Burak İNAM, SMMM | Deloitte Vergi Hizmetleri Müdürü

Küreselleşen Dünya ekonomisinde sermaye hareketleri giderek hız kazanmaya başlamıştır. Bu durum ise öngörülemeyen finansal krizlerin oluşmasında önem arz eden bir husustur. Mali ve finansal idarelerin söz konusu sermayenin yer değişim hız ve tutarına regülatif uygulamalar ile izleme ve müdahele etme pozisyonları giderek azalmaktadır.

Sermaye hareketliliğinin hız kazanması mali krizlerin öngörülme ihtimalini düşürmekte olduğundan düzenleyici kurumların sermayenin değişim hızını azaltmak için çeşitli önlemler üzerinde çalışmaktadırlar. Tobin vergisi ise bu önemlerin en başında gelmektedir.

Verginin Amacı ve Tanımı

Britanyalı iktisatçı Keynes’e göre finansal piyasalardaki işlem vergileri ile kısa vadeli spekülasyon amaçlı işlemler arasında negatif yönde bir korelasyon bulunmaktadır. Diğer bir ifade ile hisse senedi, tahvil, bono vb… piyasalarda işlem vergileri oran veya tutar olarak arttığı zaman spekülasyon amaçlı kısa vadeli işlemlerin azaldığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda sermayenin yer değiştirme hızı azaldığından uzun vadeli yatırımlar artmaktadır.

Keynes’in düşünceleri ile paralel çalışmalar yürüten Amerikalı Nobel ödülü sahibi James Tobin tarafından 1972 yılında döviz işlemleri üzerinde spekülatif amaçlı hareketlerin engellenmesi adına bir mali işlem vergisi önerilmiştir. Temelinde farklı bir döviz işlem vergisi olan bu vergi türünde döviz alım ve satımında % 0,1 ila 0,5 arasında değişen oranlı bir vergi alınması düşünülmektedir. Bu vergi türü uygulamada “Tobin Vergisi” olarak adlandırılmaktadır. James Tobin tarafından önerilen bu vergi türü ilerleyen süreçte iktisatçılar tarafından geliştirilerek spekülatif amaçlı kar elde edilebilecek tüm piyasalara uygulanması planlanmıştır.

Tobin vergisi açısından, yatırımcının portföyünde bulunan döviz tutarının elde tutulma süresi uzadığında düşük oranlı olarak hesaplanan söz konusu verginin önemli bir maliyeti olmayacağı varsayılmaktadır. Ancak gecelik işlemlerde düzenli olarak spekülatif amaçlı kar elde etmek isteyen yatırımcılar için işlem miktarı yüksek olduğundan düşük oranlı bu vergi türü önem arz eden bir maliyet yaratacaktır. Böylelikle sermayenin hareket hızı otoriter kurumlar tarafından kontrol altına alınabilecek olup bir nev’i öngörülmeyen finansal krizlerin engellenmesi mümkün olacaktır.

Yukarıda açıklamalar çerçevesinde Tobin Vergisinin temel amacının vergi geliri elde edilmesi olmadığı anlaşılmaktadır. Esas alınan ilk öneriye göre verginin temel amacı makroekonomik stabilizasyonun sağlanarak; para politikası araçlarının etkinliğinin artırılmasıdır.

Verginin Uygulanması

Tobin Vergisinin efektif bir şekilde uygulanabilmesi için yüksek işlem hacimli, güvenilir ve gelişmiş piyasalara sahip tüm ülkeler tarafından aynı oran ve usulde vergi toplanması gerekmektedir. Farklı oranlarda vergi uygulanması veya verginin toplanma usulünün vergi maliyeti azalttığı durumlarda sermaye hareketlerinin düşük maliyetli vergi bölgelerine kayması kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda Tobin Vergisinin esas amacının tam olarak gerçekleştirilebilmesi için küresel bir uygulama alanı düşünülmelidir. Ayrıca öneriye göre toplanan vergi gelirlerinin bir kısmının ya da tamamının Dünya Bankası gibi kalkınma faaliyetlerine aracılık eden kurum ya da benzer kuruluşlara aktarılması düşünülmüştür.

Verginin Olumlu ve Olumsuz Etkileri

Tobin Vergisi sermaye hareketlerinin yoğun olduğu çeşitli ülkelerde sürekli gündemde olmuş ve tartışılmıştır. Söz konusu vergi türü ile ilgili Avrupa Birliği’nde muhtelif çalışmalar gerçekleştirildiği; belli dönemlerde farklı isimler ile bu verginin Fransa, Şili, Malezya ve Brezilya’da uygulandığı bilinmektedir.

Bu bağlamda gerçekleştirilen tartışmalar sonucunda verginin olumlu etkileri ve avantajlarının önem arz edenleri aşağıda yer almaktadır.

1. Spekülasyon amaçlı işlemlerin azalması: Yazımızın önceki bölümlerinde de değinildiği üzere, spekülatif amaçlı işlem sayısı arttığı zaman hesaplanacak vergi tutarı da artacağından kısa vadeli spekülatif amaçlı olan işlem sayılarında önem arz eden düzeyde azalma gözlemlenmesi beklenmektedir. Konuyu bir örnek ile açıklamak gerekirse 1.000 $ tutarındaki bir arbitraj işleminden % 0,001 oranında işlem vergisi hesaplanması durumunda, 1 sent tutarında vergi tahakkuk edecektir. İşlem sayısı arttığı zaman tahakkuk eden verginin miktarı da artacağından kısa vadeli spekülatif amaçlı işlemlerin üzerine ciddi bir mali yük oluşacak ve yatırımcılar bu tarz işlemlerden kaçınmak için uzun vadeli yatırımları tercih edeceklerdir.

2. Verginin gelir yaratma potansiyeli: Tobin Vergisinin temel amacının vergi geliri yaratılması olmamasına karşın organize finans piyasalarındaki işlem hacmi ve miktarı göz önünde bulundurulduğunda; önem arz eden tutarda vergi hasılatının söz konusu olacağı tahmin edilmektedir.

3. Para politikası araçlarının etkinliğinin artması: Finansal piyasalarda istikrarın sağlanması için para politikası araçlarının etkin bir şekilde kullanılması önem arz etmektedir. Verginin uygulanması ile düzenleyici kurumların para politikası araçlarını kullanırken döviz kurlarındaki değişikliklere olan bağımlılıkları bir nev’i azalacağından uygulanan uzun vadeli politikalarının etkinliğinin artması beklenmektedir.

Yukarıda detayına yer verilen avantajların incelenmesinden de anlaşılacağı üzere Tobin Vergisinin uygulanmasının maliye politikaları ile ilgili olmadığı; bu bağlamda verginin maliye uygulamalarından daha çok iktisadi politikaların ve makroekonomik dengelerin sabitlenmesine ilişkin olduğu düşünülmektedir. Diğer taraftan doktrinde ve yazılı medyada söz konusu verginin uygulanması durumunda bazı olumsuz sonuçlar veya etkiler ile karşılaşılmasının muhtemel olduğu tartışılmaktadır. Söz konusu hususların önem arz edenleri aşağıda yer almaktadır.

1. Verginin uygulanma sorunu: Bazı iktisatçılar ile mali politika uzmanlarına göre söz konusu verginin etkin bir şekilde uygulanması mümkün değildir. Eğer gelişmiş piyasalara sahip tüm ülkeler tarafından aynı oran ve usulde vergi tatbik edilemez ise sermayenin, vergi maliyeti düşük olan ülkelere kayması diğer bir ifade ile yeni vergi cennetlerinin oluşma ihtimali kaçınılmazdır. Bu durum ise verginin etkin bir şekilde uygulandığı gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin yeni vergi cennetlerine karşı ilave tedbirler alması sonucunu doğuracaktır.

2. Optimum vergi oranı sorunu: Söz konusu vergi oranının düşük belirlenmesi durumunda verginin caydırıcı etkisi azalacak ve sermaye hareketliliği arzu edilen düzeyde önlenemeyecektir. Vergi oranının yüksek belirlenmesi durumunda ise aşırı stabilizasyon söz konusu olacak ve piyasaların daralması gündeme gelecektir.

3. Ticaretin ve bazı finansal piyasaların olumsuz etkilenmesi: İş yapış şekilleri gereğince organize piyasalarda günlük olarak döviz vb… finansal işlem tesis etmek zorunda olan firmalar, ilave bir vergi yükü ile karşılaşacaklardır. Söz konusu husus özellikle KOBİ sınıfında olan işletmeleri olumsuz etkileyecektir. Ayrıca orta ölçekli bankaların finansal piyasalardan borçlanma maliyetlerinin olumsuz etkilemesi de muhtemeldir.

4. Zamanlama sorunu: Verginin münhasıran uygulanması ile vergi yükünden kaçınmak isteyen spekülatif yatırımcılar ülke piyasalarını terk edeceklerdir. Bu durum ise sıcak para çıkışına sebep olacaktır. Bu bağlamda verginin tüm uluslararası güvenilir organize piyasalarda aynı anda uygulanması gerekmektedir.

5. Denetim zorluğu: Verginin organize finansal piyasalarda uygulamalarına ilişkin etkin bir denetimin mümkün olabileceği tahmin edilmektedir. Ancak organize olmayan piyasalarda gerçekleştirilen işlemlere ilişkin denetimin nasıl gerçekleştirileceği halen tartışma konusudur. Ayrıca denetimin etkin bir şekilde gerçekleştirilmemesi durumunda sermayenin vergi maliyeti oluşmayan organize olmayan piyasalara kayma ihtimali söz konusudur. Bu durum ise spekülatif işlemlerin kayıt dışı piyasalarda sürdürülmesine; diğer bir ifade ile kayıt dışılığın artmasına sebep olacaktır.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere söz konusu verginin yazılı basında tartışılan olumsuz etkilerinin göz ardı edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple uygulama çalışmalarının ve projeksiyonlarının yerel vergi uygulamalarından daha üst bir bakış açısı ile global olarak gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir.

Diğer taraftan 2009 yılının son çeyreğinde Brezilya tarafından finansal piyasalar işlem vergisi adı altında söz konusu vergi uygulanmaya başlanmıştır. Buna göre Brezilya’da borsada işlem gerçekleştirecek olan yatırımcıların, yatırım tutarının yaklaşık % 2 oranındaki tutarına tekabül eden bir oranda vergi ödemeleri öngörülmüştür. Geçtiğimiz yıl içerisinde söz konusu vergi oranı % 0 olarak yeniden belirlenmiş bir nev’i Tobin Vergisi kaldırılmıştır. İktisatçılar verginin makroekonomik göstergeler üzerinde menfi bir etkisinin olduğunu; ancak bu etkinin beklenenin çok altında gerçekleştiğini düşünmektedirler. Ancak halen verginin uygulanması ile makroekonomik göstergeler arasında tam anlamıyla pozitif korelasyon kurulamamıştır. Brezilya örneğinin verginin uygulanmasını savunanlar açısından arzu edilen tatmini sağlayamadığı düşünülmektedir.

SONUÇ

Teorik açıdan özellikle kırılgan ekonomiler için Tobin Vergisinin, kısa vadeli spekülatif hareketleri kontrol altına almak suretiyle, ani kur dalgalanmalarının önlenmesi konusunda bir çözüm olacağı iddia edilmekte olup böylelikle makroekonomik stabilizasyonun sağlanmasının mümkün olabileceği düşünülmektedir. Pratik açısından ise söz konusu verginin uygulama alanında bazı soru ve sorunlar bulunmaktadır. Verginin tüm dünyada aynı biçimde ve oranda uygulanması, optimal vergi oranının belirlenmesindeki güçlükler, ticari işlemlerde yaratacağı ilave mali yük, zamanlama ile denetim zorluğu gibi sorunlar verginin pratikte uygulanmasını güçleştirmektedir. Böyle bir verginin Türkiye’de uygulanabilirliği tartışma konusudur. Yukarıda değinilen nedenlerle, ülkemizde Tobin Vergisinin uygulanması durumunda verginin olası olumsuz etkilerinin, faydalarından daha fazla olabileceği düşünülmektedir.