Erkan Çelik, SMMM | Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri Müdürü

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun bazı hükümleri 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğinden, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu mülga hale gelecektir. Yeni Türk Ticaret Kanunu ile birlikte 01.01.2013 tarihinden itibaren sermaye şirketlerinin muhasebe kayıtlarını ve finansal tablolarını, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre hazırlamaları zorunlu olacaktır

Ticaret Hukuku ile Vergi Hukuku’nun kesiştiği alanlardan bir tanesi yasal defterler konusudur. Eski TTK için böyle bir yazıyı kaleme alsaydım, başlık “Vergi ve TTK” şeklinde olurdu. Nitekim 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticari defterler konusundaki hükümleri ile Vergi Usul Kanunu’nun ticari defterler konusundaki hükümleri arasında önemli bir fark bulunmamaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu ile VUK arasında, yasal defterler hususundaki esas fark, kayıtların tutulması ile ilgilidir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 6. Maddesinde; “1534 üncü maddenin ikinci fıkrasında anılan şirketler 1/1/2013 tarihinde veya özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarihte başlayacak hesap dönemi için, gerek ticari defterlerinin tutulmasında, gerek münferit ve konsolide finansal tablolarının düzenlenmesinde, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanmış olan Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulamak zorundadır. 1534 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) ila (e) bentlerindeki tacirler, 31/12/2012 tarihinde veya özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarihte sona erecek olan hesap dönemlerine ilişkin ticari defterlerine dayanarak hazırlayacakları bilançolarını, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre düzeltmek ve düzeltilmiş bilançolarını 1/1/2013 tarihinde veya özel hesap dönemi bulunanlar daha sonraki bir tarihte başlayacak hesap döneminin açılış bilançosu olarak ticari defterlerine ve finansal tablolarına geçirmek zorundadır” hükmü yer almaktadır.

Böylelikle, muhasebe kayıtlarında ve finansal tabloların düzenlenmesinde, vergisel kaygılardan ziyade gerçeğe uygun ve doğru biçimde oluşturulan mali tabloların şirket alacaklıları ile hissedarlarının bilgisine sunumunun sağlanması amaçlanmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’na göre; ilgili maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte daha önce Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliğleri uygulanmayacaktır. Bunun yerine ticari defterlerin tutulmasında; Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanmış standartlara uyum zorunlu hale getirilecektir. Nitekim konu ile ilgili TMS’nin halihazırda “Hesap Planı Projesi” ve daha önceden yayımlanmış Türkiye Finansal Raporlama Standartları Setinin kavram bütünlüğünün ve ifadelerinin anlaşılabilirliğinin sağlanması için “Standart Revizyon Projesi” çalışmaları devam etmektedir. (1)

Hal böyle olunca, yasayı okuyan hemen hemen herkesin aklına “ yasal defterlerin ve sonucunda düzenlenecek mali tabloların TMS’ye göre hazırlanması durumunda vergi hesaplamalarının ne şekilde olacağı” sorusu gelmektedir.

Kanun Koyucu henüz gerekli düzenlemeleri yapmadığından, konu ile ilgili aşağıda açıklamaya çalıştığımız farklı görüşler doğmaktadır.

TTK 64. Madde Gerekçesini Dikkate Alan Görüş:

Yeni Türk Ticaret Kanununun temel amaçlarından biri, muhasebe kayıtlarının çağa uygun ve evrensel nitelik taşıyan muhasebe standartlarına uyumlu olmasını sağlamaktır. Diğer taraftan vergi kanunları; devlet için gelir elde etmek, değişik ekonomik ve sosyal hedeflere ulaşmak amacını taşımaktadır. Aynı belge ve bilgilerin sonuçlanacağı mali tabloların iki ayrı amaç doğrultusunda düzenlenmesi, iki ayrı defter tutma yükümlülüğünü doğuracaktır.

Bu bağlamda TTK’nın 64. Madde gerekçesinde, bu durum net bir şekilde ifade edilmiştir.

....

Hükmün Türkiye Muhasebe Standartlarına ve Tasarının 88 inci maddesine gönderme yapması özel bir anlam taşır. Muhasebe, Vergi Usul Kanununa ve vergi mevzuatına göre tutulamaz. Muhasebe, vergi için tutulmaz.

... Birinci fıkranın birinci cümlesi defter tutmanın kanunî amacını kesin bir tarzda, açıklık öğretisine ve bu öğretiyi yansıtan dogmasına uygun bir şekilde koymaktadır. Açıklığın ölçüsü, uzman bir üçüncü kişinin defterlerden edineceği fikirdir.

....

Diğer taraftan verginin özerkliği hukukçular tarafından tartışmalı bir konu olmasına rağmen, ülkemizde vergi hukukunun üstünlüğü ilkesi pek çok olayda ön planda olmuştur. Yani başka bir kanun ile verginin değiştirilmesi, iptal edilmesi veya yok sayılması mümkün bulunmamaktadır.

Mevcut kanunlar göz önüne alındığında aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır;



Dolayısıyla bir tarafta yeni TTK’ya göre TMS’ye uygun mali tablolar ile Türk Vergi Kanunları’na göre vergi muhasebesine yönelik aynı dönem için iki ayrı tablonun hazırlanması gereği duyulacaktır. Bu tabloların oluşturulması ya ek kayıtlar ile ya da iki ayrı yasal defterin aynı dönem içinde ayrı ayrı tutulması şeklinde olacağı varsayımı doğmaktadır. (Mevzuatta herhangi bir değişikliğin olmaması halinde iki ayrı defter tutulması gerekecektir.) Böyle bir uygulama firmalara ilave zaman ve işgücü maliyeti yükleyecektir.

İkinci Görüş:

İkinci görüş biraz daha makul görünmektedir. Zira tek defter üzerinden iki ayrı mali tablo alınmasını sağlayabilecek bir hesap planı sistematiği veya tek bir program üzerinden bu durumun çözüleceği düşüncesi varsayımına dayanmaktadır. Şirketler açısından ciddi bir alt yapı desteği ve maliyeti çıkaracağı muhakkaktır.

Roller Değişiyor mu?

Yeni Türk Ticaret Kanunu’ndan önce; VUK’a göre tutulan yasal defterlere UFRS hükümleri çerçevesinde yapılan değerleme ve kayıtlar ile mali tabloloların UFRS’ye göre revizyonu sağlanabiliyordu. Yeni hükümler ile birlikte, yasal defterlerin TMS’ye göre tutulması zorunlu hale gelecek olup, Yeni Türk Ticaret Kanununa göre uyum süreci tamamlanan ve TMS’ye göre düzenlenen finansal tabloların, VUK değerleme hükümlerine göre dönüştürülmesi gündeme gelecektir. VUK değerleme hükümlerine göre çıkartılan finansal tabloların TTK hükümlerine göre çevrimi yerine, TTK hükümlerine göre çıkartılan finansal tabloların VUK değerleme hükümlerine çevrilecek olması, vergi denetimi için ek bir mesai gerektireceği fikrini doğurmaktadır. Vergi Mali Tablolara çevrimi mesai dönemlerini değiştirecek gibi gözükmekte. (2)

Olası Gelişmeler:

TMS ile VUK’taki en temel farklılıklar değerleme hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Vergi Kanunlarına göre değerleme, tarihi maliyet esasına göre, vergi alacağının aşındırılmaması prensiplerine dayanmaktadır. TMS’de ise, ihtiyatlılık ilkesi geçerlidir. Vergi Usul Kanunu’ndaki değerleme esaslarının TMS’ye uyumlu olacak şekilde değiştirilmesi mümkün olabilir. Nitekim “Vergi Konseyi’nin” (3) Değerleme hükümleri açısından VUK'un uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi ve diğer mevzuat şeklinde devam eden çalışmaları bulunduğunu belirtmek gerekir. Vergi Hukuku “özün önceliği” ve “ekonomik yaklaşım” ilkeleri esasına göre düzenlenmektedir. Diğer taraftan Devlet Vergi alacağının azalmasını hiçbir surette riske atmayacaktır.

Sonuç:

Vergi uygulamalarının alacağı şekil, Maliye Bakanlığı’nın TTK’ya uyum kapsamında yapacağı değişiklikler ile belirlenecektir. Maliye Bakanlığı’nın vergi kanunlarını – yeni Türk Ticaret Kanununa uyumlu hale getirmesi durumunda, yani ticari karın her iki kanuna uyumlu bir şekilde tesbiti halinde, eski sistemdeki gibi beyanname üzerinde indirim, istisna ve ilaveler ile vergi matrahının oluşturulması kolaylaşacaktır.

Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanacağı 01.01.2013 tarihine kadar değişikliklerin duyurulması, piyasa tepkimelerinin ölçülmesi, öğretilmesi ve nihai halinin yayımlanması gerekmektedir. Ayrıca Türk Ticaret Kanununun etkilediği diğer tüm kanunlarda yapılması gereken değişiklikler için de bir an önce aksiyon alınması faydalı olacaktır.

Yeni Türk Ticaret Kanunu ile VUK’un uyumlaştırılması Vergi’nin adilane dağılımı ve ekonomiye olan etkisi açısından da son derece önemlidir.

Yeni TTK ile Vergi Usul Kanunu’nun uyumu hakkında üstadlar şu anda sessizliklerini korusalar bile, Maliye Bakanlığı’nın yapacağı düzenlemelerden sonra bu konu çokça yazılıp çizilecektir.

Not ve Kısaltmalar :

VUK = Vergi Usul Kanunu

TMS = Türkiye Muhasebe Standartları

UFRS = Uluslarası Finasal Raporlama Standartları

TTK = Türk Ticaret Kanunu

KOBİ = Küçük ve Orta Boy İşletme

(1) TMS= UFRS’nin Türkçeye çevirisidir.

Kaynaklar :

(2) http://www.tmsk.org.tr/

(3) http://www.vergikonseyi.org.tr/