Mert Özbilgin | Deloitte Vergi Denetçisi

Lebyalkın Dergisi Ocak 2017, Sayı:157

Özet

1970’lerden günümüze kadar, özellikle yeşil ekonomistlerin ve sivil toplumun etkisiyle etkin bir karbon vergisi mekanizmasının, karbon vergisini uygulayan devlete yeni birtakım gelirler yaratacağı ve bu geliri yaratırken hızlı sanayileşmenin getirisi negatif dışsallıkları da yok edeceği fikrine olan inanç giderek kuvvetlenmiştir. Bu çerçevede, 21. yüzyılın ana meselesi olan küresel ısınmanın negatif etkilerini önleyebilmek veya en azından yavaşlatabilmek adına 1997 yılında ülkeler tarafından Kyoto Protokolü isimli bir protokol oluşturulmuştur. Söz konusu protokolün pratikteki amaçlarından birisi fazla yakıt tüketen veya fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınması için gerekli vergi sistemlerinin oluşturulmasıdır. 2009 yılında Kyoto’ya taraf olan Türkiye’nin vergi sisteminde, fosil yakıtlar üzerinden alınan karbon vergisi benzeri bir vergi mekanizması bulunmamaktadır. Bu eksikliğe ilaveten, çevreci vergiler başlığı altında incelenebilecek Çevre Temizlik Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi çevresel amaçlardan ziyade mali amaçlara hizmet etmektedir.

Anahtar Kelimeler: Çevre Vergisi, Ekolojik Vergi, Yeşil Vergi, Karbon Vergisi, Çevreci Maliye Politikaları, Kyoto Protokolü, Karbon Kredileri, Karbon Ticareti, Çevre Temizlik Vergisi, Ekolojik Vergileme, Yeşil Maliye, Enerji Vergileri

1- Giriş:

Ekonomi literatüründe efektif olup olmadığı hususu halen tartışılmalı olmakla birlikte vergilerin gelir yaratma açısından halen önemli bir maliye politikası aracı olarak görüldüğü yadsınamaz bir gerçek. Bugün bu aracın gelir getirme özelliğinin yanı sıra, toplumu oluşturan bireyler üzerindeki sosyal etkileri de herkes tarafından benzer şekilde kabul görüyor. Başka bir deyişle, tüketim alışkanlıklarından üretim biçimlerine kadar vergiler, meydana getirildikleri toplum üzerinde fazlasıyla etkililer. Benzer şekilde toplumların alışkanlıklarının da üzerlerindeki vergileri etkilediğini söylememiz mümkün.

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren toplumların görülmemiş bir hızla sanayileşmesi sonucu çevreye verilen zararların fark edilmeye başlanması, devletleri gerek ulus-devlet düzeyinde gerekse uluslararası platformlarda bu sorunların çözümüne ilişkin güçlü bir arayışa itmiştir.  

2- Küresel Isınma Gerçeği: Sorunun Farkına Varmak

Sanayi devrimiyle birlikte artan enerji ihtiyacı, rahatlıkla çevreye zararlı olduğunu söyleyebileceğimiz fosil yakıtların kullanımı ile karşılanmaya çalışılmıştır. Fosil yakıt kullanımındaki hızlı artışın doğal bir sonucu olarak başta karbondioksit olmak üzere atmosferdeki sera gazı miktarı, olması gereken seviyelerin üzerine çıkmıştır. Sera gazlarının görevi, güneşten gelen ışınların bir bölümünü atmosfer içinde tutarak üzerinde yaşadığımız yerkürenin sıcaklığının makul bir düzeyde kalmasını sağlamaktır. Buna karşılık sera gazlarının yoğunluğunun artması nedeniyle atmosferin ısı tutma kapasitesinin istenmeyen bir düzeyde arttığı gözlemlenmiştir.

İklim bilimde normal olmayan bu artışı ifade eden küresel ısınma olgusu, kuşkusuz iklim sistemimiz üzerinde son derece yıkıcı ve olumsuz nitelikte etkiler meydana getirmektedir. Bu çerçevede, 1990 yılının son 150 yılın en sıcak yılı olduğunu, kutuplardaki buzulların erimeye başladığını ve buna bağlı olarak deniz seviyesinin 0,1-0,2 metre kadar yükseldiğini, atmosferdeki bozulmanın negatif etkilerine örnek gösterilebiliriz. Ayrıca Pakistan, Hindistan, Peru, Tayland ve Filipinler gibi gelişmiş birer sanayi ülkesi olmayan ülkelerde son dönemlerde görülen kasırga ve seller doğrudan küresel ısınma ile bağdaştırılamasa da bu tür çevresel felaketlerin iklim sistemindeki bozulmanın etkisini yoğunlaştırdığını söyleyebiliriz.

 

1997 yılında küresel ısınmanın yarattığı negatif etkileri ortadan kaldırmak amacıyla imzalanan Kyoto protokolü çerçevesinde oluşturulan önleyici mekanizmalardan biri olan karbon ticaretinin yarattığı hayal kırıklığı bir yana protokolün bir başka amacı da fazla yakıt tüketen veya fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınması için gerekli vergi mekanizmalarının meydana getirilmesidir (1).

3- Karbon Vergisinin Teorik Kökeni

Karbon vergilemesinin asli amacı, 1992 yılında Rio Çevre ve Kalkınma Deklarasyonu'nda da ifade edildiği üzere, "kirleten öder" prensibini esas alan Piqoucu vergileme yaklaşımı uyarınca çevre tüketiminin maliyet bedeline parasal açıdan katılımların sağlanması olarak açıklanabilir (2). Ekonomi biliminde özel ve sosyal maliyetler/faydalar arası farkları giderme ve sosyal optimuma ulaşmanın bir yolu olarak vergilemenin kullanılabileceği düşüncesi ilk defa Pigou tarafından ortaya atılmıştır. İngiliz ekonomist Arthur J. Pigou, The Economics of Welfare (Refah Ekonomisi) adlı kitabında, işletmelerin birçoğunun faaliyetlerini sürdürürken diğer birey ve işletmelere maliyet yükleyen birtakım kararlar aldıklarını ve başkaları adına yükledikleri bu maliyetlere karşılık herhangi bir engelleme ile karşılaşmadıklarını vurgulamış ve çözüm olarak hükumetlerin maliyet yükleyenlerin verdikleri zararın tam maliyetini karşılamalarını sağlayacak vergi mekanizmaları oluşturmaları gerektiğini savunmuştur.

Görüldüğü üzere, Pigou’nun bu yaklaşımı özel ve sosyal maliyet kavramları arasındaki ikili ayrıma dayanmaktadır. Bir firmanın diğer firmaları ya da tüketicileri olumsuz olarak etkileyen bir atık ürettiğini varsaydığımızda; firmanın özel marjinal maliyeti, atığın etkisini hesaba katmadığından toplumsal marjinal maliyetten daha az olacak, bu nedenle de firmanın üretimi toplumsal olarak istenen düzeyin üzerine çıkacaktır (3). Burada firmanın üretimini toplumsal olarak makul görülen düzeye getirebilmenin yolu, toplumsal ve özel marjinal maliyetler arasındaki bu farkı bertaraf edecek bir vergi mekanizmasının oluşturulmasıdır. Bu çerçevede, zararlı atıklar üzerine konulacak efektif bir vergi mekanizması, söz konusu firmayı toplumsal açıdan doğru miktarda üretime zorlayacak ve fiyat, marjinal toplumsal maliyete eşitlenecektir.

Günümüzün karbon vergisi idealine temel oluşturan Pigou’nun vergisel çözümü sayesinde kirleticiler, görece çevre dostu üretim yolları bulmaya ve ödedikleri vergi nedeniyle ürün fiyatlarını yükseltmeye yönelecekler bu da tüketicileri bu ürünü daha etkin bir şekilde kullanmaya ya da başka alternatifler aramaya zorlayacaktır.

4- Karbon Vergisi Uygulamanın Muhtemel Avantajları

Gelir Yaratıcı Özelliği: Karbon vergisi yaklaşık 50 sene evvel İngiltere’de tartışılmaya başlanmış olmasına karşılık, dünyada ilk defa 1990’lı yıllarda bir İskandinav ülkesi olan Finlandiya’da hayata geçirilmiş ve bunu 1991 yılında diğer İskandinav ülkeleri İsveç ve Norveç takip etmiştir. Daha sonraki yıllarda ise Hollanda ve Danimarka’da, karbon vergisi uygulandığını görüyoruz. Karbon vergisini uzun süredir kararlı bir şekilde uygulayan örnek 5 ülke olan Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Norveç ve İsveç’in karbon vergisinden elde ettiği yıllık ortalama kamu geliri 202 milyar Euro olup, bu vergiden elde edilen hasılat bakımından en fazla kamu geliri sağlayan ülke Hollanda olmuştur. Gelirin gayri safi milli hasıla içerisindeki payına bakıldığında ise kendi gayri safi milli hasılası içerisindeki yıllık ortalama yeri % 2.51 olan İsveç’in, bu oranı %1.88 olan Hollanda’ya kıyasen daha yüksek kamu geliri elde ettiği de söylenebilir.

Gelirde Adaletin Sağlanması: Gelir dağılımı ve karbon vergisi ilişkisini esas alan birçok ampirik çalışmada karbon vergisinin toplumdaki gelir dağılımına olumlu katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Örneğin ABD’deki Yale Üniversitesi ekonomi profesörlerinden Paul Bergin’in 2001 senesinde yürüttüğü çalışmada, karbon vergisinden elde edilen hasılatın emek üzerindeki vergilerin azaltılmasında kullanılması durumunda refahı arttırıcı etkide bulunacağı görülmüştür.

Sera Gazı Salınımında Azalma: Gelir getirici özelliklerinin yanı sıra uygulamadaki karbon vergilerinin karbondioksit emisyonu üzerinde gerçekleştirdiği azaltımı inceleyen ekonomistlerden Annegrate Bruvoll ve Bodil Larsen ’in 2002 yılında Norveç İstatistik Kurumu adına yaptığı çalışmalarda, karbon vergisinin Norveç’te uygulanmaya başlandığı yıldan 2002’ye kadar ülkedeki karbon emisyonunu % 1,5 oranında azalttığını ölçülmüştür. Benzer şekilde, Yale Üniversitesi ekonomi profesörlerinden Paul Bergin’in 2001 yılında İrlanda için yapmış oldugu ekonometrik çalışmada karbon vergisi kullanıldıgında sera gazlarının önemli ölçüde azalma göstereceği tespit edilmiştir.

Kaynakların Verimli Kullanılması: Karbon vergisinin uygulanması durumunda vergi ve fiyat ilişkisinin karakteri gereği yakıt fiyatlarına daha önceden olmayan bir maliyet yükleyeceği düşünülür. Bir başka deyişle, bu tür bir vergileme kamu müdahalesi yoluyla kullanıcılara normalde olduğundan çok daha pahalı bir fiyat sunarak talebin miktarının azalması sonucunu doğuracaktır. Talebin azalması ve fiyattaki artış da haliyle hem kaynakların daha verimli kullanılmasını hem de doğanın daha az tahrip edilmesini sağlayacaktır.

 

Yeni Teknolojilerin Geliştirilmesine Katkısı: Karbon vergisi maliyet arttırıcı niteliği dolayısıyla, negatif dışsallıkları içselleştirmesinin yanında yeni teknolojilerin geliştirilmesi açısından da teşvik edici olabilmektedir.

5- Türk Vergi Mevzuatında Çevresel Düzenlemeler

Türkiye özellikle batılı ülkelere kıyasen geç sanayileşen bir ülke konumunda olduğundan, çevre sorunlarıyla da çok daha geç muhatap olmuştur. 1960’lı yıllardan günümüze, çeşitli gönüllü kuruluşların ve birtakım baskı gruplarının bu alanda etkinlik göstermeye başlaması, çevreye duyulan ilgiyi arttırsa da batılı anlamda asgari bir çevre bilincinin oluşması oldukça gecikmiştir. 1978’de Başbakanlığa bağlı bir Çevre Müsteşarlığı’nın kurulmasında, 1982 Anayasası’nda çevre ile ilgili 56’ıncı maddenin oluşturulmasında, 1983 yılında bir çevre yasası dizayn edilmesinde sözü edilen kuruluşların ve baskı mücadelelerinin büyük etkisi olmuştur. Bahsi geçen gelişmelere ek olarak Türkiye’nin 05.02.2009 tarihinde kabul edilen bir Kanun ile Kyoto Protokolüne taraf olması ve 2013 yılına kadar karbon emisyonunu azaltma taahhüdünde bulunması da ülkede yaşanan çevresel gelişmelere örnek gösterilebilir. Protokol paralelinde Türkiye’de evsel ısınmada yüksek kükürt içeren kömür kullanımı yasaklanmış ve kentsel alanlarda doğal gaz kullanımının yaygınlaştırılması kararı alınmıştır. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının, özellikle rüzgâr, bio-yakıt ve güneş sistemleri gibi, kullanımı teşvik edilmiş, kömür yakıtlı tüm elektrik santralleri baca gazı desülfirizasyon üniteleri ile desteklenmiştir.

Vergisel açıdan bakılacak olursa, Türkiye’de, batılı ülkelerdeki anlamıyla çevre vergilerinin uygulama alanının ve sorunların önüne geçmedeki etkinliğinin son derece sınırlı olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, hali hazırda Türkiye’de fosil atıklar üzerinden alınan herhangi bir karbon vergisi bulunmamaktadır. Ek olarak her ne kadar Türkiye hem GSYH’nin yüzdesi hem de toplam vergi gelirinin yüzdesi olarak ölçüldüğünde çevre ile ilgili vergilerden en fazla gelir elde eden OECD ülkesi konumunda bulunsa da, çevresel mali politikalar genel olarak kullanıcı harçları ve kirlilik ücretleri gibi sınırlı etkisi olan enstrümanlardan meydana gelmekte ve çevre sorunlarına engel olma amacından ziyade gelir oluşturma amacına hizmet etmektedir. Örneğin katı atık oluşumuna uygulanan harçlar belediyeler tarafından esasen atık toplama ve imha maliyetlerinin karşılanması amacıyla oluşturulmuştur. Sanayi tesislerinin okul ve benzeri tesislerle karşılaştırıldığında daha düşük oranlarla harç ödüyor olması nedeniyle tarife yapısı düzgün değildir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen uygulamada çevre ile ilgili olduğu söylenebilecek vergileri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

 

Çevre ve Temizlik Vergisi: Türkiye’de doğrudan doğruya çevre ile ilgili tek vergi 1993 yılından günümüze dek uygulanan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Yasası’nın mükerrer 44’üncü maddesinde yer alan Çevre Temizlik Vergisidir. Bu vergi ile mükellefler (konut, iş yeri veya diğer şekillerde yararlanan) belediyenin vermiş olduğu katı atık toplama ve kanalizasyon hizmetlerinden yararlanmalarının bedelini ödemektedirler. Çevre temizlik vergisinin kimden ve ne kadar alınacağı Bakanlar Kurulu’nca her yıl belirlenen bina sınıfları uyarınca belirlenmektedir. Hangi binanın hangi sınıf içinde yer alacağının tespiti, çevre ve temizlik vergisine konu mekânın büyüklüğü, sosyal ve ekonomik statüsü gibi kıstasların dikkate alınmasıyla tespit edilmektedir. Pratikte belediyeler tahsil ettikleri bu verginin %1’ini çevre kirliliği ile mücadele için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na (Çevre Kanunu, m. 18/b) , %20’sini ise büyük şehirlerde çöp imha tesisi kurulup işletilmesine ayırmak zorundadırlar.

 

Motorlu Taşıtlar Vergisi: 197 Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda düzenlenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ise, 23.02.1963 yılında Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesine göre, Karayolları Trafik Kanunu’na göre trafik şube veya bürolarına kayıt ve tescil edilmiş bulunan otomobil, kamyon, otobüs vb. kara taşıtları ile Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne kayıt ve tescil edilmiş olan uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından motorlu taşıtlar vergisi alınmaktadır.

Katma Değer Vergisi: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun bu verginin konusunu düzenleyen 1’inci maddesine göre; işlemin Türkiye’de yapılmış olması kaydıyla ticari, sınaî, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan teslimler, her türlü mal ithalatı ile aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinde düzenlenen boru hattı ile ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınması hizmetleri kapsamına; çevreye zararlı ve kirletici özellikleri bulunan ve vergiden muaf tutulmamış her türlü malın teslimi ile diğer faaliyet kapsamındaki boru hattı ile ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınması hizmetlerinin ifası gireceğinden, başta karbon bazlı yakıtlar olmak üzere çevreye negatif maliyet yükleyen her ürünün maliyeti KDV’den dolayı artmış olduğundan bu vergi de çevre vergileri içinde sınıflandırılabilir. Ancak Katma Değer Vergisi vergiye konu olan şeyin çevreye verdiği zararı değil, tüketim miktarını esas aldığından bu verginin çevresel amaçlardan ziyade mali amaçlara hizmet ettiğinden de söz edebiliriz.

 

Özel Tüketim Vergisi: Özel Tüketim Vergisi denildiğinde esas olarak lüks mallar ile alışkanlık veren keyif verici maddeler akıllara gelse de, bu verginin bazı spesifik durumlarda geniş ölçüde sanayi ürünü ve hizmetlerini de içine alan bir tüketim vergisi olduğu unutulmamalıdır. Bu bakımdan, Özel Tüketim Vergisi, akaryakıt fiyatını yükselten ve dolayısıyla tüketimi kısan karakteri gereği çevre kirliliğine dolaylı şekilde katkıda bulunmaktadır. Buna karşılık, Özel Tüketim Vergisinde yakıtın çevreye verdiği zararın değil, tüketim miktarının esas alınmasından dolayı bu verginin çevresel amaçlardan ziyade mali amaçlarla oluşturulduğunu ifade etmemiz de mümkündür.

6- Sonuç

Karbon vergisinin literatürde yapılan çalışmalarda etkin bir araç olarak önerildiği görülmektedir. Bu olumlu tablo karşısında Türkiye’de mevcut vergilere eklenecek yeni vergilerin piyasaların gelişmesini engelleyeceği fikrini dikkate alarak çevresel vergilerden kaçmaya çalışmak sürdürülebilir kalkınmayı engellemek olacaktır. Bu bakımdan, Türkiye’nin gelecek hedefleriyle uyumlu bir şekilde aşağıda özetlenen 2 hususa ayrıca dikkat etmesi ülkenin uzun vadeli mali ve çevresel çıkarları açısından büyük önem taşımaktadır:

  • Türkiye’de gelirin adaletsiz dağılımı ve emek üzerinden alınan vergilerin görece yüksekliği düşünüldüğünde, ücret üzerinden alınan vergilerin bir kısmının azaltılarak burada oluşan vergi geliri düşüşününün karbon vergisi gelirinden karşılanması,

     

  • Yürürlükteki vergilerin istisnalar ve muafiyetler ile daha çevresel hale getirilmesi

Dünya’daki çevresel eğilimler dikkate alındığında, yakın zamanda Türkiye'nin de dolaylı vergiler sisteminde karbon vergilerine yer vermesinin kaçınılmaz olduğu söylenebilir. Eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 2013 yılında basına yansıyan açıklamalarında ileride Özel Tüketim Vergisi ve Motorlu Taşıtlar Vergisi'nin yapısında birtakım değişikliklere gidileceği belirtilmiştir. Söz konusu değişiklikler ile en azından araçların kısa veya orta vadede karbon salınımına göre ek vergilere tutulmasının amaçlandığını söyleyebiliriz.

_______________________________________________________________________________________________

  1. Faruk Aytöre’nin 2013’te yazdığı makalesinde de ifade ettiği üzere, küresel ısınma sebebiyle ortaya çıkan negatif etkileri bertaraf etmek adına oluşturulan Kyoto Protokolüne göre, protokolü imzalayan ülkelerin karbondioksit ve sera etkisine neden olan gazların salınımını azaltmaları planlanmıştır. Azaltamadıkları takdirde ise bu ülkeler, karbon ticareti yolu ile karbon salınımı haklarını arttıracaklarını taahhüt etmişlerdir. Dolayısıyla, Kyoto Protokolü uyarınca, taraf her ülkeye nüfus ve sanayileşme durumuna göre belirli bir miktarda karbon salınımı seviyesi tanınmış olup, kendisine tanınan seviyeden daha fazla karbon salınımı gerçekleştiren ülkelerin, daha az karbon salınımı gerçekleştiren ülkelerden bu kotaları satın alması ile karbon kredisi adı verilen metalar oluşturulmuştur. Bu uygulama çerçevesinde karbon kredilerinin gereğinden fazla arz edilmesi, karbon kredilerinin piyasa değerlerini zamanla düşürmüş ve karbon piyasasını çökme noktasına getirmiştir.
  2. Faruk Aytöre’nin 2013’te yazdığı makalesinde söz edildiği üzere karbon vergilemesinin temeldeki amacı, 1992 yılında Rio Çevre ve Kalkınma Deklarasyonu'nda da benimsenen "kirleten öder" ilkesi olarak nitelendirilen Piqouvian vergi yaklaşımına benzer şekilde, çevre tüketiminin maliyetine parasal olarak katılımların sağlanmasıdır.
  3. İktisat biliminde işletmeler tarafından üretilen son birimin topluma yüklediği ek maliyet marjinal toplumsal maliyet olarak adlandırılmaktadır.

 

 
KAYNAKÇA

  • Greenhouse Gas Emissions in Norway: Do Carbon Taxes Work? Annegrete Bruvoll & Bodil Merethe Larsen, Norway Statistics & Research Department, Discussion Papers No: 337/2002 (December)
  • Çevresel Sorunlarla Mücadelede Karbon Vergisi, Uşak Üniversitesi Öğretim üyesi Betül Hayrullahoğlu, Ekonomi Bilimleri Dergisi, Cilt:4 No:2, 2012
  • Karbon Vergisi ile Ticareti İzinlerinin Karşılaştırılması, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyeleri Hüseyin Güçlü Çiçek & Serdar Çiçek, İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi No:47, Ekim 2012, Sayfa:95-112
  • Karbon Vergisinin Ekonomik Analizi: Karbon Vergisinin Emisyon Azaltıcı Etkisi, Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyeleri Hakan Hotunluoğlu & Recep Tekelli, Sosyo-Ekonomi Dergisi No: 2007/2
  • Karbon Vergisi, Teorisi ve Uygulaması, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Maliye Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Hakan Hotunluoğlu, Yıl: 2007
  • Sera Gazı Emisyonlarının Azaltımında Karbon-Enerji Vergilerinin Rolü, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Sibel Uğur, İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, No:3/2014
  • Küresel Isınma Sorununun Çözümünde Karbon Vergisi ve Etkinliği, Celal Bayar Üniversitesi Araştırma Görevlisi Birol Kovancılar, Yönetim ve Ekonomi Dergisi, Cilt:8, No:2/2001
  • Carbon Taxes: Their Macroeconomic Effects and Prospects for Global Adoption, Javier Cuervo & Ved P. Gandhi, IMF Working Papers, No: 1998WP98/73
  • The Impact of a Carbon Tax on Manufacturing: Evidence from Microdata, Ralf Martin & Laure B. de Preux & Ulrich J.Wagner (Imperial College Business School & London School of Economics & Universidad Carlos III De Madrid), Journal of Public Economics, No: 117/2014
  • Karbon Vergisinde Sınırdaki Vergi Düzenlemelerinin İktisadi ve Hukuki Analizi, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Şahin Akkaya, Marmara Üniversitesi İ.İ.B. Dergisi, No: II/2014  
  • Yönetişim Yaklaşımı ve Sürdürülebilir Kalkınma Perspektifinde Yeşil Ekonomi Politikaları, Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma Görevlisi Murat Yılmaz & Gülizar Seda Çorak, Adnan Menderes Üniversitesi Maliye ve Kamu Yönetimi Bölümleri Ortak Çalışması
  • Küresel Isınmayla Mücadelede Türk Vergi Mevzuatı, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhlis Bağdiğen & Vergi Denetmeni Emre Demir, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 6, No: 12/2010
  • Ekolojik Vergileme: Seçilmiş Bazı Dünya Ülkeleri ile Türkiye Verilerinin Karşılaştırılması, Öğretim Üyeleri Ersan Öz & Hüseyin Kutbay, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi, No: 11(1)/04-2016
  • Çevre Sorunlarının Önlenmesinde Vergi Politikası, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Cuma Çataloluk, International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic No: 9/8 2014
  • Küresel İşbirliği Sorunu ve Küresel Karbon Vergisi, Şahin Akkaya, Marmara Üniversitesi İ.İ.B. Dergisi, Cilt: XXXVII, No: I/2015
  • Çevre Ekonomisinde Çevre Vergileri Uygulamaları, Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayşen Satır Reyhan, Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, No: 1/2014 (Haziran)
  • Karbon Vergisi, Niğde Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. İbrahim Organ & Araştırma Görevlisi Taha Emre ÇİFTÇİ, Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi, Cilt: 6, No:1/2013
  • Vergileme Tekniği Açısından Karbon Vergisinin Değerlendirilmesi, Gelirler Kontrolörü Serkan Özdemir, Vergi Sorunları Dergisi,  No: 292/2013 (Ocak)
  • Global Vergi Önerileri ve Uygulanabilirlikleri, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri Yard. Doç Levent Yahya Eser & Araştırma Görevlisi Nagihan Birinci, Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 27, No:1/2013
  • Designing a Carbon Tax to Reduce U.S. Greenhouse Gas Emissions, Gilbert E. Metcalf, NBER Working Paper Series, No: 14375
  • Tax Policy to Combat Global Warming: On Designing a Carbon Tax, James M. Poterba, NBER Working Paper Series, No: 3649
  • Çevresel Düzenlemeler; Karbon Ticareti ve Karbon Vergisi, Faruk Aytöre, Vergide Gündem, 2013 (Mayıs)
  • OECD Çevresel Performans İncelemeleri: Türkiye, OECD, 2008