ABD’de 1956 yılında kurulan ilk Teknopark, günümüzün Silikon Vadisi Efsanesinin başlangıcı olmuştur. Teknoparklar, Avrupa’da Bilim Parkları, Bilim Merkezleri ve Teknopoller adı altında 1970’li yıllarda hayata geçirilmiş, Uzak Doğuda ve Japonya’da ise, teknoparklar 1980’li yıllarda kurulmuştur. Ülkemizde 1987 yılında başlayan Teknopark kurma çalışmaları, bu kavramın kamuoyuna tanıtımı ve ön fizibilite çalışmalarının yapılması ile sürdürülmüştür. (1)

Girişimciliğin ve teknoloji geliştirmeye dönük düşüncelerin hayata geçirilmesi ve ekonomik değeri olan ürünlere dönüşebilmesi, parasal kaynaklar kadar teknik imkanlara da bağlıdır. Ülkemizin ihtiyacı olan teknolojileri edinmek, özgün ürün tasarımlarına ve üretim teknolojilerine ulaşmak, iyi işleyen bir ar-ge sistemi kurmak ve sanayimizin teknolojik alt yapısını oluşturmak gibi çok önemli gelişmeler sağlayacaktır. Gelişmekte olan ülkeler için teknolojik değişimin önemi sanayileşmiş ülkelere kıyasla çok daha büyüktür. Bunun en önemli nedenlerinden biri, teknolojinin kendiliğinden gelişmemesi ve geliştirildiği ülkenin veya çevrenin sosyoekonomik özelliklerini taşımasıdır.
 
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin kuruluş amacı 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda açıklandığı üzere; Üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, tasarım kalitesini yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini düşürmek, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun kararları da dikkate alınarak teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak, araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkanı yaratmak, teknoloji transferine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak, AR-GE yeteneği ve geleneğine sahip uluslararası firmaların Bölgede AR-GE yapabilmeleri için gerekli teknolojik altyapıyı sağlamaktır. (2)
 
Teknoloji Geliştirme Bölgelerine ilişkin avantajlar 06.07.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 8’nci maddesinde düzenlenmiş, ancak 5035 sayılı Kanun ile 8’nci maddenin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılarak, 5035 sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesine yapılan ilave ile vergisel düzenlemeler yapılmıştır. 
5035 sayılı Kanunla 4691 sayılı Kanuna eklenen geçici 2’nci maddedeki düzenleme, sadece istisna uygulamasının süresini değiştirmektedir. Yapılan düzenleme ile teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.
 
Geçici 2’nci maddenin yürürlüğe girdiği 01.01.2004 tarihinden önce teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar da, faaliyete başladıkları tarihten bağımsız olmak üzere 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.
 
Tanımlar:
 
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri 4691 sayılı Kanunun 3’ncü fıkrasında “Yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkı” şeklinde tanımlanmıştır.
 
Ayrıca söz konusu kanunun 3’ncü maddesinde bu bölgelerde yapılacak faaliyetler ve faaliyette bulunacaklara ilişkin bazı tanımlamalar yapılmış olup, bu tanımlamalar aşağıdaki şekildedir;
 
Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Bölge): Yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkı,
 
Araştırma ve Geliştirme (AR-GE): Bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni bilgileri elde etmek veya mevcut bilgilerle yeni malzeme, ürün ve araçlar üretmek, yazılım üretimi dahil olmak üzere yeni sistem, süreç ve hizmetler oluşturmak veya mevcut olanları geliştirmek amacı ile yapılan düzenli çalışmaları,
 
AR-GE Merkez veya Enstitüleri: Kamuya ait, yetişmiş nitelikli insan gücü ile günün modern teknolojilerine dayalı makine, donanım ve yazılımı içinde bulunduran, teknoloji ve ürün geliştirilmesine yönelik AR-GE faaliyetlerinin yapıldığı mekanları,
 
Üretim Birimleri: Bölge içerisinde bu Kanunun amacına uygun olarak faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişilerce kurulan veya kullanılan, yeni ve yüksek teknolojilere dayalı ve çevreye zarar vermeyen üretim birimlerini,
 
Girişimci: Bölgedeki hizmet ve imkanlardan yararlanmak isteyen veya yararlanmakta olan gerçek ve tüzel kişileri,
 
Yenilik: Bir fikri; satılabilir, yeni ya da geliştirilmiş bir ürün ya da mal ve hizmet üretiminde kullanılan yeni ya da geliştirilmiş bir yöntem haline dönüştürmeyi,
 
Üründe Yenilik: Teknolojik açıdan yeni ürün, önceki ürün kuşağıyla karşılaştırıldığında malzemesi, parçaları ve yerine getirdiği işlevler açısından öze ilişkin, teknolojik farklar gösteren bir ürünü,
 
Üretim Yöntemlerinde Yenilik: Geleneksel üretim tesislerinde üretilmeyen, yeni ya da geliştirilmiş ürünlerin üretilmesinde veya halen üretilmekte olan ürünlerin yeni tekniklerle üretilmesinde kullanılan yöntemi,
 
Üniversite: Mühendislik ve temel bilimler dallarında yapılanmasını gerek insan gücü ve teknik donanım olarak tamamlamış ve gerekse doktora öğrencisi seviyesinde yeterli araştırma elemanı olduğu Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanan üniversiteleri,
 
Kurucu Heyet: Bölgenin içinde veya bulunduğu ilde yer alan en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu AR-GE merkez veya enstitüsü ve diğer kuruluş temsilcilerinden oluşan heyeti,
 
Yönetici Şirket: Bu Kanuna uygun ve anonim şirket olarak kurulan, Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu şirketi,
 
Yazılım: Bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin ve hizmetlerin tümü.
 
26.06.2001 tarihinde kabul edilen 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’na göre bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine sağlanan destek ve muafiyetler şunlardır;
 
Kurumlar Vergisi Açısından
 
5035 Sayılı Kanun’la 4691 Sayılı Kanun’a eklenen Geçici 2’nci maddeye göre; bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.
 
Bu istisnadan yararlanabilmenin ön koşulu; gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyette bulunmalarıdır. Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyette bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin sadece “yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları”, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna edilmiştir.
 
4691 sayılı Kanuna ilişkin düzenleme sonrası vergisel avantajlar önce 28.10.2003 tarihinde yayımlanan 1 seri nolu Kurumlar Vergisi Kanunu Sirkülerinde açıklanmış, ancak daha sonra 5035 sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesinde yapılan düzenlemeler sonrası 15.03.2004 tarihinde 6 seri nolu Kurumlar Vergisi sirküleri yayımlanmıştır. Bu sirkülerde özellikle yönetici şirketlerin Kanun uygulaması kapsamındaki durumlarına yer verilmiştir.
 
4691 sayılı Kanun ile Bölgede yer alan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım ve AR-GE’ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları, faaliyete geçilmesinden itibaren beş yıl süre ile gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulmuş iken, 5035 sayılı Kanunla 4691 sayılı Kanuna eklenen geçici 2’nci maddedeki düzenleme ile istisna uygulamasının süresi değiştirilmiştir. Yapılan düzenleme ile teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.
 
Yapılan düzenleme sonrası Geçici 2’ci maddenin yürürlüğe girdiği 01.01.2004 tarihinden önce teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar da, faaliyete başladıkları tarihten bağımsız olmak üzere 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.
 
Bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin, bölge dışında gerçekleştirdikleri faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar, yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde edilmiş olsa dahi, istisnadan yararlanamaz. Bu İstisnanın uygulanmasında, mükellefin tam veya dar mükellefiyet esasında gelir veya kurumlar vergisine tabi olmasının bir önemi yoktur. Bu hükümlere göre, teknoloji geliştirme bölgesinde yapılan yazılım faaliyetlerinden elde edilen gelirler istisna kapsamında iken, söz konusu yazılımların üretiminden sonra düzenlenen; kurulum, test çalışmaları, onarım, eğitim, teknik hizmet ve danışmanlık gibi hizmetlerden sağlanan kazançların istisnaya konu teşkil etmesi mümkün olmayıp bu kazançların kurumlar vergisine tabi olması gerekmektedir. (3)
 
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri istisnası, bir kazanç istisnasıdır. Dolayısıyla, istisna kapsamında olan projeler ile ilgili olarak elde edilen hasılattan proje maliyetinin düşülmesi sonucu bulunacak kazancın tamamı istisna olacaktır. İstisna kazancın ve bu bağlamda gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, istisna kapsamında olan faaliyetler ile diğer faaliyetlere ilişkin hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi gerekmektedir. Kazancı istisna kapsamında olacak projelere ait giderlerin diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmesi, beyan edilecek matrahın hatalı tespitine yol açacaktır.
 
Kazancı istisna kapsamında olan projelerin zararla sonuçlanması halinde bu zararların diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.
 
İstisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde, müşterek genel giderlerin bu faaliyetler ile ilgili olarak cari yılda oluşan maliyetlerin birbirine oranı esas alınarak dağıtılması gerekir. Mükelleflerin istisna kapsamına girmeyen üretim faaliyetlerinde müştereken kullandığı tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanlarının ise bunların her bir işte kullandıkları gün sayısına göre dağıtımının yapılması gerekmektedir.
 
Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin esas faaliyetleri dışında ancak, normal ticari işlemleri kapsamında elde edecekleri gelirleri ile olağandışı gelirlerinin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri, yabancı para cinsinden aktifler dolayısıyla oluşan kur farkları, iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler istisna kapsamında değerlendirilmez. (4)
 
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Yapılan Ar-Ge Harcamaları
 
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde yapılan Ar-Ge harcamalarına ilişkin olarak 20.02.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 86 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde açıklamalar yapılmıştır. Buna göre; Ar-Ge faaliyetlerinin düzenlendiği 5228 sayılı Kanunun gerekçesinde, Ar-Ge indirimine ilişkin düzenlemenin 4691 sayılı Teknoloji Bölgeleri Kanununda yer alan teşvik edici düzenlemenin bir tamamlayıcısı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Ar-Ge indirimi uygulaması açısından, Ar-Ge departmanının bulunduğu yerin önemi bulunmamaktadır. Firmanın faaliyet yeri olması şartıyla, gerek firma merkezinin bulunduğu yerde veya ayrı bir yerde, gerekse teknokentlerde kurulan Ar-Ge departmanlarında yapılan harcamalardan 86 seri nolu Tebliğde belirtilen kriterlere uyanlar Ar-Ge indirimi kapsamındadır.
 
Diğer yandan, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin son fıkrasında "kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin ödemelerin kurum kazancından gider olarak indirilmesinin kabul edilemeyeceği" hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Bu nedenle, teknokentlerdeki Ar-Ge faaliyetlerinden bir kazanç doğması ve bu kazançla ilgili olarak 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun Geçici 2'nci maddesinde öngörülen istisnadan yararlanılması durumunda, istisna uygulanacak kazancın elde edilmesine yönelik olarak yapılan harcamalar Ar-Ge indirimi kapsamında değerlendirilmeyecektir. Diğer bir ifadeyle, kazancına istisna uygulanacak Ar-Ge faaliyetleri için yapılan harcamaların Ar-Ge indiriminden yararlanması söz konusu değildir. Ancak, teknokentlerde yürütülen Ar-Ge faaliyetlerinin işletmenin kendi faaliyetiyle ilgili olması ve 4691 sayılı Kanunla öngörülen istisnaya konu olmaması durumunda, bu tür harcamalar Ar-Ge indirimi kapsamında değerlendirilecektir. Teknokentlerde yürütülen ve Ar-Ge indiriminden yararlanılan proje sonucunda elde edilen ürünün veya hakkın satılması durumunda, giderleri diğer kazançlardan indirim konusu yapılmış olan bu proje dolayısıyla elde edilen kazançla ilgili olarak 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun Geçici 2'nci maddesinde öngörülen istisnadan yararlanılması söz konusu olmayacaktır.
 
Geçici Vergi Uygulaması
 
İstisna uygulamasına ilişkin olarak yıllık vergilendirme dönemi baz alınarak yapılan açıklamalar, mükelleflerin geçici vergi dönemleri itibariyle hesaplayacakları kazancın tespiti açısından da geçerlidir.
 
Gelir Vergisi Açısından
5035 Sayılı Kanun’la 4691 Sayılı Kanun’a eklenen Geçici 2’nci maddeye göre; bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır. Aynı kanuna 5281 Sayılı Kanun’la eklenen ek fıkraya göre; bu madde hükümleri bu bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri bakımından da uygulanır.
 
Bu müstesnadan yararlanabilmenin ön koşulu; ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin bölgede fiilen çalışmasıdır.
4691 sayılı Kanun’un Geçici 2’nci maddesine göre; yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Bölgede fiilen çalışmayanlara istisna uygulandığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan yönetici şirket de ayrıca sorumludur. Bu hususta Yönetici Şirkete 19 Haziran 2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 15/n maddesinde “Bölgede istihdam edilen tüm araştırmacı, yazılımcı, AR-GE personelinin listesinin, AR-GE projelerindeki görev tanımlarının, nitelik ve çalışma sürelerinin aylık olarak belirlenerek arşivlenmesi, istenildiğinde ilgililere bildirilmesi” görev ve sorumluluğu verilmiştir.
Yine 1 seri nolu Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri’nin 3.1.6 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde; Bölgede faaliyette bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu istisna kazançları dağıtmaları halinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/6-b maddesi gereğince gelir vergisi tevkifatı yapmaları gerekmektedir. Kar dağıtımı stopajına ilişkin açıklamalar ayrıca 24.06.2003 tarihinde yayımlanan 81 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde de yapılmıştır.
 
Katma Değer Vergisi Açısından
 
3065 Sayılı KDV Kanunu’na 5035 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 20. Madde ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde (31.12.2013 tarihine kadar) münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesna edilmiştir.
 
Buna göre, 5035 sayılı Kanun ile Katma Değer Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 20/1 maddesi hükmünde yer alan istisna kapsamında teslimde bulunan mükellefler söz konusu madde kapsamındaki teslimleri nedeniyle yüklendikleri katma değer vergisini Katma Değer Kanunu’nun 30/a maddesi gereğince indirim ve istisnaya konu etmeleri mümkün değildir. İndirilemeyen bu vergi gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde işin mahiyetine göre gider ya da maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir. (5) Ayrıca, mükellefler diledikleri takdirde istisna uygulamasından KDV Kanunu madde 18 kapsamında vazgeçebilirler.
 
Öte yandan, 4691 sayılı teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’na göre, teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan mükelleflerin, münhasıran bu bölgelerde ürettikleri sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımlarını Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11’nci maddesi kapsamında ihraç etmeleri halinde söz konusu teslimlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisinin KDV Kanunu’nun 32’nci maddesine göre indirim ve iadeye konu etmeleri mümkündür.
 
İstisna Kazancın Beyannamede Gösterilmesi
 
Bölgede faaliyette bulunan mükellefler istisna kapsamındaki kazançlarını kurumlar vergisi beyannamesinin “Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisnalar” bölümünde yer alan “Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Elde Edilen Kazançlar” satırında göstereceklerdir. Eğer İstisnaya tabi faaliyetin zararla sonuçlanması halinde, zarar tutarı “kanunen kabul edilmeyen giderler “ satırında gösterilir.
 
Bağış ve Yardımlar ile Ödenen Destekleme Primlerinin Durumu
 
5035 sayılı Kanun ile 4691 sayılı Kanunun 8’nci maddesinin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince teknoloji geliştirme bölgelerinde AR-GE faaliyetinde bulunan kişi, kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığı sponsor olarak yapılan bağış ve yardımların, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89 uncu maddesinin 2 numaralı bendi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14 üncü maddesinin 6 numaralı bendinde belirtilen oran ve esaslar dahilinde indirime tabi tutulacağına ilişkin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış olup, benzer bir düzenlemeye geçici 2’nci maddede de yer verilmemiştir. Bu nedenle Bölgede bulunan kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımların vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi mümkün değildir.
 
Ayrıca, bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine herhangi bir karşılık beklemeksizin TÜBİTAK ve benzeri kurumlar tarafından yapılan bağış ve yardımlar, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1’nci maddesinde yer alan kurum kazancının gelir vergisi mevzuuna giren gelir unsurlarından terekküp edeceğine yönelik hüküm gereğince vergiye tabi olacak kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır.
 
Damga Vergisi, Resim ve Harç İstisnası
 
4691 sayılı Kanunun 8’nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü; “Yönetici şirket, bu Kanunun uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Atık su arıtma tesisi işleten Bölgelerden, belediyelerce atık su bedeli alınmaz” şeklindedir. Buna göre Damga Vergisi ve harç istisnası sadece yönetici şirketlere verilmiş olup, bölgede faaliyette bulunan diğer mükellefler için böyle bir muafiyet söz konusu değildir. Ayrıca bu muafiyet Yönetici Şirkete 4691 sayılı Kanunun uygulanması çerçevesinde yaptığı işlemler için verilmiştir.
 
Sonuç
 
4691 sayılı Kanunun 8’nci maddesi ile düzenlenen Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde uygulanacak vergisel teşvikler 5035 sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesi ile özellikle uygulama süresi açısından yeniden düzenlenmiştir.
Buna göre, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde uygulanacak istisna bir kazanç istisnası olup, faaliyete başlama tarihi ne olursa olsun 31.12 2013 tarihine kadar geçerli olacaktır. Ayrıca yine aynı tarihe kadar bölgede fiilen çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelin bu görevleri nedeniyle elde ettikleri ücret geliri de muafiyet kapsamındadır.
 
Öte yandan bölgede üretilen ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetler de 31.12.2013 tarihine kadar katma değer vergisinden müstesna edilmiştir.
 
(1)     ODTÜ Rektörü Sayın Prof. Ural Akbulut’un ODTÜ Teknokent Açılış Töreninde Yaptığı Konuşma
(2)     4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu 06.07.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
(3)     MB.’nin, 20.05.2004 tarih ve 50/5000-1391/022359 sayılı, İstanbul Defterdarlığı’nın 15.04.2005 tarih ve B.07.4.DEF.0.34.11/KVK-8-6310 sayılı Özelgeleri.
(4)     15.03.2004 tarih ve 6 sayılı Kurumlar Vergisi Sirküleri.
(5)     MB.’nin, 16.09.2005 tarih ve 54/5429-737/46383 sayılı 02.11.2004 tarih ve 55/5529-714/51938 sayılı Özelgeleri.