Numara : 34
Tarih : 2.5.2003
VERGİ  SİRKÜLERİ
NO: 2003/34
 
 
KONU
  
4842 Sayılı Kanun İle Vergi Kanunlarında Yapılan Düzenlemeler  
 

Vergi kanunlarında değişiklik yapan 4842 sayılı Kanun (R.G.: 24/4/2003; 25088) ile yapılan düzenlemeler aşağıda konu başlıkları itibariyle bilgilerinize sunulmaktadır. Yapılan düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerimizin kesin olmadığı, Bakanlığın farklı değerlendirmelerde bulunabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Getirilen düzenlemelere ilişkin olarak Bakanlığın yapacağı açıklamalar sizlere duyurulacaktır.
 
Aşağıda ayrıca yer vermiş olmakla birlikte, önemli gördüğümüz iki konuyu hemen dikkatinize sunmayı gerekli görüyoruz.
 
Bu konulardan birincisi kurumlarca dağıtılan kar payları üzerinden yapılacak stopajlara ilişkindir. Gelir Vergisi Kanununun (GVK) 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendinde 24/4/2003 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan değişiklik sonrasında, tam mükellef kurumlar tarafından tam mükellef kurumlara dağıtılan kar paylarından (dar mükellef kurum şubelerine dağıtılanlar dahil) gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Tam mükellef kurumların dışında kalan gerçek ve tüzel kişelere dağıtılan kar payları üzerinden stopaj yapılması gerekmektedir.
 
Bu düzenlemeye paralel olarak Bakanlar Kurulunun tevkifat oranlarını yeniden belirlemesi gerekmektedir.  Aksi halde (b) alt bendinin tamamı için 94 üncü maddede yazılı olan % 25 oranı esas alınarak stopaj yapılması gerekecektir. 24 Nisan 2003 tarihinden itibaren kar dağıtım kararı alan kurumların yeni uygulamaya göre işlem yapmaları gerekmektedir. Buna göre, örneğin genel kurul kararına göre kar dağıtımına 24/4/2003 tarihi ve sonrasında başlanmışsa, yeni Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanıp yürürlüğe girinceye kadar, halka açık olanlar da dahil olmak üzere tam mükellef kurumlarca yine tam mükellef kurumlara dağıtılan kar paylarından stopaj yapılmayacak ancak bunun dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere dağıtılan kar paylarından (dar mükellef kurum şubelerine dağıtılanlar dahil) fon payı dahil % 27,5 gelir vergisi stopajı yapılması gerekecektir. Kararın yayımlandığı tarihten sonra kar dağıtımına başlandığı takdirde, yürürlük tarihini de dikkate alarak Kararda belirtilen oranlarda stopaj yapılacaktır.
 
İkinci olarak dikkatinize sunmak istediğimiz konu, sonraki yıla deveredilen öngörülen yatırım indirimi ile ilgilidir. 24/4/2003 tarihi itibariyle öngörülen yatırım indirimi uygulaması kaldırılmıştır. Buna paralel olarak Gelir Vergisi Kanununun (GVK) geçici vergiyi düzenleyen mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi olan “Geçici vergi matrahının hesabında, yıllık beyannamede kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen tutar hariç, harcama yapılmadıkça yatırım indirimi uygulanamaz.” belirlemesi de 24/4/2003 itibariyle kaldırılmıştır.
 
Bilindiği gibi bu cümle sayesinde, kazancın yetersiz olması nedeniyle yararlanılamayan ve sonraki yıla devreden öngörülen yatırım indirimi tutarından, bu kapsamda fiili harcama yapılmasa dahi, geçici vergi dönemlerinde önceki dönemden devreden indirim olarak yatırım indiriminden yararlanmak mümkün oluyordu. 2003 yılı birinci geçici vergi döneminden başlayarak artık bu uygulamayı yapmak mümkün değildir. Dolayısıyla geçici vergi beyannamelerinde bu durumun dikkate alınması gerekir.
 
Bu belirlemelerden sonra 4842 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler aşağıda bilgilerinize sunulmaktadır.
 
1. YATIRIM İNDİRİMİ UYGULAMASI İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER
 
1.1. Bütün Yatırımlar İçin Tek İndirim Oranı Belirlenmiştir: % 40
Yatırım indirimi oranı bütün yatırımlar için % 40 olarak sabitlenmiştir. Buna göre yatırımın yerine, sektörüne, niteliğine, yöresine ve büyüklüğüne bakılmaksızın bütün yatırımlar için yatırım harcamalarının % 40’ı indirim olarak kurumlar vergisine tabi kazançtan düşülecektir.
 
Yatırım  indiriminden yararlanabilmek için iki ana kriter belirlenmiştir: yatırım harcamasının en az 5 milyar lira olması (iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler haddin aşılıp aşılmadığının tespitinde bir bütün olarak dikkate alınır) ve yatırımın niteliği itibariyle indirimden yararlanabilecek yatırımlardan olması. Aşağıdaki iktisadi kıymetler için yapılan harcamalar yatırım indiriminden yararlanamayacaktır.
-    Yurt içinde veya dışında daha önce kullanılmış olan iktisadi kıymetler (yüzer havuzlar ile 12 yaşından küçük gemiler hariç),
-   Gayri maddi haklar (Yatırım indiriminden yararlanan iktisadi kıymetlerin kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar programları hariç),
-   Mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgili olmayan; alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları,
-   Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler,
-   Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binalar (mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilenler hariç),
-   Arazi veya arsalar,
-   Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra, tekne, ve benzeri  motorlu deniz araçları ile uçak ve helikopter gibi hava taşıtları (İşletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olanlar hariç),
-    Yurt dışındaki yatırımlarda kullanılmak üzere alınan iktisadi kıymetler.
 
1.2. İndirimden Yararlanan İktisadi Kıymetlerin Elden Çıkartılmasına İlişkin Esaslar
Yatırım indiriminden yararlanan bir iktsiadi kıymetin elden çıkartılmasının yaptırımı yeni düzenlemede eskisine göre daha esnek bir yapıda ele alınmıştır.
 
Yeni düzenlemeye göre, yatırım indirimi istisnasına konu iktisadi kıymetleri aktife alındıkları tarihten itibaren iki yıl içinde elden çıkaran mükellefler, bu iktisadi kıymetlerle ilgili olarak yatırım indirimi istisnası uygulama haklarını kaybedeceklerdir. Bu durumda daha önce yararlanılan yatırım indirimi istisnası için her hangi bir işlem yapılmayacaktır.
 
Bu uygulamanın bir uzantısı olarak takvim günü itibarıyla 2 yıl dolduktan sonra elden çıkartılan ve yatırım indirimi uygulanan iktisadi kıymetler için kazanç yetersizliği nedeniyle yararlanılamayan yatırım indiriminden sonraki vergilendirme dönemlerinde yararlanılabilecektir.
 
1.3. Yatırım İndiriminden Yararlanabilmek İçin Teşvik Belgesi Alınmasına Gerek Olmayacaktır
Yatırım indiriminden yararlanabilmek için yatırım teşvik belgesi alınmasına gerek kalmamıştır.
Bununla birlikte, diğer bazı teşvik unsurlarından yararlanılabilmek için Yatırım Teşvik Belgesi alınması gerekmektedir. Örneğin, ihracat veya döviz kazandırma taahhüdünde  bulunulan ve yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımların finansmanında kullanılan krediler için damga vergisi ve harç istisnası uygulamasından yararlanabilmek için  belge alınacaktır.
Kaynak kullanımını destekleme fonu mevzuatına göre Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yapılan ithalat ve bu belge kapsamında kullanılan 2 yıldan uzun vadeli krediler fondan muaftır. Bu muafiyetin uygulanabilmesi için de belge almak gerekecektir. Benzeri şekilde halen Katma Değer Vergisi  Kanununun 13/d maddesine göre Yatırım Teşvik Belgesi sahiplerine yapılan makina ve teçhizat teslimlerinde KDV istisnası uygulayabilmek için de belgeye ihtiyaç olacaktır.
 
1.4. Yatırım İndirimi Stopajı ve Öngörülen (Peşin) Yatırım İndirimi Uygulaması Kaldırıldı
Yeni düzenleme çerçevesinde Gelir Vergisi Kanununun 94/6 maddesinde yapılan değişiklik, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançların % 19.8 oranında gelir vergisi stopajına tabi tutulması uygulamasına son vermektedir.  Ayrıca öngörülen (peşin) yatırım indirimi uygulaması da yapılamayacaktır.
 
24/4/2003 tarihi itibariyle öngörülen yatırım indirimi uygulaması kaldırılmasına paralel olarak GVK’nun geçici vergiyi düzenleyen mükerrer 120 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi olan “Geçici vergi matrahının hesabında, yıllık beyannamede kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen tutar hariç, harcama yapılmadıkça yatırım indirimi uygulanamaz.” belirlemesi de 24/4/2003 itibariyle kaldırılmıştır.
 
Bilindiği gibi bu cümle sayesinde, kazancın yetersiz olması nedeniyle yararlanılamayan ve sonraki yıla devreden öngörülen yatırım indirimi tutarından, bu kapsamda fiili harcama yapılmasa dahi, geçici vergi dönemlerinde önceki dönemden devreden indirim olarak yararlanmak mümkün oluyordu. 2003 yılı birinci geçici vergi döneminden başlayarak artık bu uygulamayı yapmak mümkün değildir. Dolayısıyla geçici vergi beyannamelerinde bu durumun dikkate alınması gerekir.
 
1.5. Değişmeyen Yatırım İndirimi Uygulamaları
Kazanç yetersizliği nedeniyle yararlanılamayan yatırım indiriminden sonraki yıllarda yeniden değerleme oranında artırılarak yararlanılabilecektir. Mükellefler indirimden yararlanacak yatırım harcamalarına ilişkin muhasebe kayıtlarını hesaplanan ve yararlanılan yatırım indirimi istisnası tutarlarının yıllar itibariyle takibini yapacak şekilde tutacaklardır.
 
Yatırım indirimi harcama esasında uygulanmaya devam edilecektir. Petrol Kanunu ve Maden Kanununa göre yürütülen arama ve sondaj faaliyetleri için yapılan ve aktifleştirilen harcamalar eskiden olduğu gibi yatırım indirimi istisnası uygulamasından yararlanacaktır.
 
Yatırımın finansmanında kullanılan kredilere ilişkin kur farkları ve faizlerden yatırımın tamamlandığı dönemin sonuna kadar oluşanlar yatırımın maliyetine eklenerek indirimden yararlanabilecektir.
 
1.6. Düzenlemenin Yürürlük Tarihi ve Geçiş Hükümleri
Yukarıda yer verilen yeni yatırım indirimi rejimi 24/4/2003 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte, bu tarihten önceki başvurulara istinaden Hazine Müsteşarlığından alınan yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımlarla ilgili yatırım harcamalarına (öngörülen harcamalar kapsamında daha önce yatırım indirimi istisnasından yararlanmış harcamalar hariç) için yeni esaslara göre yatırım indirimi uygulanabilecektir. Örneğin bu harcamalar için belgede daha yüksek bir oran öngörülmüş olsa dahi yatırım indirimi oranı % 40 olarak uygulanabilecek, bu durumda, yararlanılan yatırım indirimi üzerinden gelir vergisi stopajı yapılmayacaktır. Bu uygulamadan yararlanabilmek için 24/3/2003 tarihinden sonraki ilk geçici vergilendirme dönemine ilişkin beyannamenin verileceği tarihe kadar (15 Ağustos 2003 tarihine kadar) bağlı bulunulan vergi dairesine bir bildirimde bulunulması ve tercihin alınmış olan yatırım teşvik belgelerinin tamamı için yapılması gerekmektedir.
24/4/2003 tarihinden önceki müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımlarla ilgili olarak gerek bu tarihten önce gerekse bu tarihten sonra yapılan yatırım harcamalarına (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadi kıymetler için yapılan harcamalar hariç), eski hükümler uygulanacaktır. Bu çerçevede, bu harcamalar için öngörülen (peşin) yatırım indirimi uygulanabilmesi mümkündür. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak yatırım indirimi, teşvik belgesindeki oran esas alınarak uygulanacaktır. Ayrıca bu kapsamda yararlanılan yatırım indirimi üzerinden, kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indirimi dahil, %19,8 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Başka bir ifadeyle, 24/4/2003 tarihinden önce alınan teşvik belgesi kapsamındaki harcamalara (bu tarihten sonra teşvik belgesine ilave edilen iktisadi kıymetler için yapılan harcamalar hariç) ilişkin yatırım indirimi hakkı tüketilinceye kadar eski hükümlere göre uygulama yapılacaktır.
Örneğin 2002 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde fiili harcama esasında yatırım indirimi uygulanır ve kazanç yetersizliği nedeniyle 2003 yılına devreden bir yatırım indirimi söz konusu olursa hem 2002 yılında yararlanılan hem de devreden yatırım indirimi nedeniyle 2003 ve sonraki yıllar beyannamelerinde yararlanılan yatırım indirimi üzerinden % 19,8 stopaj yapılacaktır (bu stopajdan fon payı alınmayacağına ilişkin bir belirleme tespit edemediğimizden Bakanlık aksine bir yorum yapmaz ise 2002 yılı kurumlar vergisi beyannamelerinde yararlanılan yatırım indiriminden yapılacak % 19.8 stopaj üzerinden ayrıca % 10 fon payı hesaplanması gerektiği görüşündeyiz). Diğer yandan yararlanılabilecek yatırım indirimi tutarı teşvik belgesindeki oran esas alınarak hesaplanacaktır. Teşvik belgesinin kapatılması ve diğer konularda da yine eski mevzuata göre hareket edilecektir.

2. TEMETTÜ VERGİLEMESİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER

2.1. Gerçek Kişilerin Kar Payı Beyanı
2003 yılında elde edilenlere de uygulanmak üzere gerçek kişilerin temettü gelirlerinin vergilenmesine ilişkin önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu çerçevede, GVK’nun 22 nci maddesinde yapılan değişiklik ile tam mükellef kurumlardan elde edilen temettü gelirlerinin (yatırım fonları ve ortaklıklarından elde edilenler dahil) yarısı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bununla birlikte, bu temettülerin tamamı üzerinden 94 üncü maddeye göre (6 numaralı bent) gelir vergisi tevkifatı yapılacak ve kesilen verginin tamamı beyan edilen temettü üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
 
Tam mükellef (kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunan) kurumlardan elde edilen kar paylarının beyanına ilişkin olarak da GVK’nun 86 ncı maddesinde düzenleme yapılarak, kar paylarının da içinde bulunduğu stopaja tabi menkul sermaye iratları için beyanname verme sınırı, gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimi tutarı (2003 yılı için 12 milyar lira) olarak belirlenmiştir. Bu sınır sonraki yıllarda gelir vergisi tarifesine bağlı olarak değişebilecektir.
 
Buna göre, 2003 yılı beyan sınırının hesabına dahil olan stopaja tabi menkul sermaye iratlarının (kar payları dahil) toplamının 12 milyar lirayı geçmediği durumda beyanname verilmeyecektir. Kar paylarının yarısı gelir vergisinden istisna edildiği için, söz konusu 12 milyar liranın hesabında kar paylarının yarısı dikkate alınacaktır.
 
Karın dağıtılmayıp sermayeye eklenmesi halinde yine gelir vergisi stopajı yapılmayacaktır. Bu çerçevede, karın sermayeye ilavesi nedeniyle elde edilen bedelsiz hisse senetleri beyana tabi olmayacaktır. Aynı şekilde, yeniden değerleme fonu ve maliyet artış fonu gibi sermaye yedeklerinin sermayeye ilavesi nedeniyle elde edilen bedelsiz hisse senetleri de beyana dahil edilmeyecektir.
 
Kar payları için yukarıda açıklanan  düzenleme 2003 yılı gelirleri için de geçerli olacaktır. Kurumlar vergisinde vergilendirme dönemi, kendisine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar hariç, takvim yılıdır. Bu nedenle gerçek kişiler, en erken 1/1/2004 yılından itibaren elde ettikleri ve 2003 yılı kurum kazançlarından dağıtılan kar payları için yukarıda açıklanan şekilde beyanname verip vermeyeceklerini belirleyeceklerdir.
 
Ancak, 2003 yılı içerisinde kapanan özel hesap dönemine sahip kurumlar tarafından 2003 yılı içerisinde yine 2003 yılı kar payının dağıtımı mümkündür. Bu nitelikteki kar payları için yukarıda belirtilen şekilde hesaplama yapılarak beyanname verilip verilmeyeceği belirlenmelidir.
 
Yeni uygulamaya göre kurum kazançları üzerindeki vergi yükünün eski uygulama ile karşılaştırılması aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

 
 
Eski Uygulama (I)
Yeni Uygulama (II)
a. Kurum kazancı
1000
1000
b. Kurumlar vergisi ve fon payı*
330
300
c. Vergi sonrası kar
670
700
d. Kar payı stopajı (c*% 16,5)**
110.55
105
e. Dağıtılabilir kar payı***
559.45
595
f. Vergi alacağı (e*1/5)
111,89
-
g. Vergiden istisna kar payı (cII/2)
-
350
h. İstisna sonrası kar payı (c-g)
-
350
i. Beyan edilecek kar payı
671.34 (f+h)
350
j. Hesaplanan gelir vergisi ve fon payı****
295.38
157.5
k. Mahsup edilecek vergi alacağı/stopaj*****
147.4
105
l. Ödenecek gelir vergisi ve fon payı (j-k)
206.36
52.5
m. Toplam vergi (b+d+l)
646.91
457.5
n. Toplam vergi yükü (m/a)
% 64.6
% 45.7
 
*Yeni uygulamada fon payı yoktur. **Yeni uygulamada fon payı kaldırıldığından stopaj oranı % 15 olarak dikkate alınmıştır. ***Yedek akçeler ihmal edilmiştir. ****Mevcut tarifeye göre fon payı dahil en yüksek oran olan % 44 alınmıştır. Yeni  uygulamada fon payı kalkacağı için % 45 esas alınmıştır. *****Vergi alacağı fon payı dahil dikkate alınmıştır.
 
24/4/2003 tarihinden itibaren dağıtılan 2003 öncesi kar payları bakımından geçiş hükümleri konulmuştur. Buna göre;
 
a) Kurumların 31/12/1998 ve daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde   ettikleri kazançlarının dağıtımı halinde bu kazançlar üzerinden stopaj yapılmayacaktır. Gerçek kişilerin bu kapsamda elde ettikleri kar payları gelir vergisinden istisna edildiğinden beyan edilmeyecektir.
 
b) Kurumların 1/1/1999 – 31/12/2002 arasında sona eren hesap dönemlerinde elde edilen kurumlar vergisinden istisna kazançların dağıtımı halinde bu kazançlar üzerinden stopaj yapılmayacaktır.
 
c) 24/4/2003 tarihinden önceki başvurulara göre alınan teşvik belgeleri kapsamında yararlanılan ve gelir vergisi stopajına tabi tutulan yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançların dağıtımı halinde bu kazançlar üzerinden stopaj yapılmayacaktır.
 
d) Gerçek kişilerce (b) kapsamında elde edilen kar paylarının 1/9 fazlasının yarısı, 12 milyar liralık beyan eşiğinin hesabında vergiye tabi gelir olarak dikkate alınacaktır. Diğer yandan, beyan edilen kar payının 1/5’i beyannamede hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
 
e) Kurumlar vergisi mükelleflerinin doğrudan veya iştirakleri aracılığıyla (a), (b) ve (c)’de belirtilen nitelikte kar payı elde etmeleri halinde, bu kar paylarının dağıtımı ve gerçek kişilerce beyanı bakımından aynı esaslar geçerli olacaktır.
Görüldüğü gibi kar payı elde eden gerçek kişiler,  kendilerine dağıtılan kar payının ne kadarlık kısmının hangi yıl ve hangi nitelikteki kurum kazancından dağıtıldığı konusunda bilgi sahibi olmaları gerekecektir. Aksi halde, kar paylarının hangi durumda yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edileceği, beyan edildiği durumda ise ödenecek verginin nasıl hesaplanacağını doğru olarak tespit etmek mümkün olmayacaktır. Bu çerçevede, kar payı dağıtan kurumların, dağıttıkları kar payının kaynağına ilişkin olarak hissedarlarına ayrıntılı bilgi vermeleri zorunludur.

2.2. Temettü Stopajı Uygulaması
4842 sayılı Kanun kurumlarca dağıtılan kar paylarının gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması konusunda da önemli değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikler Kanunun yayımı tarihi olan 24/4/2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle, bu tarihten sonra dağıtılan kar paylarının yeni rejime göre stopaja tabi tutulması gerekmeketedir.

Bilindiği gibi, değişiklik öncesi düzenlemeye göre kar payları üzerinden GVK’nun 94 üncü maddesinin 6-b bendine göre yapılan tevkifat;
-  İstisna kazanca isabet eden kısım hariç dağıtılan kâr payı üzerinden yapılan tevkifat,
- Dağıtılsın dağıtılmasın kurumlar vergisinden istisna kazançlar üzerinden yapılan tevkifat,
- Dar mükellef kurumların dağıtılabilir kazançları üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın yapılan tevkifat,
olmak üzere üç grup halinde düzenlenmişti.
Yeni düzenlemede ise, kurumların istisna kazançları ile normal kazançları ayrımına son verilerek, istisna olsun olmasın kâr dağıtımı aşamasında tevkifat yapılması öngörülmüş, ayrıca halka açık şirketlerle halka açık olmayan şirketler arasındaki ayırım kaldırılarak tevkifat oranının her iki tür şirket için de tek uygulanması esası getirilmiştir. Dar mükellef kurumların dağıtılabilir kazançları üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın yapılan tevkifat, yeni düzenlemede şube kârının merkeze aktarılması aşamasına bırakılmakta ve sadece ana merkeze aktarılan kısım üzerinden tevkifat yapılması esası benimsenmektedir.
Buna göre, GVK’nun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin b alt bendine göre tevkifat aşağıda belirtilen  kar paylarından yapılacaktır.
i) Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (Karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz),
ii) Tam mükellef kurumlar tarafından; dar mükellef gerçek kişilere, dar mükellef kurumlara (Türkiye’de bir işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla kar payı elde edenler hariç) ve gelir ve kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (Karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz),
iii) 75 inci maddenin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iradının ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden.
Görüldüğü gibi, karın sermayeye ilave edildiği durumda eskiden olduğu gibi yine tevkifat yapılmayacaktır. Diğer yandan, tam mükellef kurumlar tarafından yine tam mükellef kurumlara dağıtılan kar payları üzerinden tevkifat yapılmayacaktır. Tam mükellef kurumlardan Türkiye’deki dar mükellef yabancı kurum şubelerine dağıtılan kar payları üzerinden de tevkifat yapılmayacaktır.
Yeni tevkifat rejimine paralel olarak, GVK’nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde de değişiklik yapılarak, dar mükellef yabancı kurum şubesinin tam mükellef kurumlardan elde ettiği kar payları da menkul sermaye iradı sayılarak, tevkifat matrahına alınmıştır.
GVK’nun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendinde yapılan bu değişikliğe paralel olarak Bakanlar Kurulunun tevkifat oranlarını yeniden belirlemesi gerekmektedir.  Aksi halde (b) alt bendinin tamamı için 94 üncü maddede yazılı olan % 25 oranı esas alınarak stopaj yapılması gerekecektir. 24 Nisan 2003 tarihinden itibaren kar dağıtım kararı alan kurumların yeni uygulamaya göre işlem yapmaları gerekmektedir. Buna göre örneğin genel kurul kararına göre kar dağıtımına 24/4/2003 tarihi ve sonrasında başlanmışsa, yeni Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanıp yürürlüğe girinceye kadar, halka açık olanlar da dahil olmak üzere tam mükellef kurumlarca yine tam mükellef kurumlara dağıtılan kar paylarından stopaj yapılmayacak ancak bunun dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere dağıtılan kar paylarından fon payı dahil % 27,5 gelir vergisi stopajı yapılacaktır. Kararın yayımlandığı tarihten sonra kar dağıtımına başlandığı takdirde, yürürlük tarihini de dikkate alarak Kararda belirtilen oranlarda stopaj yapılacaktır.

3. HİSSE SENEDİ ALIM-SATIM KAZANÇLARININ VERGİLENDİRİLMESİ
4842 sayılı Kanun ile GVK’nun mükerrer 80 inci maddesinde yapılan değişiklik ile gerçek kişilerin tam mükellef kurumlara ait hisse senetlerinin bir yıldan fazla süreyle elde bulundurulduktan sonra satışından sağlanan kazançlar vergi dışında bırakılmıştır. Bu düzenleme 2003 yılı gelirlerine de uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir.
Aynı maddeye göre, Türkiye’de kurulu menkul kıymet borsalarında işlem gören ve üç aydan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar da vergi dışıdır.

4. GERÇEK KİŞİLERİN ÜCRET GELİRLERİ, MENKUL VE GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARININ YILLIK BEYANLARI İLE BEYAN ESASLARI
4842 sayılı Kanun ile GVK’nun 86 ncı maddesinde yapılan değişiklik ile birden fazla işverenden elde edilen ücret gelirlerinin belirli esaslar dahilinde yıllık beyanname ile beyan edilmeleri esası getirilmiştir. 2003 yılında elde edilen ücret gelirleri için de geçerli olan bu düzenlemeye göre, tek işverenden alınan ve tevkifata tabi tutulmuş ücretler eskiden olduğu gibi beyan edilmeyecektir. Birden fazla işverenden tamamı tevkifata tabi tutulan ücret elde eden kişiler ise aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi halinde, birden sonraki işverenden elde ettiği ücret gelirlerini beyanname ile beyan edecektir.
- Birden sonraki işverenlerden elde edilen ücretlerin gayrisafi tutarı gelir vergisi tarifesindeki ikinci gelir dilimini (2003 yılı için 12 milyar lira) aşıyorsa veya,
- Birden sonraki işverenden elde edilen ücretin tutarı bu sınırı aşmamakla birlikte ücret dışındaki gelirler nedeniyle beyanname verilmek zorundaysa,
birden sonraki işverenden alınan ücretler de beyan edilecektir.
Gerçek kişilerin 2003 yılında elde ettikleri için de geçerli olmak üzere, tevkif suretiyle vergilendirilmiş menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarının beyanı için şu esaslar getirilmiştir.
Bir takvim yılındaki vergiye tabi gelir toplamı, gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimini (2003 yılı için 12 milyar lira) geçiyorsa; Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ve birden fazla işverenden alınan ücretler için beyanname verilecektir. Beyan sınırının geçilip geçilmediği hesaplanırken kazanç ve iratların istisna haddi içinde kalan kısımları ile aşağıda belirtilen ve hiçbir şekilde beyan edilmeyecek olan gelirler dikkate alınmayacaktır.
- Gerçek usulde vergilendirilmeyen zirai kazançlar,
- Tek işverenden alınan tevkifata tabi tutulmuş ücretler,
- Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ve sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından yapılan ve GVK’nun 75 inci maddesinin 15 numaralı bendinde sayılan ödemeler,
- Bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 600 milyon lirayı aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları.
Dar mükellef gerçek kişiler, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan; ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar için beyanname vermeyeceklerdir.
Bu düzenleme 2003 yılı gelirlerine de uygulanmak üzere yürülüğe girmiş olmakla birlikte, 2003 yılında elde edilen repo, özel finans kurumu katılma hesabı kar payı, menkul kıymet yatırım fonu katılma belgesi kar payı ve her türlü mevduat faizi için özel düzenlemeler nedeniyle beyanname verilmeyecek, diğer gelirler nedeniyle verilen beyannamelere dahil edilmeyecektir.

5. KAMU KURUMLARINA BAĞIŞLANAN OKUL VE ÖĞRENCİ YURDUNA İLİŞKİN HARCAMALARIN İNDİRİMİ
Gerek gelir vergisi mükellefleri gerekse kurumlar vergisi mükellefleri, genel bütçeye dahil dairelere, katma bütçeli idarelere, il özel idareleri ve belediyelere, köylere bağışlanan okul ve 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu inşaası dolayısıyla yaptıkları harcamalar veya bu tesislerin inşaası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamını vergi matrahlarını tespit ederken indirim olarak dikkate alabileceklerdir.
Bu uygulama 24/4/2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle 2003 yılında yapılan söz konusu harcamalar için de indirim yapılabilecektir.

6. ÜCRETLİLERİN EĞİTİM, SAĞLIK, GIDA, GİYİM VE İKAMET EDİLEN KONUTA AİT KİRA HARCAMALARINA İLİŞKİN İNDİRİM
GVK’nun Mükerrer 121 inci maddesi değiştirilerek, daha önce 63 üncü maddede yer alan ücretlilerin özel gider indirimine ilişkin uygulama farklı bir hesaplama şekliyle devam ettirilmektedir.
Buna göre;
Gerçek ücretlerin vergilendirilmesinde, mükellefin kendisi, eşi ve çocukları ile ilgili eğitim, sağlık, gıda, giyim ve ikamet edilen konuta ait kira harcamalarının yıllık toplam tutarının;
- 3 milyar liraya kadar % 8’i,
- 6 milyar liranın 3 milyar lirası için % 8’i, aşan kısmı için % 6’sı,
- 6 milyar liradan fazlasının, 6 milyar lirası için % 7’si, aşan kısmı için % 4’ü,
ücretlinin ertesi yılda ödeyeceği gelir vergisinden mahsup edilecek veya işverenler aracılığı ile kendisine nakden iade edilecektir.
Bu uygulamadan yararlanabilmek için; harcamaların Türkiye’de yapılması, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınan belgelerle tevsik edilmesi ve bu belgelerin işverene verilmesi şarttır. Mahsup hakkı kazanılan tutarın hesaplanmasında dikkate alınan harcama tutarı, vergi matrahının toplamını geçemeyecektir.
Ücretlilerin harcama belgelerinin işverene ibrazı, beyanı ve verginin mahsup veya iadesine ilişkin süreleri tespit etmeye, iadeyi nakden veya mahsuben yaptırmaya, vergi mahsup ve iadesine tabi tutulacak mal ve hizmet alımlarını yukarıda sayılanlarla sınırlı olmaksızın tespit etmeye ve uygulamanın usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

7.  GELİR VERGİSİ MÜKELLEFLERİNİN EĞİTİM VE SAĞLIK HARCAMALARI  İNDİRİMİ
Yıllık beyanname ile kazanç ve irat bildiren gelir vergisi mükellefleri gelirin elde edildiği yılda yaptıkları eğitim ve sağlık harcamalarını matrahlarının hesabında indirim olarak dikkate alabileceklerdir. İndirimle ilgili esaslar şöyledir.
-  İndirim yapılacak tutar beyan edilen gelirin % 5’ini aşamayacaktır,
- Eğitim ve sağlık harcaması Türkiye’de yapılmalı ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir,
-   Harcama mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olmalıdır.
Beyanname ile beyan edilen gelirin niteliğine bakılmaksızın bu indirim uygulanabilecektir. Buna göre örneğin, kira gelirini, hisse senedi alım-satım kazancını, her türlü bono ve tahvil faizini, birden fazla işverenden aldıkları ücret gelirini beyan edenler de ticari, zirai ve mesleki kazançlarını beyan edenler gibi indirim uygulayabileceklerdir.
Yukarıda yer verilen Mükerrer 121 inci madde çerçevesinde vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremeyeceklerdir.

8. BEYANNAME VERME VE VERGİ ÖDEME SÜRELERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

8.1. Gayrimenkul Sermaye İratları Mart Ayında Beyan Edilecektir
Gerçek kişilerin beyana tabi gelirleri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olduğu durumda beyanname Ocak ayında değil Mart ayında verilecektir. Bu uygulama 2003 yılı gelirlerinin beyanında da geçerli olacaktır.
8.2. Muhtasar ve KDV Beyannameleri Birleştirilerek Her Ayın 23’üne Kadar Verilecektir
Halen her ayın 20’sine kadar verilen muhtasar beyanname ile her ayın 25’ine kadar verilen katma değer vergisi beyannamesi 1/1/2004 tarihinden itibaren birleştirilerek tek beyanname şeklinde ve her ayın 23’ünde verilecektir.

8.3. Kurumlar Vergisi 2003 Yılı Beyanından İtibaren Tek Taksitte Ödenecektir
2003 yılı kurum kazancının beyanından başlayarak, kurumlar vergisi üç yerine tek taksitte ve beyannamenin verildiği ayda ödenecektir.

8.4. Gelir Vergisi 2003 Yılı Beyanından İtibaren İki Eşit Taksitte Ödenecektir
2003 yılı gelirlerinin beyanından başlayarak gelir vergisi üç değil biri beyannamenin verildiği ayda diğeri bunu izleyen dördüncü ayda olmak üzere iki eşit taksitte ödenecektir.

9. VERGİ ORANLARI VE FON PAYINA İLİŞKİN DÜZENLEMELR

9.1. Gelir Vergisi Tarifesi Değişikliği
Gelir vergisi tarifesinde yapılan değişiklik ile gelir dilimi tutarları aynı kalmak üzere vergi oranları ücret dışındaki gelirler için 5 puan artırılmıştır.
2003 yılı ücret dışındaki gelirlere uygulanacak tarife aşağıdaki gibidir.
5.000.000.000 liraya kadar % 20,
12.000.000.000 liranın 5.000.000.000 lirası için 1.000.000.000 lira, fazlası % 25,
24.000.000.000 liranın 12.000.000.000 lirası için 2.750.000.000 lira, fazlası % 30,
60.000.000.000 liranın 24.000.000.000 lirası için 6.350.000.000 lira, fazlası % 35,
120.000.000.000 liranın 60.000.000.000 lirası için 18.950.000.000 lira, fazlası % 40,
120.000.000.000 liradan fazlasının 120.000.000.000 lirası için 42.950.000.000 lira, fazlası % 45.
Ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde, yukarıdaki tarifede yer alan vergi oranları beş puan indirilmek suretiyle uygulanacaktır.

9.2. Kurumlar Vergisi Geçici Vergi Oranı % 30’a Yükseltilmiştir
Geçici kurumlar vergisinin oranı 24/4/2003 tarihinden geçerli olmak üzere % 25’den % 30’a yükseltilmiştir. Bu düzenleme 2003 yılı birinci geçici vergi dönemi sona erdikten sonra yürürlüğe girdiği için bize göre 2003 yılı birinci geçici vergi dönemi kazançları için % 25 oranında geçici vergi hesaplanmalı, % 30 oranı 2003 yılı ikinci geçici vergi döneminden başlayarak uygulanmalıdır. Bakanlığın konuya açıklık getirmesi beklenmektedir.

9.3. 1/1/2004 Tarihinden İtibaren Fon Payı Uygulanmayacaktır
1/1/2004 tarihinden itibaren fon payı hesaplanmayacaktır. Bu düzenlemeye göre; GVK’nun 94 üncü Kurumlar Vergisi Kanununun (KVK) 24 üncü maddesine göre 2003 yılında (Aralık 2003 ayı dahil)  yapılan vergi tevkifatı üzerinden fon payı hesaplanarak beyan edilecektir. Ancak 2003 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak 1/1/2004 tarihinden sonra verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisi tutarlarından ayrıca fon payı hesaplanmayacaktır. Diğer yandan, bu kazanç ve iratlara ilişkin olarak vergilendirme dönemi içinde ödenen fon payları mahsup ve iadeye konu olmayacaktır.

Bu düzenleme, menkul kıymet yatıırm fonu ve ortaklıklarının kurum kazançları üzerinden GVK’nun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (a) alt bendine göre yapılan gelir vergisi tevkifatları için de geçerlidir. Bu nedenle, yatırım fonlarının, katılma belgelerinin günlük fiyatlarını belirlerken vergi karşılıklarını fon payı hesaplamadan ayırmaları ve bundan kaynaklanacak farkı katılma belgesi sahiplerine yansıtmaları bizce gereklidir.

10. FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİNİN DEĞERLEMESİ
Finansal kiralama işlemleriyle ilgili olarak gerek kiralayan (kiraya veren) gerekse kiracı tarafından yapılacak değerleme ve amortisman işlemlerinde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler 1/7/2003 tarihinden itibaren yapılacak kiralama işlemlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu tarihten önce yapılan finansal kiralama işlemlerinde bir bütün olarak eski hükümler uygulanacaktır.

4842 sayılı Kanun ile finansal kiralama konusunda getirilen düzenlemeler genel olarak finansal kiralama şirketlerini ilgilendirmekle birlikte, bu düzenlemeler getirilen düzenleme kapsamına giren işlemleri istisnai olarak yapması mümkün olan diğer gerçek kişi ve kurumları da ilgilendirmektedir.

Finansal kiralama işlemlerinin mevcut uygulamasını kısaca özetleyecek olursak; leasing konusu mal için düzenlenen faturada yer alan kira bedelinin tamamı anapara ve faiz ayırımına gidilmeksizin leasing şirketince gelir olarak yazılmakta, bu fatura bedelinin tamamı kiracı tarafından ilgili olduğu dönemde gider yazılmakta, leasing konusu mal leasing şirketi tarafından aktifleştirilerek amortisman ayrılmakta ve yatırım indiriminden leasing şirketi yararlanmaktadır.
Yeni uygulamada ise yatırım indiriminden yine leasing şirketi yararlanmaya devam edecektir. Bununla birlikte 24/4/2003 tarihinden önce yapılan finansal kiralam sözleşmeleri ile ilgili olarak, teşvik belgesine bağlanmış bulunan yatırımlar bakımından eski uygulama devam edecektir. Bu tarihten itibaren yapılan finansal kiralama sözleşmeleri bakımından teşvik belgesi alınmasına gerek kalmaksızın yatırım indirimi uygulaması devam edecektir. Ancak KDV istisnası, damga vergisi ve harç istisnası gibi uygulamalardan yararlanabilmek için finansal kiralama şirketinin teşvik belgesi alması gerekecektir.
Yeni uygulamada leasing şirketinin amortisman ayırma imkanı teorik olarak devam etse de istisnai bazı durumlar dışında leasing şirketince ayrılabilecek amortisman tutarı sıfıra yakın olacaktır. Diğer yandan leasing şirketi, kira bedellerini anapara ve faiz olarak ayıracak ve sadece faiz kısmını gelir olarak dikkate alacaktır.

Kiracı yeni uygulamada, aktifleştirilen kiralama bedeli üzerinden amortisman ayırabilecektir. Bununla birlikte, kira bedelinin tamamını değil sadece faize isabet eden kısmını giderleştirebilecektir.

Bu uygulamada finansal kiralama, kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın, bir iktisadi kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalar olarak tanımlanmaktadır.

Aşağıdaki şartların birinin varlığı halinde kiralama sözleşmesi finansal kiralama olarak kabul edilecek ve yukarıda belirtilen şekilde değerlenecektir.
 
-   İktisadî kıymetin mülkiyetin kiralama dönemi sonunda kiracıya devredilmesi,
 
-   Kiracıya kira süresi sonunda iktisadi kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma  hakkı tanınması,
 
- Kiralama süresinin iktisadi kıymetin ekonomik ömrünün % 80’inden daha büyük bir bölümünü kapsaması,
-  Sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının iktisadî  kıymetin rayiç bedelinin % 90’ından daha büyük olması veya önemli ölçüde yaklaşık bir değer olması.
Doğal kaynakların araştırılması veya kullanılmasına yönelik kiralama sözleşmeleri ile sinema filmleri, video kayıtları, patentler, kopyalama hakları gibi kıymetlerle ilgili lisans sözleşmeleri finansal kiralama olarak değerlendirilmeyecektir.
Arazi, arsa ve binalarla ilgili kiralama sözleşmeleri, sadece, sözleşmede kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devri öngörülmüşse veya kiracıya kira süresi sonunda kiralama konusu gayrimenkulü  düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınmışsa finansal kiralama olarak değerlendirilecektir.
 
11. KATMA DEĞER VERGİSİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER
 
11.1. Varlık Yönetim Şirketleri ve FYYS Çerçevesindeki İşlemlerde KDV İstisnası
Varlık yönetim şirketlerinin bankalar, özel finans kurumları ve diğer mali kurumlardan devraldığı alacakların tahsili amacıyla bu alacakların teminatını oluşturan mal ve hakların  (müzayede mahallinde satışı dahil) teslimi ile finansal yeniden yapılandırma çerçeve anlaşmaları hükümleri kapsamında yeniden yapılandırılan  borçların ödenmemesi nedeniyle  bu borçların teminatını oluşturan mal ve hakların (müzayede mahallinde satışı dahil) teslimi 1/5/2003 tarihinden itibaren KDV’den istisna edilmiştir.
 
11.2. TMSF İşlemlerinde KDV istisnası
Tasarruf  Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) intikal eden mal ve hakların (müzayede mahallinde satışı dahil) teslimi ve kiralanması işlemleri 1/5/2003 tarihinden itibaren KDV’den istisna edilmiştir.

11.3. Roaming Hizmetleri İstisnası
Karşılıklı olmak şartıyla uluslararası roaming anlaşmaları çerçevesinde yurt dışındaki müşteriler için Türkiye’de verilen roaming hizmetleri 1/5/2003 tarihinden itibaren KDV’den istisna edilmiştir.

11.4. Tecil-Terkin Uygulamasıyla İlgili Düzenlemeler
Tecil terkin kaydıyla satışlarda ihracatın gerçekleşmemesi halinde tecil edilen verginin gecikme zammının % 50 fazlasıyla alınmasına ilişkin hüküm değiştirilerek sadece gecikme zammı ile birlikte tahsiline imkân sağlanmıştır. İhracatın mücbir sebeplerle gerçekleştirilememesi halinde uygulanan tecil faizini yüklenmemeleri için bu durumda olan mükellefler için ek süre verilerek müeyyidesiz terkin yapılabilecektir. Bu uygulamaya göre, ihracatın mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle 3 ay içinde gerçekleştirilememesi halinde, en geç 3 aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren 15 gün içinde başvuran ihracatçılara, Maliye Bakanlığınca veya Bakanlığın uygun görmesi halinde vergi dairelerince 3 aya kadar ek süre verilebilecektir.

11.5. Gümrük Antreposuna Yapılan Teslimlerin İhracat Teslimi Sayılması
KDV Kanununun 12 nci maddesinde 24/4/2003 tarihinden geçerli olarak yapılan değişiklikle serbest bölgedeki alıcıya yapılan teslimlerin ihracat teslimi olduğuna açıklık getirilmiş ayrıca yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılan teslimler de ihracat teslimi sayılımıtır.

Gümrük antreposuna konulan malın ihracatının belirlenen sürede veya şartlara uygun olarak gerçekleşmemesi veya tevsik edilememesi hallerinde; ziyaa uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumlu olacaktır.

11.6. Tali Acentelerin Aldıkları Komisyonların KDV’nden Müstesna Olduğuna Açıklık Getirilmiştir

11.7.  KDV Mükellefi Olmayanlara Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında 24/4/2003 Tarihine Kadar Yapılan Makina Teçhizat Teslimleri Vergiden İstisna Edilmiştir
KDV Kanununun 13 üncü maddesinin (d) bendine göre, sadece teşvik belgesi sahibi mükelleflere yapılan makine ve teçhizat teslimleri vergiden istisna edilmişken mükellefiyeti bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarına teşvik belgesi kapsamında istisna uygulandığı anlaşıldığından yanlış anlamadan kaynaklanan bu durumun telafisi için 24/4/2003 tarihine kadar yapılan uygulama geçerli sayılmıştır.

12. DİĞER DÜZENLEMELER

12.1. Mevduat Kabul Etmeyen Bankalar, Ayırdıkları Özel Karşılıkları Kurumlar Vergisi Matrahının Tespitinde Gider Olarak Dikkate Alabileceklerdir
Bankalar Kanununun 20 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde 4842 sayılı Kanunun 35 inci maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında mevduat kabul etmeyen kalkınma ve yatırım bankaları da ayırdıkları özel karşılıkları kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alabileceklerdir.
Bu değişiklik 2003 yılı gelirlerine de uygulanmak üzere 24/4/2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle, beyanname verme süresi 15 Mayıs 2003 tarhinde dolacak olan 2003 yılı birinci geçici vergi döneminden başlayarak, mevduat kabul etmeyen bankaların, Bankalar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde ayırdıkları karşılıkları vergi matrahının hesabında indirim konusu yapabilecekleri görüşündeyiz.

Aynı çerçevede yapılan bir başka değişiklik ile de mevduat kabul etmeyen bankalar, Bankalar Kanununun 11 inci maddesine göre genel kredi sınırları ile iştiraklere, ortaklara ve mensuplara kredilerle ilgili sınırların Kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde konsolide esasa göre de hesaplanması ve uygulanmasından muaf tutulmuştur.

12.2. Yatırım Kredilerine İlişkin Damga Vergisi ve Harç İstisnası
Yurt içi ve yurt dışı kredi kuruluşlarından temin edilen ve ortalama vadesi bir yıl ve daha uzun süreli olan nakdi yatırım kredileri nedeniyle düzenlenen kağıtlar 1/1/2004 tarihinden itibaren damga vergisinden istisna edilecektir (kredilerin kullanımlarına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar hariç).
Ayrıca bu krediler nedeniyle verilen teminatlarla ilgili işlemler 1/1/2004 tarihinden itibaren harca tâbi tutulmayacaktır.

12.3. Damga Vergisinde Üst Sınır İndirimi
Damga Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve her bir kağıt için alınacak nispi vergi tutarının üst sınırı 24/4/2003 tarihinden geçerli olmak üzere 800 milyar lira olarak belirlenmiştir.  Buna göre, 1/1/2003’ten itibaren 2.05 trilyon lira olarak uygulanan üst sınır, 24/4/2003 tarihinden itibaren düzenlenen kağıtlar bakımından 800 milyar lira olarak uygulanacaktır.
Bu tutar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılacaktır. Bakanlar Kurulu yeniden değerleme oranının % 50 fazlasını geçmemek ve % 20’sinden az olmamak üzere yeni artış oranları tespit etmeye yetkilendirilmiştir.

12.4. Damga Vergisi İstisnaları
Aşağıda belirtilen işlemler 1/1/2004 tarihinden itibaren damga vergisinden istisna edilmiştir.
-  Devlet dış borçları ile ilgili kredi anlaşmalarında öngörülen bütün ödemeler dolayısıyla düzenlenen kâğıtlar (dış proje kredileri çerçevesinde yapılacak ödemeler dahil, kredilerin kullanımları hariç).
- 28.3.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan  nakit işlemleri ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak likidite senetlerine (veya bu mahiyetteki kâğıtlara) ilişkin işlemler dolayısıyla düzenlenen kâğıtlar.
- Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin 24 numaralı bendinde belirtilen kurumların (KOBİ kredi kurumları) kredi teminatlarına ilişkin işlemlerinde düzenlenen kâğıtlar.
 
12.5. İrtibat Bürosu Peronelinin Ücretlerine Uygulanan Gelir Vergisi İstisnası 1/6/2003 Tarihinden İtibaren Kaldırılmıştır
GVK’nun 23 üncü maddesinin 14 numaralı fıkrasında yer alan ve kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödenen ücretleri gelir vergisinden istisna eden hüküm 1/6/2003 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra anılan kapsamda yapılan ödemlerden ücretler için geçerli gelir vergisi tarifesine göre tevkifat yapılacaktır.

12.6. Sporculara Ücret Olarak Yapılan Ödemeler 31/12/2007 Tarihine Kadar Gelir Vergisinden İstisna Edildi 
Gelir vergisinden istisna edilen bu kazançlar üzerinden % 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Bakanlar Kuruluna tevkifat oranının % 25’e kadar çıkarma yetkisi tanınmıştır.
 
Saygılarımızla,
 
DRT Denetim Revizyon Tasdik
Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.