Numara : 87
Tarih : 23.12.2005
VERGİ  SİRKÜLERİ
NO: 2005/87
 
KONU

2005 Yılında Elde Edilen Menkul Sermaye İratlarında Uygulanacak İndirim Oranı ve Yatırım Araçlarından 2005 ve 2006 Yılında Elde Edilen Gelirlerin Vergileme Esasları  

 
Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan 42 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde 2005 yılında elde edilen menkul sermaye iratlarında uygulanacak indirim oranı (enflasyon indirimi) % 53,7 olarak açıklanmıştır. Aynı Sirkülerde 267/2001 – 31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolarından 2005 yılında elde edilen faiz geliri ve alım – satım kazancına Gelir Vergisi Kanununun Geçici 59 uncu maddesi hükmüne göre uygulanan istisna tutarı 174.033,88 YTL olarak açıklanmıştır.
 
Gelir Vergisi Kanununun 76 ncı maddesine göre enflasyon indirimi aşağıda sayılan gelirlere uygulanmaktadır:
 
-   Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler,
-   Her nevi alacak faizleri,
-   Menkul kıymet yatırım ortaklıklarından sağlanan kâr payları.
 
Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetler ile döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilen menkul sermaye iratlarına indirim oranı uygulanmamaktadır. Ayrıca ticari işletmelere dahil kazanç ve iratlar indirim oranı uygulamasından yararlanamamaktadır.
 
Gelir Vergisi Kanununa 5281 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 67 nci madde hükümlerine göre para ve sermaye piyasalarında elde edilen gelirlerin beyan ve vergileme esasları 1/1/2006 – 31/12/2015 tarihleri arasını kapsayan dönem için yeni bir çerçeveye oturtulmuştur. Yeni vergileme rejimi genel olarak banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla elde edilen bu gelirler üzerinden % 15 stopaj yapılmasını ve stopaja tabi tutulan gelirler için beyanname verilmemesini öngörmektedir.
 
Buna göre, gerçek kişi bireysel yatırımcıların 2005 ve 2006 yıllarında para ve sermaye piyasalarında elde ettikleri gelirlerin beyan ve vergileme esasları aşağıda özet olarak bilgilerinize sunulmaktadır. Bu gelirlerin vergilenmesine ilişkin ayrıntılı açıklamaların yer aldığı “Menkul Sermaye Gelirlerinin 2006 Yılı Vergi Rehberi” başlıklı çalışmamız www.verginet.net adresindeki  internet sitemizin “Yayınlar” bölümünde site üyelerinin kullanımına sunulmuştur.
 
1. 2006 YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK YENİ VERGİLEME REJİMİ
 
2006 yılından itibaren yürürlüğe girecek olan vergileme rejimi, para ve sermaye piyasalarında elde edilen gelirlerin türüne ve niteliğine bakılmaksızın aynı oranda vergi yüküne (% 15) tabi tutulmasını öngörmektedir. Bu nedenle, yatırımcıların yatırım kararlarında risk ve getiri karşılaştırması yaparken ayrıca vergi faktörünü hesaba katmalarına gerek kalmayacaktır. Dolayısıyla farklı enstrümanlar arasında daha kolay tercih yapılabileceğini ve daha hızlı yatırım kararı alınabileceğini söylemek mümkündür.
 
Bugünkü durum itibariyle yatırımcılar vergi yükü % 7 ila % 40 oranında değişen farklı finansal enstrümanlar arasında bunların risk derecelerini de dikkate olarak tercih yapmak durumundadır. Halbuki yeni dönemde vergi yükü % 15 olarak sabitlendiğinden yatırımcılar artık sadece risk – getiri değerlendirmesine yoğunlaşarak karar verebileceklerdir.
 
Diğer yandan, 2006 yılından itibaren banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla elde edilen ve üzerinden Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesine göre % 15 vergi kesilen gelirler için beyanname verilmeyecektir. Bu esas, ticari, zırai ve mesleki kazancı için beyanname vermek zorunda olan veya diğer gelirleri (örn: kira geliri) nedeniyle beyanname verenlerin bireysel yatırımlarından elde ettikleri gelirler için de geçerlidir. Bu kişiler de söz konusu gelirleri için verecekleri beyannameye banka ve aracı kurumlarca stopaja tabi tutulan gelirlerini eklemeyeceklerdir.
 
Eurobondlardan elde edilen faiz ve alım – satım kazancının ise bu kazançlar stopaja tabi tutulmayacakları için yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla 1.1.12006 tarihinden itibaren Hazinece ihraç edilen Eurobondlardan elde edilen gelirler % 15 ila % 35 arasında değişen vergi yüküne tabi olacaktır.
 
Hazinenin Avrupa para piyasalarında ihraç ettiği Eurobondlar bugün de belirli esaslar çerçevesinde beyana ve % 20 ila % 40 arasında değişen oranlarda vergi yüküne sahiptir. Ancak 2006’dan itibaren ihraç edilecek olan Eurobondlardan elde edilen gelirler yurt içinde ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolarına kıyasla daha fazla vergi yükü taşıyacaktır. 2006’dan itibaren yurt içinde ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonolarından elde edilen gelirlerin vergi yükü % 15 olarak sabitlenmişken, Eurobondların vergi yükü % 15 ila % 35 arasında oluşacaktır.
 
Diğer yandan, 1.1.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Eurobondlardan elde edilen gelirler, 26/7/2001 – 31/12/2005 arasında ihraç edilenlerden 31/12/2007 tarihine kadar elde edilen gelirlere uygulanan istisnadan yararlanamayacak. Gelir Vergisi Kanununun Geçici 59 uncu maddesine göre uygulanan söz konusu istisna 2005 yılında elde edilen gelirler için 174.033,88 YTL, 2006 yılında elde edilecekler içinse 191.089,20 YTL’dir.
 
Dolayısıyla, faiz oranına bağlı getiri değerlendirmesi bir kenara bırakılacak olursa,  26/7/2001 – 31/12/2005 arasında ihraç edilen Eurobondlara yatırım yapmak 2006 yılından itibaren ihraç edilecek olanlara kıyasla daha avantajlı olduğu söylenebilir.  Aynı dönemde ihraç edilen Eurobond dışındaki Devlet tahvili (DT) ve Hazine bonolarından (HB) elde edilen gelirlere de söz konusu istisna uygulandıktan sonra kalan kısmın beyan edilecek olması, bu kağıtların da yeni rejime kıyasla 31/12/2007 tarihine kadar avantajını korumasını sağlamaktadır.
 
Ancak Eurobond dışındaki söz konusu DT ve HB’lerden elde edilen gelirin büyüklüğüne göre değişen bir farklılaşma söz konusu olabilecektir. Çünkü bu kağıtlardan 31/12/2007 tarihine kadar elde edilen gelirler istisnadan yararlanacak olmakla birlikte, istisna tutarını aşan kısım % 15 ila % 35 arasında değişen vergi yükü taşıyacaktır. Halbuki 2006 yılından itibaren ihraç edilecek olanlar istisnadan yararlanamayacak olmalarına karşın nihai vergi yükü % 15’de kalacaktır.
 
Yeni vergileme rejimi, İMKB’de işlem gören hisse senetlerinin vergileme dışında kalmaları için gereken 3 aydan daha fazla elde tutma koşulunu, 1.1.2006 tarihinden itibaren iktisap edilenler bakımından 1 yıla çıkarmaktadır. İMKB’de işlem gören hisse senetlerinin 1 yıldan daha fazla bir süreyle elde tutulduktan sonra elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar vergilenmeyecektir. 31/12/2005 tarihi itibarıyla elde bulundurulan hisse senetlerinin 3 aydan fazla elde bulundurma koşuluna bağlı muafiyet, 2006 yılında elde edilen alım – satım kazancı için de devam edecektir.
 
2006 yılında yürürlüğe girecek yeni rejim bazı yatırım araçları için bugüne kıyasla daha fazla vergi yükü yaratmaktadır. Bu gruptaki yatırım araçlarına örnek olarak 6 aydan daha uzun vadeli YTL mevduat ve Özel Finans Kurumu (Katılım Bankası) katılma hesabı ile menkul kıymet yatırım fonu katılma belgeleri verilebilir. Bunların vergi yüklerinde % 3 ila % 15 oranında bir artış söz konusudur. Bu artış, 31.12.2005 itibarıyla açılmış bulunan ve vadesi 1.1.2006 sonrasında dolacak olan mevduat ve repo bakımından da geçerlidir.
 
Bunların dışında kalan YTL ve döviz tevdiat hesapları ile repoda ise vergi yükü % 1 ila % 9 arasında değişen oranlarda azalmaktadır. Bu azalış, 31.12.2005 itibarıyla açılmış bulunan ve vadesi 1.1.2006 sonrasında dolacak olanlar bakımından da geçerlidir. Repo, mevduat ve yatırım fonlarının vergi yükü karşılaştırması ekli tabloda görülebilir.
 
Yeni vergileme rejiminin bir diğer olumsuz yönü, zarar mahsubuna sadece aynı türden menkul kıymetlerden kaynaklananlar için izin vermesidir. Menkul kıymetler değişken getirili (hisse senedi), sabit getirili (tahvil ve bono) ve vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri olarak üç grupta sınıflandırılmaktadır. Bir menkul kıymete bağlı olarak düzenlenen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ise bağlı olduğu menkul kıymet türünden sayılacaktır. Herhangi bir menkul kıymete bağlı olmayanlar ise üçüncü grup olarak sınıflandırılacaktır. Örneğin hisse senedi üzerine düzenlenen bir opsiyon sözleşmesinden elde edilen gelir değişken getirili menkul kıymetten elde edilen gelir olarak değerlendirilecektir. Döviz üzerine yapılan bir vadeli işlem sözleşmesinden elde edilen gelir ise üçüncü grup menkul kıymetlerden elde edilen gelir olarak dikkate alınacaktır.
 
Alım –satımın birinden kaynaklanan zararın diğerinden elde edilen kârdan mahsubu ancak aynı türden menkul kıymetler için mümkün olabilecektir. Buna göre, örneğin hisse senedi alım – satımından kaynaklanan zararın Devlet tahvili ve Hazine bonosu alım – satım kârından indirimi (veya tersi) mümkün olmayacaktır. Halbuki 2005 yılında geçerli düzenlemeye göre bu mahsup mümkündür.
 
2. YATIRIM ARAÇLARINDAN 2005 VE 2006 YILINDA ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİLENMESİ
 
2.1. Hisse Senedi Alım-Satım Kazançları 
 
2005 Yılı Uygulaması
 
Borsada işlem gören hisse senetlerinin 3 aydan (işlem görmeyenlerin 1 yıldan) fazla süreyle  elde tutulduktan sonra elden çıkartılmasından sağlanan kazancın tamamı tutarına bakılmaksızın beyan ve vergi dışıdır.
 
Bu süreler dolmadan elden çıkarılan hisse senetlerinin elden çıkartılmasından sağlanan kazançların TEFE endekslemesinden sonraki tutarı 13.000 YTL’yi aşan kısmı beyan ve vergilemeye tabidir (13.000 YTL’nin hesabında varsa diğer menkul kıymetlerden elde edilen alım-satım kazançları ile Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80’inci maddesinde sayılan değer artış kazançlarının toplamı dikkate alınır) .
 
2006 Yılı Uygulaması
 
1.1.2006 tarihinden itibaren iktisap edilen hisse senetleri bakımından söz konusu 1 yıl ve 3 aylık süreler, tam mükellef kurumların İMKB’de işlem gören hisse senetleri için 1 yıl olarak uygulanacaktır. Bu hisse senetlerinin 1 yıldan daha fazla bir süreyle elde tutulduktan sonra elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar vergileme ve beyan dışı kalacaktır. İMKB’de işlem görmeyen tam mükellef kurum hisse senetlerinin ise 2 yıldan daha fazla süreyle elde tutulduktan sonra elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar vergileme ve beyan dışı kalacaktır.
 
31.12.2005 tarihi itibariyle elde bulundurulan hisse senetlerinin 2006 ve sonrasında elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar bakımından 1 yıl ve 3 aylık elde bulundurma sürelerine göre işlem yapılacaktır. 2005 yılı için 13.000 YTL olarak uygulanan istisna, 1.1.2006 tarihinden itibaren iktisap edilen hisse senetlerinden elde edilen alım-satım kazançlarına uygulanmayacaktır.
 
Ayrıca, 1.1.2006 tarihinden itibaren iktisap edilen hisse senetlerinin bankalar ve aracı kurumlar vasıtasıyla elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar üzerinden takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla % 15 oranında stopaj yapılacaktır. Bu kapsamda stopaja tabi tutulan kazançlar beyan edilmeyecek ve başka bir vergilemeye tabi tutulmayacaktır.
 
2.2. Hisse Senedi ve İştirak Hissesi Kâr Payları
 
2005 Yılı Uygulaması
 
2005 yılında elde edilen hisse senedi brüt  kâr payının (kâr payını dağıtan kurum tarafından yapılan  ve halen % 10 olarak uygulanan temettü stopajı öncesindeki tutar) yarısının 15.000 YTL’yi aşmadığı durumda beyanname verilmez. Brüt 30.000 YTL’yi aşan bir kâr payı elde edilmişse beyanname verilir ancak kâr payının yarısı beyan edilir. Bu gelir üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, brüt kâr payının tamamı üzerinden kesilen vergi mahsup edilir (beyan edilmeyen istisna tutar üzerinden kesilen vergi de mahsup edilir), kalan tutar ödenir.
 
2005 yılında vergiye tabi başka bir gelir elde edilmişse, bunların vergi matrahına esas (varsa istisna sonrası tutarları) toplamını dikkate alarak söz konusu 15.000 YTL’lik beyan eşiğinin geçilip geçilmediği  belirlenir.
 
1998 ve önceki yıların kazancından dağıtılan kâr payları hiçbir şekilde beyana tabi olmadığından 15.000 YTL’lik beyan eşiğinin hesabına dahil edilmez. Kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen 1999 – 2002 yılları kazançlarından dağıtılan kâr paylarının net tutarının 1/9 fazlasının yarısı beyan eşiğinin hesabına dahil edilir. Bu kâr payı için beyanname verilmesi halinde, hesaplanan gelir vergisinden, beyannamede beyan edilen tutarın 1/5’i mahsup edilir.
2006 Yılı Uygulaması
 
2006 yılında elde edilen hisse senedi brüt (kâr payını dağıtan kurum tarafından yapılan temettü stopajı öncesindeki tutar) kâr payları bakımından yukarıda yapılan açıklamalar, beyan eşiği olarak 2006 yılı gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimi esas alınarak uygulanır.
 
2.3. 26/7/2001 – 31/12/2005 Arasında İhraç Edilmiş DT ve HB’ndan Elde Edilen Gelirler
 
2.3.1. Faiz Geliri
 
26/7/2001 – 31/12/2005 arasında ihraç edilen Hazine bonosu (HB) ve Devlet tahvillerinden (DT) 2005 yılında YTL cinsinden elde edilen faiz gelirine % 53,7 olarak açıklanan indirim oranı uygulandıktan sonra kalan tutarın 174.033,88 YTL’si vergiden müstesnadır.
 
İndirim ve istisna sonrası tutar 15.000 YTL’lik beyan eşiğini aşıyorsa, indirim ve istisna sonrası tutarın tamamının beyan edilmesi gerekir. 2005 yılında vergiye tabi başka bir gelir elde edilmişse, bunların vergi matrahına esas (varsa istisna sonrası tutarları) toplamını dikkate alarak söz konusu 15.000 YTL’lik beyan eşiğinin geçilip geçilmediğinin belirlenmesi gerekir.
 
2006 Yılı Uygulaması
 
26/7/2001 – 31/12/2005 arasında ihraç edilmiş Hazine bonosu (HB) ve Devlet tahvillerinin (DT) 2006 yılında elde edilen faiz ve alım-satım kazancı toplamının 191.089,20 YTL’si vergiden müstesnadır. İstisna, YTL cinsinden elde edilen faiz gelirleri açısından indirim oranı, elden çıkarma dolayısıyla elde edilen diğer kazançlar (değer artış kazancı) bakımından ise maliyet bedelinin endekslemesinden (TEFE) sonra bulunan tutara uygulanacaktır.
 
Söz konusu Hazine bonosu ve Devlet tahvillerinden 2006 yılında elde edilen faizin indirim ve istisnadan sonra kalan tutarının 2006 yılı gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimini geçmesi halinde beyanname vermek gerekir. Beyan eşiğinin geçilip geçilmediğinin hesabında 2005 yılı için yapılan açıklamalar geçerlidir.
 
1.1.2006 sonrasında ihraç edilen HB ve DT’den 2006 yılında elde edilen YTL cinsinden faiz gelirlerine indirim oranı (enflasyon indirimi) uygulanmayacaktır. Bu kapsamdaki HB ve DT’nin faiz gelirleri üzerinden Eurobondlar hariç % 15 oranında stopaj yapılacaktır. Bu şekilde stopaja tabi tutulan faiz gelirlerinin tutarı ne olursa olsun beyanname verilmeyecek, stopaj nihai vergileme olarak kalacaktır.
 
1.1.2006 sonrasında ihraç edilen Eurobondlardan elde edilen faiz gelirinin YTL karşılığı 2006 yılının gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimi olarak belirlenen beyan eşiği dikkate alınarak yukarıdaki esaslara göre beyan edilecektir.
 
2.3.2 Alım-Satım Kazancı
 
2005 Yılı uygulaması
 
26/7/2001 – 31/12/2005 arasında ihraç edilen HB ve DT’den 2005 yılında elde edilen alım-satım kazancının TEFE endekslemesinden sonraki tutarı 174.033,88 YTL’lik istisnayı geçmediği durumda bu kazanç için beyanname verilmez. Bu tutarı geçen kazancın sadece istisna tutarını aşan kısmı beyan edilir. Maliye Bakanlığı Eurobondlardan elde edilen alım –satım kazancının da istisnadan yararlanacağı görüşündedir.
 
2006 Yılı Uygulaması
 
1.1.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen HB ve DT’nin alım satımından elde edilen gelirler için (1.1.2006 öncesinde ihraç edilenlerden elde edilenler hariç) TEFE endekslemesi, ancak endeksleme süresindeki artış oranının % 10 veya daha fazla olması halinde yapılabilecektir. Aksi halde endeksleme yapılamayacaktır.
 
26/7/2001 öncesinde ihraç edilen HB ve DT’den elde edilen kazanca 2005 yılı için 13.000 YTL olarak uygulanan istisna 1.1.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen HB ve DT’nin alım satımından elde edilen kazanca uygulanmayacaktır.
 
Eurobondlar hariç olmak üzere 1.1.2006 tarihinden itibaren ihraç edilen; HB ve DT’nin banka ve aracı kurumlar vasıtasıyla elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar üzerinden takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla % 15 stopaj yapılacaktır. Bu şekilde stopaja tabi tutulan kazançlar için beyanname verilmeyecek, diğer gelirler nedeniyle beyanname verildiği durumda da bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir. Ancak Eurobondlar üzerinden stopaj yapılmayacağı için, 1.1.2006 sonrasında ihraç edilen Eurobondlardan elde edilen kazancın tutarı 2006 yılı içi belirlenen eşiği geçmesi halinde beyan edilerek gelir vergisi tarifesine göre vergilenecektir.
 
1.1.2006 öncesinde ihraç edilen DT ve HB’den 2006 yılında elde edilen kazanç 2005 yılı için geçerli esaslara göre vergilenecek, 2005 için geçerli TEFE endekslemesi ve istisnalar bu kazanca da uygulanabilecektir.
 
2.4. Mevduat ve Repo
 
2005 yılında elden edilen mevduat faizi (Döviz Tevdiat Hesabından elde edilenler dahil) ve repo gelirleri için tutarları ne olursa olsun hiçbir şekilde beyanname verilmeyecektir. Bu gelirlerden yapılan gelir vergisi stopajları nihai vergi olarak kalacaktır.
 
Yurt dışında (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dahil) elde edilen mevduat faizleri  ve repo gelirlerinin ise tutarı 800 YTL’yi aşarsa yıllık beyanname ile beyan edilerek vergilenecektir (800 YTL’lik beyan sınırının hesabında varsa Türkiye’de tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmamış menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratlarının toplamı dikkate alınacaktır).
 
2006 yılında elde edilen mevduat faizi ve repo gelirleri için de yukarıda belirtilen esaslar geçerli olacaktır. Şu kadar ki vadesi 1.1.2006 tarihinden sonra dolanlar dahil olmak üzere mevduat ve repo gelirlerinden % 15 stopaj yapılacaktır (vadeye ve mevduatın niteliğine göre farklılaşan stopaj oranları uygulanmayacaktır). Yurt dışında elde edilen mevduat faizleri ve repo gelirleri bakımından beyan sınırı 2006 yılı için belirlenen tutar olacaktır.
 
2.5. Yatırım Fonları Katılma Belgesi Kâr Payları
 
2005 Yılı Uygulaması
 
Türkiye’de Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan bütün menkul kıymet yatırım fonlarının (A Tipi, B Tipi, Endeks Fon, Döviz Fonu vd.) katılma belgelerinden 2005 yılında elde edilen kâr payları için tutarları ne olursa olsun beyanname verilmeyecektir. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verildiği durumlarda yatırım fonu kâr payları beyannameye dahil edilmeyecektir. Aynı esaslar 2006 yılında elde edilenler için de geçerlidir.
 
Yurt dışında kurulu bulunan yabancı menkul kıymet yatırım fonlarından elde edilen kâr payları, yurt dışında elde edilen menkul kıymet alım satım kazancı niteliğindedir. Bu fonların alış bedelinin bunların elden çıkartıldığı ay hariç olmak üzere aylık TEFE oranında artırılması suretiyle belirlenen kazanç tutarının 13.000 YTL’si vergiden istisnadır (söz konusu istisna diğer menkul kıymet alım-satım kazançları da dahil olmak üzere değer artışı kazançlarının toplamına uygulanır). Bu tutarı aşan yabancı fon katılma belgesi kâr payı elde edildiğinde sadece aşan kısım beyan edilir. Beyannamede hesaplanan vergiden varsa yurt dışında ödenen gelir vergisi mahsup edilir.
 
2006 Yılı Uygulaması
 
1.1.2006 tarihinden itibaren iktisap edilen yatırım fonu katılma belgelerinden elde edilen gelirler 13.000 YTL’lik istisnadan yararlanamayacaktır. Ayrıca bu gelirler için TEFE endekslemesi, ancak endekslemenin yapılacağı süredeki artış oranının % 10 veya daha fazla olması halinde yapılabilecektir. Aksi halde endeksleme yapılamayacaktır.
 
2.6. Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarında Yapılan İşlemlerden Elde Edilen Kazançlar
 
2005 yılında Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında yapılan işlemler sonucunda elde edilen kazançlar gelir vergisinden istisna edildiği için beyanname verilmez. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verildiği durumda da bu kazançlar beyannameye dahil edilmez.
 
2006 yılında Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasında (VOB) yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar üzerinden üçer aylık dönemler itibariyle yapılacak stopajın oranı sıfır (0) olarak uygulanacaktır. Stopaja tabi tutulmuş sayılan bu gelirler için beyanname verilmeyeceğinden herhangi bir vergi yükü oluşmayacaktır.
 
3. Menkul Kıymet Alım-Satım Zararının Kazançtan İndirilmesi (Mahsubu)
 
2005 Yılı Uygulaması
 
Belirli bir yılda alım-satımı yapılan menkul kıymetlerin bir kısmından zarar edildiği takdirde bu zarar diğerlerinin kazancından indirilerek (mahsup edilerek) değer artış kazancının vergi matrahı belirlenir (İlgili yasa maddesinde bu konuda bir belirleme olmamasına rağmen Vergi İdaresince yazılı olarak verilen görüşlerde bu mahsubun yapılacağı belirtilmektedir).
 
Bu zarar mahsubunun yapılabilmesi için, zararın vergiye tabi olan alım-satımlardan kaynaklanması gerekir. Kazancı vergiden istisna olan veya elde bulundurma süresi nedeniyle vergileme dışında bırakılan menkul kıymetlerin alım-satımından kaynaklanan zarar diğerlerinin kazancından indirilemez.
 
Herhangi bir tür menkul kıymetin alım-satımından kaynaklanan zarar diğer tür menkul kıymetten elde edilen kazançtan indirilebilir.  Örneğin üç aydan daha kısa bir süre elde tutulduktan sonra elden çıkartılan hisse senedinden kaynaklanan zarar, Hazine bonosunun alım-satımından kaynaklanan kazançtan indirilebilir.
2006 Yılı Uygulaması
 
1.1.2006 tarihinden itibaren iktisap edilen menkul kıymetlerden bankalar ve aracı kurumlar vasıtasıyla elde edilen alım satım kazançları üzerinden takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla % 15 stopaj yapılacaktır.  3 aylık vergilendirme döneminde aynı tür menkul kıymetlerden oluşan alım – satım zararı diğer işlemlerin alım – satım kârından indirilerek stopaj matrahı hesaplanacaktır. 
 
31.12.2005 tarihi itibariyle elde bulundurulan menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından 2006 ve sonrasında elde edilen kazançlar için söz konusu % 15 stopaj uygulanmayacaktır.
 
Üç aylık dönem sonucunun zarar olması halinde ise, bu zarar izleyen üç aylık döneme takvim yılı aşılmamak kaydıyla devredilebilecektir. Takvim yılının son üç aylık döneminde oluşan zarar tutarının izleyen döneme aktarılması mümkün değildir. Diğer yandan, sonraki üç aylık dönem zararının önceki üç aylık dönemin kazancından mahsubu da mümkün değildir.
 
Bu uygulama, banka ve aracı kurumlarca yapılacak söz konusu % 15 vergi kesintisi matrahının hesabında, herhangi bir aracı kurumda veya bankada yapılan alım – satım işleminden kaynaklanan zararın diğer bir banka veya aracı kurumda yapılan işlemlerden elde edilen kârdan mahsubuna izin vermemektedir. Benzer şekilde, aynı aracı kurum ve bankadaki tek hesap ve müşterek hesaplar arasında da zarar mahsubu mümkün değildir.
 
Ancak dileyen yatırımcılar yıllık gelir vergisi beyannamesi vererek bir takvim yılı içerisinde aynı türden menkul kıymetlerin alım – satımından kaynaklanan zararlarını kârlarından mahsup edebileceklerdir. Böylece, gerek farklı aracı kurum ve bankalardaki işlemler gerekse aynı aracı kurum ve bankadaki tek hesap ve müşterek hesapların işlem sonuçlarının netleştirilmesi ve fazladan ödenen stopajın iadesi mümkün olabilecektir.
 
Yukarıda yer verilen konularla ilgili ek bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda lütfen tarafımızla irtibata geçiniz.
 
Saygılarımızla,
 
DRT Denetim Revizyon Tasdik
Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.