For the English translation please click here.

Arzu Akçura Değer | Deloitte Vergi Direktörü | SMMM

Uzunca süredir beklenen 4 Nolu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Genel Tebliğ (ÇVÖA GT) 26 Eylül 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş ve 3 Nolu Tebliğ de yürürlükten kaldırılmıştır.  

Söz konusu tebliğ Türkiye’nin akdetmiş olduğu vergi anlaşmaları kapsamında, diğer ülke mukimlerinin (gerçek kişi ve tüzel kişi) Türkiye’de icra ettikleri serbest meslek ve benzeri nitelikteki faaliyetlerinden elde ettiklerin gelirlerin vergilendirilmesi konusunda detay açıklamalara yer vermekte olup İdarenin öteden beri süregelmekte olan bazı yerleşmiş değerlendirmelerinde görüş değişikliğine gittiğini göstermektedir.

Serbest meslek faaliyetleri esas itibarıyla gerçek kişilerce icra edilen ve Gelir Vergisi Kanununun (GVK) 65. maddesinde tanımlandığı şekliyle sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Kurumların bu tür kazanç elde etmeleri ise istihdam ettikleri personelleri aracılığı ile mümkün olmaktadır.

Mevcut Gelir Vergisi Kanunu (GVK) ve Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) kapsamında söz konusu serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemeler üzerinden GVK 94 (ödemenin nakden veya hesaben (avans ödemeleri dahil) maddede belirtilen kişiler tarafından gerçek kişilere yapılması durumunda) ve KVK 30 (dar mükellef kurumlara söz konusu ödemenin nakden veya hesaben (avans ödemeleri dahil) yapılması veya tahakkuk ettirilmesi durumunda) kapsamında tevkifat yapılmakta olup genel oran %20 olarak uygulanmaktadır.

Bu yazımızda söz konusu tebliğde yer verilen önemli açıklamalar ile İdarenin görüş değiştirdiği konulara hizmet sağlayıcının dar mükellef kurum olması durumuyla ilgili değinilecektir.

Ø    Vergi Anlaşmalarında hangi madde düzenlemeleri vergileme hakkını belirlemede esas alınacaktır?

Türkiye’nin taraf olduğu vergi anlaşmaları, serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen kazancın vergileme esaslarını düzenleme biçimine göre 5 ana grupta toplanmıştır.

1.Grup Anlaşmalarda 5. Maddede “hizmet işyeri” kavramına yer verilirken, 14. Maddede ise serbest meslek faaliyetleri “mukim” için düzenlenmiştir. Bu durumda, serbest meslek faaliyetinin dar mükellef teşebbüsler tarafından icra edildiği varsayımı ile Anlaşmanın 5. Maddede düzenlenen hizmet işyeri koşullarının oluşumuna bağlı olarak 7. Maddedeki ticari kazançlar hükmü devreye girecektir.

2.Grup Anlaşmalarda 5. Maddede “hizmet işyeri” kavramına yer verilirken, 14. Maddede ise serbest meslek faaliyetleri “mukim olan bir gerçek kişi” için düzenlenmiştir. Bu durumda, serbest meslek faaliyetinin dar mükellef teşebbüsler tarafından icra edildiği varsayımı ile Anlaşmanın 5. Maddede düzenlenen hizmet işyeri koşullarının oluşumuna bağlı olarak 7. Maddedeki ticari kazançlar hükmü devreye girecektir.

3.Grup Anlaşmalarda 5. Maddede “Hizmet işyeri” için özel bir hükme yer verilmezken, 14. Maddede ise serbest meslek faaliyetleri “mukim olan bir gerçek kişi” için düzenlenmiştir. Bu durumda, serbest meslek faaliyetinin dar mükellef teşebbüsler tarafından icra edildiği varsayımı ile Anlaşmanın 5. Maddesinde öngörülen işyerine ilişkin genel kurallara bağlı olarak 7. Maddedeki ticari kazançlar hükmü devreye girecektir.

4.Grup Anlaşmalarda 5. Maddede “hizmet işyeri” kavramına yer verilmezken, 14. Maddede ise serbest meslek faaliyetleri “mukim” için düzenlenmiştir. Bu durumda, serbest meslek faaliyetinin dar mükellef teşebbüsler tarafından icra edildiği varsayımı ile Anlaşmanın 14. Maddesinde belirlenen unsurlar hem dar mükellef gerecek kişi hem de teşebbüsler için ortak olarak kullanılacak ve bu şekilde vergileme yetkisine karar verilecektir.

5.Grup Anlaşmalarda 5. Maddede “hizmet işyeri” kavramına yer verilmezken, 14. Maddede ise serbest meslek faaliyetleri “mukim olan bir gerçek kişi” ve “teşebbüs” için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu durumda, serbest meslek faaliyetinin dar mükellef teşebbüsler tarafından icra edildiği varsayımı ile Anlaşmanın 14. Maddesinde teşebbüsler için belirlenen unsurlar dikkate alınarak vergileme yetkisine karar verilecektir.

Ayrıca, tebliğde verilen örnekten, vergi anlaşmasında 5. Maddede “hizmet işyeri” kavramına yer verilirken, 14. Maddede ise serbest meslek faaliyetleri “mukim olan bir gerçek kişi” ve “teşebbüs” için ayrı ayrı düzenlendiği durumda, 14. Maddedeki teşebbüs için belirlenen unsurların esas alınacağı anlaşılmaktadır.

Ø   Vergi Anlaşmalarında Türkiye’nin vergileme yetkisini belirleyen unsurlar nelerdir?

Lokal mevzuatımızda GVK’nın 7. maddesi uyarınca dar mükellefler açısından serbest meslek kazançlarının Türkiye'de elde edilmiş sayılması için serbest meslek faaliyetinin Türkiye'de icra edilmesi veya Türkiye'de değerlendirilmesi gerekir. Türkiye'de değerlendirme, ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa Türkiye'de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya karından ayrılmasıdır.

Vergi anlaşmalarında ise çoğunlukla aşağıdaki üç unsura bağlı olarak vergileme yetkisinin Türkiye’ye verildiği görülmektedir.

iş yeri ya da sabit yer unsuruFaaliyetin Türkiye’de bir iş yeri ya da sabit yer vasıtasıyla gerçekleştirilmesi,

- kalma süresi unsuruFaaliyetin icrası için bir takvim yılı/mali yıl veya 12 aylık kesintisiz bir dönem içinde bir veya birkaç seferde toplam 6 ayı aşan bir süre veya 183 gün ya da bu süreden daha fazla Türkiye’de kalınması, veya

- ödemenin Türkiye’den yapılmasıÖdemenin Türkiye mukimi olan bir kişi tarafından ya da böyle bir kişi adına veya Türkiye’de sahip olunan iş yeri ya da sabit yerden yapılması.

Ø  Dar Mükellef Teşebbüsler için Vergi Anlaşmalarındaki “sabit yer” kavramı ne ifade etmektedir?

Genelde anlaşmalarda gerçek kişiler için yer verilen “sabit yer” terimi ile teşebbüsler için kullanılan “iş yeri” kavramı benzerlik arz etmekte olup 14. Madde kapsamında yer verilen “sabit yer” in oluşup oluşmadığına 5. Maddede belirtilen koşullar esas alınarak karar verilebilecektir.  Sabit yerin oluşumunda söz konusu faaliyetin münhasıran bu yerde icra edilmesi gerekli değildir. Ayrıca bu yerin başkaları ile paylaşılıyor olması ve ya mülkiyetinin başkalarına ait olması, bu yerin işe ilişkin olduğu vasfını değiştirmemektedir.   

Ø  Dar Mükellef Teşebbüsler için Vergi Anlaşmalarındaki Kalma Süresi kriteri ne şekilde tespit edilecektir?

Bazı Anlaşmalarda vergileme yetkisinin paylaşımında işyeri ve sabit yer unsurunun yanı sıra kalma süresi unsuruna da yer verilmektedir. Anlaşmaya taraf ülkede işyeri ve ya sabit yer yoksa ancak bir süreliğine bu diğer ülkeye gidilerek faaliyet gerçekleştiriliyorsa burada diğer ülkede kalınan gün sayısının hesaplanması gerekebilmektedir. Bu kapsamda, teşebbüsler açısından hizmet veya faaliyetin kesintisiz herhangi bir 12 aylık dönem/takvim yılı/mali yıl içinde 6 aylık süre ya da süreler toplamından veya 183 gün ya da 183 günden fazla sürelerle Türkiye’de ifa edilmesi unsuruna bağlanabilmektedir.

Diğer taraftan hali hazırda Türkiye’de bulunan işyeri vasıtasıyla serbest meslek hizmeti veren teşebbüsler için serbest meslek kazancının tespitinde süre hesabına bakmaya gerek yoktur. Bu durumda sadece Türkiye’de bulunan işyerine atfedilen kazancı vergileme hakkı Türkiye’de olacaktır.

Öte yandan, dar mükellef teşebbüs tarafından sunulan serbest meslek faaliyetinin vergileme yetkisi ile ilgili olarak ne Anlaşmanın 14. Maddesinde ne de 5. Maddesinde özel bir düzenleme yer almıyorsa, bu durumda Türkiye’nin vergileme yetkisi Anlaşmanın 5. Maddesinde düzenlenen iş yeri oluşumuna ilişkin genel düzenlemeler ışığında 7. Maddedeki düzenlemelere göre belirlenecektir.  

Ø  Kalma süresinin tespiti/hesaplamasında önemli görüş değişikliği ve açıklamalar 

Dar mükellef teşebbüslerin Türkiye’de icra ettikleri serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen kazancın Türkiye’de vergiye tabi olup olmayacağı değerlendirmesindeki önemli kriterlerden biri olan kalış süresinin tespitine yönelik olarak yeni tebliğ ile önemli açıklamalar yapılmıştır. Şöyle ki;

Süre hesabında Türkiye’de gerçekleştirilen faaliyetin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde/takvim yılında/mali yılda toplam 6 ayı aşan bir süre veya sürelerde devam etmesi koşulu getirilen anlaşmalarımızda ise hizmetin aralıklarla sunulması durumunda 6 ayın hesabında her bir ay 30 gün olarak dikkate alınacak ve (6x30=)180 günü aşan sürelerde devam eden hizmetler için Türkiye’de vergilendirme yapılacaktır.  Hizmetin kesintisiz olarak sunulması durumunda ise hizmetin başladığı güne altıncı ayda tekabül eden gün 6 aylık sürenin tamamlandığı gün olarak dikkate alınacaktır.  6 aylık sürenin bittiği ayda, hizmetin başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa süre o ayın son günü bitecektir. 6 ayı aşan süre devam eden hizmetler için Türkiye’de vergilendirme yapılacaktır.

Tüzel kişi ve teşebbüsler yönünden, Türkiye’de vergilendirme hakkının doğması için gereken süre hesabında eski uygulama hizmetin ifa edilmesi için gönderilen personel sayısı ile hizmetin ifa edildiği gün sayısının birlikte dikkate alınması yönündeydi. Örneğin Türkiye’de 10 personeliyle 20 gün faaliyette bulunan bir diğer ülke mukimi Türkiye’de 200 gün faaliyet icra etmiş sayılmaktaydı. İdare’nin öteden beri süregelen söz konusu görüşü tebliğ açıklamaları ile değiştirilmiştir. Şöyle ki bu Tebliğin yürürlüğe girmesinden sonra tüzel kişi ve teşebbüsler yönünden süre hesabında, personel sayısı dikkate alınmaksızın icra edilen faaliyet için Türkiye’de geçirilen gün sayısı dikkate alınacaktır. Yani 10 personel 20 gün faaliyette bulunursa söz konusu teşebbüs Türkiye’de 20 gün faaliyette bulunmuş sayılacaktır. 

·         Süre hesaplamasında “Aynı proje” serbest meslek faaliyetini icra eden, başka bir deyişle, hizmeti sunan teşebbüs yönünden aynı proje olmalıdır. (örneğin Türkiye’deki bir şirketin farklı şubelerine aynı hizmetin verilmesi gibi). Bu kapsamda aynı proje için hizmet tek bir gerçek veya tüzel kişiye sunulabileceği gibi, birden fazla kişiye de sunulabilecektir.

·     “Bağlı proje” ise bir teşebbüs tarafından ticari bütünlüğe sahip farklı projeler kapsamında sunulan hizmetler bakımından dikkate alınacaktır.  Projelerin bağlı olup olmadığı tespit edilirken olayına göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu çerçevede;

  • projelerin tek bir ana sözleşme kapsamında olup olmadığı,
  • projelerin farklı sözleşmelerin kapsamında olduğu durumlarda, bu farklı sözleşmelerin aynı kişi veya ilişkili kişiler ile sonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığı ve makul bir şekilde ilk sözleşme sonuçlandırılırken ilave sözleşmelerin de sonuçlandırılmasının öngörülmesinin mümkün olup olmadığı,
  • farklı projelere konu olan çalışmaların niteliğinin aynı olup olmadığı,
  • farklı projeler kapsamında aynı gerçek kişilerin hizmetleri gerçekleştirip gerçekleştirmediği,

gibi hususlar bağlı projenin tespitinde dikkate alınabilecektir.

Aynı veya bağlı proje kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin kalma süresinin hesaplanmasında aynı veya bağlı projeler yönünden ifa edilen hizmetler birlikte değerlendirilecek, ayrı projeler yönünden ise bu süre her bir proje için ayrı ayrı değerlendirilecektir.

·         Konuyla ilgili olarak teşebbüs tarafından Türkiye’de icra edilen serbest meslek faaliyetlerinin vergilendirme esasında Anlaşmada “aynı veya bağlı proje” ifadesinin yer almaması durumunda tüm projelerin birlikte adam/gün sayısı dikkate alınmaksızın ancak icra edilen faaliyet için Türkiye’de geçirilen sürenin hesaplamada esas alınacağı anlaşılmaktadır. (Anlaşmada yer verilen “kesintisiz herhangi bir 12 aylık dönem/takvim yılı/mali yıl içinde 6 aylık süre ya da süreler toplamından veya 183 gün ya da 183 günden fazla süreler” ifadesine bağlı kalınmak suretiyle)

Öte yandan, tebliğde Kalma Süresinin hesaplanması ile ilgili genel kural bölümünde Türkiye’de icra edilen birden fazla serbest meslek faaliyetinin bir zaman dilimi içinde bir arada ifa edilmesi durumunda Türkiye’de fiilen bulunulan günlerin hesaplamasında mükerrer gün sayımını önlemek için birbiriyle çakışan günlerin süre hesaplamasında tam gün olarak bir defa dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda serbest meslek faaliyetlerinin dar mükellef gerçek kişi tarafından icra edildiği bir örnek verilerek çakışan günler hesaplamaya bir kez dahil edilmek suretiyle mükerrerlik engellenmiştir. Aynı esasın teşebbüsler için de geçerli olup olmayacağı tebliğde net bir şekilde ifade edilmemiştir. Örneğin, Anlaşmada “aynı veya bağlı proje” ifadesinin yer aldığı ya da yer almadığı durumlarda, aynı/bağlı ya da farklı projelerin aynı zaman dilimi içinde bir arada ifa edilmesi durumunda hesaplamanın ne şekilde olacağına dair net bir örneğe tebliğde yer verilmemiştir. Ancak, tebliğde yer verilen 15. Örneğe bakıldığında;

İsviçre mukimi Arte şirketi Türkiye’de Balkan ve Ceyhun Limited Şirketlerine aynı proje kapsamında danışmanlık hizmeti vermek için;

a) 15/06/2018 tarihinde 80 günlüğüne üç personelini Balkan Şirketine,

b) 01/09/2018 tarihinde 80 günlüğüne dört personelini Ceyhun Şirketine,

c) 04/01/2019 tarihinde 30 günlüğüne bu amaçla görevlendirdiği Demir Limited Şirketinin üç personelini Balkan Şirketine

 

göndermiştir.

 

Türkiye – İsviçre ÇVÖ Anlaşmasının 14 üncü maddesinde yalnızca diğer akit devlet mukimi olan gerçek kişilerin Türkiye’de icra ettiği serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle 14 üncü madde hükmü Arte Şirketi’nin gelirlerinin vergilendirilmesinde dikkate alınmayacaktır.

 

Anlaşmanın 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine göre İsviçre mukimi teşebbüs tarafından, çalışanları veya teşebbüs tarafından bu amaçla görevlendirilen diğer personel aracılığıyla Türkiye’de ifa edilen ve herhangi bir 12 aylık dönemde (aynı veya bağlı proje için) toplam altı aylık süre veya süreleri aşan, danışmanlık hizmetleri dâhil hizmet tedarikleri iş yeri oluşturmaktadır. Böyle bir durumda Türkiye’nin vergileme hakkı olacaktır.

 

Sürenin hesaplanmasında bir proje için herhangi kesintisiz bir 12 aylık dönem içinde öngörülen sürenin aşılmış olması vergilendirme yetkisinin oluşması için yeterlidir. Ancak, bu süre aynı veya bağlı projelerin bütünü dikkate alınarak hesaplanır. Bu kapsamda, Arte Şirketi tarafından iki şirkete aynı proje kapsamında sunulan hizmete ilişkin olarak personelin Türkiye’ye geldiği ilk tarih 12 aylık sürenin başlangıcında esas alınacak ve 15/06/2018 - 15/06/2019 tarihleri arasında Türkiye’de faaliyetle ilgili olarak bulunulan süreye bakılacaktır.

 

Başlangıç ve bitiş tarihleri belirlendikten sonra başlangıç tarihinden itibaren 12 aylık dönemde Arte Şirketi’nin aynı proje için Türkiye’de hizmet sunduğu toplam gün sayısı bulunur. Teşebbüsün kendi çalışanları ile teşebbüs tarafından bu amaçla görevlendirilen diğer personel aracılığıyla Türkiye’de ifa edilen hizmetlerin süresi personel sayısı dikkate alınmaksızın aşağıdaki şekilde hesaplanır.

 

80 + 80 + 30   = 190 gün

 

Olayda Arte Şirketi’nin aynı proje kapsamında Türkiye’de ifa ettiği hizmet 12 aylık dönemde toplam altı aylık süreyi aştığından Türkiye’de bir iş yeri oluşmaktadır. Bu durumda Türkiye’nin aynı proje kapsamında sunulan hizmetlerden doğan kazancı vergilendirme hakkı olacaktır.

 

Bu örnekte, 15/06/2018 tarihinde başlayan 80 günlük projenin bir kısmı 01/09/2018 tarihinde başlayan 80 günlük diğer proje ile çakışmakta olup çakışan günler hesaplamada iki kere dikkate alınmıştır. Konuyla ilgili ek açıklamaya ihtiyaç duyulduğunu düşünmekteyiz. 

Ø  Mukimlik belgesinin geçerlilik süresi

Bir takvim yılına ilişkin mukimlik belgesi izleyen yılın 4. ayına kadar geçerli olacaktır.

Ø  Anlaşmada vergileme hakkının Türkiye’ye tanınması vergileme için yeterli midir?

ÇVÖA ‘nın vergileme yetkisi, iç hukukta yer alan vergileme ve mevzuat esasları ile hayata geçebilir.  Yani anlaşmada Türkiye’ye vergileme hakkının tanınması tek başına yeterli olmayacak, iç hukukta da konuya ilişkin bir hüküm olması gerekecektir. 

Ø  Anlaşmada yer verilen gelir unsuru nitelendirmesinin iç hukukta bağlayıcılığı

Anlaşmada vergilendirme yetkisinin paylaşımı sırasında öngörülen gelir unsuru nitelendirmesi vergilendirme yetkisinin iç hukukta kullanılması sırasında bağlayıcı değildir. Anlaşmanın belirli bir gelir unsuru olarak nitelendirdiği gelir, iç hukuk uygulamasında farklı şekilde nitelendirilebilecektir. Örnek olarak, tüzel kişilerin sunduğu hizmetler açısından ilgili anlaşmada özel hüküm bulunmayan durumlarda anlaşmanın ticari kazançlara ilişkin maddesinden Türkiye’nin vergilendirme yetkisini alması halinde verilen hizmetin niteliğinin gerektirmesi koşuluyla iç hukukumuzda bu hizmetten elde edilen gelirlere serbest meslek kazançlarına ilişkin vergilendirme hükümleri uygulanabilecektir. Söz konusu açıklamalar ışığında, dar mükellef kurumların serbest meslek faaliyetlerinin Anlaşmaların 5. Maddesinde hizmet işyeri kapsamında kavrandığı durumlarda (dolayısıyla söz konusu kazançların Anlaşmanın Ticari Kazançlar vergilemesini düzenleyen 7. Madde hükümlerine göre vergilemeye tabi tutulması), hizmet işyeri koşullarının oluşması ve dolayısıyla Türkiye’nin kaynak ülke olarak vergileme hakkının olması halinde, dar mükellef tarafından fiili olarak işyeri kurulmasa da iç mevzuat hükümlerine göre serbest meslek kazancının stopaj yoluyla vergilenebileceği tebliğ yoluyla da açıklanmış olmaktadır.   

Ø  Tebliğ ile getirilen ve vergi dairesine teslim edilecek formlar

Eğer dar mükellef teşebbüsçe ifa edilen serbest meslek faaliyeti;

  •  Türkiye’de ifa edilmiyor ise,
  • Hizmet konusu bir gayrimaddi hak teşkil etmiyorsa,
  • Hizmet Türkiye’de ifa edilmesine karşın vergi anlaşması uyarınca Türkiye’nin vergi alma yetkisi oluşmuyorsa,

Hizmeti alan taraf vergi kesintisi yapmayacaktır. Ancak, bu durumda, Tebliğin ekinde yer alan 1 no.lu formun eksiksiz olarak doldurularak hizmet alımına başlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde hizmet alıcısına (vergi sorumlularına) verilmesi gerekecektir. Ancak, Tebliğin 4.2.2.1 Faaliyetin Türkiye’ye Gelinmeksizin Sunulması başlıklı bölümünde dar mükellefin serbest meslek faaliyetini Türkiye’ye gelmeksizin icra etmesi durumunda tebliğ ekindeki Ek 1 ve Ek 2 formlarının doldurulmasına gerek olmadığı belirtilmiştir. Konuyla ilgili düzenlemenin netleştirilmesi için ek açıklamaya ihtiyaç duyulduğunu düşünmekteyiz. Dar mükellef hizmet veren tarafından doldurulacak söz konusu formda;

  • Hizmeti veren dar mükellefe ait bilgiler,
  • Mevcut verilen hizmete ilişkin bilgiler,
  • Geçmişte verilen ve gelecekte verilecek hizmetlere ilişkin bilgilere

yer verilecektir.

Tebliğin ekinde yer alan 2 no.lu formun ise hizmet alıcılarınca (vergi sorumlularınca) doldurularak, hizmet sunucuları tarafından kendilerine verilen 1 no.lu form ve varsa hizmete ilişkin yazılı sözleşme örneği ile birlikte, ödeme yapılmasından önce bağlı olunan vergi dairesine/malmüdürlüğüne verilmesi gerekecektir. Vergi sorumlularınca kısım kısım ödeme yapılması durumunda 1 no.lu form ile 2 no.lu form ilk ödemeden önce vergi dairesine/malmüdürlüğüne verilecektir.  Aynı dönemde vergi kesintisi yapılmaması gereken birden çok hizmet alımı söz konusuysa, vergi sorumlularınca tek bir 2 no.lu form doldurularak, bu formun ilgili olduğu 1 no.lu formu dolduran hizmet sunucularının isim listesi de eklenmek suretiyle vergi dairesine/malmüdürlüğüne verilebilecektir. Hizmet alıcısı tarafından doldurulacak söz konusu formda Form 1 de verilen bilgilerin doğruluğunun onaylanması ve ödemeye ilişkin detaylara yer verilecektir.

Ø  Önceki dönemlere ilişkin kurumlar vergisi stopajı uygulaması

Hizmet veya faaliyet süresinin uzaması, iş yeri veya sabit yer açılması ve hizmetin buraya atfedilebilmesi gibi sonradan meydana gelen değişiklikler kapsamında Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin oluştuğu durumlarda hizmeti alan, vergi sorumlusu sıfatıyla önceki dönemleri de kapsayacak şekilde vergi tevkifatı yükümlülüğünü yerine getirecektir. 

Ø  İşin başında Türkiye’nin vergileme yetkisinin oluşup oluşmayacağı tespit edilemiyorsa

Türkiye'de icra edilen serbest meslek faaliyeti ve hizmet sunumuna ilişkin olarak sözleşme ya da ödeme yapıldığı sırada istihkak sahibi tüzel kişinin Türkiye'de vergi anlaşmasında öngörülen süreyi aşacak şekilde kalıp kalmama durumu açıkça bilinemiyorsa ya da Türkiye’nin vergilendirme yetkisinin oluşmadığı açıkça tespit edilemiyorsa, faaliyet ve hizmetlere ilişkin olarak yapılan serbest meslek ödemeleri üzerinden hizmeti alan (vergi sorumluları) vergi tevkifatı yapacaklardır.

Ø  Yersiz Tevkif Edilen Verginin iadesi

Kendilerine yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılan kişiler ilgili ÇVÖ Anlaşması hükümleri çerçevesinde bu ödemelerin Türkiye'de vergilendirilmemesinin gerektiği durumlarda, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla, tevkif edilen vergilerin iadesi için ilgili vergi dairesine/malmüdürlüğüne ilgili anlaşmada özel bir düzenleme yoksa düzeltme zamanaşımı içinde başvurabileceklerdir. Söz konusu başvuru Tebliğ ekinde yer alan 3 nolu formun ibrazı suretiyle gerçekleştirilecektir. 

 

 

  •