Cem Sezgin | Deloitte Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Ortağı

Yeni TTK CFO'ların dünyasını önemli ölçüde etkileyecek. Regülasyon ve uyumun dozu artacak; içeriği farklılaşacak ve kapsama alanı genişleyecek. Peki CFO’larımız bu konuda ne kadar antremanlı?

Başta halka açık şirketlerimiz olmak üzere zaten düzenleyici bir çerçeveye tabi kurumlar (EPDK, BDDK vb.); halihazırda bağımsız denetime tabi şirketlerimiz, çokuluslu firmaların çoğunluğu uyum sürecine daha hazırlıklı. Ancak UFRS ve kurumsal yönetim gibi Yeni TTK açısından olmazsa olmazları uygulayanlar sadece bu profildeki firmalar değil. Gittikçe daha fazla sayıda şirket regülasyondan bağımsız; salt daha kurumsal bir işleyiş için kendi dönüşümlerini gerçekleştirmiş durumda. Yine de tümü ülkemizdeki şirketlerin çok azını ifade ediyor.

CFO’lar için Yeni TTK ne anlama geliyor? Bunu üç başlık altında özetlemek mümkün:

1) Raporlama, raporlama, raporlama: Kanunla birlikte önemli bir raporlama sorumluluğu söz konusu olacak. Tüm şirketler UFRS ile özdeş TMS Mali Tablolar, Bütçe, Yıllık Faaliyet Raporu ve belki de birçok raporun bileşimi gibi düşünebileceğimiz web sayfaları hazırlayacaklar. Şirketler topluluğu söz konusu ise Konsolide Mali Tablolar, Bağlı Şirket- Hakim Şirket raporlaması da yapılacak. Bağımsız Denetçilerinin gerekli görmesi durumunda; şirketler ayrıca risk raporlaması da yapacaklar. Bu durum halka açık şirketler de denetçi talep etmese bile zorunlu olacak. Üstelik tüm bu yoğun raporlamaya ek olarak VUK, Düzenleyici/ Denetleyici Kurum Raporlamaları, hatta Yönetim Raporlaması gibi bildirimler de geçerliliklerini koruyacaklar.

2) Yeni Kanun geliyor, eski alışkanlıklar gidiyor: Şu ana kadar UFRS raporlama yapan şirketlerde “mali kardan ticari kara geçiş” diye de açıklanan bir yaklaşım geçerli idi. Yani en yaygın uygulaması ile VUK muhasebe defterinden elde edilen VUK esaslı mali tabloların; düzeltme ve yeniden sınıflama kayıtları ile UFRS mali tablolara dönüştürülmesi söz konusuydu.

Bundan böyle ise muhasebe defterinin TMS’ye (UFRS) uygun şekilde tutularak; daha sonra yapılacak düzenlemeler ile matrahın hesaplanacağı öngörülüyor. Yani daha önceki işleyişin tam tersi geçerli olacak. Buna paralel olarak mevcut Tek Düzen Hesap Planı da UFRS ile uyumlu olacak şekilde yeniden tasarlanıyor. Bu durumda mali işler fonksiyonu çalışanlarının; hatta göreceli olarak daha kısıtlı düzeyde olsa da diğer birimlerin UFRS bilgisi oldukça önemli hale geliyor.

3) Bilgi sistemleri ile kaçınılmaz ittifak: Ülkemizde dünyanın önde gelen ERP ve Raporlama yazılımlarını kullanan önemli sayıda firma var. Tabii ki ağırlıklı olarak firmalarımız yerel çözümler kullanmakta. Ayrıca kendi bünyelerinde geliş geliştirdikleri programlar üzerinde operasyonlarını yürüten firmaları da dikkate almamız gerekiyor.

Bunlardan hangisini uygulama olarak seçmiş olursak olalım; Yeni TTK yani mevzuat ile uyumlu ve paralelinde VUK isteklerini de karşılayabilecek çözümler kullanılması kaçınılmaz. Üstelik operasyonel çözümlere yatırım tek başına kafi olmayacak; bütçe, konsolidasyon, GRC (Yönetişim-Risk-Uyum), doküman yönetimi başta olmak üzere farklı sistemlere yatırımlar yapılacak.

Bu da iş birimleri ile yaratılacak sinerjide Bilgi Sistemleri ve Mali İşler fonksiyonları arasında ittifakı güçlendirecek.

Kaynak: DELOITTE TIMES Kasım-Aralık 2011