Numara : 8
Tarih : 22.1.2003
VERGİ  SİRKÜLERİ
NO: 2003/8

KONU

2003 Yılında Gerçek Kişiler Tarafından Elde Edilen Menkul Kıymet Alım-Satım Kazançlarının Beyanında Zarar Mahsubuna İlişkin Maliye Bakanlığı Duyurusu

Maliye Bakanlığı 21/1/2003 tarihinde yapmış olduğu basın duyurusunda; aynı yıl içerisinde birden fazla menkul kıymet alım-satım işlemi yapılması ve bu işlemlerin bir kısmından zarar edilmesi diğer bir kısmından ise kar elde edilmesi durumunda beyan edilecek kazancın hesabında zararın kardan mahsup edilebileceği yönünde açıklama yapmıştır. Konu esas itibariyle hisse senedi alım-satım kazançlarının beyanını ilgilendirmektedir. Bununla birlikte, Hazine bonosu ve Devlet tahvili alım-satım kazançları ile diğer menkul kıymet alım-satım kazançlarının vergilendirilmesiyle de ilgilidir.
 
Basın açıklamasına neden olan bu konu, 4783 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 81 inci maddesinde 1/1/2003 tarihinden geçerli olarak yapılan değişiklik sonrasında ortaya çıkmıştır.
 
Gelir Vergisi Kanununun 88 inci maddesine göre, gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından kaynaklanan zararlar diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilebilmektedir. Ancak aynı maddenin birinci fıkrasındaki parantez içi hüküm, 80 inci maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğan zararların diğer kaynakların kazanç ve iratlarına mahsup edilemeyeceği kuralını koymuştur.
 
1999-2002 dönemini kapsayan geçmiş dört yıllık sürede geçerli olan GVK’nun geçici 56 ncı maddesinde, aynı yıl içerisinde birden fazla menkul kıymet alınıp satılması halinde bunların kazancının birlikte hesaplanacağı ve alım-satımın birinden doğan zararın diğerinin karından mahsup edileceği hükmü yer almaktaydı. Ancak 4783 sayılı Kanun ile mükerrer 81 inci maddede yapılan düzenleme aynı esasa yer vermemiştir. Bu durum, 2003 yılı için de geçerli olan 88 inci madde hükmü nedeniyle, menkul kıymetlerin bir kısmından kaynaklanan zararların diğerlerinin karlarından mahsup edilemeyeceği gibi bir yoruma neden olmuştur. Bakanlık bu yorumun doğru olmadığını belirten açıklamasıyla, menkul kıymetlerin alım-satım kazançlarından vergi matrahına ulaşırken, işlemlerin birisinden doğan zararın diğer alım-satım işlemlerinden elde edilen karlara mahsup edilebileceği yönünde görüş bildirmektedir. Bakanlığın bu yöndeki belirlemesinin konuya ilişkin genel tebliğde de yer alması beklenmektedir.
 
Maliye Bakanlığının konuya ilişkin basın duyurusu aşağıda bilgilerinize sunulmaktadır.
 
“Aynı yıl içinde birden fazla menkul kıymet alım satım işlemi yapılması ve bu işlemlerin bir kısmının karlı bir kısmının ise zararlı olması halinde beyan edilecek diğer kazanç ve irat tutarının (değer artışı kazancı) nasıl belirleneceği konusunda kamuoyunda tereddüt yaratan açıklamaların yapıldığı izlenmektedir.

Bir yıl içinde birden fazla menkul kıymet alım satım işlemi yapılması halinde, bu işlemlerden elde edilen kar veya zarar tutarları birlikte değerlendirilecektir. Dolayısıyla işlemin aynı yıl içinde yapılması koşuluyla bir işlem nedeniyle doğan zararın, diğer işlemler dolayısıyla elde edilen kardan mahsup edilmesi mümkün bulunmaktadır. 1.1.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe giren düzenlemede, gerek değiştirilmeden önceki 82 nci maddede gerekse geçici 56 ncı maddede yer alan menkul kıymet alım satımında zarar mahsubuna yönelik hükme yer verilmemesi uygulamada bir değişiklik yaratmamaktadır.

Ancak, diğer kazanç ve irat grupları içerisinde doğacak zararların diğer gelir kaynaklarından doğacak karlara mahsubu Gelir Vergisi Kanununun 88 inci madde hükmü uyarınca mümkün değildir.

Menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan kazançların tespit edilmesinde, alış bedelinin toptan eşya fiyat endeksine göre endekslemesi uygulaması devam etmektedir. Buna göre kazancın tespitinde satış bedelinden indirilecek iktisap bedeli, menkul kıymetin, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsü'nce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilecektir.

Menkul kıymetlerin elden çıkarılması dolayısıyla elde edilen kazançların enflasyondan arındırılmasında kullanılabilen indirim oranı uygulaması ise, özellikle kısa vadeli alım satım işlemlerinde vergiye tabi olacak reel kazancın gerçekçi bir şekilde tespitine imkan tanımadığından yürürlükten kaldırılmıştır.

Ayrıca, 1.1.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe giren düzenlemede, değer artışı kazançları için geçerli olmak üzere elde edilen gelirin (endekslemeden sonra) 10 milyar liralık kısmı vergiden istisna edilmiştir. Dolayısıyla bir yıl içinde elde edilen değer artışı kazancının 10 milyar lirayı aşmaması halinde bu gelirler yıllık beyanname ile beyan edilmeyecek, 10 milyar lirayı aşması halinde ise sadece aşan kısım yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.”
 
Yatırımcıların, Borsada kayıtlı hisse senetlerinin üç aydan daha fazla sürede elden çıkartılmasından kaynaklanan zararlarının, üç aydan daha kısa süreli elden çıkartmalardan sağlanan ve belirli esaslar çerçevesinde yıllık beyana tabi olan karlardan mahsup edilemeyeceği hususunu ayrıca göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.
 
Saygılarımızla,
 
DRT Denetim Revizyon Tasdik
Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.