amme borçlusu sayılan kişiler hakkında da bu maddede yer alan esaslara göre yurt dışı çıkış tahdidi uygulanır.
         
Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
            
Yurt dışı çıkış yasağı bilindiği üzere daha önce Pasaport Kanunu’nun 22’inci maddesinde yer alırken, Anayasa Mahkemesinin 18.10.2007 tarihli kararıyla iptal edilmiş, iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 08.12.2007 tarihinden başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararında yer alan iptal gerekçeleri, dikkate alınarak yapılan düzenleme 6183 sayılı Kanun’da yeniden hüküm altına alınmıştır.
 
Yurt dışı yasağı için asgari 100.000.- YTL sınır konulmuştur. Bu tutarın üzerinde olup teminata bağlanmış borçlar için yasak uygulanmaz.
 
Aşağıdaki hallerde de yurt dışı çıkış yasağı alacaklı dairenin talebi üzerine ilgili makamlarca kaldırılır.
 
5.1. Alacağın teminata bağlanması,
5.2. Alacağın tecil edilmesi,
5.3. Borçlunun aciz halinin tespiti,
5.4. Yargı mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar verilmesi veya takibin kanunen durdurulması gereken diğer haller,
Ayrıca tahsil dairesinin uygun görmesi halinde
5.5. Hastalık
5.6. İş bağlantısı
 
sebepleri ile yurt dışı yasağı kaldırılır. Yasağın kaldırılmış olması yeniden tatbikine engel teşkil etmez.
 
Söz konusu yurt dışı yasağı, amme borçlusu ile birlikte amme alacağının ödenmesinden sorumlu olan kişiler hakkında da uygulanabilecektir. Bu hükümde 06.06.2008 tarihinden geçerli olmak üzere aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.
 
6. “Tecil” Hakkında Yapılan Düzenleme
 
5766 sayılı Kanun’un 6’ıncı maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un “Tecil” ile ilgili 48’inci maddesi 1 Temmuz 2008 tarihinde yürürlüğe girmek üzere aşağıdaki gibi değiştirilmiştir.
 
6.1. Tüm amme alacaklarının tecil süresi 36 ay olarak belirlenmiştir.
 
AATUHK’nun 48’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “vergi, resim, harç, ceza tahkik      ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası ve gecikme zammı alacakları; iki yılı, bu alacaklar dışında kalan amme alacakları ise beş yılı” ibaresi “amme alacağı 36 ayı” şeklinde değiştirilmiştir. Bna göre tüm amme alacakları faiz alınmak suretiyle 36 aya kadar tecil edilebilecektir.
 
6.2. Toplam 50.000.- YTL’ye kadar alacakların tecilinde teminat aranmayacaktır.
 
AATUHK’nun 48’inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
 
“Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin Yeni Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır. Bakanlar Kurulu; bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye,yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme  idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye yetkilidir.”
 
6.3. Amme borcu için haciz yapılmışsa  haczedilen mal, değeri kadar teminat yerine geçecektir.
 
6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilerek uygulanan hacizler hakkında açıklamalar yapılmıştır.
 
“Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade   edilir. Ancak, mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az,     zorunlu teminat tutarından fazla olması halinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. Tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil şartlarına uygun    olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır.
         
Tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olan makamlar; tecil edilecek amme   alacaklarını tür ve tutar olarak belirlemeye, amme borçlusunun faaliyetine devam edip etmediğini esas alarak tecil edilecek alacakları tespit etmeye, tecilde taksit zamanlarını ve diğer şartları tayin etmeye yetkilidir."
 
Yapılan düzenleme 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe girecektir.
 
5766 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesinde yer alan hüküm aynen aşağıdaki gibidir.
         
“Bu Kanun’la 6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler; hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da  uygulanır.”
 
Buna göre 01.07.2008 tarihinde ödenmemiş olan borçlar için de değiştirilen hükümler uygulanacaktır.
 
7. 6183 Sayılı Yasaya Göre, Takibatın Kaza Mercilerince Tehiri, Kanuni Tecil Süresi Olan 36 Ayı Aştığı Takdirde Tecil Süresi Uzamaz.
 
5766 sayılı Kanun’un 7’inci maddesi (a) fıkrası ile 6183 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “iki senelik” ibaresi “kanuni” şeklinde değiştirilmiştir.
 
Bu değişikliğe göre, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takibatın kaza mercilerince tehiri kanuni (36ay) tecil müddetini aştığı takdirde tecil müddeti uzatılmaz. Bu değişikliğin yürürlülük tarihi 06.06.2008’dir.
 
8. Borçluların Taşımazlarının, Vergi Borcuna Karşılık Olmak Üzere Maliye Bakanlığınca Satın Alınabilmesine İlişkin Hüküm 31.12.2009 Tarihine Kadar Uzatılmıştır.
 
5766 sayılı Kanun’un 7’inci maddesi(b) fıkrası ile 6183 sayılı Kanun’un, Geçici 8’inci maddesi hükmünün uygulaması 31.12.2009 tarihine kadar uzatılmıştır.
 
Geçici 8’inci maddenin birinci fıkrasına göre 13.12.2009 tarihine kadar kamu kurumları, KİT’ler ve Belediyelerin borçları karşılığında bu kuruluşların taşınmazları Maliye Bakanlığınca satın alınabilecektir.
 
Geçici 8’inci maddenin ikinci fıkrasına göre ise, borcunu ödemede çok zor duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen mükelleflerin sahip olduğu taşınmazların, bu mükelleflerin borçlarına karşılık Maliye Bakanlığınca satın alabilmesi uygulaması 31.12.2009 tarihine kadar uzatılmış olmaktadır.
 
Söz konusu  Geçici 8’inci madde 31.12.2007 tarihine kadar  uygulanmış ve bu tarihte son bulmuşken, yapılan tarih düzenlenmesi ile yeniden uygulama 31.12.2009 tarihine uzatılmıştır.
 
Bu değişiklik hükmü 31.12.2007 tarihinden geçerli olmak üzere 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
 
9. Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların Haczi İle İlgili Olarak , Elektronik Ortamda Haciz Bildirisi Yükümlülüğünü Yerine Getirmeyenlere 31 Temmuz 2008 Tarihine Kadar Belirli Şartlarla Yeni Bildirim İmkanı Sağlanmıştır.
 
5766 sayılı Kanun’un 26’ıncı maddesi ile getirilen Geçici 5’inci madde ile bildirim mükellefiyetlerinin zamanında yerine getirmeyenlere 31 Temmuz 2008 tarihine kadar, açtıkları davalardan faragat etme şartı ile yeni bir imkan tanınmaktadır. Madde metni aynen aşağıdaki gibidir.
 
“GEÇİCİ MADDE 5 – 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79’uncu maddesi uyarınca elektronik ortamda haciz bildirisi tebliği kapsamına alınmış olan üçüncü şahıslardan, 30/9/2007 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri tarafından tebliğ edilen haciz bildirilerine, nezdlerinde amme borçlusunun mal, hak ve alacağı bulunmadığı veya haciz bildirisinde belirtilen tutar kadar olmadığı halde anılan maddede yer alan sürede itiraz etmemiş olanların, haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarihte amme borçlusunun nezdlerinde olan mal, hak ve alacak durumunu bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar ilgili vergi dairesine bildirmeleri halinde, bu bildirimler anılan Kanun’un 79’uncu maddesi uyarınca süresinde yapılmış bildirim kabul edilir.
 
Üçüncü şahısların bu madde kapsamındaki bildirimlerinin gerçeğe aykırı olduğunun idarece tespiti halinde, 79’uncu maddenin altıncı fıkrasında öngörülen dava açılmaksızın, haciz bildirisi ile tebliğ edilen amme alacağı bu şahıslardan 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir. Bu madde hükmü, yeni bir bildirime gerek bulunmaksızın, 30/9/2007 ila bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar tebliğ edilmiş haciz bildirilerine süresinden sonra verilmiş cevapları da kapsar.
 
Bu madde kapsamındaki bildirimlerin hüküm ifade edebilmesi için madde kapsamına giren haciz bildirileri veya bu haciz bildirileri üzerine düzenlenen ödeme emirleri ile ilgili açılmış davalardan feragat edilmesi şarttır. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.”
 
Maddeye göre; süre affından yararlanmak için;
 
a- Tebligatı’nın 30.09.2007 tarihinden 06.06.2008 tarihine kadar olan dönemde yapılmış olması ve 7 gün içinde cevap verilmemiş olması
 
b- Düzenlenen ödeme emirleri için açılan davalardan feragat edilmesi gerekmektedir.
 
 
 
 
Yukarıda yer verilen konuyla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.
 
 
Saygılarımızla,
Deloitte Türkiye


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; "DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş." ve "Deloitte Touche Tohmatsu" (bir Swiss Verein'i) ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte "Deloitte"), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. "Deloitte", söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. "Deloitte", söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.