Masraf paylaşımı anlaşması çerçevesinde katılımcıların belirli anahtarlar çerçevesinde (yurtdışı ana firmadan yapılan net alımların masraf paylaşımı anlaşmasına katılan firmalar nezdinde dağılım oranı gibi) yapmış oldukları katılım bedeli ödemeleri teknoloji transferi karşılığında veya kullanıma sunulan gayri maddi hak bedelli karşılığında yapılan bir lisans ödemesi değildir.Çünkü lisans bedeline ilişkin bir ödeme esnasında aşağıdaki safhalar gerçekleşir;
 
1-Belirli bir firma  teknolojik ve patente bağlanmış hakka sahip olmaktadır,
 
2-Diğer bir firma ise bu teknolojiyi ödemek istemektedir,
 
3-Teknolojiye sahip firma teknolojiyi kullanmak isteyen firmaya ,ilgili teknolojiyi bir bedel karşılığı kullandırabileceğini belirtmektedir,
 
4-Teknolojiyi kullanmak isteyen firma belirli bir bedel karşılığında bu teknolojiyi kullanmayı kabul eder.
 
Masraf paylaşımına ilişkin anlaşmada ise yukarıda belirtilen safhalardan farklı olarak ;
 
1-Firmalar belirli teknolojilerin geliştirilmesi veya ortak servislerin alınması konusunda anlaşırlar,
 
2-Bir firma ,
 
a-Diğer katılımcı firmaları geliştirmiş olduğu teknoloji veya satın almış olduğu servis hakkında bilgilendir,
 
b-Masraflara alacağı fayda oranında katkıda bulunur.
 
3-Diğer firma,
 
a-Yeni geliştirilen teknolojinin patentini çıkartarak,patentin korunmasına ilişkin gerekli önlemleri alır,
 
b-Katılımcı firmalara katılımları karşılığında oluşturulan teknolojiyi bedelsiz olarak kullanmalarına imkan sağlar.
 
4-Firmalar yukarıdaki süreçleri belgelendirmek amacıyla bir anlaşma yaparlar,
 
5-Katılımcı firmaların masraf paylaşımı karşılığında yapmış oldukları ödeme üretilen teknolojinin kullanım bedeli karşılığında ödenen bir lisans bedeli değildir.Zira katlanılan bu bedeller karşılığında her hangi bir teknolojinin de geliştirilememesi olasılığı vardır ve yapılan katılımın dağıtım anahtarı lisans bedellerine ilişkin yapılan ödemlerde olduğu gibi kullanılan teknoloji veya gizli formülün bağlı olduğu ürünün net satış hasılatından ziyade katılımcı firmaların yapmış oldukları satışlar veya bağlı oldukları ana merkezden yapmış oldukları alımlar nezdinde oluşturulan anahtara göre belirlenmektedir.
 
Masraf  Paylaşımına İlişkin Katılımcı Kuruluşlara Düşen Masraf Payları:  
 
Her şeyden önce şunu belirtmemiz gerekir ki,yapılan masraflar ile ilgili katılımcı kurumlara emsallerine uygun bir şekilde belirlenmiş bir dağıtım anahtarı nezdinde dağıtılmalıdır.Diğer bir değişle katılımcı kuruluşların yapacakları katılım bedeli ödemeleri daha sonraki dönemlerde elde edilecek fayda ile orantılı bir dağılım göstermelidir.Bu anlamda dağıtım anahtarı belirlenmeden önce masraf paylaşımına katılacak kurumlar belirlenmeli,gerekli olduğu durumlarda özellikle hizmet alımlarına ilişkin olarak ilişkili olmayan kurumlarda da fiyat kontrolleri yapılarak benzer hizmetler için yapılan katılımın emsalleri ile uygun olup olmadığının kontrolü yapılmalıdır.Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ilişkin böyle bir emsalin bulunmasının getirdiği güçlüklerden dolayı araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ilişkin dağıtım anahtarlarının oluşturulması esnasında her katılımcı kuruluşun masraflara katılımından dolayı elde edeceği dolaylı ve direkt fayda belirlenmelidir.Doğrudan hesaplamada ortak kullanılan servis veya oluşturulan gayri maddi hak bedelinin kullanımından elde edilen tasarruf veya ek gelir dikkate alınmalı,dolaylı hesaplamada ise tasarruf edilen maliyetler ile genel gelire ilişkin varsayılan kesin ölçüler dikkate alınmalıdır.Örneğin aynı kuruluşun belirli bir teknolojiyi lisans  bedeli ödeyerek alması durumunda karşılaşılan maliyet ile bu teknolojinin oluşturulması için ortaklaşa bir girişimde bulunulması durumunda katlanılan maliyetlerin uzun ve kısa vadeli kıyaslaması yapılabilir.
 
Yapılan masraf katılımlarının emsallerine uygun olması,olması gerektiğinden fazla olmaması özellikle yerel vergi otoriteleri açısından  katılımcı kurumun vergi hasılatını direkt olarak etkilemesinden dolayı önem taşımaktadır.Örneğin,bu tür anlaşmalara ilişkin yapılan ödemlerden dolayı her hangi bir fayda elde edilemediği durumlarda ,vergi otoriteleri bu işlemlerin ilişkili olmayan kurumlar tarafından yapılmış olması durumunda da aynı sonuç ile karşılaşılıp karşılaşılmayacağı konusunda eleştirileri olabileceği unutulmamalıdır.Bu anlamda 5520 sayılı Kurumlar Vergisinin 01.01.2007 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı” maddesinde belirlenen ve OECD tarafından da kabul edilen yöntemler yoluyla bir dağıtımın yapıldığından emin olunmalı ve gerekli hesaplama ve belgelendirmeler yapılmalıdır.
 
Masraf Paylaşımı Anlaşmalarında Dikkate Edilmesi Gereken Diğer Hususlar:
 
Masraf paylaşımı anlaşmalarında dikkate edilmesi gereken diğer hususlar şunlardır;
 
1-Yapılan masrafların dönemsellik ilkesi gereği ilgili olduğu dönemlerde katılımcı kuruluşlara dağıtılması büyük önem taşımaktadır.Diğer bir değişle ilgili olduğu dönemden önceki döneme ilişkin bir masrafın kayıtlara alınması  mümkün olup kurumlar vergisi hesaplamalarına ilişkin hesaplamada ise bu masrafların kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.Yapılan ödemeye ilişkin faydalanmanın Türkiye’de gerçekleşmiş olmasından dolayı sorumlu sıfatı ile KDV’nin de hesaplanmış olması gerekmekle beraber kabul edilmeyen cinsten bir masrafa ilişkin KDV’nin de indirim konusu edilmeyeceği unutulmamalıdır.
 
2-Yapılan masraf katılımlarının fiili masraflara ilişkin olduğu temin edilmelidir.Diğer bir ifade ile bütçelenen masraflara ilişkin masraf katılımları dönem sonlarında fiili rakamlara getirilmelidir.
 
3-Yapılan masraf katılımı karşılığında gerçekleşen bir fayda veya bir hizmetin alınması şarttır.Bu anlamda alınmayan bir servis için masraf katılımı adı altında bir ödemenin kabul edilebilen bir gider olması mümkün değildir.
 
4-Masraf paylaşımı anlaşmaları ile aynı zamanda lisans bedeli anlaşmalarına ilişkin ödemelerin olması durumunda bu iki anlaşma dahilinde yapılan ödemelerin mahiyeti bir birlerinden farklı olmalı ve örtüşmemelidir.Diğer bir değişle aynı malın satımına ilişkin lisans bedeli ödenirken aynı malın geliştirilmesi için masraf paylaşımına ilişkin bir bedelin ödenmesi aynı kaynakla ilgili olarak mükerrer gider kaydedilmesine sebep olmaktadır.
 
 
Maliye İdaresinin Masraf Paylaşımı Anlaşmaları Karşısında Yapılan Ödemelerin Kurumlar Vergisi Stopajı Karşısındaki Durumuna İlişkin Değerlendirmesi:   
 
Maliye İdaresi, OECD tarafından benimsenen yaklaşımdan farklı olarak masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeleri gayri maddi hak bedeline ilişkin bir ödeme olarak değerlendirmekte ve yapılan bu ödemelerin henüz yeni Kurumlar Vergisi Kanununun dar mükellef kurumlara yapılacak ödemelerdeki kesintiyi belirleyen 30. Maddesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmadığı için 2003/6575 sayılı Bakanlar Kurumu Kararına istinaden %22 oranında kurumlar vergisi stopajına tabi olduğuna hükmetmektedir.Türkiye’nin bugün itibariyle 60 dan fazla ülkeyle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması imzalamış olması dolayısıyla yapılan ödemeler üzerinden kesilecek verginin anlaşmalı ülkeler için  daha düşük oranda (genel oran %10) stopaj vergisine tabi tutulması mümkündür.
 
Masraf Paylaşımı Anlaşmaları Karşısında Yapılan Ödemelerin Kurumlar Vergisi Stopajı Karşısındaki Durumuna İlişkin Bizim Değerlendirmemiz:
 
Yukarıdaki bölümlerde belirttiğimiz üzere,bu konuda Maliye İdaresinden farklı olarak masraf paylaşımı anlaşması nezdinde yapılan ödemelerin yukarıda belirtilen şartları sağlaması durumunda gider yazılabileceğini,yapılan ödemelerin gayri maddi hak kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği ve bu kapsamda kurumlar vergisi stopajına tabi olmaması gerektiğini düşünüyoruz.Ancak yine belirttiğimiz gibi yapılan ödemeler karşılığında elde edilen faydalanmanın Türkiye’de olmasından dolayı yapılan ödemeler üzerinden %18 oranında sorumlu sıfatı ile KDV’nin hesaplanması gerektiğini düşünmekteyiz.
 
Sonuç:
 
5520 Sayılı Yeni Kurumlar Vergisi Kanununun transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımını düzenleyen 13. Maddesi kapsamında ,masraf paylaşımı anlaşmaları çerçevesinde yapılacak ödemeler için özellikle ilgili maddenin 01.01.2007 tarihinden sonra yürürlüğe girecek olmasından yola çıkarak, gerekli çalışmaların, dokümantasyonun zaman geçirmeden yapılması ,yapılacak ödemelerin yukarıda belirttiğimiz sebeplerden dolayı kurumlar vergisi stopajına tabi olup olmadığının tespiti amacıyla her hangi bir eleştiriyle karşı karşıya kalmamak için  Bakanlığa mukteza yoluyla başvurması uygun olacaktır.