INFOMAG - Mart 2009
Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen 5338 sayılı kanun ile menkul kıymet yatırım fonları ve ortaklıklarının sermaye piyasasında yaptıkları işlemlerden doğan kazançları BSMV’den istisna edilmiştir. Aynı şekilde 1 Mart 2009 tarihinden önce yapılan işlemler bakımından BSMV tarhiyatı yapılmayacak ve daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilecektir. Tahakkuk eden tutarların tahsilinden vazgeçilecek ancak tahsil edilen tutarlar ise iade edilmeyecektir.
Global krizin Türkiye üzerindeki etkilerini azaltmaya çalışan son vergi düzenlemeleri ve yukarıda değindiğimiz BSMV konusunda yapılan düzenleme sermaye piyasalarının işlerliğini arttırma bakımından şüphesiz ki önemlidir. Ancak ülkemizin global finans piyasalarına hızla entegre olduğu bu dönemde BSMV’nin (bu arada Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu KKDF’nin) tekrar ele alınmasında büyük yarar bulunmaktadır.
Teoride, dolaylı vergilerin vergi mükellefi kurumlar üzerinde kalmaması, nihai tüketiciye yansıtılması en ideal durumu ifade eder. Diğer bir anlatımla örneğin, bir banka, ne aldığı mal ve hizmetlerden dolayı nihai olarak KDV yüklenmeli, ne de ondan kredi alan kuruluş bankaya ödediği faiz için BSMV yüklenmelidir. Bu süreçlerde oluşan dolaylı vergilerin bir şekilde vergi mükellefi olmayanlara veya bireylere yansıtılması gerekir.
Bu değerlendirmeler sonucunda varılan nokta, BSMV’nin kaldırılması değil, KDV içine alınmasıdır. BSMV ile ilgili sorun, BSMV’nin varlığı değil, uygulama sonucunda kurumlar üzerinde BSMV/KDV kalmasıdır. Yabancıların Business to Business (B to B) dediği işlemlerde finans hizmeti alan kurumun üzerinde dolaylı vergi kalmamalıdır. Business to Consumer (B to C) işlemlerde vergi yükü nihai tüketici üzerinde kalabilir.
Gerçekten de Avrupa Birliği uygulamalarına baktığımzda, finansal hizmetlerden ayrı bir işlem vergisi alınmadığını bu hizmetlerin KDV içinde düşünüldüğünü görüyoruz. Bu duruma İngiltere, Almanya, Hollanda ve Fransa uygulamalarını örnek gösterebiliriz.
Avrupa’daki bu düzenlemeler birbirlerinden ufak tefek farklılıklar gösterseler de düzenlemelerin temel amacı finansal kurumlar ile bunlardan hizmet alan vergi mükellefi kurumların üzerinde KDV/BSMV yükü kalmamasıdır. Bu durum bazen işlemlerin KDV’den istisna edilmesi bazen de “%0” sıfır oranlı KDV uygulamak suretiyle temin edilmektedir.
Gerçekten de BSMV sisteminin önemli bir kamu gelir kaybına yol açmadan KDV sistemi içine taşınması mümkündür. Yeni sistemde finansal hizmetleri kullanan nihai tüketicilerin BSMV yerine KDV ödemesi, finansal ve ticari kurumların, finansman ve sermaye piyasası işlemleri dışındaki hizmetlerden örneğin havale komisyonları, kiralık kasa, ticari diğer alım satım işlemlerinden KDV ödemesi veya yüklenmesi yoluyla, öngörülen sistem yeni bir çalışma düzenine kavuşabilir.
Mevcut sistem öncelikle de kredi temini bakımından yerli bankaları yurtdışı bankalara nazaran daha pahalı duruma getirmekte, bu yüzden önemli bir hacimdeki kredi işlemleri Türkiye’den off-shore lokasyonlara kaymaktadır.
BSMV’nin yeniden ele alınması hususu, Avrupa’nın vergi sistemine yaklaşmak olgusu yanında finansal kurumlarımızı daha rekabetçi bir yapıya kavuşturma ihtiyacı ile birlikte düşünülmelidir.