Infomag/Stratejik Vergi Analizleri
 
Yatırımların finansmanında dünyada sıkça kullanılan bu yöntem, LBO, son yıllarda ülkemize yabancı sermaye girişinin artması ile bizde de gündeme gelmiştir. Bu yöntem kullanılarak bazı büyük yatırımların finansman modelleri yapılmış ve uygulanmıştır.
 
Yöntem kısa bir tarif ile aşağıdaki şekilde işlemektedir. İlk adımda yatırım yapacak olan kurum hisselerini alacağı kurum ile arasına yeni bir şirket kurarak, hedefi olan şirketi bu yeni kurduğu şirket vasıtasıyla satın alır. Satın alan, yeni yatırım yapan şirket, yerli veya yabancı olabilir.
 
İkinci adımda bu yeni şirketin satın almada kullanacağı fonlar bu şirkete enjekte edilir. Bu fonlar özkaynaklar ve banka borçları ve diğer borçlanmalardan oluşur, daha sonra yeni şirket hedef şirketi satın alır. Hedef şirket yeni şirketin iştiraki haline dönüşür.
 
Üçüncü ve son adımda, yeni kurulan şirket ile satın alınan hedef şirket birleştirilir. Birleşme yönü genellikle aşağı doğru (downstream merger) yani yeni kurulan ve ana şirket pozisyonunda olan şirketin; satın alınan ve iştirak pozisyonunda olan şirkete katılması suretiyle olur.
 
Birleşmeden sonra satın alma amacıyla sağlanan finansman ile ilgili kur farkları ve faizler birleşme sonucunda var olmaya devam eden kurumda gider yazılır. Diğer bir deyişle bu kurumda oluşan kârlardan indirilmek suretiyle, eskiden ödenen vergiden daha az vergi ödenmesi sağlanır, böylece az vergi ödemek suretiyle yaratılan bu fon ödenecek finansman yüklerinin karşılanmasında kullanılır.
 
Bu yöntem ile yerel ve uluslararası büyük şirket satın almaları, devir ve birleşmeler, dolaylı olarak kamu tarafından desteklenmiş olur.
 
Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu, 5/3. üncü maddesinde konuya açıklık getirilerek, “iştirak hisseleri alımı ile ilgili finansman giderleri” nin kurum kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmesi benimsenmiştir. Bilindiği gibi yeni Kanun 21 Haziran 2006’da yürürlüğe girmiştir.
 
Ancak bu tarihten önce de uygulamada, uzman kişiler arasında bahsedilen finansman giderlerinin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği kanunda açıkça yazılmamış olsa da genellikle kabul edilmekte idi ve bunu destekleyen birçok yüksek yargı kararı mevcuttu.
 
Yeni düzenleme sayesinde bu konudaki tartışma ve tereddütler ortadan kalkmış bulunmaktadır.
 
Eski Kanunda duraksamaya neden olan hususlardan biri de, vergisiz birleşmeler için aranan koşullardan birinin birleşen ve birleşilen kurumların aynı şektörde faaliyet göstermeleri gerektiği idi.
 
Vergisiz birleşmeyi düzenleyen yeni Kanun maddesinde (madde 20) bu şart artık bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu konuya yapılan eleştiriler karşısındaki ikinci zayıf nokta da ortadan kalkmış bulunmaktadır. Görüşümüze göre bundan böyle yasal prosedürlere uymak koşulu ile LBO ülkemizde de uygulanabilecektir.
 
Böylelikle ülkemizin yabancı sermaye ihtiyacının karşılanması yolunda büyük yatırımların, birleşme ve devir işlemlerinin kamu tarafından dolaylı olarak desteklenmesi sağlanmıştır.
 
Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki işlemler bakımından mali idare tarafından bu konuda yapılan eleştiriler, durumuna göre dünyadaki uygulamaları dikkate almayan, zaman zaman hukuki zorlama olarak nitelenebilecek eleştirilerdir. Eski dönemde yapılmış olan bu eleştirilerin mevzuatımızda, meydana gelen bu olumlu değişiklikler ışığında ilgililer tarafından tekrar değerlendirilmesi gereklidir.