Bu makalemizin konusu Gelir Vergisi Kanununun 4842 Sayılı Kanun ile değiştirilen 19. Maddesi ve Geçici 61. Maddesi  kapsamında  dar  mükellefiyete tâbi olanlar dahil, ticarî veya ziraî kazançları bilanço esasına göre tespit edilen vergiye tâbi mükelleflerinin (adi ortaklıklar, kolektif ve adi komandit şirketler ile kurumlar vergisi mükellefleri dahil) faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tâbi iktisadî kıymetlerin maliyet bedellerinin, yapılan yatırım harcamasının teşvik belgesine bağlanıp bağlanmamasına ve düzenlenen  teşvik belgesinin 24.04.2003 tarihinden önce düzenlenip düzenlenmediğine bağlı olarak, değişen oranda vergi matrahlarından  yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu etmelerine imkan sağlayan yatırım indirimi müessessinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 30.03.2006 tarihinde yapmış olduğu oturumunda kabul ettiği fakat Cumhurbaşkanınca henüz onaylanmayan  Gelir Vergisi Kanunu ve 6183 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinde yapılan düzenleme ile kaldırılmasına ilişkin getirilmesi düşünülen yeni düzenlemedir.
 
Bilindiği üzere mevcut vergi kanunlarımızda yatırımların teşviki ve istihdamın arttırılması amacıyla çeşitli dönemlerde çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.Yapılan bu düzenlemeler içinde vergi mükelleflerince belki de en çok bilineni ve faydalanılanı yatırım indirimi müessesi olmuştur. Gelir Vergisi Kanununun 19. Maddesinde 24.04.2003 tarih ve 4842 Sayılı Kanun ile yapılan düzenleme öncesinde sadece teşvik belgesi sahibi olan mükelleflerce yararlanılan yatırım indirimi müessesi , yapılan yeni düzenleme sonrasında yine aynı Kanunun aynı maddesinin alt fıkralarında belirtilen şartların sağlanması durumunda vergi  mükelleflerinin yapmış oldukları sabit kıymet yatırımlarının maliyet bedellerinin %40lık bölümünün yatırım indirimi olarak vergi matrahlarından indirebilecek duruma getirilmiş böylece yatırım indirimi  bölge ve sektör farklılıklarının kaldırıldığı bir müessese haline dönüştürülmüştür.
 
Gelir Vergisi Kanununun mevcut 19. Maddesinde yapılması düşünülen değişiklikle yatırım indirimi müessessi kaldırılmaktadır. Ancak mükelleflerin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla 2005 yılı kazancından cari dönemde indiremeyip devreden yatırım indirimi tutarı ile 31.12.2005 tarihi itibariyle başlanmış iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük gösteren ve 1.1.2006 sonrasında devam eden yatırımların üzerinden hesaplanan yatırım indirimlerinin  2008 yılı sonuna kadar kullanılabilmesi amacıyla bir geçiş dönemi koyulmuş.Diğer bir ifade ile ilgili kanun teklifinin Cumhurbaşkanınca onaylanıp Resmi Gazetede yayımlanması durumunda 01.01.2009 tarihinden itibaren daha önceki dönemlerden devreden ve kurum zararı olması dolayısı ile kullanılamayan yatırım indirimlerinin kurum kazancından indirimi mümkün olmayacaktır.Ancak ilgili kanun tasarısının yasalaşması durumunda  2008 sonuna kadar devreden yatırım indirimlerini kullanmayı tercih eden mükellefler yeni Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısında öngörülen kurumlar vergisi indiriminden [i] yararlanamayacaktır.
 
Konuyla ilgili düzenlemeye göre, Gelir ve Kurumlar vergisi mükellefleri; 31.12.2005 tarihi itibariyle mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri yatırım indirimi istisnası tutarları ile;
 
      a)      24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, Gelir Vergisi Kanununun 4842 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki EK 1-6’ncı maddeleri çerçevesinde başlanılmış yatırımları için belge kapsamında 01.01.2006 tarihinden sonra yapacakları yatırımları,
 
      b)     Gelir Vergisi Kanununun bu Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki 19 uncu maddesi kapsamında 01.01.2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edip, bu tarihten sonra yapılan yatırımları,
 
nedeniyle, 31.12.2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hesaplayacakları yatırım indirimi istisnası tutarlarını, yine bu tarihteki mevzuat hükümleri (Vergi Oranına İlişkin Hükümler dahil) çerçevesinde sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlarından indirebileceklerdir
 
Yukarıda yapılan açıklamaları bir örnek yardımı ile pekiştirmek gerekirse;
2005 yılından devreden 100 birim yatırım indirimi olan bir mükellefin devreden yatırım indirimini 2006 yılında kullanmayı tercih etmesi veya bu tercihte bulunmaması durumuna hesaplanan kurumlar vergisi yükü aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır;
 
Devreden Yatırım İndirimi Olup Kullanmayı
Tercih Eden Mükellef
Devreden Yatırım İndirimi Olup Kullanmayı
Tercih Etmeyen Mükellef
Ticari Kazanç
100
100
K.K.E.G.
50
50
Yatırım İndirimi İstisnası
100
0
Kurum Mali Kazancı
50
150
Hesaplanan Kurumlar Vergisi
15
30
Kurumlar Vergisi Yükü[ii]
15,00%
30,00%
 
 
 
 
 
 
 
Devreden Yatırım İndirimi Olup Kullanmayı
Tercih Eden Mükellef
Devreden Yatırım İndirimi Olup Kullanmayı
Tercih Etmeyen Mükellef
Ticari Kazanç
200
200
K.K.E.G.
50
50
Yatırım İndirimi İstisnası
100
0
Kurum Mali Kazancı
150
250
Hesaplanan Kurumlar Vergisi
45
50
Kurumlar Vergisi Yükü
22,50%
25,00%
 
 
 
 
 
 
 
Devreden Yatırım İndirimi Olup Kullanmayı
Tercih Eden Mükellef
Devreden Yatırım İndirimi Olup Kullanmayı
Tercih Etmeyen Mükellef
Ticari Kazanç
300
300
K.K.E.G.
50
50
Yatırım İndirimi İstisnası
100
0
Kurum Mali Kazancı
250
350
Hesaplanan Kurumlar Vergisi
75
70
Kurumlar Vergisi Yükü
25,00%
23,33%
 
                       

Yukarıdaki örneklerden de görüldüğü üzere, kurumların mevcut ticari kazançları, K.K.E.G. toplamları ile kullanmakta oldukları yatırım indirimi toplamı tutarının değişiklikler göstermesi  hesaplanan kurumlar vergisi yükünü değişmektedir.Diğer bir değişle kullanılan yatırım indiriminden sağlanan vergi avantajı ile indirimli kurumlar vergisi üzerinden sağlanan vergi avantajının mukayesesi yapılarak devreden yatırım indiriminin kullanılıp kullanılmayacağına karar verilmesi gerekmektedir.
 
2008 Hesap Dönemi Sonuna Kadar Devreden Yatırım İndirimlerini Kurum Kazancından İndiremeyen Mükelleflerin Durumu:
Anayasal bir hak olarak daha önceki dönemlerde hukuken kazanılan hakların , yapılan yeni düzenlemeler ile elden alınması hukukun geriye yürümezliği ilkesi ile çelişmektedir. Bu anlamda daha önceki dönemlerde mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde kazanılmış olan yatırım indirimi hakkının belirli bir geçiş dönemi sonunda kullanılamaması durumunda vergi mükelleflerinin elinden  alınması bizce hukukun geriye yürümezliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.Bu anlamda mevcut taslak kanunun Cumhurbaşkanınca onaylansa dahi vergi mükelleflerinin hukukun geriye yürümezliği ilkesini öne sürerek ilgili kanunun ilgili maddesinin iptali için hukuki yollara başvurması kuvvetle muhtemeldir. Diğer yandan yapılması öngörülen kurumlar vergisi oran indiriminden kaynaklanacak vergi geliri kaybının,yatırım indirimi müessessini kaldırmak suretiyle bertaraf edilmeye çalışılması  mevcut yatırımcıları cezalandırıcı ve yeni gelecek yatırımcıları da yatırımdan caydırıcı bir yöntem olarak değerlendirilebilir.Gelişmek için sabit yatırıma ihtiyaç duyan ülkemizin, yatırım indirimi müessesini kaldırması mali anlamda vergi gelirlerinin artmasına olanak sağlarken milli gelir içindeki yatırım harcamalarının azalmasına sebep olabilir bu anlamda taslak kanunun yatırım indirimi müessesinin kaldırılmasına ilişkin hükümlerinin tekrar gözden geçirilmesinde fayda olacağı düşüncesindeyiz.