Türkiye son yıllarda artan doğrudan yabancı yatırımların etkisiyle şirketlerin finansman ve yapılanması ile ilgili değişen bir süreç içerisine girmiştir. Bu süreç içerisinde yurtdışında yatırımları olan yerli ve yabancı sermayeli şirketlerin finansman optimizasyonu sağlamak amaçlı ihtiyaçları doğmakta fakat bu ihtiyaçlar yerel mevzuatta bazı kısıtlamalara tabi olmaktadır.
 
Bu yazımızda, uluslararası yatırımlarda karşımıza çıkan konulardan biri olan, Türkiye’deki sermayeden kazanılan tutarların finansman optimizasyonu sağlamak amacıyla yurdışında değerlendirilmesi konusunu Kambiyo Mevzuatı açısından değerlendireceğiz.
 
Türk şirketleri operasyonlarından doğan nakit fazlasını; kar dağıtımı, sermaye azaltımı, yurtdışında iştirak satın alma ya da yurtdışındaki bankalarda değerlendirme gibi yollarla belirli sınırlar çerçevesinde ve tabi farklı vergisel, hukuki ve idari etkilerini de gözönüne alarak gerçekleştirebilmektedirler.
 
Yukarıda belirtilenler haricinde değerlendirilen bir diğer opsiyon ise yurtdışındaki ilişkili kişi ve kuruluşlara borç verme işlemidir. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı kararın kredilerle ilgili 17.maddesi uyarınca:
 
“…b) Türkiye'de yerleşik kişiler aşağıda belirtilen şekillerde döviz kredisi açabilirler.
 
i) İthalat ve ihracat rejimlerine göre açılacak emtia kredileri,
 
Bankaların;
 
ii) İhracatın, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetlerin finansmanı için Türkiye'de yerleşik kişilere açacakları 18 ay vadeli döviz kredileri.
 
iii) Yatırım teşvik belgesi kapsamında dış kredi almaları öngörülen Türkiye'de yerleşik kişilere açacakları döviz kredileri ile yatırım mallarının finansmanı için açacakları döviz kredileri,
 
iv) Yurt dışında iş yapan Türk müteşebbislerine, uluslararası yurtiçi ihalelerle ilgili işleri veya Savunma Sanayii Müsteşarlığınca onaylanan savunma sanayii projelerini üstlenen Türkiye'de yerleşik kişilere açacakları döviz kredileri,
 
v) Bakanlıkça belirlenecek esaslar dahilinde Türkiye'de yerleşik kişilere açacakları döviz kredileri,
 
vi) Sağladıkları döviz kredileri ile döviz tevdiat hesapları tutarını geçmemek üzere yurtdışına açacakları nakdi döviz kredileri.
 
c) Bankaların bankacılık teamülleri çerçevesinde yurtdışına Türk Lirası kredi açmaları serbesttir.
 
d) Bu maddede belirtilen kredilere ait faiz ve diğer masraflar ilgililer arasında serbestçe tesbit edilir. Krediler nedeniyle doğacak lehte ve aleyhteki kur farkları ilgililere aittir….” denilmektedir.
 
Dolayısıyla,  ithalat ve ihracat rejimlerine göre açılacak emtia kredileri haricinde kredi verme yetkisi bankalara tanınmış olup, bunlar dışında Türkiye dışına kredi verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
 
Buna ilave olarak Hazine Müsteşarlığı’nın, Türkiye’de mukim firmaların yurtdışındaki ilişkili şirketleri tarafından bankalar aracılığıyla kurulacak nakit havuzlarına para göndermelerinin bu işlemlerin de yurtdışına kredi verme işlemi olduğu gerekçesiyle mümkün bulunmadığı şeklinde görüşü bulunmaktadır.
  
Öte yandan , yabancı yatırımcıların ülkemizde yapacakları yatırımlarıyla ilgili giren paranın gene kolaylıkla yurtdışına çıkabilmesi konusunda hassaslıkları da göz önüne alındığında Türkiye’de mukim firmaların yurtdışına kredi verme engelinin kanun yapıcılar tarafından değerlendirileceği beklenmektedir.