Bir ülkenin sanayisinin gelişip dünyada söz sahibi olabilmesinde en önemli husus, teknoloji etkinliğidir. Bu noktadan yola çıkarak ülkemizde, üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayinin gelişmesi yönünde girişimde bulunulmuş ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri oluşturulmuştur. Konu ile ilgili olarak 26.06.2001 tarih ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'nun 8. maddesinde bölgelerin ve bölgede faaliyet gösterecek mükelleflerin gelişimini teşvik edici düzenlemelere yer verilmiştir. Kanunun 9. maddesine dayanılarak hazırlanan "Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmenliği" 19.06.2002 tarih ve 24790 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmış ve bölge ile ilgili kanunların temelleri atılmıştır.
 
Daha sonra, vergi mevzuatımızda önemli değişiklikleri de beraberinde getiren 5035 sayılı Kanun ile 4691 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerde değişikliğe gidilmiş ve ilave destek unsuru olarak katma değer vergisi istisnası da eklenmiştir. Kanun ve yönetmelikle yapılan düzenlemelere Maliye Bakanlığınca çıkarılan sirküler ile konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında, 5228 sayılı Kanun’un 28 ve 31. maddeleri ile yapılan değişikliklerle, mükelleflerin işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları üzerinden hesaplanacak Ar-Ge indiriminin uygulanmasına ilişkin hükümlere değinilmiş ve son olarak 5520 sayılı kanunun 1 nolu sirkülerinde Ar- Ge konusuna detayları ile açıklama getirilmiştir.
 
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu 3. Madde/B bendine göre, Teknoloji Geliştirme Bölgesinin tanımı “Yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da Ar-Ge merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da Ar-Ge merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkı” olarak belirlenmiştir. Yapılan tüm düzenlemeler bu madde ile yapılan tanımın uygulanması amacına yöneliktik.
 
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin kuruluş amaçları, üniversite ve endüstri kesimleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, bölgesel ekonomik hareketlilik sağlanması, araştırma geliştirmeye dayalı çalışmalarla yardımcı olmak, Join Venture oluşumuna katkıda bulunmak şeklinde sıralanabilir. Bu amaçlar ve tanım doğrultusunda yasal düzenlemeler yapılmış ve bu bölgeler cazip hale getirilmiştir.
 
Teknoloji geliştirme bölgesinde sağlanan vergisel avantajlar, gelir ve kurumlar vergisi istisnaları, çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personeline sağlanan avantajlar,  bölgelerde faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine sağlanan katma değer vergisi istisnası olarak ana başlıklar altında toplanabilir. Yazımızda personele sağlanan avantajlar ile Katma Değer Vergisi istisnasına değinilerek ilgili konuların vergisel boyutları  irdelenmiştir.
 
Bölgelerinde Çalışan Personele  Sağlanan Vergisel Avantajlar
 
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'na 5035 sayılı kanun ile 01.01.2004 tarihinden sonra geçerli olmak üzere aşağıdaki Geçici 2. madde eklenmiştir.
 
"GEÇİCİ MADDE 2 - Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge  personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31/12/2013 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır. Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Bölgede fiilen çalışmayanlara istisna uygulandığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan yönetici şirket de ayrıca sorumludur."

Bu maddeye istinaden, bölgede çalışan personelin istisnadan yararlanılması için, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmenliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde açıklanan tanımlamalara uyması ve mutlak suretle bölgede araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge çalışanı olması gerekmektedir. Araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin kanuni izin süreleri içerisinde hak kazandıkları ücretlerin de istisnaya konu edilmesi gerekir. Bu personele çeşitli adlarla yapılan ve ücret olarak değerlendirilebilecek prim, ikramiye ve benzeri ödemeler de istisna kapsamındadır. İstisna, sadece yukarıda belirtilen kimselerin ücretleri üzerinden alınan vergilerle (gelir vergisi, damga vergisi) sınırlıdır. Ücret üzerinden sosyal sigorta ve diğer kesintilere ilişkin yükler için bir istisna söz konusu değildir.
 
Personelin araştırma, yazılım ve AR-GE çalışmaları dışında kalan görevleri dolayısıyla ödenen ücretlerin istisna kapsamında değerlendirilemez. Personelin hem bölge içinde hem de bölge dışındaki projelerde çalışıyor olması halinde sadece bu bölge içerisinde çalışan süreye tekabül eden kısmı gelir vergisinden istisnadır. Bölge dışında çalışılan süreye ait hak ve kazanılan ücret ise gelir vergisine tabidir. Ayrıca, bölgede geliştirilen projelerin pazarlanması amaçlı olarak bölge dışında çalışılan süreler de  istisna kapsamına dahil edilmesi söz konusu değildir. Bölge içinde araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personeli dışında kalan diğer personele yapılan ücret ödemeleri de istisnaya konu edilmez. Konu ile ilgili İstanbul Deftardarlığı’nın B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-5-7306 sayılı aynı doğrultuda görüşü bulunmaktadır.
 
Özetle, istisnada ana sınırlama; Bölgelerde çalışan personelin mutlaka yönetmelikte belirtilen tanımlara uygun olarak araştırmacı, yazılımcı veya  Ar-Ge personeli olmasıdır. İstisna, ilgili kişilerin bölgede yapmış oldukları işler neticesinde elde edecekleri ücretlerine uygulanabilecektir ve istisna 31.12.2013 tarihine kadar geçerli bir istisnadır.
 
Katma Değer Vergisi Mükelleflerine Sağlanan Vergisel Avantajlar
 
26.06.2001 tarihli 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda katma değer vergisinde istisna uygulanması yönünde herhangi bir açıklama getirilmemişti. 5035 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na geçici 20. madde eklenmek suretiyle 01.01.2004 tarihinden itibaren bazı mal ve hizmetlere katma değer vergisi istisnası getirilerek bölgede faaliyette bulunmanın avantajlarını vergisel olarak daha da arttırmıştır.
5035 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 20. madde 1 numaralı alt bendinde yer alan hüküm aşağıdaki gibidir.
“1. 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesnadır.
 
Maliye Bakanlığı; program ve lisans türleri itibarıyla istisnadan yararlanılacak bedele ilişkin olarak asgari sınır belirlemeye, istisna uygulanacak yazılım programlarını tanımlamaya ve  uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir. ”
 
Bu maddeye göre; Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde faaliyette bulunan girişimcilerin bu bölgede ürettikleri ; Sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel uygulamalar, internet, askeri komuta kontrol uygulaması yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi değildir.
 
İstisna sadece, bölgede üretilecek yazılım, program ve lisansını kapsayacak bölge dışında yaratılan katma değeri kapsamayacaktır. Ayrıca Katma Değer Vergisi istisnası sadece bölgede faaliyet gösteren kişi ve kurumlara tanınmış olup, bölgede yönetici şirket konumunda olan firmaların bu istisnadan yararlanması söz konusu değildir. Konu ile ilgili olarak, B.07.1.GİB.4.07.16.01/KDV-ÖZG.2007.33 sayılı mukteza da “4691 sayılı Kanunun 8’inci maddesinde yer alan muafiyet hükmü anılan Kanunun uygulamasıyla ilgili işlemlere münhasır olup, yönetici şirketlere gerek bina inşası için yapılacak teslim ve hizmetlerin, gerekse inşası tamamlanmış bina tesliminin katma değer vergisinden istisna tutulması mümkün bulunmamaktadır.” şeklindeki açıklama ile istisnadan yararlanılamayacağına dair idari örnek teşkil etmektedir.
 
Yukarıda belirtilen hizmetlerin Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin içinde veya dışında üretilip üretilmediğinin tespiti önemli bir konu olmakla beraber bunun nasıl tespit edileceğine dair, kanun, yönetmelik, bazında yapılmış her hangi bir açıklama bulunamamıştır.
Konu ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı, program ve lisans türleri itibarıyla istisnadan yararlanılacak bedele ilişkin olarak asgari sınır belirlemeye, istisna uygulanacak yazılım programlarını tanımlamaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkili kılınmıştır.
 
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun  geçici 20. maddesindeki teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunanlara yönelik istisna kısmi istisna niteliğindedir. İstisnaya konu bu işlemlerle  ilgili yüklenilen katma değer vergilerinin mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesapladıkları katma değer vergisinden indirmeleri mümkün değildir. (KDVK md. 30/a), Diğer taraftan, indirilemeyen katma değer vergisi işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir. Konu ile ilgili Maliye Bakanlığı tarafından cevaplanan  B.07.0.GEL.0.54/5417-2047/14285 sayılı özelgede de ilgili tutarların iade ve indiriminin olamayacağı ancak gider olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.
 
Yazımızda, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun ve sonraki düzenlemelerin getirdiği vergisel avantajlar belirli konulara değinilerek açıklanmıştır. Ülke sanayisinin gelişmesi yönünde girişimde bulunarak kurulan Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin cazip hale gelmesi için bölgeye getirilen istisnalar sanayinin gelişmesine katkıda bulunmakta olup, mevcut uygulamaların devamı ve geliştirilmesi için bu bölgeler vazgeçilmez yatırım alanları haline getirilebilir.
 
Yararlanılan Kaynaklar
 
-4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu
-4691 sayılı kanun Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yönetmeliği
- Kurumlar Vergisi 1- 6-16 nolu sirküleri
- MB ‘nın B.07.0.GEL.0.54/5417-2047/14285 sayılı Özelge
- MB’nın B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-5-7306 sayılı Özelge
- MB’nin B.07.1.GİB.4.07.16.01/KDV-ÖZG.2007.33 Özelge
-Abdullah Kiraz/ Ali Kiraz , “ Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Sağlanan Vergisel Avantajlar”,  Yaklaşım Dergisi/ Ekim,Kasım,  Aralık 2004,
-Bora Yargıç,“Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde (Teknoparklar) Uygulanan Vergisel Teşvikler”, Yaklaşım Dergisi/ Şubat 2006,
- Mustafa Çolak “Araştırma Ve Geliştirme (Teknoloji) Harcamalarının Dönem Kazançlarından İndirilmesi ” Yaklaşım Dergisi Nisan 2005
- Gürol Ürel, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Uygulanan Vergi Teşvikleri, MDergisi Ekim 2005