Murat Çelikdemir | Deloitte Kıdemli Vergi Müdürü

Vergi belirsizliği, gelecekte izlenecek vergi politikaları ve oranlarının günümüzden belirlenmemesi veya değişkenliğe açık olması nedeniyle kullanılan ekonomik risk tanımıdır. Politik belirsizlik gibi bu belirsizlikte gerek bireysel yatırımcıların gerekse işletmelerin ekonomik büyümelerine doğrudan etki etmektedir.

Öte yandan ekonomik piyasalarda dış etkenler finans ve vergi yöneticileri için her zamankinden daha mücadeleci bir hal almaya başladı. Tüm dünyada hükümetler ve vergi otoriteleri tasarruf zamanları olarak tanımlanabilecek bir ortamda, geleneksel olarak daha fazla vergi toplama yollarını zorluyor. İncelemelerin özellikle Batı Avrupa’da dikkat çekici oranda arttığını gözlemliyoruz.

İşletme içi etkenlere baktığımızda, vergi uygunluk görevinin artarak geriden gelen bir yapıdan çıkarak, gerçek zamanlı bir yapıya yaklaştığını söyleyebiliriz. Bu da vergicilerin işletmelerine değer katmaları için teknik yönlerinin yanında, iş idaresine daha fazla dahil olmalarını gerektiriyor.

Deloitte bu değişikliklerin işletmelerin finans ve vergi yöneticilerini nasıl etkilediklerini Türkiye’de dahil, tüm Avrupa’da yer alan binin üzerinde şirketin yöneticisine sorarak değişen piyasaların ve vergi belirsizliklerinin etkilerini gözlemledi ve bunu bir rapor* olarak yayımladı.

Buna göre; Türkiye dahil, Avrupalı finans ve vergi yöneticilerinin Birleşik Krallık ile Hollanda’yı gelişmiş ülkeler içerisinde en olumlu vergi atmosferine sahip ülkeler olarak belirlediğini görüyoruz. Gerek Birleşik Krallığın gerekse Hollanda’nın bu olumlu payeyi alabilmek için hükümetler ve vergi otoriteleri bazındaki çalışmalarının sonuç verdiği yoğun bir çoğunlukla belirtiliyor. Diğer taraftan ise İtalya ve Rusya’nın yine büyük ekonomiler arasında en mücadeleci ortama sahip oldukları konusunda yüksek bir fikir birliği var. Bunun sebepleri ise sık ve hızlı mevzuat değişiklikleri, mevzuat anlam belirsizlikleri ve otoritelerin aynı konular üzerinde farklı yorum ve görüşler bildirmesi olarak tespit edilmiştir.

Üst düzey finans ve vergi yöneticilerinin, istikrarlı bir vergi mevzuatı istedikleri zaten öngörülebilir. Özellikle diğerlerine oranla daha karmaşık vergi sistemlerine sahip ülkelerle iş yapan yöneticiler, gerçekleştirilen değişikliklerin sistemi daha anlaşılmaz hale getirdiğini savunuyorlar. Sık mevzuat değişikliklerinin yarattığı esas sorunun; şirket içinde insan yetiştirme zorluğu oluşturması ve danışman maliyetlerini arttırmasından daha çok şirketin varlığını sürdüğü ülkenin vergi belirsizliği taşıyan ülke olarak algılanması nedeniyle yatırımlar ve ekonomik büyüme yönünden zarar görmesi olduğunu belirtiyorlar.

Bu konularda görüş bildiren finans ve vergi yöneticilerinin çalıştığı kurumlardan %75’inin son 3 yılda en az bir vergi incelemesinden geçtiğini, bu oranın üçte birinden biraz fazlasının vergi inceleme sürecinin veya sonuçlarının adil olmadığından hareketle dava açma yolunu takip ettiğini görüyoruz.

Bu yöndeki kararların, adillik prensibi dışında, işletmelerin içinde bulundukları ülkelere göre de etkilendiğini görüyoruz. Lüksemburg, İsviçre, Birleşik Krallık ve Hollanda’da vergi incelemelerine karşı medya ve tartışma ortamlarının fazla ilgili olması vergi konusunu önemli bir kamusal konu olarak algılatırken, Doğu Avrupa ülkelerinden Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’da bu algının olmadığı belirtilebilir. Dolayısıyla işletmelerin, finans ve vergi yöneticilerinin içinde bulunduğu ülkeye göre vergi davalarına yaklaşımı da değişebiliyor.

Kamuoyunda düşünüldüğünün aksine, Türkiye dahil, Avrupa’da yer alan bu büyük şirketlerdeki vergi yöneticilerinin başarısının üstleri tarafından ölçümlenmesinde önceliğin ve ana kriterin ödenen vergi tutarını azaltmak değil, vergi kanunlarına uygunluk konusunda tam performans göstermeleri olduğunu görüyoruz.

Tüm bu tespitler neticesinde, vergi belirsizliklerinin gerek ülke ekonomileri gerek işletme sonuçları gerekse işletmelerdeki finans ve vergi yöneticileri için oldukça etkili sonuçlar doğurduğunu, bu konunun vergi idarelerince daha fazla önemsenmesi sonucunu çıkarabiliriz.

*Deloitte Europe Tax Survey – The benefits of stability, 2013