Erhan Tarhan, SMMM | Deloitte Vergi Müdürü

Deloitte Times | Ekim 2017 Sayısı.

Vergi affı veya yeniden yapılandırma uygulamaları her gündeme geldiğinde, özünde adaletsiz uygulamalar olduğu, bu düzenlemelerin esas olarak vergisini zamanında ve tam ödeyenlere karşı adaletsiz bir sonuç doğurduğu ve vergi görevini düzgün yerine getirenlere herhangi bir ayrıcalık tanınmadığı yönünde eleştirileri beraberinde getirmektedir.

Mali idare kamuoyunun seslendirdiği bu şikayetleri nihayet dikkate alarak, vergiye uyumlu mükelleflere yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan vergide %5 indirim sağlayan bir düzenlemeye gitmiştir.

Bu çerçevede, 08.03.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6824 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle, Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga mükerrer 121 inci maddesi “Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi” başlığıyla yeniden düzenlenmiştir.

Buna göre; ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere) belirlenen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilecektir. Hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamayacaktır. Bu uygulama, 2017 yılı gelirlerine uygulanmak üzere 2018 yılında başlayacaktır.

Konuyu kısaca hatırlattıktan sonra, şu hususa değinmekte yarar görüyoruz.

Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi düzenlemesini ihtiva eden GVK'nin mükerrer 121. maddesine göre, vergi indiriminden yararlanabilmek için yararlanılacak yıl ve öncesindeki iki yıl içinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibariyle ikmalen, re’sen veya idarece bir tarhiyat yapılmamış bulunması gerekmektedir. Parantez hüküm gereğince ise yapılan tarhiyatın kesinleşmiş yargı kararıyla yahut uzlaşma veyahut düzeltme hükümleri ile tamamen kaldırılmış olması halinde bu koşulun ihlal edilmiş sayılmayacağı düzenlenmiştir.

Ancak vergiye uyumlu mükellefe vergi indirimi hususunda hazırlanan ve kamuoyunun bilgisine sunulan Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliği Taslağının “4.2. Aynı süre içerisinde beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması” alt başlığında verilen ve aşağıda paylaştığımız örnekte, mükellefin haklılığı indirimin hesaplanacağı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken süreden sonra mükellef lehine kesinleşmesi halinde indirimden yararlanılamayacağı yönünde açıklama yapılmıştır.

«Örnek: Ağustos/2015 dönemi için katma değer vergisi yönünden 2016 yılında (C) Ltd. Şti. adına vergi inceleme raporu düzenlenmiş ve 120.000.- TL ikmalen tarhiyat yapılmıştır. Ancak, söz konusu tarhiyat mükellef tarafından dava konusu edilmiş ve indirimin hesaplanacağı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken süreden önce söz konusu tarhiyat tamamen kaldırılmak suretiyle mükellef lehine kesinleşmiştir. 2017 yılı hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini 25/4/2018 tarihinde vermiş ve bu beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiyi 30/4/2018 tarihinde ödemiş olan (C) Ltd. Şti.’nin diğer şartları sağlamış olması koşuluyla, mahkeme kararıyla tamamen kaldırılan bu tarhiyat, vergi indiriminden yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.

Söz konusu mükellef adına yapılan ikmalen tarhiyatın, indirimin hesaplanacağı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken süreden sonra tamamen kaldırılmak suretiyle mükellef lehine kesinleşmesi halinde ise bu indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.»

Yapılan bu düzenlemenin, özellikle yargının geç işleyen yapısı dolayısıyla adaletsizliklere yol açacağı görülmektedir. Mükellef adına yapılan ikmalen tarhiyatın, indirimin hesaplanacağı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken süreden sonra tamamen kaldırılmak suretiyle mükellef lehine kesinleşmesi halinde de indirimden faydalanılması hem ilgili kanun maddesinin parantez içi hükmüne daha uygun hem de mükellef açısından daha hakkaniyetli bir düzenleme olacaktır.