Bu yazımızın konusu yurt dışından temin edilen kredilerin Vergi Mevzuatı açısından değerlendirilmesidir.
 
 I- Kurumlar Vergisi Açısından:
 
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ve bu Karar’a ilişkin Tebliğler ve Merkez Bankası Genelgeleri ile yurtdışından kredi temini işlemleri düzenlenmiş olup; anılan Karar’ın 17. maddesinin a bendi ile Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışından ayni ve nakdi kredi temin etmelerinin, bu kredileri bankalar ve özel finans kurumları aracılığıyla (bu kurumlarca garanti verilerek ya da verilmeksizin) kullanmaları kaydıyla serbest olduğu belirtilmiştir.
 
a) Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin 1.fıkrasının ç bendine göre değerlendirme:
 
Dar mükellefiyette vergi kesintisini düzenleyen Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin 1.fıkrasının ç bendinde; her nev’i alacak faizlerinin bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda, nitelik itibariyle menkul sermaye iradı olan ve merkezleri yurtdışında bulunan kurumlardan temin edilen krediler nedeniyle ödenen faizler de tevkifata tabi tutulmaktadır.
 
Her nevi alacak faizlerinden, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15’inci ve 30’uncu maddelerinde yer alan bazı tevkifat nispetlerinin belirlenmesine ilişkin 30.12.2006 tarih ve 26392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 20.12.2006 tarih ve 2006/11447 Sayılı Kararnamenin Eki Kararın (2)’nci maddesinin (e) bendine göre;
 
(i)Yabancı devletler, uluslararası kurumlar veya yabancı banka ve kurumlardan alınan her türlü krediler için ödenecek faizlerden (katılım bankalarının kendi usullerine göre yurt dışından sağladıkları fonlar ve benzeri kaynaklar için ödedikleri kar payları dahil) yapılacak tevkifat oranı %0,
 
(ii)- Diğerlerinden %10
 
oranında vergi kesintisi yapılacağı belirtilmiştir.
 
Yukarıda yer alan yabancı devletler, uluslararası kurumlar ve yabancı bankalardan alınan kredilerde sorun bulunmamaktadır. Yabancı bankalardan sonra gelen “ve kurumlar” ifadesi bankalara benzer nitelikteki finans kurumlarını kapsamaktadır.
 
Buna göre yurt dışından temin edilen kredi yabancı devletler, uluslararası kurumlar veya yabancı banka ve kurumlardan alınmış ise tevkifat oranının %0, söz konusu kurumlar dışındaki firmalardan sağlanan kredilerdeki tevkifat oranının ise %10 olarak uygulanması gerekmektedir. [1] [2]
 
b) Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin 7.fıkrasına göre değerlendirme:
 
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin (7)’nci fıkrasında, kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulu’nca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan iş yerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın % 30 oranında vergi kesintisi yapılacağı, (7)’nci fıkranın (b) bendinde de, yurtdışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin ana para, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden bu fıkra uyarınca vergi kesintisi yapılmayacağı belirtildikten sonra (8)'inci fıkrasında ise; "Bakanlar Kurulu yukarıdaki fıkralarda belirtilen vergi kesintisi oranlarını, gelir unsurları veya faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye, sıfıra kadar indirmeye veya yukarıdaki fıkralarda belirtilen oranın bir katına kadar artırmaya yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
  
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin olarak yayımlanan 1 No.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin “Vergi Kesintisi Kapsamında Olmayan Ödemeler” başlıklı 30.5.3 bölümünde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin (7)’inci fıkrasında yapılan düzenlemenin, sadece Bakanlar Kurulu’nca belirlenen ülkelere yapılan ödemeleri kapsadığı, Bakanlar Kurulu’nca belirlenen ülkeler dışındaki ülkelere yapılan ödemelerin yedinci fıkra kapsamına girmediği , finans kuruluşunun, münhasıran finansman hizmeti veren, mukimi bulunduğu ülkenin mevzuatına göre finansal kaynak sağlamaya yetkili olan kuruluşları ifade ettiği, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kuruluşların bu kapsamda değerlendirilmeyeceği açıklanmıştır.
  
Buna göre yurt dışından vergi cenneti olarak adlandırılan ülkelerdeki finans kuruluşlarından (sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kuruluşlar dışındaki) temin edilen borçlanmalara ilişkin ana para, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılmayacak olup, söz konusu ülkelerdeki diğer firmalardan sağlanan kredilerdeki tevkifat oranının ise %30 olarak uygulanması gerekmektedir.
 
c) Örtülü Sermaye Açısından Değerlendirme:
 
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12'nci maddesinde; "(1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır. 
   
(2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır. 
 
(7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kar payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.
 
...” hükümleri yer almaktadır.
 
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin olarak yayımlanan 1 No.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin “Borcun öz sermayenin üç katını aşması” başlıklı 12.1.5 bölümünde, ortakların işletmeye kullandırdığı borçların kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmının, diğer şartların da gerçekleşmesi halinde örtülü sermaye olarak değerlendirileceği, bu karşılaştırma sırasında; ortak veya ortakla ilişkili kişi olmakla birlikte ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmaların %50 oranında dikkate alınacağı, yalnızca ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalarda ise %50 oranının dikkate alınmayacak olup genel kurallar çerçevesinde işlem yapılacağı açıklanmıştır.
 
Ayrıca tebliğde; bankanın, Türkiye'de 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bir bankayı; banka benzeri kredi kurumu, esas faaliyet konusu mevduat benzeri veya özel cari ve katılma hesapları benzeri hesaplar yoluyla fon toplayan ve kredi kullandıran kurumları; yurt dışında ise bulunduğu ülkede 5411 sayılı Kanun benzeri bir kanun ile ayrıntılı olarak düzenlenmiş ve yaptırımları olan bir mevzuat çerçevesinde yukarıda belirtilen benzer faaliyetlerde bulunan kurumları ifade ettiği belirtilmiştir.
 
Bu hükümlere göre, örtülü sermaye olarak nitelendirilecek borçlanmaların, kurumun ortakları veya ortaklarla ilgili kişilerden yapılmış olması ve hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin maddede belirtilen sınırlamaları aşması gerekmektedir.
 
Kanunun 11’inci maddesinin b) bendinde ise, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin indirim konusu yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
 
Maliye Bakanlığı’nca verilen bir özelgede yurtdışından finans kurumu niteliğindeki grup firmasından temin edilen kredi tutarı ile ilgili olarak “    5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 12’inci maddesinde örtülü sermaye için belirlenen limitleri aşmaması halinde, bu tutarlara yürütülecek faiz gelirlerinin, aynı Kanunun geçici 1’inci maddesinin (4) numaralı fıkrası “Bu Kanunla tanınan yetkiler çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından yeni kararlar alınıncaya kadar, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5422 sayılı Kanun kapsamında vergi oranlarına ve diğer hususlara ilişkin olarak yayınlanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan düzenlemeler, bu Kanunda belirlenen yasal sınırları aşmamak üzere geçerliliğini korur.” hükmü uyarınca 10.12.2003 Tarih ve 2003/6575 Sayılı Kararnamenin Eki Kararın 1’inci maddesinin 8 numaralı bendinin a) alt bendi ile belirlenen %0 (yüzde sıfır) oranında tevkifata tabi tutulması, ancak kredi tutarının örtülü sermaye için öngörülen hadleri aşması halinde, aşan tutar hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kar payı sayılacağından, bu tutar üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 30’uncu maddesinin 1/ç bendi uyarınca (23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile) %15 oranında tevkifat yapılması gerekmektedir.
 
Öte yandan, kredinin örtülü sermaye niteliğinde olan kısmı için hesaplanan faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin Kanunun 11/b maddesi uyarınca kanunen kabul edilmeyen gider olarak işlem görmesi gerekeceği tabiidir.” denilmektedir. [3]
 
II- Katma Değer Vergisi Açısından:
 
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17’nci maddesinin 4’üncü fıkrasının (e) bendinde; banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ve tali acenteler dahil sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri ile Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin (24) numaralı bendinde belirtilen kurumların kredi teminatı sağlama işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır.
 
17.03.1995 tarih ve 22230 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 46 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin “A – Yurt Dışından Temin Edilen Kredilerin Katma Değer Vergisi Karşısındaki Durumu” başlıklı bölümünde; Banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulan kredi işlemleri ile aynı mahiyetteki kredi işlemlerini yapan, ancak Türkiye'de banka ve sigorta muameleleri vergisi yükümlülükleri öngörülmemiş olan yabancı banka ve diğer kuruluşların bu işlemlerinin katma değer vergisi karşısındaki durumu açıklanmış olup, yurt dışı kredi işlemlerinin Kanunun 17/4-e maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu kapsamdaki işlemler nedeniyle ödenen faiz, komisyon ve bunlara ilişkin kur farklarının katma değer vergisine tabi olmadığı belirtilmiştir.
  
Ayrıca, Danıştay Onbirinci Daire’nin 13.03.1997 tarih ve E. No. 1996/600 K. No. 1997/955 sayılı kararında “   3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun sosyal ve askeri amaçlı istisnalarla diğer istisnalar başlığını taşıyan 17. maddesinin diğer istisnaları düzenleyen 4. fıkrasının (e) bendinde, banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile sigorta acenta ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemlerinin katma değer vergisine tabi tutulmadığı, 17 Mart 1995 gün ve 22230 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 46 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde ise, Türkiye'de banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmamış olan yurt dışı kredi işlemlerinin mahiyet itibarıyla banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olan yurt içi bankacılık hizmetlerinden farksız olduğu, dolayısıyla, yurt dışı kredi işlemlerinin Kanunun 17/4-e maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamdaki işlemler nedeniyle ödenen faiz, komisyon bunlara ilişkin kur farklarının katma değer vergisine tabi olmadığı hususları hükme bağlanmıştır.
 
Olayda, yurt dışında yerleşik bir bankadan, bankacılık işlemleri çerçevesinde alındığı açık olan kredi için ödenen faizin yukarıda açıklanan Kanun ve Tebliğ hükmü uyarınca katma değer vergisinden müstesna tutulmasına rağmen, söz konusu faiz üzerinden hesaplanan katma değer vergisini kusur cezalı olarak onayan mahkeme kararında isabet görülmemiştir.” [4]
Şeklinde hüküm vermiştir.
 
Buna göre yurt dışından yabancı banka ve diğer kuruluşlardan temin edilen krediler katma değer vergisine tabi değildir. Söz konusu kuruluşlar dışındaki firmalardan sağlanan kredi işleminin katma değer vergisine tabi olması ve söz konusu kredi işlemlerinin katma değer vergisinin sorumlu sıfatıyla ödenmesi gerekmektedir. 2 3
III-Damga Vergisi Ve Harç Uygulaması Açısından:
1-Yurt dışından temin edilen kredilerin damga vergisi karşısındaki durumu 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun "VI.Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünde düzenlenmiş olup Maliye Bakanlığı tarafından konu ile ilgili olarak 4, 6 ve 18 no.lu Damga Vergisi Sirküleri yayımlanmıştır.
 
488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun "VI.Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün (23) numaralı fıkrasında bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kağıtlar ile bu kağıtlar üzerine konulacak şerhlerin (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinden istisna olduğu belirtilmiştir.
 
Diğer taraftan, aynı konuyla ilgili olarak 13.01.2004 tarihinde yayımlanan Damga Vergisi Sirküleri/4'de, kullandırılacak bu kredilerde damga vergisi istisnasının ne şekilde uygulanacağı açıklanmış ve “488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun (23) numaralı fıkrasında yapılan değişiklik ile ihracat kredisi, yatırım kredisi, konut kredisi ve benzeri herhangi bir kredi ayırımına gidilmeksizin, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılan tüm krediler ile ilgili düzenlenen kağıtlar ve bu kağıtlar üzerine konulan şerhler istisna kapsamına alınmıştır. Ancak, bu kredilerin kullanımları istisna kapsamında değildir.
 
Kanun kapsamındaki kredi tanımına Bankalar Kanununa göre kredi olarak kabul edilen nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi krediler girmektedir. Akreditifler de bu kapsamda değerlendirilmektedir.”denilmiştir.
 
Ayrıca, 30.01.2004 tarihli Damga Vergisi Sirküleri/6'da, 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun "IV.Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün 5035 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile değişik (23) numaralı fıkrasının sonunda yer alan "Kredilerin kullanımları hariç" ifadesinden, kredinin temin edilmesinden sonra değişik amaçlarla kullanılması sırasında bu tutarın kullanımı ile bağlantılı olarak düzenlenmesi muhtemel kağıtları kavrayacağı ifade edilmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir kredinin temininden sonra bu kredi ile yapılan işlemler (söz konusu sirkülerde bir taşıt kredisinin temininden sonra bu kredi ile satın alınan taşıtla ilgili alıcı ile satıcı arasında düzenlenen sözleşme ve benzeri kağıtlar örnek olarak verilmiştir.) vergiye tabi olacaktır.
 
06.07.2007 tarihli Damga Vergisi Sirküleri/18'de ise istisna kapsamında kullandırılan kredinin teminatına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar ile bu amaçla yapılan işlemlere,
 
- Münhasıran kullandırılan krediye ilişkin olması kaydıyla,
 
- Kullanılan kredi miktarı ile teminat tutarı karşılaştırılmaksızın teminat tutarının tamamı üzerinden,
 
istisnanın uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
 
2-Yurt dışından temin edilen kredilerin harçlar karşısındaki durumu 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 123 üncü maddesinin son fıkrasında aşağıdaki gibi düzenlenmiştir.
 
(5035 Sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişen fıkra; Yürürlük:02.01.2004)Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile (5615 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle eklenen ibare; Yürürlük:04.04.2007) Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler harca tabi tutulmaz."
 
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, yurt dışından temin edilen bir kredinin damga vergisinden istisna ve harca tabi tutulmaması için kredilerin (nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi krediler ve akreditifler),
 
1-Bankalar,
 
2- Yurtdışı kredi kuruluşları,
 
3- Uluslararası kurumlar
 
tarafından kullandırılması gerekmektedir.
 
TCMB 02.01.2002 tarih ve 2002/YB-1 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile 91-32/5 Sayılı Tebliğin "Sermaye Hareketleri"ne ilişkin hükümlerinin uygulanmasına dair Genelge’sinde:
 
Yurt dışı kredi kuruluşları ifadesinden; bu kuruluşların mukimi bulundukları ülkenin mevzuatına göre mali (finansal) kaynak sağlamaya yetkili olan ve esas faaliyet konularından birisi de kredi vermek olan kuruluşların;
 
Uluslararası kurumlar ifadesinden ise gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarının veya bir ülkenin yeniden yapılandırılmasının finansmanının temini amacıyla bu ülkelere kredi veren Dünya Bankası (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), Uluslararası Para Fonu, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve benzeri kuruluşların anlaşılması gerektiği,
 
Bankalar veya özel finans kuruluşlarınca; kullanımına aracılık edilen kredilerin yurt dışı kredi kuruluşlarından sağlandığının belirtildiği durumlarda, kredi kuruluşunun yurt dışı kredi kuruluşu olup olmadığı konusunda karar verilememesi halinde, borç alan kuruluştan, kredi aldığı kuruluşun kendi ülke mevzuatına göre kredi vermeye yetkili kuruluş olduğunun, diğer bir ifadeyle, yurt dışı kredi kuruluşunun faaliyette bulunduğu ülke mevzuatına göre ödünç para verme işi ile uğraştığının, borç vermeye yetkili olduğunun tevsiki istenecektir. Söz konusu tevsik işlemi için kredi veren kuruluşun kendi ülke resmi makamlarından almış olduğu, kredi kullandırmaya yetkili olduğuna dair belgenin, bu ülkede bulunan ülkemizin büyükelçilikleri veya konsoloslukları yada ekonomi müşavirleri tarafından onaylanmış örneğini işleme aracılık eden bankaya ibraz etmesi gerektiği belirtilmiştir.
 
Kanunda belirtilen kurumlar kapsamında bulunmayan firmalardan (örneğin, finansal kiralama şirketleri) kullandırılacak kredilerin 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun VI/(23) numaralı fıkrası ile 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
 
IV- Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Açısından:
 
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) Merkez Bankası  bünyesinde, fonda biriken kaynaktan yatırımların teşviki ve ihtisas kredilerinin desteklenmesi amacıyla oluşturulan bir fondur.
 
26.08.1989 tarih ve 20264 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 12.05.1988 tarih ve 88/12944 Sayılı Kararnameye ilişkin KKDF Hakkında Tebliğ’in (2)’nci maddesinin (C) bölümünde; Bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları kredilerde KKDF oranının %3 olduğu, (3)’nci maddesinin (20) bendinde ise; Türkiye’de yerleşik kişilerce yurt dışından sağlanan, ortalama vadesi asgari 1 yıl olan döviz ve altın kredilerinden fona kesinti yapılmayacağı düzenlenmiştir.
 
Buna göre yurt dışından ortalama vadesi asgari 1 yıl olan kredilerden fona kesinti yapılmayacak olup, bir yıldan kısa vadeli kredilerde KKDF oranı %3 olarak uygulanacaktır.


[1] 06/03/2006 tarh ve B.07.1.GİB.4.27.15.01/06-515-17/ sayılı özelge
[2] 11.05.2007 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.02-320-07-…/738 sayılı özelge
[3] 02.11.2006 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.01.GV.06.40/4269 sayılı  özelge
[4]Danıştay Onbirinci Daire’nin 13.03.1997 tarih ve E. No. 1996/600 K. No. 1997/955