Petrolün ve petrol fiyatlarının yakından takip edildiği günümüz ekonomik piyasalarında  dünya bu enerji kaynağının üretilmesinde istikrar ve istikrarlı ülke arayışlarını sürdürüyor.  Bu amaçla Türkiye’de TPAO Güneydoğu ve Trakya’da kara alanlarımızın yanında özellikle Karadeniz’de petrol arama ve çıkarma faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Bununla ilgili olarak yazımızda Türkiye’de dar mükellef kurumların petrol arama ve çıkarma faaliyetlerinin vergilendirilmesini ele alacağız.
 
Daimi işyeri kavramı ve ticari kazancın vergilendirme prensipleri bu konuda özellik arz etmektedir. Gelir Vergisi Kanunu 7. Maddesi ve Vergi Usul Kanunu 156. Maddesine göre; petrol ve gaz kuyuları daimi işyeri olarak kabul edilir ve bu işyeri aracılığıyla Türkiye’de yerleşik olmayan biri tarafından elde edilen ticari kazanç Türk vergisine tabi olmalıdır.
 
Özellikle denizlerimizde yapılan arama ve çıkarma faaliyetinde de uluslararası hukuk ön plana çıkmakta ve OECD Modeli Vergi Anlaşmalarında da belirtildiği üzere; vergi konularında Türkiye için yargı alanı Türkiye’nin uluslararası hukuka göre doğal kaynaklarını araştırmak ve kullanmak ile ilgili egemenlik haklarına sahip olduğu kıta sahanlığı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti sınırlarıdır. Dolayısıyla, petrol arama ve çıkarma faaliyetinin gerçekleştirildiği yer, Türkiye’nin uluslararası hukuka göre doğal kaynaklarını araştırmak ve kullanmak ile ilgili egemenlik haklarına sahip olduğu kıta sahanlığı içine düşerse bu alan vergi konuları açısından Türkiye için yargı alanı olacaktır.
 
Yukarıdaki genel açıklamalardan sonra değinilmesi gereken diğer bir husus ise dar mükelleflerin vergilendirme alternatifleridir. Temel olarak mükelleflerin iki seçenekleri bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Türkiye’deki yıllık kurumlar vergisi beyannamelerini Türkiye’de bir şube kurarak vermek ki bu seçenekte vergilendirme net bir matrah üzerinde olacaktır. İkinci seçenekte ise sadece Türkiye’den kazandığı gelirleri üzerinden %5 stopaja tabi olmak ki bu dar mükellef kurumlar için nihai vergilendirmeyi teşkil edecektir.
 
Hem yeni hem de eski Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ilgili Maddelerine göre; petrol arama faaliyetleri; Türkiye’de mukim olmayan dar mükellefiyete tabi kurumlar tarafından icra edildiği takdirde, elde edilen kazanç “serbest meslek kazançları” çerçevesinde sınıflandırılmakta ve  %5 oranında kurumlar vergisi tevkifatına tabi tutulmaktadır (5520 sayılı Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun yayınlanmasından sonra da hala yürürlükte bulunan 2003/6575 sayılı Karara göre).
 
Birinci seçenekte, dar mükellef kurum, petrol arama faaliyetlerinden elde ettiği gelirleri kurumun Türkiye’de bulunan daimi işyerine atfederek, ticari kurum kazancı olarak net matrah üzerinden vergilendirilmeyi seçebilir. Bu durumda dar mükellef kurum, vergi matrahının hesaplanmasında araştırma faaliyetleri ile ilgili bütün giderleri (Türkiye’deki şube tarafından ödenen personel ücretleri, yakıt, yemek harcamaları,vb.) bu faaliyetlerden elde edilen gelirlerden indirebilecektir. Elde edilen net kar, kurum kazancı olarak  %20 kurumlar vergisine tabi olacaktır. Yıl içinde, dar mükellef Kurumun Türkiye’deki işyerine  ödeme yapan petrol arama ile ilgili profesyonel hizmetleri alan Türkiye’deki yerleşik Kurum tarafından yapılan %5 stopaj kesintileri ise nihai kurumlar vergisinden mahsup edilebilecektir.
 
İkinci seçenekte, dar mükellef kurum tarafından, münhasıran petrol arama faaliyeti dolayısıyla elde edilen brüt serbest meslek kazancına %5 oranında kurumlar vergisi tevkifatı uygulanacak ve dar mükellef kurum, gelirlerinden ilgili giderlerini düşemeyecektir. Böylece %5 oranındaki kurumlar vergisi tevkifatı, nihai vergilemeyi teşkil edecektir.
 
Elde edilen gelir/kazanç üzerinden alınan dolaysız vergilerle ilgili yukarıdaki açıklamalardan sonra, dolaylı vergiler açısından dikkat edilmesi gereken husus ise KDV Kanunu’nun 13/c) Maddesine göre, petrol arama faaliyetlerini yürütenlere yapılacak mal ve hizmet teslimlerinin 6326 sayılı Petrol Kanunu uyarınca KDV’den istisna edilmiş olmasıdır. KDV istisnasının uygulanmasındaki en önemli şart sözkonusu mal ve hizmetlerin tamamıyle petrol arama faaliyetiyle ilgili olması zorunluluğudur. İlgili mal ve hizmet teslimlerinin KDV’den istisna olabilmesi için dar mükellef Kurumun T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan petrol arama faaliyeti için izin belgesi alması gerekmektedir.
 
Yukarıda özetle değindiğimiz ilgili mevzuat çerçevesinde ; dar mükellef Kurumlar kar marjlarını, Türkiye’de gerçekleştirecekleri faaliyetlerin boyutlarını ve faaliyet sürelerini dikkate alarak - sağlanması gereken şartları yerine getirmek suretiyle - yukarıda açıkladığımız vergilendirme ile ilgili alternatiflarden kendileri için uygun olanını seçebilme imkanına sahip bulunmaktadırlar.