Erhan Tarhan | Deloitte Türkiye Kıdemli Uzmanı

Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen sel felaketleri nedeniyle mağduriyete uğrayan mükelleflerin vergi kanunları karşısındaki durumu bu yazının konusunu oluşturmaktadır.

Makalede özetle aşağıdaki konulara değinilmiştir.

  • Mücbir Sebep ve Zor Durum Hali
  • Afete Uğrayarak Değeri Düşen Malların Değerlemesi
  • Afete Uğrayıp Zayi Olan Malların KDV Karşısındaki Durumu
  • Değerini Kaybeden Emitanın ve Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması
  • Verginin Terkini
  • Defter ve Belgelerin Tabii Afet Nedeniyle Tahribata Uğraması

1. Mücbir Sebep ve Zor Durum Hali

İnsan iradesi ve isteği dışında meydana gelen olaylar olarak tanımlayabileceğimiz mücbir sebepler Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde yer almaktadır.

Bilindiği üzere anılan maddede aşağıdaki haller mücbir sebep olarak kabul edilmektedir.

1.Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk

2.Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler

3.Kişinin idaresi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler

4.Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısiyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması

Yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler, belli bir bölgenin tamamını veya bir kısmını etkilemesi açısından VUK’ta özellik arz etmektedir.

VUK’un 15 inci maddesine göre Maliye Bakanlığı; il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilan etmeye yetkilidir. Bu şekilde bir ilan yapılması durumunda mükelleflerden durumun ispat ve tevsik zorunluluğu istenilmez.

Ancak tabi afet durumunun geneli etkilemediği kabul edilirse, mükelleften mücbir sebebin varlığı (devamı ve sona erdiği tarih de dahil olmak üzere) ve bunun vergi ödevlerini yerine getirmeye engel teşkil ettiğini ispatlaması istenir.

İlke olarak mücbir sebep, vergilemeyle ilgili bir görevin yerine getirilmesi bakımından, kanunen ve idarece tayin edilmiş olan bütün süreleri durdurur. Ancak bu durum belli bir mücbir sebebin aynı zamanda bütün süreleri durduracağı anlamına gelmez. Özellikle mükellefin şahsı ile ilgili olamayan hallerde, mücbir sebep sadece etkili olduğu süreyi durdurur. Örneğin mükellefin defter ve belgelerinin yanmış olması, daha once tahakkuk etmiş vergi borcunun süresinde ödenmemesini gerektirmez.(*)

Mücbir sebebin varlığı itfaye raporu, polis tutanağı ile tevsik edilebilir.

Ayrıca, VUK’un 17 inci maddesinde zor durumda bulunmaları nedeniyle vergi muamelelerine ilişkin ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek mükelleflere, kanuni sürenin bir katını, kanuni sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere, Maliye Bakanlığınca münasip bir mühlet verilebileceği hüküm olunmaktadır.

Bu mühletin verilebilmesi için:

1. Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.

2. İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir.

3. Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.

Mühlet istemine ilişkin yazılı başvurunun süre bitmeden önce yapılması gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devredebileceği gibi bölgeler, iller, ilçeler veya sektörler ile iş kolları ya da mükellef grupları itibarıyla yazılı başvuru şartı aramaksızın da kullanabilir.

2. Afete Uğrayarak Değeri Düşen Emtianın Değerlemesi

Vergi Usul Kanununun 278 inci maddesi uyarınca tabii afetler yüzünden iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış olan emtianın emsal bedeli ile değerlenmesi ve aynı Kanunun 267 nci maddesine göre de emsal bedelinin takdir komisyonunca takdir edilmesi gerekmektedir.

Bu durumda emtiası zarar gören mükellefler değeri düşen mallarına zarar kaydı yapabilmek için vergi dairesine müracaat ederek konunun takdir komisyonuna intikal ettirilmesini sağlaması gerekmektedir. Mükellefler komisyonların belirlediği bedellere göre zarar kaydı yapabilecekler.

Konuya ilişkin Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın 13.02.1985 tarihli ve 1-2126-4-1128 sayılı Özelgesi aşağıda yer almaktadır.

İşyerini sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybına ilişkin zararın kabul edilebilmesi, ya Takdir Komisyonu'nca bu konuda bir takdir yapılmış ol­ması ya da kaza mercilerince bu konuda re'sen biçilmiş bir değerin bulunması gerekir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı VUK'nun 278. maddesinde, yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çökmek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller netice-sinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, dese ve Iskartaların emsal bedeli ile değerleneceği hükme bağlanmış, emsal bedelinin en şekilde tesbit edileceği ise aynı Kanunun 267. maddesin­de açıklanmış bulunmaktadır.

Adı geçenin, işyerini sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybının emsal bedelinin tesbiti için Takdir Komisyonu'na başvurularak Takdir Komisyonu'nca bu konuda bir takdir yapıl­mış olması veya kaza mercilerinde bu kortuda re'sen biçilmiş bir değerin bulunması durumunda mümkündür.

Adı geçen yükümlü tarafından sel basması sonucu meydana gelen emtia kaybının emsal be-delinin tesbiti için Takdir Komisyonu'na başvurularak emsal bedel takdiri yapılmadığına ve bilir­kişilerce raporla tespit edilen değerin kaza mercilerine biçilmiş bir değer olarak kabulü mümkün olmadığına göre, söz konusu zararın gelir vergisi uygulamasında zarar olarak kabul edilerek mezkur yıl kazancından veya sonraki yıl kazançlarından indirilmesi mümkün değildir.

Kaldı ki, adı geçen yükümlü sel baskınının olduğu yıl olan 1981 ve müteakip yıllar için za­rar beyanında bulunmayıp gelir beyanında bulunmuştur.

3. Afete Uğrayıp Zayi Olan Malların KDV Karşısındaki Durumu

Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin c bendinde; deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan malların KDV 'sinin indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

İlgili kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere sel felaketi sonucu zayi olan malların, alış vesikalarında gösterilen KDV indirim konusu yapılabilecektir.

Ayrıca bu mallarla ilgili olup önceki dönemlerde indirilen katma değer vergileri düzeltme yoluyla mükelleflerden istenilmeyecek, henüz indirilememiş olan katma değer vergileri ise takip eden dönemlerde indirilebilecektir.

4. Değerini Kaybeden Emitanın ve Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması

4.1 Değerini Kaybeden Emitanın Sigortalı Olması

VUK’un 330 uncu maddesinde “Emtia ve zirai mahsul ve hayvan kıymetlerinde vukua gelen zayiat dolayısiyle alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalık kara alınır.

İşletme hesabı esasında tutulan defterde bu tazminat hasılat kaydedilir”

hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde emtialarda vukua gelen zayiat dolayısiyle alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalık gelir olarak kaydedilmesi gerekir.

4.2 Amortismana Tabi İktisadi Kıymetin Sigortalı Olması

VUK’un 329 uncu maddesinde “Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen ziyaa uğrıyan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına geçirilir.”

hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde tamamen veya kısmen ziyaa uğrıyan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların net defter değerinden fazla ise fark gelir olarak; eksik ise gider olarak katıylara alınabilir.

Ayrıca, yine anılan kanun maddesi ile alınan sigorta tazminatı ile ziyaa uğrayan malların yenilenmesi işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde tazminat fazlası, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu işlem bilanço esasına göre defter tutan mükellefler tarafından yapılabilir.

4.3 Fevkalade Amortisman

Sel felaketi dolayısıyla sahip oldukları amortismana tabi iktisadi kıymetleri zarara uğrayan mükellefler, Maliye Bakanlığının uygun görmesi halinde, bu kıymet için “Fevkalade Amortisman” ayırabilirler.

Bunun için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye fevkalade amortisman uygulamak istedikleri iktisadi kıymetlerin listesini, varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir.

5. Verginin Terkini

VUK’un 115 inci maddesine göre, varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin zarara uğrayan gelir kaynaklarıyla ilgili bulunan vergi borç ve cezalarını, Maliye Bakanlığınca zararla orantılı olmak üzere, kısmen veya tamamen terkin etmesi mümkündür.

Burada dikkat edilmesi gerekilen husus tabi afetin vergi alacağının doğduğu gelir kaynağına zarar vermiş olması ve zararın mükellefin toplam varlığının üçte birini aşmış olması gerekmektedir.

Diğer taraftan verginin terkini ile ilgili en önemli husulardan biri de, afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan vergi borçlarının terkininin mümkün olmayacağıdır.

Aşağıda konu ile ilgili olarak 18.09.1973 tarihli ve 2181900-6-9 sayılı Maliye Bakanlığı Özelgesinin bir bölümüne yer verilmiştir.

Afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan vergi borçlarının terkini mümkün değildir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 115. maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince; tabii afete maruz kalmak suretiyle varlıklarının 1/3 ünden fazlasını kaybedenlerin ancak afetin vuku bulduğu tarihe kadar tahakkuk etmiş ve tahsil edilmemiş bulunan borçlarının zararla mütenasip şekilde terkini mümkündür. Afet tarihine kadar tahakkuk etmemiş bulunan borçlarının hiçbir şekilde terkini kabul değildir.

................

Bu konu ayrıca 6183 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde de yer almaktadır.

Terkin işlemi için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir. Zarar derecesi ve ilgili bulunduğu gelir kaynağı Mahalli idare heyetleri tarafından tespit edilir

6. Defter ve Belgelerin Tabii Afet Nedeniyle Tahribata Uğraması

Tabii afet nedeniyle defter ve belgeleri zayi olan işletmeler TTK’nın 68 inci maddesine göre ziyaı öğrendiği andan itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak, bu durumu mahkeme kararıyla belgelendirmesi gerekmektedir.

                                               

(*) ÖZBALCI, age, s. 167